Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:106
Tarih:14/06/2017


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ERGÜN TAŞCI (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin FETÖ terör örgütünün ekonomik olarak nasıl güçlendiğine ilişkin, geçmişe dönük olarak kamu ihalelerinin araştırılması ve haksız kazançla ilgili, Anayasa'nın 98'inci ve İç Tüzük'ün 104'üncü maddesi gereğince verdiği Meclis araştırması önergesiyle ilgili önergenin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle "ihale" deyince, "harcama" deyince önümüze, biliyorsunuz, 2002 yılında 4734 sayılı Yasa'yla yürürlüğe giren Kamu İhale Kanunu ve bu ihale sürecini devamında sözleşmeye bağlayan 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu devreye girmiştir ve 2002 yılından itibaren daha önceki ihalelerle ilgili düzenleme yine devletin gelir getirici faaliyetiyle ilgili 2886 sayılı Yasa yürürlüktedir. Öncelikle, bu kurumda uzun yıllar yönetici olarak çalışmış birisi olarak, bu 2002'den itibaren yapılan düzenlemeleri ve ihaleyle ilgili konu gündeme geldiğinde bu kurumun nasıl çalıştığını sizlerle paylaşmak isterim.

Öncelikle kanunumuzun 5'inci maddesinde temel ilke olarak, tüm ihalelerde temel ilke olarak ifade edilen ilke, tüm ihalelerde aranan ve bunun denetlendiği... Açık olarak kurumun gerek şikâyet sürecinde yani kuruma ihalelerle ilgili yapılan itiraz ve şikâyet sürecinde ve bunun dışında gerekse EKAP üzerinden hem sözleşme öncesi hem sözleşme sonrasıyla ciddi anlamda denetimi bugüne kadar yapılmıştır ve bundan sonra da yapılmaya devam edecektir.

Kanunumuzun 5'inci maddesi çok temel ilkelerle ilgili. Yapılacak ihalelerde saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenilirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların doğru zamanda ve uygun şartlarla ve zamanında kaynakların kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri kanunumuzun 5'inci maddesi ifade eder.

Yine, bu kanunumuzun 3'üncü maddesinde, bu Mecliste uzun yıllar tartışılan ve hep teknik olarak, bilgi eksikliği olarak, hep kamuoyunun ve Meclisin gündemine taşınan konularda istisna maddesidir. Bu istisna maddesine ilişkin de bir iki hususu paylaşmak isterim.

Kanunun 3'üncü maddesinde yine yüce Meclisin takdiriyle istisnalar düzenlenmiştir. Bu istisnayla ilgili alımın sanki Türkiye'deki tüm kamu alımlarının yüzde 60'ını, yüzde 70'ini oluşturuyor gibi bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Zamanımız yeterli olmadığı için, yine bu konuda merakı olan arkadaşları, yine, kurumun web sayfasındaki istatistiklere yönlendirebiliriz.

Buradan özellikle 2015 yılında ve 2016 yılında çok açık, net... 2015 yılında, yüzde 91'i; bu kanunun yine 17'nci ve 18'nci maddelerinde bu kamu alımlarının hangi usulle yapıldığına ilişkin düzenleme açıktır. Kamu alımları gerek mal gerek hizmet gerek yapım konusunda açık ihale usulüyle yapılır, şartları bellidir, belli istekliler arasında ihale usulüyle yapılır, şartları bellidir ve pazarlık usulüyle yapılır. Kanundaki şartlar oluştuğu takdirde idareler bu usule göre ihalelerini yaparlar.

Ne yapıyoruz? 2015 yılına bakıyoruz, yüzde 91'i isteklilerin tümünün katılımına açık bir şekilde kamu kaynakları harcanmış, daha doğrusu kamu ihtiyacı karşılama usulü olarak açık ihale usulüyle... 2016'ya bakıyoruz, yüzde 86'sı. Bunun dışındaki diğer harcamalarda yine kanunun zorunlu şartlarını taşıyan belirli istekliler ve pazarlık usulüyle yapılmıştır.

Kanunun 3'üncü maddesindeki istisnaların adedinin sayıyla, rakamla, "u" ya kadar geldiği iddia edilerek sanki kamudaki harcamalar Kamu İhale Kanunu'ndan ve denetimden kaçırılıyor gibi bir iddianın da bir defa temel bilgi olarak doğru olmadığını burada sizlerle paylaşmak isterim.

