Konu:Chp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:104
Tarih:12/06/2017


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Manisa ve Diyarbakır'daki askerlerin zehirlenmesine ilişkin Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesinin lehinde konuşacağımı ve askerlerimize de acil şifa dilediğimi belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün çok önemli bir konu var. Parti Sözcümüz ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı ve şu anda Urfa Milletvekilimiz Osman Baydemir hakkında bir fezleke düzenlendi. Bu fezlekenin konusu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Bir cemevinin tahsis edilmesi meselesi. Hiç konuyu çarpıtmıyorum. Bakın, bir mülkiye müfettişi -tabii, kayyum atandıktan sonra- görevlendiriliyor, mülkiye müfettişi o kadar bilgisiz, o kadar hukuk tanımaz bir şekilde konuyu inceliyor ki... Arkadaşlar, yapılan bu işlem, biliyorsunuz, GAP kapsamında, 388 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin tamamen hukuki zeminine oturmuş bir plana cemevinin işlenmesiyle ilgili bir husus. Büyükşehir Belediyesi on yıllık bir tesis yapıyor, diyor ki: "Alevilerin ibadethanesi cemevidir. Bunu 1/1000 ve 1/5000 ölçekli plana da işliyorum." Meclis kararı çıkartıyor ve bu iş ve işlemler de yine 388 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca GAP İdaresi tarafından tasdik ediliyor ve siz bunu gerekçe göstererek, bir cümleyi gerekçe göstererek bir fezleke hazırlıyorsunuz. Savcı da bilgisiz. Savcı 388 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ne olduğunu bilmiyor. İmar planı uygulamalarını, tescile konu olan iş ve işlemlerin sırasını bile bilmiyor; tam bir rezalet değerli milletvekilleri. Bu işlemden vazgeçmemiz lazım, bu durum bu şekilde sürdürülemez.

Şimdi, değerli milletvekilleri, burada sürekli konuşuyoruz, çok önemli konuları konuşuyoruz. Halil Bey burada, bakan yardımcısıydı, ben de orada şube müdürüydüm. Arkadaşlar, İtfaiye Meydanı'ndaki caminin mülkiyet konusunu ben çözdüm, aynı şekilde, aynı gerekçeleri yönetim kuruluna biz sunduk. Tescile konu olan bir işlem vardı, Sosyal Güvenlik Kurumunun, Emekli Sandığının arsası, sit alanı içerisinde olan bir kısım mülkiyet ilişkilerini, hepsini -Halil Bey çok iyi biliyor- ben çözdüm, yönetim kuruluna da biz götürdük. Aynı ibareleri var Halil Bey'in. O zaman Faruk Bey'in verdiği talimatla biz bunu yaptık. Şimdi, o zaman Faruk Bey hakkında fezleke mi düzenlenecek? Cami bir ihtiyaçtır, orada bir ihtiyaç hasıl olmuş ve cami yapılmış. Diyarbakır'da da bir cemevi ihtiyaçtır, bu şekilde bir tahsis gerçekleşmiş. Bunu fezlekeye dönüştürürseniz siz iyi niyetli değilsiniz demektir; bunu da burada tekrar belirtmek istiyorum.

Şimdi, biraz önce ifade ettiğim gibi, burada birçok konuları konuşuyoruz değerli milletvekilleri. Ama, anlam buluyor mu, bulmuyor mu, ülkenin gündemi nedir, nereye gidiyoruz inanın çok büyük kuşkularım var.

Sizin de bildiğiniz üzere, ülkemizin en sorunu olan Kürt sorunu tüm yönleriyle konuşulmuş, tartışılmış ve müzakere sürecine kadar çıkarılmasına rağmen soruna bakışta eskiyi aratmayacak söylev ve uygulamalara dönülmüş durumdadır. Kürt sorunun çözümü her zaman sorunun içindedir. Sonuç üzerinden konunun tartışılması meseleyi görmemek yada ipe un sermek anlamına gelmektedir. Diğer birçok sorunda olduğu gibi sorunlarımızla yüzleşme, tartışma, kendimizi eleştirme cesaretimizi yeniden gözden geçirmeliyiz değerli milletvekilleri.

Başörtüsündeki gericiliği nasıl bertaraf edip başörtüsünü özgürleştirdikse Kürt ve Alevi sorunu konusunda da yeni bir bakışı yakalamalıyız, bu konuda cesaretli olmalıyız.

