Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:89
Tarih:09/05/2017


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Değerli milletvekilleri, HDP Grubunun AKP'nin yargıda kadrolaşma ve yargıyı tahakküm altına alma iddialarına ilişkin vermiş olduğu grup önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlarken kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilen akademisyenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın Meclise sadece 500 metre uzaklıktaki haklı direnişini de selamlıyorum. Tam altmış üç gündür açlık grevinde olan ve haklarını isteyen bu 2 akademisyene sessiz kalınmaması gerektiğini, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuya el atarak haksız ihraçları ortadan kaldırması gerektiğini de düşünüyorum.

Sayın vekiller, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın damadı Ömer Kavurmacı tartışmalı bir şekilde tahliye edilmişken ve hastanede tedavi olup olmadığı bile belli değilken yüzlerce tutuklunun cezaevinde ölümle boğuşmasına da dikkat çekmek istiyorum. Bugün aslında bütün konuştuklarımız yargıdaki çürümenin ve yargıdaki kadrolaşmanın nelere yol açtığını göstermesi açısından önem arz ediyor.

Bakın, 26 Aralık 2016 tarihinde avukatlıktan hâkimliğe geçiş sınavı yapıldı. Hükûmet yargıda kadrolaşabilmek için 70 puanlık baraj şartını kaldırarak âdeta AKP il ve ilçe başkanlıklarından gelebilecek tüm avukatların hâkim olabilmesinin önünü açtı. Öyle bir noktaya getirildi ki 5-10 soru yapan bile bu sınavı geçti ama bu sınavı geçip hâkim olabilmek için bir de mülakatı kazanmanız gerekiyor. Mülakat dediysem buradan ciddi bir mülakat yapıldığını, hâkimlerin belli bir teste tabi tutulduğunu falan zannetmeyin. 5 hâkim adayı bir odaya alınıyor, sadece ve sadece kırk beş saniyelik bir soru-cevap yöntemiyle hâkim olup olamayacaklarına karar veriliyor. Peki, ne soruluyor bu hâkim adaylarına? Ana adı, baba adı, evli misiniz, hangi okulu bitirdiniz diye soruluyor. Bu hâkim adaylarının 4.500'ünün sadece 1.341'i 24 Nisan 2017 tarihinde hâkim olmaya hak kazanıyor ve Adalet Bakanlığı kendi sitesinden yaptığı açıklamayla hâkim olmaya hak kazananların listesini yayınlıyor. Ben hem eski bir gazeteci hem de bir milletvekili olarak bu isimler Adalet Bakanlığının sitesinde yayınlandığında oturdum, merak ettim, kimdir bu kırk beş saniyelik mülakatı geçerek sınavı kazananlar diye Google'dan tek tek araştırdım ve karşıma gerçekten çok ilginç bir tablo çıktı. O tabloda daha önce isimlerini açıkladığımın yanı sıra ilk defa buradan da açıklayacağım bazı isimlere rastladım. Örneğin Abdullah Akbaş, AKP Zonguldak eski Gençlik Kolları Başkanı; Berna Seçil Özden, AKP Trabzon Kadın Kolları Yerel Yönetimler Başkanı; Onur Özüer, AKP Mardin Artuklu İlçe Başkan Yardımcısı; Sema Cansu Bozkurt Sütçü, AKP İzmir İl Yöneticisi; Fazıl Pehlivan, AKP Kastamonu Taşköprü İlçe Başkanı; Ercan Poyraz, Ensar Vakfının Ankara Şube Başkanı; Fahrettin Tuğrul, Uşak Hukukçular Derneği Başkanı. Ki, bu dernek 15 Temmuz alçak darbe girişiminin ardından terör örgütü FETÖ'ye yakın olduğu gerekçesiyle kapatılmış.

Şimdi, bütün bu isimlerin yanı sıra daha önce açıkladığım 100'e yakın ismi de alt alta koyduğunuzda tüm hâkim adaylarının neredeyse, âdeta AKP il ve ilçe başkanlıklarından atandığını ve onlara yönelik bir iltimas geçildiğini görüyorsunuz. Peki, kimlerdir bu hâkimler? Adalet Bakanı Bekir Bozdağ 8 Kasım 2016'da şunu söylüyor, diyor ki: "Bir hâkimin sanal dünya üzerinden siyasal, ideolojik paylaşımlar yaptığını gördüğümde fevkalade rahatsız oluyorum. Bir davam olsa o hâkime düşmesini, o savcıya düşmesini asla istemem. Adalet Bakanı olarak ben siyasi görüşünü medyada paylaşan hâkimden de, savcıdan da korkuyorum."

