Konu:21 Mayıs 1864'te gerçekleşen Çerkez sürgünü ve soykırımının 153'üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:2
Birleşim:95
Tarih:23/05/2017


21 Mayıs 1864'te gerçekleşen Çerkez sürgünü ve soykırımının 153'üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HÜLYA NERGİS (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan yüz elli üç yıl önce yaşanan büyük Çerkez sürgünüyle ilgili şahsım adına gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

1862 ve 1864 yılları arası, Osmanlı topraklarına zorunlu göçün yoğun olarak yaşandığı yıllardır. Coğrafi konum olarak Hazar Denizi'nin batısından Karadeniz'in doğusuna, güneyde Azerbaycan ve Gürcistan'a, kuzeyde de Rusya topraklarına kadar uzanan coğrafya Çerkezlerin ana vatanlarıdır. Sıcak denizlere inmeye çalışan Çarlık Rusyası ile Çerkezler yaklaşık üç yüzyıl savaşmıştır. Bu savaşlarda Rus ordularına çoğu kez ağır kayıplar verdirilmesine rağmen Rusların sayısal üstünlükleri, etnik bir yok etme politikasını ısrarla sürdürmeleri üzerine göç kaçınılmaz hâle gelmiştir. İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiş olan büyük Çerkez sürgününde Çerkezlerin yaklaşık yüzde 80'i ana yurtlarından çıkarılmıştır.1,5 milyon kişi yola çıkmış, yaklaşık üçte 2'si ana karaya ulaşmış, üçte 1'i ise hastalıktan ve açlıktan ölmüştür. Osmanlı topraklarına ulaşanlar, Balkanlardan Filistin'e kadar yerleşim bölgelerine yerleştirilmiştir.

Türkiye'de ilk defa, sürgünün 125'inci yılına tekabül eden 21 Mayıs 1989 tarihinde Ankara'da anma töreni düzenlenmiştir. Rus askerlerinin Kuzey Kafkasya'da yaptığı baskınlarla alakalı Kont Lev Nikolayeviç Tolstoy "Köylere gece karanlığında dalıvermek âdet hâline gelmişti. Gece karanlığının örtüsü altında Rus askerlerinin ikişer üçer kişi evlere girmesini izleyen dehşet sahneleri öylesineydi ki bunları hiçbir rapor görevlisi aktarmaya cesaret edemezdi." der. Fransız gazeteci A. Fonvill anılarında 1864'te yaşanan büyük göçü anlatırken "Gemicilerin gözü doymuyordu, 50-60 kişilik yerlere 200-300 kişi alıyorlardı. Yanlarına aldıkları biraz su ve ekmek beş altı günü aşınca tükeniyor, açlıktan salgın hastalıklara yakalanıyorlardı, yolda ölüyorlar ve denize atılıyorlardı. 600 kişiyle yola çıkan gemiden ancak 370 kişi sağ kalabilmişti." demektedir. Gürcü tarihçisi Simon Canaşia Şapsığ bölgesi Cubga'da 91 yaşında bir ihtiyarla karşılaşır "1864'ün Mayısında neler oldu?" diye sorar. İhtiyar hem ağlar hem anlatır. "Deniz kıyısında yedi yıl boyunca atılmış insan kemikleri vardı. Kargalar erkek sakallarından ve kadın saçlarından yuvalarını kurarlardı. Deniz yedi yıl boyunca karpuz gibi insan kafataslarını fırlatır, kıyıya atardı." dediğini nakleder.

Bu sıkıntılı zamanda mazlum ecdadımıza kucak açan Osmanlı İmparatorluğu'nun 32'nci padişahı Sultan Abdülaziz Han'ı rahmetle anıyorum. Tarihin her döneminde Türk halkı mazlumlara kucak açmıştır. İktidarımız döneminde demokratikleşme yolunda atılan adımlar, ana dilin önünün açılmış olması ve okullarda seçmeli dil olarak okutulmaya başlanması, üniversitelerde Çerkez dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması Çerkezler tarafından heyecan ve takdirle karşılanmıştır. Kafkasyalılar yüz elli üç yıldır kendilerini Türk milletinin asli unsuru olarak görmekte ve hiçbir ayrıma tabi tutulmadan bu topraklarda acıda, kederde ve sevinçte yekvücut olarak hayatlarını sürdürmektedirler.

Kültürel değerler insanlığın ortak mirasıdır. Anadolu coğrafyası kültürel zenginlikleriyle âdeta bir mozaik oluşturmaktadır. Bu da İslam'ın sunmuş olduğu hoşgörü anlayışının tezahürüdür. Bu çeşitlilik kültürel zenginliğimiz olarak gelecek nesillere nakledilecektir.

Sürgünde hayatını kaybedenleri saygı ve rahmetle anıyor, yeryüzünde yaşayan tüm insanların barış, huzur ve kardeşlik duyguları içerisinde yaşamalarını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Nergis.