Konu:Soma Davasına İlişkin Gündem Dışı Konuşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:9
Tarih:17/10/2017


Soma davasına ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 11 Ekim 2017 tarihinde TÜPRAŞ Aliağa Rafineri'sinde gaz sıkışması sonucu yaşanan patlama sonrasında bir kez daha görüyoruz ki işçi sağlığı ve güvenliğini önlemede ne yazık ki yasalarımız da yeterli değil. İş sağlığından çok, daha fazla üretimi ve işi önemseyen politikalar devam ettikçe bu tür cinayetler de yaşanmaya devam edecektir.

Değerli milletvekilleri, 13 Mayıs 2014 yılında, Türkiye'nin en büyük iş cinayeti olan ve 301 maden işçisinin hayatını kaybetmesine neden olan Soma faciasının davası bugün Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde şu anda devam ediyor. Konuya hâkim olmayan vekillerimiz için ben sürece kısaca bir bakmak istiyorum. 13 Mayıs 2014'te yaşanan maden katliamı için bir sene sonra dava açıldı ve duruşmalara 13 Nisan 2015'te başlandı. Dava karar aşamasına gelmişken savcı "Mütalaam hazır, vereceğim." dedikten sonra bir ara verildi. Verilen ara sonrasında savcı, dosyanın çok kapsamlı olması nedeniyle ek süre isteyerek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. O arada savcıya ne tür bir baskı yapıldığını tabii ki bilmiyoruz. Daha sonra maktul, mağdur ve sanık sayısının çokluğu ile bin civarında tanığın ifadesiyle ortalama 500 sayfalık bilirkişi raporlarıyla, teknik detaylara hâkim olması oldukça uzun zaman alan bu davanın mahkeme heyeti 2017 yaz kararnamesiyle görevden alındı. Değiştirilen mahkeme başkanı yerine Afşin-Elbistan Termik Santrali'nde meydana gelen göçük nedeniyle 11 işçinin yaşamını kaybettiği davaya bakan ve sanıklara sadece para cezası veren Mahkeme Başkanı atandı. Soma davasında şu anda görev yerlerinin değiştirilmesiyle dosyayı başından itibaren takip eden hâkimler maalesef kalmamıştır.

Hayatını kaybeden madencilerin yakınları ve sivil toplum örgütleri, toplumsal vicdanı yaralayan ve bu katliamla ilgili yürütülen yargılamada mahkeme başkanı ve heyetinin tamamının değiştirilmesinin adil yargılanmayı etkileyeceği düşüncesindedirler, haksız da sayılmazlar. Yaşanan faciadan ders çıkarmamız, bir daha aynı acıların yaşanmaması için gerekli önlemleri almamız gerekirken ne yazık ki hâlâ işvereni ve işi önceleyen politikalara devam etmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, 2013 yılında uygulanmaya başlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası Hükûmet tarafından öyle bir müjdelenmişti ki "Artık iş sağlığı ve iş güvenliği sorunları çözülecek, iş cinayetleri hızla azalacak ve sıfır seviyesine gelecek." deniyordu. Aksine, iş cinayetlerimiz hızla artmış ve Soma'da, Ermenek'te, Torunlar'da, Şirvan'da toplu iş cinayetleri meydana gelmişti.

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin yaptığı araştırmaya göre, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası çıktıktan sonraki yıllarda, ilk sekiz ayda iş cinayetleri şöyle: 2013 yılının ilk sekiz ayında en az 757 işçi, 2014 yılının ilk sekiz ayında en az 1.299 işçi, 2015 yılının ilk sekiz ayında en az 1.142 işçi; 2017 yılına geldiğimizde ise durum daha da kötüleşmiştir yani 2017 yılının Eylül ayında ise en az 147, yılın ilk dokuz ayında ise en az 1.485 işçi, yaşamını yitirmiştir.

Değerli milletvekilleri, yine dikkat çeken bir husus, OHAL sonrası iş cinayetlerindeki artıştır. Zaten kötü olan çalışma koşulları daha da kötüleşmiş durumdadır. OHAL'le geçen yedi ayı bir evvelki yılla kıyasladığımızda iş cinayetlerinin yüzde 14'lük bir artışla karşımızda durduğunu da size belirtmek isterim.

Ne kadar yasa çıkarırsanız çıkarın, ne kadar eğitim verirseniz verin, ne kadar iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi istihdam ederseniz edin, iş yerlerinde sendikal faaliyetleri yasaklayıp sendika temsilcilerini işten atıyorsanız, işçinin grev hakkını elinden alıyorsanız iş cinayetlerini engelleyemezsiniz.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında yeterli ve kalıcı sonuçlara ulaşabilmek için bir an önce ulusal düzeyde sistematik bir politikanın yaşama geçirilmesi bir zorunluluk hâlini almıştır.

Sizleri saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.