Konu:BDP GRUBU ÖNERİSİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:14
Tarih:31/10/2012


BDP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

12 Eylül tarihinde başlayan açlık grevi 6 cezaevinde başlamış, dönem dönem artarak 66 cezaevinde 975 tutuklu ve hükümlüye ulaşmış; bazen de bu sayı azalmış, 300 kişi civarında açlık grevini terk edenlerle 675 civarına kadar düşmüştür. Şimdi, burada tutuklu ve hükümlülerin açlık grevine gitmelerindeki sebep, gösterdikleri sebebe bakacak olursak: "Teröristbaşı Abdullah Öcalan'a uygulanan sözde tecridin son bulması, KCK operasyonlarının ve yargılamalarının son bulması, Kürt kimliği ve Kürtçe ana dil eğitim hakkının tanınması iddiasıyla açlık grevini başlatmışlar." gerekçeler bu. Bu Gerekçeler, tamamen istismara yönelik gerekçelerdir. Cezaevlerinde ana dilde görüş yasağı bizzat Başbakanımızın yayınlamış olduğu genelge ile kaldırılmıştır. İnsani bir talebe, ihtiyaca cevap verilmiştir. Diğer taraftan ana dilde savunmayla ilgili çalışmalar ise Hükûmetimiz dönemlerinde devam etmektedir. Tutuklu ve hükümlü yakınlarının ağır hastalığı veya ölümü hâlinde mazeret izni hakkı tanınması bizzat Hükûmetlerimiz döneminde sağlanmıştır. Diğer yandan koşullu salıverme, bir yıl veya daha az süre kalan hükümlülerin denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanması neticesinde uygulamayla toplam 17.287 kişi cezaevinden tahliye edilmiştir. İnancı gereği veya vejetaryen duygularla özel durumda olanlarla ilgili ise düzenlemeler yapılarak bu tutuklu ve hükümlülerin de cezaevindeki imkânlardan yararlanması sağlanmıştır.

Diğer yandan cezaevlerinde kötü muameleyi veya işkence gibi insanlık suçunu önlemek maksadıyla düzenlemeler hükûmetlerimiz döneminde tamamlanmıştır. Hükümlü ve tutukluların eşleriyle bir araya gelmelerine imkân tanıyan, çocuk hükümlülerin anne ve babalarıyla ilişki kurmalarını sağlayacak düzenlemeleri ise en kısa zamanda hayata geçireceğiz inşallah. Eşlerin bir araya gelmesini sağlayacak düzenlemenin hazırlığı içerisindeyiz. Burada, belirli bir süre yirmi dört saat veyahut da? Eşlerin bir araya gelmesini sağlayacak düzenlemeler de çalışma yapmak üzere Bakanlar Kurulunda imzaya açıldı, Meclise de sevk edilecek. Bunlar insani taleplere, ihtiyaçlara cevap verecek düzenlemelerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; terör örgütü ve onun güdümündeki kuruluşlar dışarıdan ölümleri, dışarıda yaptıkları zulümler yetmezmiş gibi şimdi de cezaevlerine el atmış durumdalar. Terör örgütü bir kısım örgütsel ve siyasi taleplerle cezaevlerindeki yandaşlarını ölüm orucuna yönlendiriyorlar, âdeta onlara ölüm talimatı veriyorlar. Ölüm oruçlarına gerekçe olarak ifade edilen konuların cezaevleriyle de uzaktan yakından ilgisi olmadığını bütün kamuoyu bilmekte ve takip etmekte. Cezaevlerinde bulunan tutuklu veya mahkûmların hangi suçtan yatarlarsa yatsınlar onların canı, sağlığı, güvenliği devlete emanettir; asla KCK'ya, asla bölücü terör örgütüne, asla BDP'ye emanet değildir. Devlet bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yapmaktadır.

"Açlık grevi yapanların talepleri tamamen istismara yöneliktir." dedik. Teröristbaşına özgürlük istiyorlar. Nasıl olacak bu Allah aşkına? 40 bin insanımızın kanına giren bu cani nasıl özgürlük isteyecek? Bu özgürlük talebinin Meclise BDP tarafından taşınması ne kadar demokratik, ne kadar siyasi bir tavırdır; ne kadar milletimizin gelenekleriyle, görenekleriyle, gerçekleriyle, değerleriyle örtüşmektedir? Biz diyoruz ki, artık, Barış ve Demokrasi Partisinin zincirlerinden kurtulması gerekiyor, talimat alan değil bağımsız bir siyasi parti olması gerekiyor.

