Konu:Hdp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:99
Tarih:31/05/2017


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuz 2016 tarihinde haince, kahpece, kanlı bir darbe girişiminde 249 şehit, 2.193 yaralı verdik. Allah'tan şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, milletimize de hem başsağlığı hem geçmiş olsun diliyorum.

Değerli arkadaşlar, 15 Temmuz 2016, sadece bu tarih varmış gibi bir algı var. Biz milletin namuslu milletvekilleri olarak, yurtsever milletvekilleri olarak doğru soruları ön yargısız sormak zorundayız. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe...

Bakın şimdi, Bipartisan Policy Center, yabancılar tarafından Mart 2014 tarihinde yazılmış rapordan bir paragraf okuyorum: TSK'da binbaşı, yarbay ve albay rütbelerinde Fetullah Gülen yanlısı çok sayıda subay olduğu ve Gülen yanlısı bu askerlerin darbe yapma ihtimali vurgulanmıştır. 2014'te yabancı biliyor, biz bilmiyoruz.

Geliyorum, Fuat Uğur'un yazısı... Allah aşkına, Google'a "Fuat Uğur tavuk 'tar'da sayılır" diye yazın, göreceksiniz ki Fuat Uğur dört ay öncesinden, üstelik "hususiler" diye, sadece MİT'in kullandığı bir kavramla darbenin nasıl olacağını tek tek yazmış. "Tavuk 'tar'da sayılır." demiş. Bir bölümünü okuyayım bu yazının isterseniz: "Tekrar cemaatçi kripto askerleri uyarıyorum. Devlet ve komuta kademesi her şeyi biliyor ve suç işlemeye teşebbüs etmenizi bekliyor. Hayır, kimsenin, ne devletin ne de TSK'nın bu olası kalkışmadan çekindiği yok." Dört ay önce, Fuat Uğur'un yazısı.

Sonra, Fetullahçıların attığı mesajlar... Bir televizyon programında Profesör Doktor Osman Özsoy: "Bu süreç bitti. Her şey TV ekranlarında söylenmez. Çok güzel günler geliyor. Hizmet Hareketi'ndeki arkadaşları çok yoğun günler bekliyor. Profesör olacağıma bir albay olsaydım daha fazla hizmetim olurdu."

Ve 14 Temmuz 2016 Tuncay Opçin, Ergenekon tezgâhtarı: "Yatakta basacak, şafakta asacaklar."

Herkes her şeyi biliyor; bir tek biz bilmiyoruz, bu ülkenin masum ve temiz insanları. Bu darbe hepimize yapıldı, ben bu kürsünün altında bombalandım, ölüyordum; o tavan çöküyordu arkadaşlar, o tavan üzerimize çöküyordu, ben ve buradaki milletvekilleri ölüyorduk. Milletimize bir saldırı oldu. Bu saldırıyı kim organize etti, kim yaptı, kim destekledi açığa çıkarmak zorundayız.

Şimdi, biz Komisyonda rica ettik; darbenin iki kilit ismi, en çok bilgi sahibi olması gereken bürokratlardan MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanımız gelsin, karşılıklı görüşelim, darbeyi açığa çıkaralım istedik ama bu grup izin vermedi, Cumhurbaşkanı izin vermedi, Başbakan izin vermedi; gelmediler.

Daha sonra gönderilen yazılara bakıyoruz. Değerli arkadaşlar, MİT Müsteşarlığından gelen yazıda birçok şey belirtiliyor ama önemli birkaç tanesini söyleyeyim, diyor ki: "MİT'in daha önce dış makamlara..." Kim bu dış makamlar? MİT'in "dış makamlar" dediği, Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanıdır. Dış makamlarla paylaşılan notlarda cemaatin darbe girişiminde bulunabileceği ancak TSK bünyesinde istihbarat toplayamadığından darbe girişiminin tarihi konusunda net bir istihbarata önceden ulaşamadığını...

