Konu:İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:7
Tarih:12/10/2017


İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizin içerisinde bulunduğu ağır çalışma koşulları altında mücadele veriyoruz hep beraber. Toplumun moral değerine ihtiyacı var. Özellikle Suriye'deki gelişmelerle Irak'taki gelişmeleri birbirinden bağımsız düşünmediğimizi her ortamda ifade ediyoruz. Lazkiye'den, Amanoslar üzerinden Muğla'ya kadar giden terör hattının bir bölümünde, kendi milletvekili olduğum vilayetim Osmaniye hinterlandı vardır. Bu kapsamda, çok fazla kamuoyuna yansımasa da bölgede, Osmaniye'de, Amanoslarda çok kahramanca mücadele verip reklamını yapmayan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Jandarmanın ve Emniyet Müdürlüğünün ve güvenlik güçlerimizin gösterdiği üstün başarıdan dolayı onları tebrik ediyorum.

Sayın milletvekilleri, değerli hazırun; bir konuyu vicdani olarak dile getirmek istiyorum, Sayın Millî Eğitim Bakanı da burada olduğu için bunu dillendirmek istiyorum. Anayasa'mızın temel umdeleri içerisinde aile bütünlüğü esastır. Aile bütünlüğü esasına göre de kurumlar kendisini yapılandırırlar ve bir mazeret kategorisinde eş durumu tayinleri vardır. Ama bunun beraberinde, ihtiyaca binaen, bazı nokta ihtiyaçlara göre de sözleşmeli öğretmen alımları yapıldı, çocuklarımız sınavlara girdi, başarılı oldu, sözleşmeli olarak atamaları yapıldı. Ama eşlerin bu süreçte bir araya gelememeleriyle ilgili ciddi problemler doğmaya başladı. Şartlara bakıldığında, "Kardeşim, sen oraya sözleşmeyle çakılı kadro gittiğini biliyordun. İmzayı attın, gittin. Şimdi 'Eş durumum var, çocuğum olmuyor, çocuğuma bakamıyorum.' diye niye tayin istiyorsun?" denilebilir. Bu ifadeyle Anayasa'mızın temel umdesi olan, Anayasa'nın ruhuna aykırı bir uygulamayı biz fiilî durum olarak yapmış bulunuyoruz. Bu manada "Ben torun sevmek istiyorum" diyen sözleşmeli öğretmen babasının bana söylediği bir ifade var, Genel Kurulla paylaşmak istiyorum: "Siz diyorsunuz her ortamda 'En az 3 çocuk.' Biz torun sevmek için bir araya getirdik, 1 çocuk bile yapamadı bizim çocuklar. Birbirinden uzaktalar. Birbirlerini göremiyorlar ki çocukları olsun." diye işin esprisini yapıyor. Burada ciddi bir sosyal yara var Sayın Bakanım. Bu konu ve benzeri konular elbette ki ülkemizin ağır şartlarında gündeminize gelemeyebilir ama çalışma gündeminizin arasına bu konuyu da alarak nasıl çözülebileceğine dair kafa yorulması çok önem arz eder diye düşünüyorum.

Bu kapsamda, bir de Tarım Bakanımıza birkaç kelamım olacak bu huzurda. Tarım Bakanımız çok yoğun çalışan bir insan, biz onu Urfa Belediye Başkanlığından biliyoruz. O kadar yoğun ki biz hayırlı olsun diye gideceğiz, Osmaniye Ticaret Borsasıyla beraber randevu talep ediyoruz, bir buçuk aydır dönemedi, yoğunluktan galiba. Biz Osmaniye yer fıstığını destekleme alımları kapsamına dâhil etmek istiyoruz sayın milletvekilleri. Bu, destekleme alımı kapsamına almamızın gerekçesi de sürdürülebilir bir tarım politikasına katkı. Millî tarım politikası ve yerli üretimin mümkün olduğu ortamda ithalatı azaltmak için bu konudaki mücadelemizi devam ettireceğiz. Bu konuda tüm sayın Genel Kurul mensuplarından ve tüm milletvekillerinden de destek bekliyoruz. Osmaniye yer fıstığının da Karadeniz fındığı gibi daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesinden taraftayız.

Destekleme denildiğinde ve tarım denildiğinde akla gelen, bu, ithal meselesi, ithal hayvan meselesi ve ithal et meselesi. Yani bu, ithalatın, ithal etin ve ithal hayvanın en büyük sıkıntısını çeken aradaki üreticinin mağduriyetini hesaba katalım. "Ben yaptım, oldu." hesabı ve aradaki aracı kurumlar üzerinden politikalarımızı belirlemeyelim.

Ciddi anlamda, yaşadığımız bu süreçte, memleketin, devletin millî güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı mücadele etmek için millî seferberlik ruhuyla çalışmamız gerekiyor. Buna inanıyoruz. Ama yerli ve millî olmak için de üreten insanın önünü açan, her alanda üretime dayalı istihdamı destekleyen, moral değerini yükselten uygulamalarla da millî iradeyi devletin iradesine dönüştürebilmek için de milleti, aile bütünlüğünü, ticaretle uğraşanı, tarımla uğraşanı, işini gücünü toparlayarak bir şeyler yapmak isteyen insanları da moral çöküntüsüne uğratmadan morallerini yükseltecek hamleler yapalım diyor ve bu kapsamda iş, işveren, iş hukukunu üretilmiş ve zenginleşmiş, refah toplumu olan bir Türkiye'de tartışmayı Milliyetçi Hareket Partisi olarak arzu ediyor, bu vesileyle sözlerimi tamamlayarak Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ersoy.