Konu:Tarım Kredi Kooperatiflerinin zarara uğramasında sorumluluğu bulunduğu ve bu nedenle çitçileri mağdur ettiği iddiasıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/16) ön görüşmesi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:104
Tarih:12/06/2017


Tarım Kredi Kooperatiflerinin zarara uğramasında sorumluluğu bulunduğu ve bu nedenle çitçileri mağdur ettiği iddiasıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/16) ön görüşmesi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, Tunceli'de Tunceli Milletvekili Ali Bey'in arabasının zorla aranması ve eşine yapılan yanlış davranışı buradan kınadığımı söylemek isterim. (HDP sıralarından alkışlar)

Yine, bir cemevi, Diyarbakır cemevi gerekçesiyle Diyarbakırlı olan ama Urfa Milletvekili Osman Baydemir hakkında açılan soruşturmayı da buradan yine açık bir şekilde kınamak gerekiyor ve AKP ve saray rejiminin nasıl da faşizanca uygulamaları hayata geçirdiğini bir kez daha görmek gerekiyor.

Evet, değerli milletvekilleri... Sayın Bakan, buradasınız. Tarım bitiyor, haberiniz var mı Sayın Bakan? 1980, 45 milyon nüfus var bu ülkede, 80 milyon hayvan varlığımız var; sene 2016, 80 milyon nüfusumuz var, ne yazık ki karşılığında 56 milyon hayvan varlığımız var. Yine, Sayın Bakan, 2002'de 26 milyon hektar tarım alanımız var, 2016 sonu itibarıyla 23,6 milyon hektar tarım alanımız var, 2,8 milyon hektar tarım alanı kaybolmuştur. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu diye bir kanun çıkardınız, onun yanına da bir Toprak Koruma Kurulu koydunuz. O kurul sizin getirdiğiniz tarihten bugüne kadar 8 milyon 660 bin dekar araziyi tarım amacından çıkardı, yollara, kentlere, sanayiye, oraya buraya peşkeş çekti. Neden 8 milyon 660 bin dekar arazi önemli biliyor musunuz? Bugün tam da zeytinlik alanlarımızın karşılığı gelmektedir. Yani siz on yılda Türkiye'deki bütün zeytin alanları kadar bir alanı koruma kurulunuz gerekçesiyle yok ettiniz.

Buradan şöyle bir ironi yapalım: Hangi programınızın, hangi projenizin önüne "millî" koyarsanız o projeyi veya o programı millîsizleştiriyorsunuz, hangi kurumunuzun adına "koruma kurulu" adını koyuyorsanız o alanı korumuyorsunuz. Tam da bu noktadan, Zeytin Sahaları Koruma Kurulunun bu işi yapmayacağını yeri gelmişken bir kez daha açık bir şekilde paylaşmak isterim.

Yine, 2003 yılında yani Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde tarımsal alanda yüzde 35 istihdam vardı. Geldiğimiz noktada ne yazık ki bu yüzde 19'a inmiş durumda. Yani 2,5 milyon çiftçi tarımdan uzaklaştı. Soru şu Sayın Bakan: Bu insanlar kentlerde bir eli yağda bir eli balda TOKİ'nin yaptığı birinci sınıf evlerde mi yaşıyorlar, yoksa yoksulluğa, açlığa terk mi edildi? Esrar, eroin sarmalında mı bu çocuklar? Hiç bunun hesabını yapıp şöyle bir bakma gereği duydunuz mu?

Yine, siz 2003 yılında iktidara geldiğinizde tarımın gayrisafi millî hasıla içerisindeki payı yüzde 10'du. On dört yıllık iktidarınız sonunda, geldiğimiz noktada gayrisafi millî hasıla içindeki payınız yüzde 6'ya düşmüş durumda.

Yine, aynı şekilde, geldiğinizden bugüne kadar çiftçinin ürünleri yaklaşık olarak 4 kat değer kazanırken çiftçinin borcu tam 14 kat arttı yani 80 milyar TL. Tam buradan sizin yine kendinizin çıkarıp ama yine kendinizin uymadığı o yasayı gündeme getirelim. Dediniz ki 2007 yılında: "Gayrisafi millî hasılanın yüzde 1'inin altında olmamak üzere tarıma destek vereceğiz." Geldiğimiz noktada "Toplam 90 milyar verdik." diyorsunuz oysa daha 68 milyar TL çiftçiye borcunuz var. Sayın Bakan, çiftçiye olan borcunuzu ödemeyi düşünüyor musunuz? Tam da toplam 80 milyar TL çiftçinin borcu varken eğer 68 milyar TL'yi çiftçiye öderseniz çiftçinin ana borcunun çok büyük bir kısmını bu şekilde gidereceğimizi bilmenizde yarar var.

Yine, Başbakan dedi ki: "Deponuzun yarısı benden yarısı sizden." Yani mazota yüzde 50 destek vereceğiz dediniz aynı şeker pancarında yaptığınız gibi. Merak ediyoruz. Bütçeden 720 milyon TL ayırmışsınız. Çiftçinin kullandığı mazotu yüzde 50 desteklediğinizde tam 9 milyar gibi para ödemeniz gerekiyor. Biz mi hesap bilmiyoruz yoksa siz mi halka yalan söylediniz bunu bir açarsanız gerçekten sevineceğiz.

