Konu:İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:3
Tarih:04/10/2017


İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Çok teşekkür ediyorum.

Yani cevap vermeme anlamında bir şey yok, her şeye cevap veririz. Bilmiyorsak da yazılı olarak cevap veririz yani bilmemek ayıp değil, hiçbir şeyden kaçmayız. Biz burada sorumluluk makamındayız ama böyle süre bitti ve ilk şeyin de, belki teknik olarak süreyi de iyi kullanamamanın da şeyi olabilir. Bir sürü sorular var ama bunlarla ilgili tekrar mikrofon açıldığında ki şimdi zaten söz geleceğini ifade ettikleri için cevap vermek üzere sormasanız zaten yine cevap vereceğim bildiğim konuyu.

Dolayısıyla bu hususla alakalı öncelikle şunu ifade etmek lazım: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." anlayışı bizim şiarımızdır. Dolayısıyla bu konuda -bir arkadaşımız, az önceki soruda değerli milletvekilimizin bir sorusu- Tabip Odası görüşmek istiyordu, biz ona izin verdik ve Sağlık Bakanımızla yaptığım görüşmede de bir görüşmenin yapıldığını ifade ettiler ama tekrar teyit edeceğim. Biz Adalet Bakanı olarak Tabip Odasına izin verdik ve yine bir milletvekiline, nezaret etmek, sağlığıyla ilgili bilgi almak üzere yasal olarak bizim Bakanlığımızın uhdesinde izin verdik.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Bir saat önce verilmemişti.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Hayır, yeni değil yani gidilmemiş olabilir. Biz gelir gelmez Sağlık Bakanımıza, onun da koşulları, sağlık koşullarını hastanede olduğu için dikkate alarak Sağlık Bakanımız nezaretinde ve orada da uygun görülerek bu izin verildi. Ben gidildi diye biliyorum ama öyle bir konu Tabip Odasıyla ilgili, bizim izin vermeme diye bir durumumuz yok, onu ifade etmek isterim.

Diğer husus, yargı kendi sürecini, duruşmasını takip ediyor ve şimdi aldığım bilgiye göre 20 Ekimde duruşması var. Önceki duruşması 28 Eylül, şimdi 20 Ekim diye bilgi geldi.

Değerli arkadaşlar, bizlerin yargının duruşma tarihini belirleme, öne alma, "Şu kararı verin." deme hakkımız yok. Anayasa'da bir Adalet Bakanı olarak ya da Hükûmet olarak ne gibi sınırlarımızın olduğu açıktır. Dolayısıyla, davanın da çok ivedi bir şekilde görülmesi ve şu yapılan reformlar da davaların hızlı bir şekilde görülmesine yönelik çabalarımızdır, ancak onu yapabiliriz. Bu hususta kanun, idari olarak yapılabilecek ne varsa... İnsani bir meseledir, bizim Hükûmetimiz, Bakanlığımız insani konularla ilgili asla... Yani bizim vatandaşımızla ilgili olsun, suçu ne olursa olsun düşman değil, vatandaşımızdır; biz o konuda insani olarak ne gerekirse yaparız. Bu hususta asla... Bir canın burada da böyle, feveran ederek... Yani hiç yakıştıramadığım, gerçekten söz kesildiği için cevap veremediğim konuda yapılan haksız ithamları da ben kabul etmediğimi, şimdilik kabul etmediğimi, iadeyi sonraki şeylere bırakıyorum... Gerçekten üzüldüm çünkü bu bir can meselesi, istismar edilecek bir konu değil. Biz bu konuda kim, hangi konuda gayret gösterirse, cezaevinde görüşme dâhil, her türlü imkânı yapmış Hükûmetiz, Sayın Başbakanımızın bu konuda bizzat takibiyle ve ilgisiyle beraber.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bir müracaat oldu bu iki kişiyle alakalı, avukatları marifetiyle ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği karar, tutukluluk hâlinin hukuka uygun olduğu. Yani tahliyesine yönelik bir karar vermedi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mahkemenin vermiş olduğu kararla ilgili farklı bir tahliye ya da farklı bir tutukluluğa yönelik değerlendirme yapmadı, şunu söyledi: "Tam teşekküllü bir hastanede sağlık koşullarının dikkate alınması." Ve o rapor...

KAZIM ARSLAN (Denizli) - Tahliyeyle ilgili bir karar yok.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Kazım Bey, bir anlatayım. Yani cevap almak istiyorsanız bir anlatayım yani en azından diğer arkadaşların dinleme hakkını gasbetmeyin.

KAZIM ARSLAN (Denizli) - Tutuklamayla ilgili, tahliyeyle ilgili bir karar yok; sadece sağlıkla ilgili...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, soru sordunuz, lütfen Sayın Bakanın verdiği cevabı dinleyelim, lütfen.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Anlatıyorum.

Şimdi, hukuki boyutuyla alakalı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mahkemenin bu kararıyla ilgili verilen bir başvuruyu bu şekilde -özet itibarıyla anlatıyorum- karara bağladı. Anayasa Mahkemesi de bu şekilde tedbir talebini 28 Haziranda reddetmiş, şimdi arkadaşlarım ifade ediyorlar.

Değerli arkadaşlar, bir can meselesi söz konusu olduğu için Sağlık Bakanlığı bir heyet gönderiyor, sürekli sağlıklarını takip ediyor. Bizler de, yani şunu açıkça ifade ediyorum, sabah vakti doğuncaya kadar, bir vatandaşımızın dahi canına bir şey gelmemesi için bütün Hükûmetimiz, hepimiz canla başla gayret ediyoruz.

