Konu:Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Çevre Bakanlığı Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:82
Tarih:15/03/2017


Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Çevre Bakanlığı Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugünkü yapacağım konuşmaya Malul Sayılmayan Gaziler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Sayın Mesut Kılıçaslan'ın bana yazmış olduğu bir mektupla başlayacağım, daha sonrasında bununla ilgili birkaç tane cümle söyleyeceğim.

Yazdığı mektup aynen şöyle: "Bizler, vatani görevlerini yerine getirirken yaralanıp sakatlanan askerleriz. Askerlik ve kamu görevlerini yerine getirirken yaralanan ancak mevcut herhangi bir kanun kapsamında değerlendirilmeyip o kanunlarca verilen herhangi bir haktan yararlanamayan kişiler olarak bizler 'malul sayılmayan gaziler' olarak adlandırılmaktayız. Gazi ve şehit aileleriyle ilgili kanun, kanun hükmünde kararname, yönetmelik ve tüzükler kapsamında değerlendirilmeyip bu kanunların verdiği haklardan yararlanamıyoruz.

Temelde askerlik görevini yerine getirirken düzenlenen operasyonlar neticesinde sağlığımızı yitirmiş olan bizlere, askerî kurumlar tarafından 'Askerliğe elverişlidir.' kararlı 'olay tutanağı', 'kati rapor' ve 'yaralı personel bilgileri' başlıklı belgeler verilmektedir.

Bizler, bölücü terör örgütüyle verdiğimiz mücadeleler sonucu yaralandık. Sakatlık ve uzuv kaybı derecemizin TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nde ve SGK Vazife Malullüğü Nizamnamesi'nde belirtilen değerin altında olması sebebiyle 'gazi' statüsünde kabul edilmemekte, hem fiziksel hem de psikolojik hasar eşliğinde yaşamımıza devam etmek mecburiyetinde bırakılmaktayız. Böylece, gün geçtikçe sayımız artmakta ve toplumda hatırı sayılır seviyede psikolojik problemleri bulunan insanlar yer almaya başlamıştır.

Bizler, askerlik ve kamu görevlerini yerine getirirken aldığımız fiziki ve psikolojik yaralanmalar neticesinde sağlığımızı yitirdik ve askerlik sonrasında sosyal yaşantımızda birçok olumsuzlukla karşı karşıya geldik. Bunların başında işsizlik, iletişim sorunları, yalnızlık, psikolojik bunalım, travma sonrası stres bozukluğu gibi sorunlar gelmektedir.

Askerde yaralanmış ve bu yaralanmaların etkisiyle sağlık sorunları ilerlemiş bir şekilde hayat mücadelesi veren bizler, şu anda 'terör mağduru', 'malul sayılmayan' veya 'terör yaralısı' gibi ifadelerle adlandırılıyoruz.

Resmî Gazete'de 23 Ocak 2017 Pazartesi günü 29957 sayı ve KHK/684 karar sayısıyla yayımlanan Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'yle malul sayılmayan gaziler için şart koşulan yüzde 60 engel şartı kaldırılmıştır. Ancak, SGK tarafından 13/7/1953 tarihli ve 4/1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla yürürlüğe konulan Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılarak malullük durumuna karar verilecektir. Derneğimiz bünyesinde bulunan yaklaşık 10.500 malul sayılmayan gazinin neredeyse hiçbiri, Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre belirtilen derecelere dâhil olmamakta; dolayısıyla, KHK/684 karar sayısıyla yayımlanan Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin getirdiği haklardan faydalanamamaktadır. Faydalanılmış olunsa bile diğer gazilerin aldığı gazilik kart ve madalyası, sosyal haklar gibi hiçbir haktan yararlanılamamakta, sadece malullük maaşı bağlanacağından bahsedilmektedir. Bu gaziler hakkında kanun hükmünde kararnamenin getirdiği haklardan faydalanabilmeleri için derece tespitinin hükümlerine göre yapacağı Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname'ye malul sayılmayan gazileri de kapsayacak ek maddeler eklenmesi ya da bulunan maddelerin genişletilmesi, yapılacak olan düzenlemelerde Malul Sayılmayan Gaziler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yönetiminin de fikirlerinin alınmasıdır.

Yıllardır beklediğimiz malul-gazilik onurumuzu kazanmamız ve mağduriyetimizin giderilmesi yolunda atılacak adımlara destek verilmesini tüm yetkililerden talep ediyorum.

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ediyorum."

Şimdi, arkadaşlar, bu arkadaşlar benim yanıma geldiler, bu konuları anlattılar ve inanın içim parçalandı; şu anda sayıları bu dernekte 10.500 ama 23 bin kişi. Dedim ki: Sizin yaralılardan birkaç tane fotoğraf getirin bana bir göreyim tam anlamak için. Dediler ki: "Sayın Başbakanımız şöyle bir şey söyledi: 'Tırnağını kaybedeni bile gazi sayacağız artık bu vatan mücadelesinde.'" Ve gidip Sayın Başbakanla görüşmüşler, Millî Savunma Bakanı Fikri Işık ve Bakan Yardımcısı Şuay Alpay'la görüşmüşler; hep bu işin halledileceği söylenmiş ama bir türlü halledilmemiş.

