Konu:Bölge Adliye Ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:114
Tarih:19/07/2017


Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılan referandumun sonucunda Türkiye'nin yönetimin sisteminin değiştiğinin herhâlde hepimiz farkındayız. 2019 tarihinden itibaren Cumhurbaşkanını icracı bir makama dönüştürecek, yürütmenin başı yapacak, bu yolla yargı, yasama kurumlarını ve siyasi partilerin hareket tarzını yeniden yapılandıracak bir sistemsel değişiklikle karşı karşıyayız.

Yapılan İç Tüzük değişikliğiyle, şu anda Komisyonda olan bu değişiklikle hukuksal düzenlemeler, aslında bugünkü konuştuğumuz yasalar dahi yeni kurulan sistemin altlığı anlamındadır. Yapılan Anayasa değişikliğiyle Türkiye'nin siyasi kültürü, lidere çok önem veren ama parlamenter demokrasiyi kabul etmiş bir davranış yapısına sahiptir. Başkanlık sistemiyle siyasi kültür, icracı, yürütmenin başı bir lidere dönük davranış tarzına kendisini yönlendirmek durumunda olacaktır. Seçmen davranış ve eğilimlerinden sınıfsal yapıya ve güç ilişkilerine kadar geniş bir yelpazede toplumsal ilişkiler yeni sisteme göre yeniden şekillenme sürecine girecektir. Bir başka deyişle, farklı bir ruhsal şekillenmeye toplum zorlanmaktadır. Farklı etnik ve farklı inanç sistemlerinin var olduğu ülkemizde, millet olma süreci engellenmektedir. Bu durum ise haklar ve inançlar anlamında bin yıla sâri kadim bağların zarar görmesi anlamına gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, aslında geliştirilmesi zorunlu olan demokratik ulus sürecimiz de tahrip edilmek istenmektedir. Cumhuriyetin demokratikleşmesi acil sorun iken bu talep ertelenerek cumhuriyete de aslında zarar verilmektedir. Laik bir toplum gelişmesi önemli bir noktadayken inançların özgürleşmesi engellenmekte, bir inancın etkinliği sürekli olarak artmaktadır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin, kısa aralıkları bir tarafa bırakırsak, tüm süreçlerini, çok ciddi siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar yaşandığını hepimiz biliyoruz, bu süreçleri yaşadığını hepimiz biliyoruz. Darbelere şahit olduk, çatışmalı süreçleri yaşadık ve maalesef yaşıyoruz. Yolsuzluklar, rüşvet ve popülizm sorunlarıyla ciddi krizlere savrulmuş durumdayız. Askerî vesayet sınırlandırılmış olsa da yargı vesayeti devlet güvenliğini bireysel hak ve özgürlüklere tercih etmiş durumdadır. OHAL ve kanun hükmünde kararnameler toplumsal yaşamımızı altüst etmiş, demokratik tüm yaşam askıya alınmış durumdadır. 1945'lerden beri demokrasi anlamında aslında bir adım atamadık. Türkiye demokrasisini pekiştirerek ileriye götüremediğimizi siz de kabul edersiniz. Türkiye'nin son altmış yıllık demokrasi deneyimi içinde, ortak sorun, aslında, demokrasinin gerek yönetim gerekse de devlet-toplum-birey ilişkilerinde kurumsallaşamaması ve güçlenememesi olmuştur. Bugün yargı bağımsız ve tarafsız değilse, yasama ve milletvekilleri etkili ve etkin bir rol oynayamıyorlarsa, merkezî yönetim giderek güçlenip oligarşik bir yapıya dönüşüyorsa, yerel yönetimler hâlâ sorunlar yaşıyorsa, toplumsal kutuplaşma ve farklı kimlikte ve görüşte olana güvensizlik yüksek derecedeyse, hâlâ hukuk önünde ve hakların uygulamaya sokulmasında vatandaşlar arasında eşitlik yoksa sorun sistemsel değil, demokrasinin güçlenmemesindedir. Yani, mesele aslında ülkemizde demokrasi meselesidir.

Türkiye'nin son altmış yıllık demokrasi deneyimi içinde ortak sorunun demokrasinin gerek yönetim gerekse de devlet-toplum-birey ilişkilerinde kurumsallaşamaması olduğunu belirtmiştik. Diğer bir deyişle, demokrasinin bir ülkede güçlenmesinin temel kıstası olan siyasi ya da devlet iktidarına karşı etkin denge ve denetleme sistemlerinin gelişememesi, sistemin iyi işlememesinin ve demokrasinin pekişmemesinin ana nedenidir. Ülkedeki bu denge maalesef bir türlü tutturulamamıştır. Bu durumu fırsata çevirerek yeni kurulan sistem ise ülkemizde yaşayan halklar ve inançlar anlamında kabul edilemez boyuttadır. Önceki dönemlerde askerî vesayet için devlet iktidarının denetlenememesi sorunken bugün Hükûmetin nasıl dengeleneceği ve nasıl denetleneceği sorunuyla karşı karşıyayız. Tüm denetim mekanizmalarının ortadan kaldırıldığı bir sistem, güçlü bir hükûmet sistemini öngörüyor aslında. Yani aslında demokratik olmayan bir sistem. Bunun adı demokrasi olamaz. Oligarşik bir bürokrasi tüm ülke kararlarında tek karar mekanizması durumuna getirilmiştir. Yargı, yasama ve yürütme tek bir düzlemde ele alınarak kuvvetler ayrılığına son verilmiştir. Bu yeni sistemde yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı son bulmuştur. Yürütme-yasama arasında yasamanın ve milletvekillerinin etkinliğinin yok düzeyine indirildiği bir düzlemi, bir sistemi asla kabul edemeyiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)