Aslında, bu konuda çok umutlu olduğumu da ifade etmek istiyorum. Konuyla ilgili olarak bazen geç kaldık diyoruz, bazen de yaşadığımız süreç gibi sorunu erteleme yönünde kararlar alıyoruz. Sorunların üzerini başka sorunlarla örtme, gündemden düşürme taktiği artık bitmiştir. Konuya bu şekilde yaklaşmak aslında ülkemize yapılmış en büyük haksızlıktır, ne yapsak da sorun ortadadır.

İç hukukumuzla birlikte yaşam kültürümüzle, aidiyetlerimizle elde ettiğimiz değerler aslında sorunun çözümü için de önümüze bir fırsat koyuyor. Birlikte yaşamanın ortaya koyduğu değerler birikimini bir fırsata dönüştürmenin tam zamanı.

Değerli milletvekilleri, demokratik bir ulus olacaksak, ki bu konuda tüm halklar bir ulus olmanın ruhsal şekillenme anlamında sürecini yaşamıştır. Herkes, halklar burada kendisini bir ulus olarak tanımlamaktadır. Aslında bu da büyük bir fırsattır.

Yıllarca Alevilerin inanç ve öğretileri yok sayıldı ama inanç ve öğreti kendini sürekli olarak yeniledi. Özgün hâlini kentlerde koruma refleksi geliştirerek cemevi kavramını geliştirdi. Cemevleri öyle eski, tarihî bir kavram da değildir değerli milletvekilleri. Kırsal alanda yani köylerdeki kapalı ekonomik yapıdan kente göçle birlikte kapitalizmin olanaklarından yararlanarak, inançlarını ileri bir sürece aktarma konusunda da önemli deneyimlere sahip oldular.

Kürtler için de sorun böyledir. Ana dillerinin gelişmesiyle demokratik toplumsal örgütlülüklerini çok önemli bir seviyeye ulaştırdılar. Demokratik ulus gibi halkların bir ulus olma pradigmasını, ortak vatan ve demokratik cumhuriyetin halklar için yaşamsal anlam içerdiği bilincine ulaştırdılar. Kadın özgürlüğü ve özgürlükçü laik toplumsal düzen talep etme düzeyleri de ayrıca çok önemlidir. En önemlisi de birlikte yaşam kültürüne ulaşmalarıdır. Cumhuriyetin bir birikim olduğunu ama demokratikleşmesinin yaşamsal olduğunu ortak vatan paradigmasıyla birleştirdiler. Resmî ideolojiyle yanlış konumlanma maalesef sorunların artmasına neden olmuştur. Resmî ideolojiyle ortadaki bu yanlış konumlanma maalesef sorunların bu düzeye gelmesine de neden olmuştur. Böylelikle tartışılması gereken sorunları tartışamaz hâle geldik ama tartışamadığımız her konu karşımıza çıktı büyüyerek. Bugün siyasetin gayesi sorundan çözüm çıkarmak olmalıdır. Siyasetin ve siyasetçinin bu alandaki duruşu çözüm üretmesi yönünde olmalıdır. Soruna yaslanıp korkular üreterek ondan yararlanma şeklinde bu topluma bu şekilde bir zarar verilecektir elbette. "Aslında ülkemiz sorunların varlığına göz yumanların, sorunlardan beslenenlerin ihanetine uğradı." dersek doğru söylemiş oluruz herhâlde. Bu konuda, toplumun örgütlü tüm kesimlerinin vebali söz konusudur. Bu konularda o kadar ilginç süreçler yaşandı ki gün geldi tarihî gerçekleri, sosyolojik süreçleri reddettik. Bu durum da sorunu çözme becerimizin ve irademizin zayıflamasına neden olmuştur. Elbette çok yol da katetmiş durumdayız. En önemli idrak kazancımız da Kürt-Türk, aydın-halk, siyaset-asker gibi tanımlamaların birer ayrışma unsuru olmadığı, bir toplumsal bütünün parçası olduğu hususudur. Bu da son derece önemli bir süreçtir.

Bu sorunların çözülmemesinin nedenleri artık ortaya çıkarılmalıdır. Bu sorunlarımızın çözümsüzlüğe ötelenmesinin en büyük nedeni aslında oligarşik bir bürokratik yapının devletin bünyesini sarmasıdır. Artık toplumumuzun tüm kesimlerinde Kürt sorununun hepimizin ortak sorunu olduğu, bu sorunun ciddi anlamda, tartışmanın ötesinde, çözülmesi gerektiği bilinci ve zemini artık çok sağlamdır.