Şimdi, ben size birkaç tane resim göstereceğim: Bu arkadaşlar vücutlarının belli bir kısmını kaybetmişler, uzuvlarını kaybetmişler fakat 1953'te yapılan Türk Silahlı Kuvvetlerindeki nizamnameye göre bu arkadaşlarımız gazi sayılmamış. Mesela, kim bu? Parmakları kopmuş ama parmağın şu kadarı koptuğu için gazi sayılmıyor, bir santim daha kopsa gazi sayılacak ve gazi rütbesine erişecek. Arkadaşlar, bu arkadaşımız kimse, ismini bilmiyorum ama bu babasının toprağı için bu uzuvlarını kaybetmedi. Burada birkaç tane daha resim göstereyim. Çıkan çatışmada roketli saldırı sonucu yaralanmış -görüyorsunuz şeyini- bunlar da gazi değil. Çıkan çatışmada roketli saldırı sonucu yaralanmış, bunlar da gazi değil. Çıkan çatışmada kurşunla yaralandı, kurşun içeride hâlâ, çıkarılmamış ama bunlar da gazi değil. Çatışmada kafasından yaralandı, şarapnel çıkarılamamakta, kafasında şarapnel parçası var, bu arkadaş da gazi değil. 5 kurşunla yaralandı ama gazi değil. Roketli saldırı sonucu yaralandı ama gazi değil. Böyle sürüp gidiyor bunlar.

Şimdi, bunlar babasının tarlası için gidip oralarda gazi olmadılar. Biz bu konularda Türk milleti olarak çok hassas bir milletiz. Bu arkadaşlarımızın sayısı şu anda 23 bin ve bu sayı gittikçe artıyor. Düşünün ki şu anda herhangi birimizin çocuğu güneydoğuda terörle mücadele ediyor ve bir şarapnel parçası geliyor, yaralanıyor. Bu, bizim için onurdur. Vatan için şehit olmak, gazi olmak bizim en büyük hayalimizdir zaten. Ama o gelen çocuk normal hayatına döndükten sonra, hastaneden çıktıktan sonra eğer onlara bir gazi kartı bile verilemiyorsa, onlara gazi muamelesi yapılmıyorsa ve bu hakları verilmiyorsa o zaman bu işte bir terslik var ve hayatları boyunca bu travmayı yaşayacaklar. Dedim ki sayın başkan, direkt ne istiyorsunuz, maaş mı bağlanmasını istiyorsunuz? Dedi ki: "Hayır, biz maaş bağlanmasını istemiyoruz ama ben otobüse binerken yanımda adam gazi kartını gösteriyor, ben de biletle biniyorum. Otobüs de 1 lira, 2 lira, onu vermek benim için önemli değil ama biz bu onurumuzu geri almak istiyoruz." Tahmin ediyorum, burada bulunan bütün milletvekili arkadaşlarım, bütün partililer bu konuda hemfikirdir. Tamam, Türkiye'nin o kadar çok derdi var ki belki bu arkadaşlarımıza sıra gelmiyor ama bence nasıl ki şehitlerimizi biz yâd ediyoruz, onları birer kahraman olarak ilan ediyoruz -ki kahramanlar zaten vatan toprağı için şehit olanlar- peki, o zaman, vatan toprağı için yaralanıp hayatını devam ettirenlere neden aynı muameleyi yapmıyoruz? Lütfen, bu kriterleri bir an önce tekrar düzenleyelim. Bir kanun hükmünde kararnameyle bu 23 bin arkadaşımıza bu "gazilik" unvanı verilsin, kartları verilsin, hakları verilsin. İnanın, 4 kişi gelmişlerdi, hiçbir tanesinin herhangi bir maaştan falan bahsettiği yok yani "Biz maaş isteriz, para isteriz, tazminat isteriz..."

Bizim şehitlerimize, cenazelerinde olsun, normal şehit ailelerine davranışımız nasıl? Üzülüyoruz ama bir yerde de gurur duyuyoruz, diyoruz ki: "Vatan için şehit oldu." 15 Temmuzda 248 şehidimiz var, nedense son zamanlarda sadece bu 248 şehidimiz hep gündemde. Bir kere şehit ve gazileri ayırmadan, bu vatan toprağı için kim şehit oluyorsa, kim gazi oluyorsa bunlar bizim onurumuzdur, şerefimizdir. Peki, bizim onurumuz, şerefimiz şu anda... Kusura bakmasın kimse ama -kendimi de suçluyorum bu işin içinde, benim böyle bir şeyden daha önce niye haberim olmadı- kendimi de katarak, bundan biraz sıkıntı duymamız gerekiyor ve bir an önce de bu arkadaşlarımızın haklarını iade etmemiz gerekiyor çünkü bunlar gerçek birer kahramandır. Ama inanın, genel başkanları geldi, yanında yönetim kurulu üyeleri vardı, konuşurken bile, vücut dilinden anlıyorsunuz ki ezik hissediyorlar kendilerini psikolojik olarak. Aslında bunlar, vatan toprağı için gazi olmuş arkadaşlar. Sizden rica ediyorum, Sayın Başbakana da ileteceğim ben kendim de, sayın bakanla da konuşacağım ama lütfen hep beraber bu işe bir el koyalım ve bu arkadaşlarımızın işini bir an önce halledelim.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Destekliyoruz.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Nasıl?

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Destekliyoruz hocam.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Teşekkür ederiz.

Sayın iktidar partisinin yetkili arkadaşlarıyla da ben, bizzat kendim de görüşeceğim, bu konuyu bir an önce gündeme getirilim ve inşallah bir an önce çözelim. Çok derdimiz var, ülkenin çok problemi var ama önceliği olması gereken şeyler var. Bence bu da önceliği olması gereken şeylerin başında geliyor. Ben bütün gazi olan arkadaşlarımla, hepimizin olduğu gibi, gurur duyuyorum ve bunların problemlerini de çözmek için hepinizden de o anlayışı bekliyorum, zaten vereceksiniz hiçbir şüphe yok.

Beni dinlediğiniz için de teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)