Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:78
Tarih:07/03/2017


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, konu Balkanlar olunca birkaç cümle söylemek bize düşüyor bir Balkan evladı olarak.

Hep söylediğimiz bir şeyler var, diyoruz ki: Türkiye'nin güvenliği Balkanlardan başlar, oradaki soydaşlarımız, oradaki dindaşlarımız bizim için çok önemli. Ama, uygulamalarda biraz eksiklerimiz var.

Tabii, bu, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin usulen aleyhinde söz almış bulunuyorum ama ben lehinde konuşacağım, çok hoşuma gitti. (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Lehinde oy vereceğiz grup olarak.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Milliyetçi Hareket Partisi olarak lehinde oy kullanacağımızı baştan söyleyeyim.

Şimdi, tabii, Balkanlar öyle bir coğrafya ki atalarımız altı yüz sene oraya hükmetmişler; adaleti, kardeşliği, dostluğu götürmüşler ve Balkanlar da hiçbir zaman bizleri unutmamış.

Şimdi, 1990'lı yılların başında, Bosna Savaşı başladığında ben Belgrad'a gitmiştim bir şey için -bunu daha önce de söylemiştim- Belgrad'daki Belgrad televizyonunun akşam ana haber bülteninde aynen şöyle söylüyor: "Bugünkü çatışmalarda 250 Türk öldürdük." Yani "Bosnalı öldürdük." demiyor, "Müslüman öldürdük." demiyor, "250 Türk öldürdük." diyor. Daha önce de söylediğim gibi, Balkanlarda Haçlıların bize bakışı, o bölgedeki insanların hepsine "Türk" ismini koymuşlar ve orada yaptıkları bütün zulümler, yapmak istedikleri bütün şeyler Türklere yapılmak istenen ve Türkiye'ye yapılan şeylerin başlangıcı.

Tabii, bu önerge önemli bir önerge. Bununla ilgili biz bir ekip kurup eğer bir çalışma yapabilirsek mutlaka faydası olacak. Tabii, problemlerimiz var, bunların bir kısmı Balkan ülkelerinde yaşayan soydaşlarımızın Türkiye'de karşılaştıkları sorunlar ve çözümünü beklediği konular. Bu konularla ilgili sevgili hemşehrimiz Sayın Mehmet Müezzinoğlu da gelip İstanbul'da sivil toplum kuruluşlarını dinledi, kendisine de anlatıldı, zaten kendisi de bu konulara hâkim, tahmin ediyorum bir çalışma yapıyor ama Türkiye'deki bürokrasi maalesef biraz yavaş işlediği için... Burada hep beraber eğer bu araştırma önergesine sahip çıkarsak bürokrasiyi de biraz zorlayıp daha güzel işler yapabileceğimizi düşünüyorum.

Mesela, Türkiye'de olan arkadaşlarımızın bazı sorunları var, sadece isimlerini, ana başlıklarını söyleyeceğim, Emre kardeş de biraz bahsetti: İkamet sorunu var, bunun dışında vatandaşlık sorunu var, sağlık güvencesi sorunu var, çalışma izinleriyle ilgili sorunlar var -Emre de söyledi- emeklilik sorunu var, üniversitelerle ilgili denklik sorunları var, yabancı öğrenci harçları var ve 8'inci olarak da Türkiye'de ikamet eden ve yabancı plakalı aracı olanlara veya eşine ait araca giriş yasağı var.

Şimdi, tabii, bunların hepsini biz burada çözebiliriz. Nasıl çözebiliriz? Çözüm önerisi olarak da bir şey yazdım ben, burada okuyayım onu size: Rumeli ve Balkan ülkelerindeki soydaşlarımıza ülkelerinde bulunan Türkiye Cumhuriyeti konsolosluklarınca verilecek bir belgeye istinaden Türkiye'de bir kimlik veya benzeri bir kartla tüm bu sıkıntılara tek bir yasayla çözüm bulunması yoluna gidilebilir. Örnek olarak da Yunanistan bunu yaptı, İstanbul Rumlarına oy kullanma hariç tüm haklardan yararlanma imkânı verdi. Eğer istenirse bu kartla vatandaşlığa da başvurulabilir. Yani bu, bir çözüm önerisi tabii, bu geliştirilebilir. Fakat, benim daha fazla anlatmak istediğim, orada yaşayan bizim soydaşlarımızın ve dindaşlarımızın çok ciddi problemleri var. Evet, baskı var, her türlü şiddet var, yapabildikleri bütün her şeyi yapıyorlar. Ama, bizim bunları biraz daha kalkındırmamız için, mesela, 2 tane önerim var benim, bir tanesi şu: Devletin desteğiyle özel sektöre imkânlar sağlanarak bizim o ülkelerde yatırım yapmamız gerekiyor. Benim de doğduğum o bölgede çok iyi bildiğim bir şey var; inanılmaz derecede hayvancılık ve tarım imkânları var. Oradaki asgari ücret de şu anda 135-140 euro olduğuna göre, işçilerin de maaşları düşük olduğu için, orada yapılacak yatırımların hepsinin gerçekten kârlı birer yatırım olacağını buradan söylüyorum, zaten bunu da herkes biliyor. Biz, bundan birkaç ay önce yanılmıyorsam, 5.700 tonluk bir kota verdik, et kotası Bosna'ya, bir anda et sektörü canlandı Bosna'da; bunu bütün Balkan ülkelerine yayabiliriz. Yanılmıyorsam bu mart ayında da 15 bin tonluk kota ayrılmış, ihalesi var. Bunun gibi imkânlar sağlarsak oradaki insanların maddi imkânları çoğalacaktır, eğer maddi imkânları çoğalırsa moralleri yüksek olacaktır, onlara sahip çıktığımızı bileceklerdir. Tabii eğer biz bunları yapmayıp da eti Amerika'dan, Arjantin'den, Avusturalya'dan, Uruguay'dan getirmeye devam edersek o zaman bu işte bir terslik var arkadaşlar. Balkan ülkelerine yardım etme noktasında eğer bu işi Balkanlara doğru çevirebilirsek -ki orada ciddi kapasite var, hem etin kalitesi daha iyi hem de daha ucuz- oradaki soydaşlarımıza yardım etmiş oluruz.

