Konu:Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:113
Tarih:18/07/2017


Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Genel Kurulumuzda bölge adliye mahkemelerinin ve bölge idare mahkemelerinin işleyişine ve bu alanda çıkan sorunların giderilmesine ilişkin yasa tasarısını konuşuyoruz. Halkın seçtiği vekilleriz, Genel Kurulumuzda Parlamentonun iki temel işlevini yerine getiriyoruz; bir yandan yasa çıkarıyoruz, bir yandan Parlamentonun denetim görevini yerine getiriyoruz. Bu iki görevden, özellikle denetim görevimizden iktidar partisi hayli rahatsızlık duyuyor ancak yasa çıkarma faaliyetini çok seviyor, yasa çıkarmaktan, sürekli yasa çıkarmaktan mutlu oluyor. Böyle baktığımızda, gerçekten de sürekli komisyonlarda sabahlayarak, Genel Kurulda saatlerce konuşarak, günlerce tartışarak sürekli yasa çıkarıyoruz ve her defasında çıkardığınız yasayı üzerinden ay geçmeden, yıl geçmeden yeniden tartışıyoruz ve çıkardığımız yasanın layıkıyla görüşülmesine de bir türlü imkân bulamıyoruz.

Sayın milletvekilleri, her çıkan yasada, buna ilişkin her değişiklikte ortak gerekçeleri sürekli tekrarlıyoruz. Ne diyoruz? Adaleti etkin, ucuz, ulaşılabilir kılmak istiyoruz diyoruz. Maalesef her yaptığımız değişiklikte bu amaca bir türlü de ulaşamıyoruz. Tüm çalışmaların, tüm bu koşuşturmanın sonrasında geldiğimiz yer, adaletin geldiği yer gözler önünde. Artık yargının inandırıcılığı yüzde 30'lara kadar düşmüş ve bu anlamıyla da kimsenin adalete, yargıya inancı kalmamış; gördüğümüz hâliyle yargı iktidarın sopasına dönüşmüş, özellikle kumpas davaları sürecinde iktidarın ve FETÖ çete örgütünün ortak operasyonlarının aracı hâline dönüştürülmüş. Bugün de iktidar tarafından aynı siyasi amaçlarla yargı operasyonel olarak kullanılmaktadır.

Sayın milletvekilleri, geldiğimiz yer yargı bakımından içler acısıdır. Hatırlayalım, 12 Eylül Dönemi'nde haksız davalar açılırdı, mağduriyetler yaratılırdı. Bu açılan davaların çoğunda belki aralarında mantıki bağ kurulamayan, isnat ve deliller arasında ilişki yaratılamayan delillere dayanılarak davalar açılırdı. Özellikle hatırlattığım kumpas davaları sürecinde FETÖ örgütüyle iş tuttuğunuz sırada, o zaman da yapay deliller yaratma ihtiyacı duydunuz, sahte deliller ürettiniz. Şimdi, 20 Temmuz darbesinin sonrasında artık insanları suçlamak için, yaftalamak için bir delil ortaya koyma ihtiyacı dahi duymuyorsunuz. Böyle baktığımızda biz hangi yargıyı, hangi adaleti konuşuyoruz?

Sayın milletvekilleri, şunu söylemek istiyorum: Yasaları değiştirelim, ihtiyaçlarımızı karşılayalım, adalet beklentimizi sağlayalım ancak bunu yapmak için yasaları değiştirmeden önce zihinlerimizi, adalet algımızı ve içeriğini değiştirmemiz lazım. Bundan kurtulmadığımız sürece bizim amaca erişmemiz asla mümkün olmayacak çünkü görüyoruz ki her geçen gün insanlık adına daha fazla utanacağımız, şaşkınlıkla karşılayacağımız gelişmeler yaşıyoruz. Dönüp yaşadıklarımızın üzerinden bir kez daha geçelim.

Sayın Bakan, 12 Eylül Dönemi'nde, diğer dikta dönemlerinde, diğer cunta dönemlerinde bizler sokağa çıkma yasaklarını gördük ancak 20 Temmuz darbesinin sonrasında ilk kez sokağa girme yasaklarıyla tanıştık. Evet, sizin döneminizde sokağa girme yasakları oldu. Kızılay'ın göbeğine yurttaşlarımız, hatta biz milletvekilleri sokulmadık, "Sokağa girme yasağı var." dediler. Bu, sizin yargıyı, hukuku getirdiğiniz diğer bir aşamadır Sayın Bakan.

Yine ilk kez -belki dünyada başka bir benzeri, örneği yoktur- bir insan hakları anıtı bariyerle çevrildi ve insanların oraya erişimi yasaklandı. İnsan Hakları Anıtı tutuklandı ve onun önünde sürecinizin yarattığı mağduriyetleri insanların konuşması engellendi. Böyle bir sürecin içinden geçiyoruz. Orada insanların kendi sıkıntılarını paylaşmasının önü kesildi.

Şimdi, özetle şunu söylemek isterim: Bu değişiklikler olursa orada dertlerini anlatmak için eylemlerde bulunan Nuriye ve Semih aramıza döner mi? Eğer bu değişiklikler olursa halkın iradesiyle seçilmiş milletvekilleri Parlamentodaki görevlerini yapmak üzere buraya gelir mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECATİ YILMAZ (Devamla) - Eğer bu yasalar değişirse hukukun üstünlüğünü ve yargının bağımsızlığını savunduğu için sürgüne gönderilen Mustafa Karadağ görev yerine geri döner mi? Önce bunları yanıtlayalım Sayın Bakan.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.