Konu:Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:106
Tarih:14/06/2017


Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Erkan Akçay ve Osmaniye Milletvekili ben Ruhi Ersoy 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair bir kanun teklifi vermiştik 11/12/2015 tarihinde. Bu kanun değişikliğindeki temel çıkış noktamız, o dönemde bizi gururlandıran Aziz Sancar'ın da Nobel Ödülü'yle ilgili verdiğimiz örneklerdi ve Aziz Sancar'ın Nobel Ödülü'nü 69 yaşında aldığını referans göstererek öğretim üyelerinin emeklilik yaşının, çalışma arzusunda olan öğretim üyelerinin emeklilik yaşının en az 72'ye artırılmasını, çıkartılmasını talep etmiştik ve kendi içerisinde çok tutarlı, makul bir gerekçe sunmuştuk. Bu değişiklik teklifimiz o dönemde çok dikkat çekmedi ama daha sonra ilgili hususlar, 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 27'nci maddesinde "yetmişiki" ibaresi "yetmişbeş" şeklinde ve "2016" ibaresi "2020" şeklinde değiştirildi ve bu uygulama 41 üniversitede faaliyete geçti ama bu, bizim kanaatimizce yeterli değildir. Bunun, tüm üniversitelerde, bilimsel anlamda üretim yapabilecek kapasitede olan bilim insanlarının çalışma arzularının ve sağlıklarının el verdiği şartlarda en az 75 yaşına kadar tüm üniversiteler için geçerli olmasını ifade ediyoruz ve bu kanun teklifimizin tekrar gündeme gelmesini bu vesileyle ifade ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başkan; bir ülkenin sürdürülebilirliği insan kaynaklarını verimli kullanmasıyla doğru orantılıdır. İnsan kaynaklarının verimli kullanılabilmesi eğitim programlarıyla doğrudan ilgilidir. İlkokuldan başlayarak üniversiteye kadar devam eden anlayış verilen örgün eğitimle ilgilidir. Cemiyetin, toplumun verdiği bilgi, görgü ve sosyal eğitimler de tecrübeyle sabittir. Üniversiteler vermiş olduğu modern eğitimin yanı sıra bilgi, görgü ve sosyal çevre açısından gençliğe önemli katkıları vermesi gereken kurumlardır. Bu sebeple üniversitelerdeki imkânların başta çalışanlar olmak üzere öğrencisiyle bütünleşmiş ve şehriyle, problemleriyle ve çevresiyle barışık bir üniversite olabilmesi bu açıdan çok önemlidir. Bu önemin altını çizerek orada yöneticilik yapan ve hocalık yapan insanların mutluluğu, özgürlüğü, güvenliği çok önem arz eder; aidiyet duygusu, mensubiyet duygusu çok önem arz eder. Bazı üniversitelerin marka değerinin yüksek olması o üniversitenin öğrenci, öğretim üyelerinin sürekli o okulun rozetleriyle, onların armalarıyla, onların kupalarıyla etrafında dolaşmasına sebebiyet verirken bazıları da üniversitelerinin adını söylerken daha kısık sesle söylerler. Ne zaman ki biz bu kısık sesle söylenen üniversiteleri daha görkemli bir hâle getirebilirsek toplumsal gelişmişliğimiz bu manada kendisini gösterir.

Evet, şu bir siyasette, sosyolojide toplumsal gerçekliktir: Üniversiteler bir iktidar alanıdır ve siyasal tarihimize baktığımızda, enderundan üniversiteye geçiş tarihimiz, medreseden üniversiteye geçiş tarihimiz, cumhuriyetin kuruluş sürecinde İstanbul'dan Ankara'ya gelip Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesini kurmamız, daha sonra da siyasal iktidarların her döneminin kendine ait hamleleri, Menderes'in Atatürk Üniversitesi hamlesi ve Anadolu'ya yayılması, daha sonra Özal'lı yıllardaki yeni hamleler... Daha sonra da üniversite elit bürokrasisinin ve elitistlerinin bir statüko alanına geçmeye çalıştığı dönemlerde de, değişik vesilelerle Anıtkabir'e yürüme eylemlerinin başladığı dönemlerde de bir hamleyle mevcut iktidar, üniversite sayılarını çoğaltıp rektör sayılarını artırarak Üniversitelerarası Kurul üzerinden operasyon yapılmasının önüne geçmek için ciddi anlamda tabela üniversiteleri kurdu. Bu da bilinen hakikat. İktidar alanlarını açmak için tabela üniversitelerine gidilen bir strateji güdüldü. Bu problemleri görmek ve bu üniversitelerin içini doldurabilmek de şu an siyasal anlamda aşılmış problemlerin neticesinde vicdani ve ahlaki bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun büyük bir kısmı iktidarda ama el birliğiyle muhalefetin, iktidarın, ortak aklın bu konuda çözüm üretmesi gerekmektedir diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)