Peki, şimdi şu tabloya bakalım: Yeni Türkiye'nin yeni atanan hâkimi Kamil Açıkgöz tam da Adalet Bakanının anlattığı bir şekilde siyasi paylaşımlar yapıyor, Cumhuriyet Halk Partisinin Anayasa Mahkemesine gitmesiyle alay ediyor. Ayrıca, neyle alay ediyor bu yeni hâkim, AKP il başkanlığından getirilen ve bir tarikata mensup olduğunu bildiğimiz bu yeni hâkim? Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun telefonunun yasa dışı bir şekilde dinlendiğini açıklıyor. Şimdi, adaletin emanet edildiği bu hâkim Sayın Genel Başkanımızın telefonunun yasa dışı bir şekilde dinlenmesine karşı çıkmak yerine "Tabii ki, telefonlarınız dinlenecek, sizin telefonlarınız dinlemeli." diye "tweet" atıyor.

Sayın Metiner, böyle bir hâkime Sayın Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın dediği gibi kendinizi emanet eder misiniz? Ben edeceğinizi zannetmiyorum. Çünkü, 17-25 Aralıktan sonra da hiçbir AKP'li "Biz bu yargıya güvenmiyoruz." diyerek yargıya gitmedi. Şimdi, bizim bu yargıya güvenmemizi ve buradan adalet çıkmasını bekliyorsunuz.

Bitmedi, günlerdir AKP'li hâkimleri yazıyorum, partizan kadrolaşmayı yazıyorum, AKP'li hâkimliğin, partili hâkimliğin adaletin ölüm fermanı olduğunu yazıyorum. Yandaş medya bu konuyu doğal olarak görmezden geliyor, merkez medyaysa korkutulduğu için yokmuş gibi davranıyor ama yine de, bu ülkenin namuslu gazetecileri, onurlu gazetecileri bu konuya parmak basıyor. Parmak basanlardan biri de "memurlar.net" adlı site. AKP'li hâkimlerin kimler olduğunu açıklamamızın ardından bunu haber olarak okurlarına duyuran Türkiye'nin en çok okunan sitelerinden olan "memurlar.net"in "AKP'li Hâkimler Kimlerdir?" başlıklı haberi derhâl sansüre uğruyor ve o sayfa derhâl kapatılıyor. AKP bugüne kadar "Hayır, bu kişiler AKP'li değildir, biz il ve ilçe başkanlıklarımızdan hiç kimseyi atayarak hâkim yapmadık, yargıda kadrolaşmaya çalışmıyoruz, partili Cumhurbaşkanlığından sonra partili hâkimlik müessesini kurmuyoruz." demedi. Aksine, Adalet Bakanlığı "Biz kimin kazandığına bakmayız." diye yuvarlık bir cevapla geçiştirmeye çalıştı ama az önce ismini okuduğum kişiler ve bu kişilerin tamamı, AKP il ve ilçe başkanlıklarından getirilerek hâkim yapılan ve âdeta AKP ilçe başkanlığına çevrilen mahkemelerin artık başında oturacaklar ve bu ülkenin gazetecileri, bu ülkenin aydınları, bu ülkenin yazarları mahkemeye gitmek yerine, bir mahkemede yargılanmak yerine âdeta AKP ilçe başkanlığında yargılanacaklar. Biz bu uygulamaları tarihte de gördük. Her kim ki yargıyı kendi denetimi altına almaya çalıştıysa emin olun ki bunun sonu hüsranla sonuçlandı. O yüzden çağrımız şudur: Adalet Bakanlığı 26 Aralık 2016'da yaptığı sınavda kimin yazılıda kaç puan aldığını, mülakatı nasıl geçtiğini derhâl açıklamalıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Danıştay Başkanının kızı bu sınavı nasıl kazanmıştır? Adalet Bakanının Özel Kalem Müdürü mülakatı nasıl kazanmıştır? Bu sonuçlar açıklanmadığı takdirde adaletin üzerine gölge düşecektir. Yapılması gereken, sınav sonuçlarının açıklanmasıdır. Eğer açıklayamıyorsanız bu sınavı iptal etmeniz ve bu sınavları yenilemeniz gerekir. Mülakatlar yapılırken mülakatın yapıldığı salona mutlaka ve mutlaka bir kamera konularak kamu vicdanı da rahatlatılmalıdır. Aksi takdirde, bu hâkimin, Cumhuriyet Halk Partisinin Anayasa Mahkemesine gitmesiyle alay eden, bir mahkemenin varlığıyla alay eden hâkimin vereceği kararın hiçbir meşruiyetinin olmayacağını ve kamu vicdanında karşılık bulmayacağını da söylememiz gerekir.

Teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.