Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:107
Tarih:15/06/2017


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; HDP'nin tutuklu milletvekillerini konu alan grup önerisi aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, ben de sözlerimin başında bir hususu ifade etmek istiyorum. Tutukluluk tedbirinin istisnai bir tedbir olması gerektiğini, esasen milletvekillerinin görevinin Parlamentoda milletin amaç ve çıkarları doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Aynı şekilde, 24'üncü Dönemde özellikle bu Parlamentoda bulunduğum ve Adalet Komisyonunda görev yaptığım esnada da çıkarmış olduğumuz 6352 sayılı Yasa'yla beraber tutukluluk hâliyle ilgili gerekçelerin ve şartların ağırlaştırılmasına ilişkin değişiklik yapan önergelerin altında imzamın bulunduğunu da ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, HDP grup önerisinin gerekçesine baktığımızda öneri, tutuklu milletvekilleriyle alakalı olarak mahkemelerde alınan kararların, yapılan işlemlerin subjektif değerlendirmelerle, usulsüzlüğüne ilişkin iddialarından bahisle Meclis çatısı altında bir araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin öneridir.

Sayın milletvekilleri, bakınız, HDP grup önerisinin gerekçesinde hangi hususa temas edliiyor? "Mahkemelerin serbest bırakma, tahliye kararlarına karşı itiraz edilebileceği yazılmamış, düzenlenmemiştir. Kısacası, Ferhat Encu ve İdris Baluken'in serbest bırakılmalarına ilişkin kararlara karşı savcının itiraz yetkisi olmayıp bir sonraki ağır ceza mahkemesinin de karar verme yetkisi ve görevi bulunmamaktadır. Bu nedenle, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin İdris Baluken hakkında verdiği yakalama kararı ile Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararları hukuken yok hükmündedir."

Şimdi, bu, bir grup önerisi ve iki mahkemeyle ilgili ya da alınan kararlarla ilgili bir değerlendirmenin bu grup önerisine gerekçe yapılarak araştırma komisyonu kurulmasının önerilmesi, değerli arkadaşlar, anayasal hükümler çerçevesinde mümkün değildir. Neden bunu söylüyorum? Anayasa'mızın 138'inci maddesine baktığımızda, aynen şunu ifade eder: "Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." Devamında ne söyleniyor: "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz."

Dolayısıyla, çok açık şekilde şunu ifade edelim: Bu konu yargının konusu ve Anayasa'nın 138'inci maddesi gereğince bu önerinin burada kabul edilmesi mümkün olmadığı için ben de aleyhinde olduğumu ifade ediyorum.

Tabii, bir dokunulmazlıklar serencamı oldu Türkiye'de, uzun yıllardan beri çeşitli siyasi tartışmalara da konu oldu ama özellikle son iki yıllık zaman dilimi içerisine geldiğimizde ülkemizin belli bir bölgesinde kazılan çukurlarla bin yıldan bu yana bize vatanlık yapan toprakların âdeta koparılmak istendiği ve ülkemizin bir iç savaş girdabına çekilmek istendiği dönemde, bazı seçilmişlerin televizyon ekranlarında, çeşitli meydanlarda kendilerinin bu bölücü terör örgütlerine yaslandıklarını ifade etmeleri, keleşlerin güvenlik güçlerine çevrileceğini söylemiş olmaları, bir terör örgütünün bu milleti tükürüğüyle boğacağını ifade etmiş olmaları; aynı şekilde, Ankara'da onlarca insanımızın şehit edilmesine sebebiyet veren bir canlı bombanın, bir teröristin tabutuna omuz verilmesi karşısında bu milletin sinir uçları gerçekten de son derece etkilenmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu atmosfer içerisinde özellikle son iki yılda tabandan gelen bir tazyikle, bu tür eylemlerin altında imzası bulunan, bu tür eylemlerin failleriyle ilgili olarak yargı önüne çıkarılması konusunda bu millet gerçek manada bir beklentiye sahip olmuştur ve siyasetten bunu talep etmiştir. Nitekim, siyaset millet için vardır ve milletin bu talebine kayıtsız kalamadığı için hem bizim partimiz hem Cumhuriyet Halk Partisi hem Milliyetçi Hareket Partisi, hatta ve hatta bugün bu öneriyi veren Halkların Demokratik Partisi bizatihi kendilerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için Meclis Başkanlığına başvuru taleplerini iletmiş olmak kaydıyla dokunulmazlıkların kaldırılmasını istemişlerdir. Bakın, biraz evvel burada Cumhurbaşkanımızın talimatıyla dokunulmazlıkların kaldırıldığını ifade etmişlerdir.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Ya, mikrofondan söyledi, ayıp ya!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, siz elinize dilekçelerinizi alıp Meclis Başkanlığına gitmek suretiyle "Dokunulmazlıklarımızın kaldırılmasını istiyoruz." demediniz mi?

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) - Demedik.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - O zaman samimi mi değildiniz yoksa şimdi, o zaman yaptıklarınızı mı inkâr ediyorsunuz? Siyaset ciddi bir iştir, siyaset sözünün arkasında durmaktır, sözünü takip etmektir.