Ondan sonra, özellikle -bu rakamları biraz daha zamanımız olsa inceleyebilirdik- kanunumuz çok açık bir şekilde yani yine kanundan örnek vererek gideyim... Bizim kanunumuzda 11'inci maddede bir düzenleme var. 11'inci madde der ki: İhaleye katılamayacak olanlar... Bunlar (a), (b), (c), (d) diye sıralanmış. En fazla tartışılan konu, 15 Temmuzdaki FETÖ hadisesiyle Meclisin ve Türkiye'nin gündeminde olan konu, FETÖ'ye bağlı şirketlerin kamudan ihale aldıklarına ilişkin iddialar. Şimdi, böyle bir şeyin, böyle bir iddianın doğru olması mümkün değil. Hükûmet, Hükûmetimiz ne yapmış? 15 Temmuz hadisesi sonrası 11'inci maddede "Şunlar, şunlar ihaleye katılamaz." denilen, maddeyle sıralanmış, tadat edilmiş hususlara (g) maddesiyle düzenleme yapıyor, diyor ki: "Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kapsamda olduğu Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından bildirilen yurt dışı bağlantılı gerçek ve tüzel kişiler..." Bunlarla derece yakınlığıyla ilgili olanlar, bu şirkette hissesi olanlar, ortak olanlar; bunların ihaleye katılamayacağına ilişkin, malum, ülkemizin yaşadığı en büyük hain kalkışma sonrası yine bu Meclisin vermiş olduğu yetkiyle, kanun hükmünde kararnameyle düzenlemeye, bugüne kadar var olan yasak fiil ve davranışlara ilişkin yaptırımımıza ilave bir madde daha yenisini koyarak, bugün ülkemizde bu kalkışmaya gelenlerle iltisakı olanlarla ilgili muamele, işlem şu anda nasıl yapılıyor? Şöyle yapılıyor efendim: Kamu İhale Kanunu'na tabi ihalelerde ilanla ihaleye çıkıyor ve ihale süreci devam ederken ihale komisyonu karara varmadan önce, yasak fiil ve davranışı tespit edilenler, bu şirketler, bu şirketlerin ortaklıkları EKAP üzerinden sorgulanıyorlar ve ihaleyle ilgili temel değerlendirmede geçerli teklif olarak -daha ilk aşamada- kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin kanuni dayanağa bağlı olarak bu kararlar veriliyor. Ve sonrası... Özellikle bunun altını çizmek isterim: 15 Temmuz öncesi, yasal bir dayanağı olduğu hâlde, hiçbir ihale falanca kuruma, filanca kişiye verildi denemez. Çünkü yasanın açık hükmü, EKAP üzerinden açık bir şekilde, idareler tarafından sistem üzerinden denetlenmekte. 15 Temmuzdan sonra bu FETÖ'yle bağlantılı konular da devreye girerek o da süreç içerisinde devam etmektedir.

Peki, sözleşmeye bağlanmış ama sözleşme devam ederken... Az önce değerli arkadaşımız ifade etti; belediyelerde, orada burada birtakım bir şeylerden bahsedildi ama bir defa, bunların her birinin, kamu harcamasına ilişkin konuların Kamu İhale Kanunu'na tabi olduğunu bilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla 4734'e ve 4735'e tabi olarak devletin bir kuruşunun harcanmasında gerek bireysel şikâyette gerekse kurumsal anlamda şirketlerin, bir defa, meşru meri mevzuata aykırı bir şekilde sözleşme imzalaması mümkün değildir.

4735'le ilgili şunu söyleyelim: Evet, kayyum atanan belediyelerle ilgili hususa değindik. Evet, kayyum atanan belediyelerle ilgili, mevcut yapılmış sözleşmelerle ilgili süreci de tetkik ederek bu sözleşmelerin, özellikle terör örgütleriyle irtibatı olan, iltisakı olan şirketlerin sözleşmelerinin feshedildiğine ilişkin -evet, zamanım oldukça kısa olduğu için bir iki hususun altını çizeyim- buna ilişkin işlemler de açık, mevcuttur; Kamu İhale Kurumunda mevcuttur, idarelerde mevcuttur. Buna ilişkin bir iki hususun altını çizmek isterim. Türkiye'nin 44 ilinden toplam 951 şirkette kayyumların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiş, bu Fon bu şirketlere kayyum olarak atanmış. 107 gerçek kişinin mal varlıklarına Fon kayyum olarak atanmış. Bu şirketlerin türlerine göre dağılımından bir iki rakam vermek isterim: 488 anonim şirket, 348 limitet şirket, 22 anonim limitet şirket şubesi, 67 ticari işletme, ticari işletme şubesi, 5 yurt dışında kurulu şirket, 9 işletme, 3 kolektif şirket, 3 ortaklık, 2 adi komandit şirket, 1 adi ortaklık, 1 kooperatif ve 1 avukatlık ortağı olarak bunun aktif büyüklüğü yaklaşık 40,9 milyar, öz kaynak toplamı 18,2 milyar, ciro toplamı 21,9 milyar olarak bu şirketlerde yaklaşık 46 bin kişi istihdam edilmektedir ve bu şirketlerle ilgili işlemler yapılmıştır. Bu, devletin resmî verileridir. Dolayısıyla kanuna, kanunun işleyişine ilişkin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERGÜN TAŞCI (Devamla) - ...kurumun işleyişine ilişkin her şey ortadayken ve bu anlamda geçmişte de bugün de yasaya aykırı bir şekilde ihalelerin birilerine verildiğine ve buna devletin duyarsız kaldığına ilişkin iddiaların hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Bu nedenle önergeyi desteklemiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)