Arkadaşlar, darbe girişimi biliniyor, biliyorsunuz, niye kabul etmiyorsunuz? MİT yazmış, diyor ki: "Darbe girişimini biliyorduk. Dış makamlara -Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanına- bunu bildirdik." Madem bu darbe biliniyor niye bir sürprizle karşılaşmış gibi yapıyorsunuz 15 Temmuzda?

Saat 14.20'de MİT'e gelen bir pilot binbaşı -"O.K." deniliyor, var mı yok mu bilmiyoruz- diyor ki: "MİT Müsteşarına bir operasyon yapılacak 3 helikopterle, MİT Müsteşarı kaçırılacak." Arkadaş, kız kaçırılmıyor, MİT Müsteşarı kaçırılıyor. Kaçırsa fidye mi isteyecek? Bariz bir şey değil midir darbe olduğu? MİT ile Genelkurmay arasında tartışma var. Genelkurmay diyor ki: "Bu O.K. darbe olacağını söylemedi." MİT diyor ki: "Darbe olacağını söyledi."

Bununla bitmiyor, MİT Müsteşarı önce müsteşar yardımcısını gönderiyor, sonra kendi gidiyor. 18.00'de toplantı yapılıyor ve güya, bu darbeciler -anlatıldığı kadarıyla- bu kanlı adamlar MİT Müsteşarını 3 helikopterle kaçıracak. Genelkurmay ağzına kadar darbeci dolu, MİT Müsteşarı saat 20.20'de elini kolunu sallayarak Genelkurmaydan çıkıyor. Plan ne, ilk verilen plan? 3 helikopterle saldırıp, ölümü göze alıp MİT Müsteşarını alacaklar. MİT Müsteşarı nerede? Yaverlerin ve generallerin tamamının darbeci olduğu Genelkurmayda. MİT Müsteşarı çıkıyor, yarım saat sonra Genelkurmay Başkanı derdest ediliyor. Yok mu bir soru işareti arkadaşlar? 249 şehidin ailesi, yakını, milleti, ferdi olarak sormayalım mı? Bir soru işareti var mı kafanızda?

Devam ediyoruz, bununla kalmıyor. 20.30'da Suriye eski Başkanı Muaz el-Hatib'le görüşmek üzere MİT Müsteşarı Genelkurmaydan ayrılıyor. Neymiş? Kara Havacılık Okulundan teyit alınamamış. Bu kadar önemli bir olay var, Muaz el-Hatib'le görüşecek. Yani vardır mantığı ama MİT Müsteşarımız gelmediği için açıklayamıyoruz durumu.

Saat 18.00 sıralarında... Bakın, çok kıymetli bir ifade var. İfade Genelkurmay 2. Başkanımız Yaşar Güler'in, olayı anlatıyor: Saat 18.00'de Hakan Fidan'ın -bu olaylar açığa çıktıktan sonra- "Komutanım -bu iddianameden- ben bir de Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgi vereyim." dediğini ve Koruma Müdürü Muhsin Köse'yi telefonla aradığını, Muhsin'e "Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşebilir miyim?" dediğini, karşıdan ne cevap geldiğini duymadığını, bunun üzerine Hakan Fidan'ın "Peki, Muhsin, dışarıdan bir saldırı olursa yeterli gücün, silahın ve adamın var mı?" diye sorduğunu, Hakan Fidan'ın oradan bir cevap aldığını ancak cevabı bilmediğini, sonra tekrar "Muhsin, sana dışarıdan bir saldırı olsa buna karşı koyacak kadar gücün, kuvvetin ve adamın var mı?" diye bir daha sorduğunu, oradan da muhtemelen olumlu bir cevap almış olmalı ki "Kolay gelsin." dediğini ve telefonu kapattığını...