Cezaevlerinde de devletin hukukuna emanet bu insanlar ve burada tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevki konusunda Sağlık Bakanlığının en son galiba 26 Eylül tarihinde Sağlık Bakanlığı heyeti bu iki kişiyi ziyaret ettiğinde Nuriye Gülmen'le ilgili bir tam teşekküllü hastanede kontrole hazır bir şekilde olmasının raporunu verdi. Bunun üzerine, insan sağlığı söz konusu olduğu için gerekli izinler savcılık tarafından verildi cezaevine ve Sağlık Bakanlığı nezaretiyle şu anda tam teşekküllü hastanede, Numune Hastanesinde tedavi altındadır. Müdahale yapılmamıştır Sağlık Bakanımızdan aldığımız bilgiye göre. Değerli arkadaşlar, bu bir yargısal faaliyet değil, bir can söz konusu ve Sağlık Bakanımız, tabiplerimizin nezaretinde bu süreç takip ediliyor.

KAZIM ARSLAN (Denizli) - Sayın Bakan, iki can gidiyor, gidiyor iki can.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Değerli arkadaşlar, bu, Sağlık Bakanımızın bizzat nezaretiyle her an takip ediliyor. Uluslararası sözleşmelere göre, bir doku kaybı ya da bilinç kaybına gelmesi hâlinde bir müdahale imkânı veriyor. Ama doktorlar ne derse, diğer doktorlar ve hastane de o tedbiri uyguluyor, tedaviyi uyguluyor. Şu anda bu koşullar her an takip ediliyor.

Dolayısıyla, mahkeme süreciyle ilgili yargı bağımsızdır. Biz elbette bütün konuların ivedi bir şekilde sonuçlanmasını isteriz. Sağlık meselesiyle ilgili konu, Sağlık Bakanımızın bizzat nezaret ettiği konudur.

Tabip Odasıyla ilgili biz gerekli izni verdik ve benim bildiğim kadarıyla da Sağlık Bakanımız da bizzat ilgilendi, sonra durumuyla da ilgili takip edildi, bu hususta bir görüşme yapıldı. Yanlış bir bilgi diye düşünüyorum. Eğer bende yanlış bir bilgi varsa... İzin verdik ama gitmemiş olabilir. Ben de bu konuyu yine ilgili arkadaşımıza dönerim.

Diğer hususta...

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Komisyon konusu, komisyon niye çalışmıyor?

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Cezaevi görüşleri...

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Değerli arkadaşlar, Komisyonun müracaatları KHK'lara göre. Bir yayınlanan KHK'nın müracaat süresi doldu. Bildiğimiz kadarıyla, bize verilen, Komisyon da bağımsız bir şekilde çalışıyor. Yakın zamanda karar vereceğine ilişkin bir bilgi aldık. Komisyon kendi karar veriyor. Ancak şunu ifade etmek isterim -kendi vicdanınıza emanet ediyorum, kendiniz takdir edersiniz- biz bu iki kişiyle ilgili meselenin insani boyutu olduğundan OHAL karar verirken -bu bir yargısal değil- sadece Adalet Bakanı ve Hükûmet olarak da bu konuyla ilgili -elbette kararları kendileri verecektir ama- bu konunun da ivedi bir şekilde verilmesi hususunda biz Adalet Bakanlığı olarak da ifadede bulunduk. Elbette Komisyonun takdiri.

Bakın, daha önce bu KHK'lara bir yargı yolu yoktu ama OHAL Komisyonunu kuran Hükûmetimizdir. OHAL Komisyonu bir karar verecek. İşe iade ederse işe başlayacak. İşe iade etmezse...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Bir iki dakikada toparlıyorum.

BAŞKAN - Tabii ki, buyurun.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Teşekkür ederim.

Mahkeme yürütmeyi durdurma dâhil, bir istemle her türlü kararı verebilir. Bağımsız yargıya, bu OHAL Komisyonunun vereceği karar yargı denetimine açılmıştır. Dolayısıyla bizim yapacağımız, Hükûmet olarak bu tür kanun yollarını ve yasal düzenlemeleri yapmak. Onun haricinde "Şu kişiye şöyle bir karar verilir, bu kişiye masumiyet karinesi vardır." Hiçbir şekilde dosyanın içeriğiyle ilgili de bilgimiz yok çünkü bağımsız bir şekilde yargılanıyor. Ama bize düşen insani boyutuyla ilgili, bu iki kişiyle ilgili de yapılabilecekler hususudur. Ama yargılama ne karar verir? Bunlar bağımsız bir şekilde sürdürülüyor. İdare de bu konuda kararını verecektir. Yargıya da itiraz yolları açıktır. Bu husus da can meselesi olduğunda hepimize düşer.

Bu konudaki feveranı, gayreti... Açlık grevini sona erdirme konusunda da sizlerin, ikna yollarıyla, ilgililerle irtibat kurarak bu açlık grevini de sona erdirmenizi... Çünkü binlerce, yüz binlerce işine son verilen var ama bu konuda bir gayret ve can meselesi olacaksa hep beraber bu hususta da gayreti gösterenler vardır, gösteremeyenler de o konuda gayret gösterebilir.

Diğerlerine de yazılı cevap vereceğim.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.