Konu:Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:76
Tarih:01/03/2017


Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, gündemimiz, hepimizin bildiği gibi referandum yani rejim değişikliği. Bu konuyla ilgili birkaç düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir tarafta "hayır"ı savunanlar, diğer tarafta "evet"i savunanlar. "Evet"i savunanlarla, kampanyayla ilgili iki önemli konuyu Meclisin ve milletin dikkatine sunmak istiyorum:

Biri "evet" kampanyasını yapan AKP'nin devletin, milletin her türlü imkânını kullanarak yaptığı haksızlıklardan oluşuyor; bir diğer konu ise "hayır" diyenlere yapılan suçlamalar.

Cumhurbaşkanı, onaylar onaylamaz meydanlara çıktı, ardından Başbakan çıktı meydanlara, dediler ki: "Hayır oyu verenler teröristtir." Ardından her zamanki gibi bir koro; havuz medyası, gazeteciler, komiserler, hayasızca yalan söyleyen TV ekranlarındaki sözcüler, aldıkları talimatlarla, "hayır" oyu verenleri teröristlikle suçladılar ama bir baktılar ki bu tutmuyor, geri dönmeye başladılar. Öyle büyük bir koro ki bu "hayır"a "terörist" diyenler, içinde siyasetçisi var, gazeteci kılıklısı var, yanaşma var, yandaş var, her daim kıblesi iktidar olan gazeteciler var, unvanı "profesör" yazanlar var. Ne diyorlar? "Hayır" verenleri FETÖ'yle birlikte olmakla suçluyorlar. Diyorlar ki: "FETÖ 'hayır' diyor; dolayısıyla, 'hayır' diyenler de FETÖ'cüdür."

Bir şey sormak istiyorum değerli milletvekilleri, AKP milletvekilleri: Ben Fetullah Gülen'in, FETÖ'nün "hayır" açıklaması yaptığını duymadım. Acaba sizlerin hâlâ o ilişkisi devam mı ediyor? Arada konuşuyor musunuz ki Fetullah Gülen'in "hayır" dediğini söylüyorsunuz? Mutlaka, geçmişten kalan bir ilişkiniz var herhâlde. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın arkadaşlar, Fetullah'tan "evet" diyeni duyduk; örneğin Emre Uslu açıklama yaptı "'evet' diyorum." diye. Ben bu cepheden "hayır" diyen kimseyi duymadım.

Değerli arkadaşlar, bu o kadar büyük bir suçlama ki, o kadar büyük bir yalan ki insanın aklı almıyor. Nasıl büyük bir iftira, nasıl büyük yalan arkadaşlar? CHP'yi, Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekillerini FETÖ'yle yan yana getirmeye çalışıyorlar. Bakın değerli arkadaşlar, insanda, bunu söyleyen insanlarda biraz utanma olur, biraz yüzü kızarır.

Ben birkaç fotoğrafı sizlerle paylaşmak istiyorum, birkaç fotoğrafı sizlere hatırlamak istiyorum. Değerli arkadaşlar, bakın, AKP milletvekillerinin bir resmi, bir fotoğrafı. Bakın, normalde bizim başını örten türbanlı kadınlarımıza saygımız var ama normalde türban takmayan kadınlar burada türban takmışlar. Allah aşkına, burası neresi? Türban nerede takılır? Kutsal mekânlarda. Ya bu kim? Burası cami mi, mescit mi? Bu adam kim, şıh mı? Bakın, neredeyse AKP'nin MYK'sı var. Kimler yok ki? AKP'nin genel başkan yardımcıları -bakın şu resimlere arkadaşlar, bakın şu fotoğraflara- AKP'nin sözcüleri var, şu anki sözcüsü var. İşte, hatırlarsınız, bu görüntüyü de hatırlarsınız, bunu da hatırlarsınız. Burhan Hoca nerede, Burhan Hoca? Burhan Hoca var, gayet samimi bir şekilde Burhan Kuzu var.

Değerli arkadaşlar, bakın, buna benzer fotoğraf çok. Muhtemelen sizin de vardır. Olmayan fotoğraf var mı, bilmiyorum.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Nereye varacaksınız? Ne var?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir de FETÖ'yle suçladığınız CHP'li vekillerin fotoğraflarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakın, CHP'li vekillerin fotoğraflarını göstereyim. Bu, CHP'li Vekil Dursun Çiçek, bir askerî cemsede cezaevine getiriliyor. Bakın, bu Dursun Çiçek.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kim götürüyor?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Söyleyeceğim.