Kızıltepe Kasrı Kanca'da kuzu kebaplarıyla âlem yapanlar cezaevlerindeki yandaşlarına ölüm diyorlar.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) - Şunu atacağım kafana! Ahlaksız!

SIRRI SAKIK (Muş) - Ayıp be ayıp, utan! Utan ya!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Bu, kamuoyuna mal olmuş bir gerçektir.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Utanmıyor musun?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Siz orada zevküsefa içerisindeyken yandaşlarınıza "ölüm" diyeceksiniz.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) - Get lan! Ne zevküsefası! Ahlaksız!

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Ahlaksız adam! Terbiyesiz adam!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Aynen iade ediyorum o sözleri size.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen? Lütfen?

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Konuşma lan! Yeter lan, yeter!

RAMAZAN CAN (Devamla) - O sözleri size aynen iade ediyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bu ne ahlaksızlık ya!

RAMAZAN CAN (Devamla) - O sözleri size aynen iade ediyorum.

SIRRI SAKIK (Muş) - Size yakışıyor mu?

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Ahlaksızlık sizin yaptığınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ne biçim konuşuyorsun!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, müdahale edin.

BAŞKAN - Lütfen dinleyelim.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değerli?

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Ne demek bu ya!

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bu ne ahlaksızlık ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, sizin müdahale etmeniz gerekiyor.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) - Ne demek ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, sözünü geri alsın.

BAŞKAN - Lütfen? Lütfen? Lütfen oturun? Lütfen oturun? Dinleyin? Dinleyin, sonra cevap verirsiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan "ahlaksız" tabirini geri alsın.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Onlar geri alsın, onlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan "ahlaksız" tabirini geri alsın.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Bu lafı söylemek ahlaksızlığın ta kendisi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan "ahlaksız" tabirini geri alsın.

BAŞKAN - Lütfen? Lütfen beyler?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bir milletvekiline, kürsüde konuşan milletvekiline kimse "ahlaksız" diyemez.

SIRRI SAKIK (Muş) - Ama bir milletvekili doğru konuşmalıdır.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Doğru konuşsun, doğru!

BAŞKAN - Sonra cevap verirsiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Buna sizin müdahale etmeniz gerekiyor. Grup Başkan Vekili olarak siz müdahale edeceksiniz.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Sayın Başkanım?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan "ahlaksız" tabirini geri alsın. Bir milletvekili orada konuşuyor. Eleştirisi varsa kürsüde konuşsun. Yanlış söylüyorsa kürsüye çıkar, konuşur.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Ayıptır!

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa)- Üç buçuk ay önce bir yemek yemişiz, utanmıyor musunuz!

BAŞKAN - Lütfen yerinize oturun? Lütfen yerinize oturun?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; kem söz sahibine aittir diyorum, konuşmama devam etmek istiyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Yani siz sanki hiç yemek yemiyor musunuz, ziyafet çekmiyor musunuz? Üç ay önceki bir normal yemeği suistimal eder mi insan?

BAŞKAN - Sayın Kaplan, lütfen? Lütfen?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Değerli Kürt vatandaşlarımızın bu adaletsizliği görmesi lazım. Ölüm oruçlarına gerekçe olarak ifade edilen konuları siyaset zemininde dile getirmesi gereken siyasi parti hâlâ Kandil'i, İmralı'yı işaret ediyor. Bu eylemlerin talimatını veren terör baronlarına, mahkûmları ölüme sürükleyen vicdansızlara laf söyleyemeyenler utanmadan devletin, Hükûmetin vicdanını sorguluyorlar. Siz önce PKK'ya "terör örgütü" deyin.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) - Demiyoruz, ne olacak!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Ama buna yüreğiniz yetmez.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Bravo.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Demin de söylediğim gibi sizin artık zincirlerinizden kurtulma zamanınız fazlasıyla geldi, geçiyor.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) - Sen yularından kurtul!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle Genel Kuruldan Kürt kardeşlerimize seslenmek istiyorum.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Hadi be!