Yine, çok açık bir şekilde şunu paylaşmakta yarar var: Bitkisel üretimde tamamen bizi dışa bağımlı hâle getirdiniz. AKP ve saray rejimi ne yazık ki bu ülke topraklarında 780 bin kilometrekarelik alanda ilkbaharı, sonbaharı, kışı olan, dört mevsimi olan 26 milyon hektar tarım alanının 23,6 milyon hektara düştüğü bu topraklarda bizi dışarıya bağımlı bir ülke hâline getirdi. Kısa bir örnek: 2002 yılından bugüne kadar 11 milyar dolar tarımsal ham madde ihracatı yapmışız. Karşılığında ne yapmışız? 66 milyar dolar tarımsal ham madde ithalatı yapmışız. Gıda maddelerini de içine koyduğumuzda toplam 171 milyar dolar tarımsal ithalatımız söz konusu. 171 milyar dolar. AKP yapar, öbürleri bakar! Alın bunu yazın bir kenara.

Değerli milletvekilleri, bu topraklarda üretmeyip, bu topraklarda ithalatı öngörüyorsanız... Bakın bu ülkede ve dünyada küresel ısınma var, her gün değişik bir yerde iklim sorunuyla karşı karşıyayız. Bazen paranız da olsa alamayabilirsiniz. Bu konuda, lütfen, bir kez daha düşünün ve duyarlı olmaya çalışın.

Saraylara... Dün gece saray rejimi sarayda verdiği iftarı medyada paylaşıyor. Aynı saatlerde pazarlarda çöp toplayan kadınlarımızı da görüyoruz. Gıda maddesi topluyor pazarlardan sonra. Böyle bir gerçeklik üzerinde yaşıyoruz. Gıda, yeni dünya düzeninin en önemli stratejik sektörlerinden bir tanesidir. Su, enerji ve gıda egemenliktir. Eğer siz toplumunuzu gıda egemenliği ve gıda güvencesi üzerinden sağlıklı bir yere getirebilirseniz varlığınızı sürdürebilirsiniz; getiremezseniz, aynen petrolde olduğu gibi gıda da bağımlı ülke hâline geldiniz ve gelmeye devam edeceğiz.

Yine hayvancılığı konuşalım kısaca ama bu arada tabii birkaç tane net örnek vereyim Sayın Bakan, iyi anlaşılsın. Zaman da çok hızlı geçiyor. Bu hammadde açısından yaptığımız ithalatı şöyle paylaşalım: 62 milyon 831 bin ton tahıl almışız Sayın Bakan, 62 milyon. Yine, yağlı tohumlar 61 milyon 881 bin ton. Sayın Bakan, bunları elbette biliyorsunuz, farkındasınız. Mesela iki örnek: Ayçiçeği yağı 6 milyon 25 bin ton. Küspe ve palmiye yağı 6 milyon 567 bin ton almışız Sayın Bakan. Biz ne yapıyoruz? Zeytinlikleri söküyoruz.

(Hatip tarafından fotoğraflar gösterildi)

Bakın arkadaşlar, bakın, şu bizim koruyamadığımız, giden adalarımızdan Girit'te saklanan zeytin ağacı. Yaşını bilen var mı? Yok. İki bin yıllık bir fabrika gösterebilir misiniz değerli milletvekilleri? Bin yıllık, beş yüz yıllık, iki yüz yıllık, söyleyebilir misiniz? Söyleyemezsiniz. İşte iki bin yıldan belki de daha yaşlı bir fabrika, zeytin fabrikası bu. Yine bu da sizin iktidarınız dönemindeki zeytin talanı. Zeytin talanı. Bursa'dan bir örnek, buyurun. Bu da İstanbul, 1977, 2009. 2016 yok.

Evet, zaman kalmadı.

Sayın Bakan, tarım kredi meselesi üzerinden bakalım. Tarım kredi bu ülkede çiftçinin girdilerini kolaylaştırmak için kurulmuştur, kolaylaştırmak için. Ne yazık ki tarım kredi sizin şimdi yağmaladığınız, peşkeş çektiğiniz bir yer hâline geldi. İçinde FETÖ öyküsünden tutun da hırsızlığa kadar, zimmetten tutun da adam kayırmacılığa kadar her türlü şey var.

Sadece iki örnek söylemek isterim. Bir avukat çalışıyor tarım kredi kooperatiflerinde. Bu avukat yanına 2 avukat daha alıyor. Yanına 2 avukat alınca bu avukatı bugüne kadar tarım kredide hiç olmayan şekilde bir yönetmelik değişikliğiyle tarım kredi müdür yardımcısı yapıyorsunuz. Müdür yardımcısı yaptıktan sonra diğer 2 avukatı FETÖ'den içeri alıyorsunuz. Nedense onun getirdiği bütün avukatlar FETÖ'den içerde ama bu avukat şu anda müdür yardımcısı olarak yaşamını sürdürüyor.

Bursa Yenişehir Selimiye köyü. Bir personel 3 milyon TL yani eski parayla 3 trilyon çarpıyor. Bundan kimsenin haberi yok. Kimse bu işin farkında değil.

Yine, değerli milletvekilleri, tarım kredi gübre fabrikası açıyor, ilaç fabrikası açıyor ama ne yazık ki çiftçiye hiçbir mal ucuz verilmiyor, hiçbir mal ucuz verilmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Oysa tarım kredinin görevi çiftçiye ucuz kaynak sağlamaktır.

Kısaca, tarımın hiçbir tarafını yönetemediğiniz gibi tarım krediyi de yönetemiyorsunuz. Tarım kredi, bu ülkenin artık AKP ve saray rejimi tarafından soyguna çevrilmiş, köylünün ne yazık ki ümüğüne kadar sıkıldığı, borçlarının diz boyu olduğu, sömürü aracı olarak kullanılan bir kurumu hâline gelmiştir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)