Konu:Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:113
Tarih:18/07/2017


Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle hayırlı akşamlar diliyorum.

Üzerinde tartıştığımız madde, bölge idare mahkemelerinin yapılandırılmasında birtakım sorunların çözümüne dair ifadelerdir ama konu hukuk olduğu için... Hukuk, adalet, kanun, vicdan; bunlar birbirini tamamlayan kavramlar ve birbiriyle örtüşen ifadelerdir. Biz buradan ne anlıyoruz? Bu, durduğunuz yere ve baktığınız yere göre de adalet, hukuk kavramları açısından, insanlığın ortak birikimi açısından değişmemeli ama benim baktığım yere göre, adalette gecikmenin de adaletsizlik kadar bir problem olduğunu düşünmektir. Temel olarak adaletin tesisindeki hızlılık ve onun sonuca ulaşabilmesi için yapılan reformlar desteklenmelidir ama adaletin hızı, adil olmayan işlere vesile olmamalıdır.

Bugün, milliyetçi, ülkücü hareket açısından sekiz yüz seksen gün sonra tecelli eden bir adalet Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun şehadet adaletidir ve katillerinin aldığı ömür boyu müebbettir. Kısmen bu karar kamu vicdanında nispi de olsa biraz rahatlamaya sebebiyet vermiştir. Buradan hareketle, Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun Ege Üniversitesinde şehit edilmesinin haberlerini, o dönem içerisinde "karşıt görüşlü öğrenci kavgası" olarak verenler, eğitim hakkına erişmek için en evrensel vatandaşlık hakkına, en insani hakkına erişmek isteyen bir gencin okulunda katledilmesine zemin hazırlayan uygulamaya olan isyanın da bir noktada ifadesiydi.

Burada şunu ifade etmek istiyorum: Aynı zamanda İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi olarak, adaletin kamu vicdanını sarsan uygulamalarında ya da devlet otoritesinin bazı insan hakları ihlaliyle ilgili hususlarda derhâl Komisyonumuz durumdan vazife çıkarıyor, cezaevlerine ve olay mahallerine gidiyor. Ben bir öneri getirdim Komisyonumuza. En evrensel hayat hakkını, yaşam hakkını riske ederek vatandaşın huzur ve güvenliği için terörle mücadele veren gazilerimiz ve şehit ailelerimizi ziyaret edelim; GATA'da rehabilitasyon ünitesinde kolu, bacağı patlamış, kopmuş bu insanlar bir insan hakları ihlaline maruz kalmışlarsa bunun arka planına dair birtakım çalışmaları da yapalım önerilerimiz üzerine bazı çalışmalar yaptık.

Bunu niye anlatıyorum, biliyor musunuz? Asıl bağlayacağım konu şu: Bu Meclis bombalandığı gün buradaydık. Ben bu Meclisi bombalayan pilotu, pilot görünümlü teröristi, 49 vatan evladına Gölbaşı'ndaki Özel Harekâta bomba atarak şehadet şerbetini içiren o hainleri yargılamak istiyorum ve kamu vicdanıyla ona birkaç kelam etmek istiyorum ama adalet yerinde duruyor ve ona yardım ve yataklık yapan "Kahramanım" diye tişörtle çıkıp görüntü yapıyor.

O hâlde, adaletin tesis edilme sürecinde kamu otoritesine karşı maruz kalanların her zaman hakkını savunmak bir taraftan, evet, doğru ama kamu otoritesi de adalette serilikle ilgili kamu vicdanını rahatlatmak gibi bir mecburiyete sahiptir. O hâlde, hukuk ve adalet kavramını tartışırken bir şey yasal olabilir ama ahlaki olmayabilir; bir konu hukuki olabilir ama vicdani olmayabilir. Bunlar ne kadar ahlaki ve vicdani, toplumsal birikimle, etik değerlerle mütenasip oluyorsa kamu vicdanında o kadar adil duygusunu uyandırır. Kamu vicdanında adalet duygusu sarsılırsa toplumsal düzen sarsılmaya başlanır. Bu da baktığınız yere göre değişir ama adalet duygusunu politize bir hâlle siyasallaştıran argümanlarla kullanmaktan çok, en yukarıda tutarak "Bir arada yaşama kültürünü yok etmek isteyen teröristlere adil davranacağız." diyerek kamu vicdanına aykırı işler yaparsanız bu da adaletin dışındadır. O hâlde, bölge idare mahkemeleriyle ilgili hususları değerlendirirken adaletin de idari yargıda seri olması hususunda işler yapılması gerekiyor.

Öte yandan, nasıl Necmettin Öğretmenin durumunu izah edeceğiz? Munzur Çayı'nı kirletenlere ne diyeceğiz? Munzur Çayı'nı kirleten alçaklara "Adalettir, haktır, hukuktur." diye yaşam hakkı mı vermeye çalışacağız? İnsanları yaşatmak için canını ortaya koyan güvenlik güçlerinin, öğretmenin, aydınlatmak için giden öğretmenin canına kastedenlere "Hukuktur bu." diyerek yaşam hakkı mı vereceğiz?

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ersoy.