Şu gördüğünüz şahıs Mustafa Balbay, bakın polislerin arasında. Şu gördüğünüz, Türkiye tarihinde, hukuk tarihinde yaşanmamış bir olay, bir Başsavcı İlhan Cihaner zorla makamından alınıyor.

Bakın, parmaklıkların arkasında iki fotoğraf daha var. Kim bu? Tuncay Özkan, Mustafa Balbay. Mehmet Ali Çelebi'leri mi... Burada bulunan birçok arkadaşımız bunlarla suçlandı. Peki, bunları cezaevine kim götürdü? Bu polisleri, bu savcıları kim görevlendirdi? Savcı kimdi Ergenekon davasında, Balyoz davasında, askerî casusluk davasında kimdi, savcı kimdi? Savcı şu anda sizin "reis" dediğinizdi. Burada bulunan arkadaşlar bu operasyonları alkışlarla desteklediler.

Değerli arkadaşlar, bakın, bu insanların hiçbiri... Şimdi bu fotoğraf karesine girenlerin hepsi utanıyor. Örneğin şu fotoğraf -sataşarak söylüyorum- İlknur İnceöz AKP Aksaray Milletvekili, Grup Başkan Vekili, sataşıyorum, gel, bunun cevabını ver.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Şahsiyatla uğraşma, sözleşmeye gel.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bu resme girenlerin hepsi utanıyor, kimse açıklayamıyor ama şu fotoğrafta olanların hepsi onurlu şekilde sokaklarda, meydanlarda halkın içerisinde gezmeye devam ediyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, değerli arkadaşlar, şimdi yine televizyon kanalı gezip gezip, CHP'yle ilgili, suçlayan birisi var, bir şahıs var; nasıl büyüdüğü, nasıl zenginleştiği şaibeli. Ne diyor? CHP ile FETÖ'nün kitabını yazacakmış. Adam suçluluğun telaşı içerisinde. Ne diyor, bakın, arkadaşlar. Ankara'da FETÖ okulunun ismi kendi karısının ismi, oğlu o okulda okumuş, kendi sıkı fıkı. Sayın Bülent Arınç ne diyordu: "Parsel parsel verdi." Ne demiş geçmişte: "Hocam ile Başbakanımın arasını kim açmaya çalışıyorsa ya haindir ya ajandır. En azından nefsine kapılan bir gafildir."

Başka, bugün hedef gösterdiğiniz, sizin "Heykeli dikilecek adam." dediğiniz "Savcı Öz, ülkesine hizmet eden bir savcı, tayin konusu yargı işi, yorum yapmam..." Başka? "Terbiyeni takın, terbiyeni." diyor. "Fetullah Gülen'e 'FETÖ' diyemezsin. Ben sana lakap taksam hoşuna gider mi? Lütfen özür dile." diyor.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) - Kim diyor, kim?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ne yapıyor şimdi? Kanal kanal geziyor, CHP'yle ilgili suçlamada bulunuyor. Ben, değerli arkadaşlar, bakın, bir şey daha söyleyeceğim. Ne diyor burada? "Sizler sırtınızı devlete dayamadan kendi imkânlarınızı kullanarak helal parayla bugünlere geldiniz." diyor.

Değerli arkadaşlar, bir de para var para. Parayı bilir misiniz? Parayı tabii ki bilirsiniz, parayı AKP'den daha iyi bilecek bir parti yok. (CHP sıralarından alkışlar) Ama bu para başka para. Bu para -bundan da utanacaksınız- bakın, arkadaşlar, hani her toplantıda çıkıp meydan okuyorsunuz ya, nutuk atıyorsunuz ya, Hoca Efendi hazretlerine saygılarınızı sunuyorsunuz ya, o para. Türkiye Cumhuriyeti Türkçe Olimpiyatları parası. Bunu hatırlıyor musunuz?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) - Hatırlamazlar, hatırlamazlar.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Merkez Bankası kimdeydi? CHP mi iktidardaydı? Sayın Ramazan Can, Sayın Doğan Kubat bunu kim bastı? Bunu da siz bastınız.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Ne zaman, ne zaman, onu söyleyin.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, şimdi çıkın cevap verin. Kim FETÖ'cü? Kim büyüttü? Kim vali yaptı? Kim kaymakam yaptı? Kim kol kola yürüdü? Kim seçimlerde, hangi seçimlerde, kaç koalisyon yaptı; 2002'sinden 12 Eylül 2010 referandumuna kadar koalisyon yaptı?