Değerli kardeşlerim, sevgili milletvekilleri; işte, dokunulmazlıklarla ilgili süreç bu çerçevede ortaya çıkarak burada tartışılmış ve görüşülmüştür. Bir Anayasa değişikliği getirildi dokunulmazlıklarla ilgili olarak ve AK PARTİ'nin bu Anayasa değişikliğini bu Genel Kuruldan geçirmesine yeter sayıda nisabı yoktur. Buna destek veren Cumhuriyet Halk Partisi de olmuştur, Milliyetçi Hareket Partisi de olmuştur; hep birlikte bu dokunulmazlıkların kaldırılması kararına ilişkin Anayasa değişikliği buradan geçirilmiştir ve bütün partilerdeki milletvekilleriyle ilgili hazırlanan fezlekelerle ilgilidir bu. Dolayısıyla, sadece şu ya da bu partinin milletvekilleriyle ilgili hazırlanan fezlekelerle ilgili bir konu olmamıştır. Hâl böyle olunca, şimdi, bugün, yapılan bu faaliyet ve eylemlerden dolayı yapılan yargısal işlemlerle ilgili olarak sizin talep ve beklentileriniz doğrultusunda bir yargı kararı ortaya çıkmayınca yargının bağımsız olmadığını, emir ve talimat aldığını iddia etmeyi...

KAZIM ARSLAN (Denizli) - Her zaman söylüyoruz. Bugün söylemiyoruz, her zaman söylüyoruz yargının bağımlı olduğunu.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - ...gerçekten de çok safiyane bir tutum olarak görüyorum değerli kardeşlerim, sayın milletvekilleri.

Şimdi, bakın -biraz evvel tekrardan söyledim burada- biz bunları yaşadık, bu toplum yaşadı.

Eş başkanlardan bahsediliyor burada. Bir eş başkan hoyratça televizyon ekranlarına çıkarak bu hendekleri ve çukurları kazan teröristlere ve bu terör örgütlerine sırtını dayadığını ifade etmedi mi? Etti.

Peki, hem bu kürsüden hem de oraya giderek ve çeşitli platformlarda, oradaki çukur siyasetine ve hendek töreni yapanlara bazı milletvekilleri selam çakmadı mı?

Arkadaşlar, hiç kimsenin eylemi ve yaptığı davranışları layüsel kabul edilemez. Milletvekilinin yasama dokunulmazlığı vardır, evet. Yasama dokunulmazlığı, seçiminden önce ya da seçildikten sonra işlemiş olduğu eylemlerle ilgili olarak, iddialarla ilgili olarak yargılanmamasının, tutuklanamamasının ifadesidir ama bunun bir istisnası vardır; o da "Meclis tarafından kaldırılmadıkça." denilmektedir. Şimdi, bu konuda Meclis tarafından bir karar verilmiştir ve yasama dokunulmazlığıyla ilgili husus, bir Anayasa değişikliğiyle, o döneme, belirtilen tarihe ilişkin olarak kaldırılmış ve bu işlemler bu çerçevede yürütülmeye devam etmektedir. Tamamen yargısal bir faaliyet söz konusudur.

Ha, bir de şunu söylemek istiyorum, özellikle bunu ifade edeyim. Şimdi, bazen, burada konuşurken yok "4 Kasım darbesi" veyahut "20 Temmuz darbesi" gibi ifadeler kullanılıyor. Arkadaşlar, artık her şey ortada, kimse kafasını kuma gömmesin. Her şey ortada.

Bakınız, bundan birkaç gün önce HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan bir açıklama yaptı. Ne dedi biliyor musunuz? Dikkat edin değerli arkadaşlarım, dediği şey şu, hendek terörünün bir yerlerden gelen talimatla başlatıldığını ifade ediyor ve şimdi tırnak içinde ifade ediyorum: "Bu dünya savaşında Kürt siyasetine -ifadesi önemli- Kürt siyasetine fedai rolü vermek istediler. 'Hendekleri kazın, iç savaş çıkarın, buradan size bir ekmek çıkar.' hesabıydı bu. Kürt halkı o süreçte barışın parçası oldu, bu olaylara destek vermedi." Kimdi bu Kürt siyaseti, arkadaşlar, bu ifadede yerini bulan? Ve devam ediyor Sayın Tan, "Ben o zaman da açıkladım ve bunu desteklemedim." diyor. Arkadaşlar, 2015 Temmuz ayından sonra birkaç aylık süre zarfında yaşananlar, özerk bölge ilan etmeler, bunun yanı sıra bu ülkenin vatan toprağından parça koparmak için yapılan işler bugün, dün gibi hâlen gözümüzün önündedir. Âdeta bunlar kör parmağım gözüne misali bu milletin gözünün içine sokulmuştur. Bunu bu millet affetmez, yargı da affetmez. Burası kadim gelenekleri olan bir devlettir. Biz bin yıldan beri bu toprakları kanla suluyoruz bu vatan için, bu böyle bilinmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum, Allah'a emanet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çavuşoğlu.