Konu:Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:105
Tarih:13/06/2017


Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Sayın Bakan itiraz etse de artık geleneksel hâle gelmiş -ama bu defa gelenekler de bozulmuş- torba kanun yerine çuval kanun olarak karşımıza gelen bayağı yüklü bir birikimle karşı karşıyayız.

Değerli milletvekilleri, iki gündür Mecliste ağırlıklı olarak tarım konuşulmaktadır. Niye, biliyor musunuz? Güncel, Katar'da bir sorun yaşanıyor, o sorunda başta Türkiye olmak üzere bütün dünya el birliğiyle hemen Katar halkına gıda göndermek zorunda kalıyor. Lafa gelince herkes söylüyor "Tarım stratejiktir." deniyor ama uygulamaya gelince özellikle AKP ve saray rejimi bunu bir stratejik alan olarak toplumun ihtiyaçları üzerinden değerlendirmiyor, toplumun yoksullaşması üzerinden kendi siyasal mecrası olarak ve kendi rant kaynakları olarak değerlendiriyor; üzgünüm ama gerçek bu.

Bakın, zeytinle ilgili bir gelişme sağlandı ama Bakan çok açık bir şekilde ifade etti ki "Bu burada bitmedi." dedi, er veya geç yeniden getirmeye odaklı. Getirebilir elbette, gücü var. Tek şeyi düşünüyordu, "Çoğunluğa dayalı, istediğimiz kanunu, istediğimiz yasayı, istediğimiz yapıyı getiririz." Bu böyle değil, bu mümkün değil. Elbette bugün çoğunluk gücünüz yetebilir ama 2007'de olduğu gibi mesela, samanı paranız olsa da bulamayabilirsiniz. Aynen, ithalat kılıcıyla, ithalat sopasıyla sektörü terbiye etme istenciniz gibi.

Birkaç örnek vermek isterim değerli milletvekilleri: Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'nde protein üretimi kişi başına 70 ila 61 gramdır, bizde ise sadece 31 gram. Yine, dünyada, hemen yanı başımızdaki Yunanistan, Almanya, İngiltere, Fransa, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri kişi başına yılda 70 ile 80 kilogram arasında et -kırmızı artı beyaz et- üretimi yaparken biz ne yazık ki 36 kilogram yapıyoruz ve bu 36 kilogramın da yüzde 60'ından fazlası beyaz et. Bunun karşılığı şuna denk gelmektedir: Onlar kırmızı eti bizim 3 kat, 4 katımız tüketiyorlar; biz ne yazık ki 10 ile 12 kilogram arasında tüketiyoruz. Bunun karşılığı neye denk geliyor? Eğer Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olmasa halkımız hemen hemen et de yiyemeyecek, iyi ki de varlar.

Evet, değerli milletvekilleri, bu devran böyle gitmez. 2007 yılını hatırlayın; kuraklık, süt fiyatlarının çok aşağı düşmesi, yem fiyatlarının yükselmesi, 1 milyon süt sığırı kasaba gitti. Çıkamadınız, olmadı, 2009 yılında ithalat kararı aldınız ve başladınız ithalata. 2010 yılından bugüne kadar, 4 milyon 200 bin küçük ve büyük baş canlı hayvan satın aldınız, 215 bin ton kırmızı et satın aldınız, karşılığında bu toplumdan aldığınız, ödediğiniz para 4,5 milyar dolar. Bunu da gerçekten sahici yapmadınız, biliyor musunuz? Devlet eliyle, Et Balık Kurumu eliyle kendi zenginlerinizi yarattınız, bunu bile ticarete konu ettiniz. Mehdi Eker'in tüccarları ile Faruk Çelik'in tüccarları birbirine girdi. Macaristan'da, Fransa'da, Arjantin'de, Brezilya'da önceki kaynaklarla zengin olanlar ile şimdi bakanın zenginlikleri arasında çatışma çıktı. Bize şikâyet ettiler, dün konuştuk bunu burada. O şikâyetler üzerinden gördük ki Et Balık Kurumu aracılığıyla halkın parasını kullanarak kendi arkadaşlarınızı, kendi yandaşlarınızı zengin ettiniz. Tabii, diyecek bir şey yoktu, çoğunluk sizdeydi, istediğinizi yapardınız. Biz de sadece şunu söyledik: "Yuh be! Bu kadar da olmaz." dedik ama oldu.

Değerli milletvekilleri, bakın, bir örnek daha vereyim. Sadece 2016 yılında yem ve yem katkı maddelerine ödediğimiz para ne kadar biliyor musunuz? 3 milyar 200 milyon dolar, 4,5 milyar dolar da canlı hayvan ithalatına verdiniz. Ne yazık ki 9 milyar dolar civarında hayvan ithalatına ve yem ithalatına para vermiş durumdayız.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - Mera Kanunu'nu çıkaralım o zaman.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Evet, Mera Kanunu'nu çıkaracağız. Mera Kanunu'nu siz yok ediyorsunuz. Mera Kanunu'nu bitirmekle hayvancılığı bitiriyorsunuz.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - Hayır, yem ihtiyacını nasıl karşılayacağız?

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Mera Kanunu'nu kaldırarak sütü yok ediyorsunuz.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - Yem ihtiyacını nasıl karşılayacaksınız?

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Mera Kanunu'nu çıkararak bu halkı yabancılara peşkeş çekiyorsunuz.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Biz CHP miyiz? Yapma Allah'ını seversen ya!

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Meraları yok ediyorsunuz, merayı yok etme kanunu bu.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Elbette buna izin vermeyeceğiz. Yarın bunun devamını sürdüreceğim, anlatacağım size. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sarıbal.