Arkadaşlar, MİT Müsteşarı her gün Cumhurbaşkanının Koruma Müdürünü arayıp "Sana bir saldırı olursa yeterince mermin, mühimmatın ve savunman var mı?" diye sorar mı? Bana anlamlı gelmiyor. Böyle bir soruyu Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü Muhsin Köse'ye sorması... Cumhurbaşkanı ölümcül hasta bile olsa kaldırılıp bu bilgi verilmek zorundadır. Peki, bu bilgi Muhsin Köse'ye verildiyse bu bilgi Muhsin Köse tarafından Cumhurbaşkanına verildi mi? Verilmediyse Muhsin Köse'nin FETÖ'cü olma ihtimali var mı? Sorulması lazım, değil mi? Hiçbir ifade tutanağında görmedik. Yargı sormamış, Komisyona sordurulmadı, biz bilmiyoruz. Bu bilginin saat 18.00'de Cumhurbaşkanlığı makamına iletildiğini Hakan Fidan'ın yanındaki telefon konuşmasıyla Orgeneral Yaşar Güler teyit ediyor, Hakan Fidan da "Bu bilgi verildi." diyor. Peki, bu bilgi verildiyse Cumhurbaşkanı hangi enişteden öğrenmiş oluyor? Hakan Fidan'ın kod adı "enişte" mi arkadaşlar? Çünkü bu bilginin verildiği söyleniyor. Peki, bu bilgi verildiyse Sayın Cumhurbaşkanı niye büyük bir sürprizle karşılaşmış gibi anlatılıyor? Hiçbir ön yargım yok, öğrenmemiş olabilir ama bunlar darbenin karanlık soruları. Arkadaşlar, bu sorularla kalmıyor, olayları üst üste koyduğunuzda gelen cevaplarla birlikte daha karanlık bir hâle geliyor.

Bakın, her şeyden önce can verdik; yaralılarımız var, ekonomimiz mahvoldu, üstüne bir OHAL ilan ettiniz. Bütün bu darbecilerin hepsi yurt dışında, bir eli yağda bir eli balda. Zekeriya Öz orada, yüreğimiz sızlıyor. Ergenekon'da bize ettiği zulmü biliyoruz bu adamların. Hepsi yurt dışında, bir eli yağda bir eli balda; burada 200 bin insan mağdur. İçinde suçlusu da vardır ama Bank Asyanın önünden geçti diye insanlar tutuklanıyor, biz siyasi ayakla ilgili bir şey yapmıyoruz. Bu soruları cevaplandırmıyorsak siyasi ayak sizsiziniz çünkü bu sorulara cevap bulmaya engel olan sizsiniz, sorumlusunuz.

BÜLEN TURAN (Çanakkale) - Çok ayıp! Çok ayıp!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bu soruları aydınlatmak zorundayız arkadaşlar. O 249 şehidin ailesinin yüzüne bakmak için -bunu, kırmak için söylemiyorum- bu soruları cevaplandırmak zorundayız.

Ortaya koyduğunuz rapora bir bakın, sizin parti grubunuzun raporu; müzakere bile edilmedi, bilgi bile verilmedi, uzmanlar çağrılmadı, yok sayıldık. Cumhurbaşkanı Komisyonu kapattı, cumhuriyet savcılarını görevden aldı, OHAL altında basın susturuldu. Peki, bu karanlıkta kalacak mı? Bu millet bunun hesabını sormayacak mı sanıyorsunuz? Böyle sanıyorsanız geçmişe bakın, Fetullahçılar da böyle sanıyordu, Fetullahçılar güçlerinin hiç bitmeyeceğini sanıyordu; Ergenekon'da millî ordunun belini kırarken, bu devlete tezgâh kurarken bu devleti şu an itibarıyla felce uğratan hainler bunun hesabının sorulmayacağını sanıyordu. Gelin, namuslu, temiz, ahlaklı, yurtsever milletvekilleri olarak şu andan itibaren yargının önünü açalım, elimizden geleni yapalım, bu önergeyi kabul edelim ve bu hainlerden hesap soralım ki bir daha hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti'ne ve onun halkına ihanet edemesin.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Erdoğdu.