Türkiye'de yani ortak vatanımızda eşit koşullarda eşit yurttaş olarak yaşamak isteyen insanların sorununu çözmek zorundayız. Barış içerisinde, demokratik siyasetin egemenliğiyle bu sorun çözülebilir. Başka bir şey düşünmek bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Sonuç üzerinden gitmek, sorunu çözüme dönüştürmek siyaset kurumlarının temel görevi olmalıdır. Hâlâ yüzleşemediğimiz onlarca sorun var. Belki de konuyu yeni tartışıyor olmamızdan kaynaklı gecikmeler de olabilir ancak cesaretli, kararlı bir demokratik siyasetle, sorunlarla yüzleşerek çok olumlu süreçleri de yaşayabiliriz.

Değerli milletvekilleri "Kürt sorununun çözümü için bizim siyasal aktörlere ihtiyacımız var." deniyorsa bu aktör sonuç üzerinden gidilerek bulunabilir. Partimiz Halkların Demokratik Partisinin başta eş genel başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları, parti kadroları tutuklanmak vasıtasıyla sürece katılması engellenmiştir yani aktörlerin yerine figüranlar aranmaktadır. Bu yöntem çözümsüzlüğü getirir. Bu olumsuz iklimden kurtulmalıyız. Gözyaşları dinmelidir. Ülkemizde akan her damla kanın artık kaldırılamayacak boyuta ulaştığı kesin bir husustur. Hükûmetin soruna yaklaşımı, çözümsüzlüğü dayatması nedeniyle halklarımız arasındaki kadim sağlam bağlar uluslararası güçler tarafından zayıflatılmak istenmektedir. Bu konu da son derece önemlidir ve dikkate almanız gereken bir husustur.

Geleceğin Türkiye'sini inşa etmek Kürt sorununun çözümüne bağlıdır. Bugün halklar ve inançlar demokratik bir Türkiye'ye özlem duymaktadırlar. Çağdaş, modern ve demokratik bir ülke yaratılmak isteniyorsa bir yol temizliğine de ihtiyaç vardır. Hiçbir inancın ve düşüncenin engellenmediği siyasi bir atmosfer yaratmak zorundayız. Alevilerin neden iç hukukla sorunları çözülmüyor? Uluslararası hukukun neden gereği yerine getirilmiyor? Bu direnç niyedir? Cemevlerinin ibadethane olarak hukukumuzda yer bulmasının kime ne zararı var? Neden din dersleri hâlâ zorunlu okutulmaktadır? Ana dilde neden eğitim engellenmekte ve kabul görmemektedir? Bu soruları saatlerce dinleyeceğiniz şekilde çoğaltabiliriz.

Kısaca, yaşadığımız son süreç itibarıyla yeni tekçilik, yeni Osmanlıcılık dayatılmaktadır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayınız Sayın Doğan.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - ...yeni asimilasyon araçları sürece dâhil edilmektedir. Meselelere pragmatik ve faydacı yaklaşan AK PARTİ sorunların çözümünden yana görünmemektedir. Alevi çalıştayları düzenlemenin anlamı ne idi? Aleviler ne istiyor, sorun nereden kaynaklanıyor? Sorunlar tespit edildi. "Tek inanç sistemi temelli devlet anlayışı" diye -özetle- tespitler yapıldı. Kürt sorunu için de durum böyledir. Ülkemizde farklı etnik yapıda ve inançtan insanlar yaşamaktadır. Bu çoğulculuğu demokratik bir toplum yaratma çabasıyla birleştirmek zorundayız. Çoğulcu demokratik bir toplum düzeni inşa edilmek zorundadır. Bunun için bir yeni anayasa yapmalıyız. Anayasa bu ülkenin çok dilli ve inançlı yapısını esas almalıdır. Cumhuriyet çok önemli bir birikimdir ancak demokratikleştirilemediğinden yorgun düşmüştür, hızlıca demokratikleşmesi durumunda dinamik bir yapıya kavuşacaktır. Halkların ortak birikimi olan cumhuriyetin tekçi tercihleri artık modern dünyada kabul görmemektedir. Sorunları gizlemeyi, çözümde isteksizliği doğru yaptığımız işler olarak kabul edemeyiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)