Tabii biz, evet televizyonlarda seyrediyoruz, Balkanları çok seviyoruz, soydaşlarımızı seviyoruz ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak Balkanları çok iyi tanıdığımızı ve o sorunları da çok iyi bildiğimizi zannetmiyorum. Şöyle ki: Bizim belediyelerimiz, özel idarelerimiz -yapıyoruz ama yetersiz- nasıl ki her sene Çanakkale Şehitlerini Anma Günü'nde 81 ilden kültür turları yapıyorsa, binlerce otobüs, yüzlerce uçak kalkıyorsa Çanakkale'ye gidiyorsa bizim bu turları Balkanlara yapmamız gerekiyor. Düşünün ki işte -Bosna'dan hep örnek veriyorum veya Bulgaristan'dan, önemli değil, 3-4 milyonluk bir ülkeden- eğer Türkiye'den her sene kültür turu adı altında oradaki soydaşlarımızı, dindaşlarımızı tanıma noktasında, onların sorunlarını çözme noktasında bir irade gösterip kültür turlarını artırırsak, birkaç 100 bin kişinin Balkanlara kültür turuna gittiğinde kaç para bırakacağını hepimiz tekrar kafamızda hesaplarsak oradakiler çok büyük maddi kazanç sağlamış olurlar ve rahatlamış olurlar. Bugün Balkanlara gittiğinizde özellikle eski Yugoslavya 7'ye bölündükten sonra, inanın bütün fabrikaların patronları ya Sırplar ya Hırvatlar, çok az Müslüman var patron olan. Bizimkiler işçi ve maalesef iş de bulamıyorlar. Onun için, bizim Türkiye Cumhuriyeti olarak, bizim evlatlarımız olan, soydaşlarımız olan Balkanlarda mutlaka istihdam yaratacak, iş imkânı yaratacak, onlara maddi imkânlar yaratacak imkânlar sunmamız gerekiyor.

Burada YÖK'e bir teşekkür etmek istiyorum. Avrupa'da ve Balkanlarda Türkiye Türkçesiyle eğitim veren tek Uluslararası Vizyon Üniversitesi var Makedonya Gostivar'da. Rektör bey ve yardımcılarıyla beraber geldiler, rica ettiler bizden, biz de YÖK Başkanıyla ve ekibiyle görüştük, kendilerine tanınma verdiler. Bu, yapılması gereken çok önemli bir şeydi çünkü Avrupa'da ve Balkanlarda Türkiye Türkçesiyle eğitim yapan tek üniversite. Bu yüzden de YÖK Başkanına ve ekibine de buradan bir teşekkür etmek istiyorum.

Tabii, Balkanlarda ne kadar soydaşımız var? Tahmini 10 milyon. Bu 10 milyon soydaşımıza, hep "Türkiye'nin güvenliği Balkanlardan başlar." diyoruz ya, net olarak söylüyorum size -benim de ailemin, belki de sülalemin yarısı hâlâ orada- eğer ki o insanlardan birisine "Türkiye tehlikede, zor durumda, canını feda eder misin, riske girer misin?" diye sorsanız, inanın, istisnasız bir şekilde bu 10 milyonun, Balkanlarda bulunan 10 milyonun 10 milyonu da canını vermeye hazırdır.

E, bu kadar soydaşımız orada zor durumdayken Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu bu araştırma önergesiyle ilgili mutlaka bir ekip kurulmalı, bununla ilgili bir araştırma yapılmalı. Bunun partisi veya başka türlü düşünmeden...

Bilmiyorum, Emre, tabii, konuşsaydınız da -büyük ihtimalle iktidar partisi ret verecek- keşke beraber verseydik de...

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) - Şimdi "evet" desinler.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Nasıl?

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) - Şimdi "evet" desinler.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Yani, keşke beraber yapsaydık, bu araştırma önergesine bir ekip kursaydık... Ama, siyasi olarak buraya geldiğimden beri anladığım bir şey var, eğer iktidar partisi vermezse geçmiyor ama bu belki de tekrar bir daha görüşülüp ortak bir şey olarak da verilebilir sayın grup başkan vekillerim, sizden bunu rica ediyoruz. Benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar.

Bütün Balkanlardaki soydaşlarımızı buradan selamlıyorum, hepsini alınlarından öpüyorum.

Beni de dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, sağ olun. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)