Şimdi buradan grubum adına, partim adına açık bir çağrı yapıyorum, hodri meydan diyorum. Gelin, hep birlikte siyasi partileri, milletvekili gruplarını araştıralım. Bugün, geçmişte bu cemaatle, bu organizasyonla, bu örgütle kimin ilişkisi varsa, hodri meydan, gelin araştıralım diyorum. Değerli arkadaşlar, her yerde var, olmayan yok. Yüz binlerce insan cezaevinde. Yüz binlerce insan o okulun önünden geçtiği için meslekten atıldı. Bakın, hâkimde var, savcıda var, gazetecide var, memurda var, işçide var. Olmayan yer neresi? Siyaset. Allah aşkına, siz buna inanıyor musunuz ya? Siyasette, milletvekillerinde, belediye başkanlarında bu örgütün olmaması mümkün mü? Sızmadığı yer kalmamış; Cumhurbaşkanının 7 yaverinden 5'i FETÖ'cü çıkmış, diyorlar ki: "Bizde yok." Olacak iş mi? Hodri meydan diyorum. Gelin, araştıralım, hangi grupta hangi milletvekilinin bu işle ilgisi varsa hodri meydan diyoruz arkadaşlar.

Bakın, bir diğer konu ise yapılan haksızlıklar. "Evet" resmen bir devlet kampanyası gibi. Devletin her türlü imkânı kullanılıyor. TRT'si var, sağlığı var, bakanı var, savcısı var, herkes var değerli arkadaşlar bu cephede ve bu cephe öyle bir kampanya yürütüyor ki, her türlü haksızlığı yapıyor. Bizim AKP'li, MHP'li, CHP'li, HDP'li insanların vermiş olduğu vergilerle "evet" kampanyası yapıyorlar. Geçtiğimiz gün benim kendi şehrime Cumhurbaşkanı geldi. Malatya Büyükşehir Belediyesi, Battalgazi Belediyesi, Yeşilyurt Belediyesi, bütün belediyeler devletin bütün imkânını kullanarak kampanya yaptılar. Bugün Tokat'ta, dün Manisa'da bütün yerel yönetimlerin imkânlarını kullanarak AKP bir kampanya yapıyor. Benim vergimle yapıyorsunuz, ben "hayır" diyorum, siz "evet" diyorsunuz. Benim vergimle kampanya yapıyorsunuz. Benim vergimle kampanya yapanların gözüne dizine dursun, haram olsun diyorum hepinize. (CHP sıralarından alkışlar) Haram olsun! Benim kampanyalarımla böyle haksızlık yapılır mı değerli arkadaşlar?

Bakın, bir kişiyi unuttum. Dünyanın en ünlü cerrahlarından Mehmet Haberal'ı unuttum, Mehmet Haberal'ı. Mehmet Haberal, bu ülkeye karaciğer naklini, böbrek naklini getiren adam. Onu da "darbeci" diye, "terörist" diye cezaevine attınız.

Değerli arkadaşlar, o kadar ilginç şeyler var ki "hayır"la ilgili. "Hayır" diyen herkes suçlu. Adam mafya babası, destekliyor, "tweet" atıyor, "'hayır' verenleri bilmem ne yaparım." diyor. "Hayır" kampanyası yapan bir kadın bıçaklanıyor. "Hayır" diyen insanlar gözaltına alınıyor, cezaevine atılıyor. Ama şunu bilin: Bugün herkesin vicdanı var, herkes Türkiye Büyük Millet Meclisinin ne olduğunu biliyor, herkesin bir vicdanı var, herkes bu vebal içerisinde oyunu kullanacak. Siz ne yaparsanız yapın, bu kampanyada başarılı olamayacaksınız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)