RAMAZAN CAN (Devamla) - Örgütün pençesine düşmüş çocuklarımızın, gençlerimizin annelerine, babalarına sesleniyorum. Sizin evlatlarınızın hayatı üzerinden statü edinenlere?

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - İkinci baskı, ikinci baskı!

RAMAZAN CAN (Devamla) - ?kendilerine saltanat düzeni kuranlara asla müsamaha göstermeyin. Onlar kendilerini bu ateşten daima uzak tutarlar, tutmaya devam edecekler.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Senin zihniyetinle kardeş falan de değiliz, onu söyleyeyim. Senin gibi faşist bir zihniyetle kardeş değiliz.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Eğer oralarda kalacak olurlarsa yanacak olan sizin evlatlarınızdır. Evlatlarınızı bu ateşten çıkarın. Çocuklarınızı ölüm makineleri yapan, ölüm kusturanlar bilesiniz ki bir elleri yağda, bir elleri baldadır.

İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) - Onlar onurları için gidiyorlar.

RAMAZAN CAN (Devamla) - Onların çocukları dağda değil, cezaevinde değil; onların çocukları kolejde, zevküsefadadırlar. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; oruç tutanların gerekçelerinden biri de, istismara yönelik, KCK operasyonlarıyla ilgili. KCK operasyonlarıyla ilgili de bir şeyler söylemek istiyorum ben.

24/11/2011 tarihli Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinde aynen şöyle diyor: "KCK operasyonlarının ne kadar süreceği, kimleri kapsayacağı, tutukluluk süreleri kaygıyla izlenmektedir. Davanın hukuki değil siyasi olduğunu gösterir. Bu Meclis KCK'yı tartışmalıdır. Yasa dışı silahlı bir örgüt ise PKK silahlı yasa dışı bir örgüttür. Peki, o zaman KCK niye kuruldu? KCK'yı kim kurdu? Nedir? Ne amaçla kurulmuştur? Araştırılmalıdır." deniliyor. KCK niçin kurulmuştur? Bunu biz değil, Barış ve Demokrasi Partisi daha iyi bilmektedir. KCK operasyonları niçin başlatılmıştır? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti devletine paralel bir yapılanma, bir devlet yapısı içerisindedir. Bu tespit edilmiştir. Tabii ki devlet de meşru müdafaa ve hukuk kuralları içerisinde kendisine atfedilen bu saldırıyı bertaraf edecektir.

Siyaset akademileri, bizzat teröristbaşının talimatları çerçevesinde, "siyaset akademileri" adı altında örgütsel eğitim merkezleri kurulmuştur. Talimatlar çerçevesinde kurulan siyaset akademisi KCK yapılanması ile Bilim Aydınlanma Komitesine bağlı ve örgütün 14'üncü maddesine ideolojik anlamda yetişmiş kadroları hazırlamak amacıdır. Siyaset akademilerinde verilen derslerle kırsalda PKK örgütünün bütün eğitim faaliyetleri örtüşmektedir.

Teröristbaşı diyor ki: "Kürtler için yıllardır akademilerin açılması gerektiğini söylememe rağmen onu bile yapamıyorlar?"

SIRRI SAKIK (Muş) - Kötü bir şey mi demiş? Akademi kötü bir şey mi ya?

RAMAZAN CAN (Devamla) - "?BDP'nin binlerce ve on binlerce kadro yetiştirmesi lazım. Neden yapamıyorlar? Çünkü teorik kavrama düzeyleri buna müsait değildir." diyor. Bu zılgıtı, bu azarı işiten yapı, bu yapıyı kurmaya kalkmıştır. Tabii ki bu yapıyı kuranlara karşı da Türkiye Cumhuriyeti devleti bir güçtür, bu gücünü de her zaman, her ortamda gösterecektir.

"Siyaset akademisinden yetişen -sözüm ona- gerillalar bu savaşta etkin bir biçimde yer alacaktır." demektedir. Bu da PKK-KCK ilişkisinin bir organik bağ içerisinde devam ettiğini göstermektedir.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) - Bunun açlık greviyle ne alakası var?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisi tamamen Meclis gündemini değiştirmeye matuf ve istismara yöneliktir. Bu nedenle Genel Kurulca reddi gerekmektedir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Bu, senin gündemin değil midir? İnsanların ölmesi senin gündemin değil midir?

RAMAZAN CAN (Devamla) - Genel Kurulu bu duygular içerisinde tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler.