Konu:Sanayinin Geliştirilmesi Ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:106
Tarih:14/06/2017


Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖZCAN PURÇU (İzmir) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize hayırlı geceler diliyorum.

Evet, bugün üzgünüz, Parlamentomuzda bir milletvekilimiz tutuklandı. Bakın arkadaşlar, hepimizin bu görevi yapması icabetiyle bir saygınlığı var, Parlamentonun da bir saygınlığı var, Meclisin de bir saygınlığı var. Meclisin içerisinden, seçilen bir milletvekilinin haksız, hukuksuz yere, haber yaptığı gerekçesiyle tutuklanması çok saçma. Bizleri halk seçti arkadaşlar. Bütün dünyaya şu an rezil oluyoruz. Ne yaptığımızın farkında mıyız? Bu mücadeleyi AK PARTİ'li, MHP'li, HDP'li, CHP'li bütün milletvekillerine de veririz ayrıca. Kim tutuklanırsa, bu Parlamentonun saygınlığı açısından, kendisini her zaman, her yerde savunuruz. Ama bakın arkadaşlar, bir milletvekili, gazeteci olması sıfatıyla eğer bir haber yapıyorsa bu suç teşkil eder mi? Yaptığını farz etsek dahi, ki bununla ilgili şaibeler, muallaklıklar var... Yani bakın arkadaşlar, gerçekten hayret ediyorum. Bizim saygınlığımız nerede kaldı? Nerede kaldı arkadaşlar? Yarın bu sizin de başınıza gelebilir, bu sizin de başınıza gelebilir. Böyle giderse gelecek de haberiniz olsun. Hepimizin başına yarın ne geleceğini bu Parlamentoda kimse bilmiyor şu an. Ülkede büyük bir muallaklık var farkındaysanız. Siyasi iktidar ülkeyi muallak hâle getirmiş; yarın ne olacağı ülkenin belli değil. Güvenlik sorunumuz var, iç politikada ciddi sıkıntılar var, dış politikada ciddi sıkıntılar var, biz kendi enerjimizi kendi içimizde tüketiyoruz. Milletvekillerini tutuklatıyoruz; bak, bu saatte biz bunları konuşuyoruz.

Arkadaşlar, bakın, "gizli, devlet sırrı" deniliyor şimdi. Arkadaşlar, bu silahlar giderken neyi, kimden sakladınız? Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin bir milletvekili olarak o MİT tırlarındaki silahların nereye gittiğini bilmiyorum. Niye saklıyorsunuz? Bu Parlamentonun bilmeye hakkı yok mu bunu? Parlamentonun bilmeye hakkı yok mu? Bilen bir milletvekili bunu söyleyebilir de. Suç oluyor mu bu arkadaşlar? Bu, suç mudur yani? Böyle bir rezalet var mı?

Bakın, bu saygınlığı hep birlikte, hep beraber daha da ilerletmemiz gerekiyor, hepimizin birbirimize sahip çıkmamız gerekiyor. Bizler Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekiliyiz arkadaşlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve bu Parlamentonun milletvekilleriyiz, bununla da gurur duyuyoruz. Ama bakın, bizim başımıza, Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekilinin başına bir şey geliyor, hiç kimseden ses seda çıkmıyor. Bunu korumak buradaki milletvekillerinin görevi değil mi? Bir milletvekiline bir milletvekilinin sahip çıkması kadar doğal bir şey var mı? Hani kim sahip çıkıyor arkadaşlar? Hem de ortada saçma sapan bir sebep ya. MİT tırları, efendim, gizli bir sebepmiş, olaymış; bunu açığa çıkarmış. Böyle bir saçmalık var mı? Halkın seçtiği bir milletvekili görev esnasında tutuklanamaz. Enis Berberoğlu'nun tutuklanması kanunlarımıza şu an itibarıyla aykırıdır arkadaşlar. Türkiye Cumhuriyeti milletvekili olarak, kim seçilirse seçilsin, gelecek, bu Parlamentoda görevini yapacak. Görevi bittiği zaman gider, yargılanır; suçu varsa, suçu mahkemece ispatlanırsa gereği yapılır. Böyle bir tutarsızlık olur mu arkadaşlar? Kendimize gelelim. Biz Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekiliyiz, lütfen... Herkesi bu konuda birbirine sahip çıkmaya davet ediyorum. Ben gerçekten üzülüyorum yani. Yarın hepimize ne geleceği belli değil, bakın, haberiniz olsun, gerçekten öyle. Ama size de sahip çıkmayan, diğer milletvekillerine sahip çıkmayan, görevini ifa etmiş sayılmaz arkadaşlar. Hepimiz kardeşiz bu Parlamentoda, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti için çalışıyoruz ama gelin görün ki futbol takımı tutan taraftarlar gibi, AKP'li, CHP'li, MHP'li, HDP'li; burada hiç dayanışma yok. Şurada, vallahi, geldiğim günden beri -iki sene oldu- vatandaşın sorununu sabaha kadar konuşmadık ya! Burada bize zarf yırttırdınız; sabaha kadar, tutuklu milletvekilleri; sabaha kadar, FETÖ; sabaha kadar, bilmem ne... Bırakın, yeter artık. Ülkeyi gerginleştire gerginleştire mahvettiniz ya. Burada fakirin, garibanın, iç politikanın, dış politikanın konuşulduğunu, hep birlikte karar alındığını görmedim. Çocuklar gibi burada kavga ediyoruz ya! Ama iktidarın da görevi, bakın, eksiklerini muhalefetin eleştirileriyle harmanlaştırarak bu ülkeyi yönetmek ama ben bunu sizde görmedim arkadaşlar. Ayrımcılık yapan da namussuzdur, şerefsizdir; ben bunu sizde görmedim. Bir iktidar olarak, bizim eleştirilerimizi almadınız. Elinizden geldiğince batırmaya çalışıyorsunuz ya. Biz de ülkemize hizmet etmek istiyoruz; sizinle birlikte çalışabiliriz de, farklı konularda aynı görüşlere sahip olabiliriz ama ne kadar masumane önerge verirsek verelim, hemen reddediyorsunuz ya.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN PURÇU (Devamla) - Böyle olmaz arkadaşlar. Bu ülkenin milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekilleri birbiriyle...

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Purçu.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) - Başkan, bir dakika süre istiyorum.

BAŞKAN - Tamamlayın diye verdim süreyi.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) - Bu ülkede milletvekilliği yapan, Türkiye Cumhuriyeti'nde milletvekili olan herkes bu Parlamentoda kendi partisini yeri geldiği zaman unutacak arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarını düşünecek, milletvekili kardeşine sahip çıkacak. Ama ben bunu görmüyorum. Çocuklar gibi kavga ediyoruz burada ya, gerçekten üzülüyorum. Ülkeme hizmet edemiyorum, vallahi iktidarın da ettiğini düşünmüyorum, zaten muhalefetiz.

Yani arkadaşlar, kardeşlik unsurumuzu, barış, dostluk unsurumuzu burada pekiştireceğiz, vatandaşa, halka örnek olacağız. Burada örnek olamadık arkadaşlar. İktidarın kendisini bu konuda düşünmeye davet ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum. Hayırlı geceler efendim. (CHP sıralarından alkışlar)