Konu:Hdp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:75
Tarih:28/02/2017


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Saygıdeğer milletvekilleri, HDP grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Geçtiğimiz günlerde ve bugün özellikle Figen Yüksekdağ'ın milletvekilliğinin düşürülmesi hususunda Sayın Merve Kavakcı'nın ismi oldukça fazla zikredildi. Bugün 28 Şubatın 20'nci seneyi devriyesi. Tabii, o dönemde aklımızda kalan birçok isimden bir tanesi de Merve Kavakcı.

Biraz evvel "mağdur edebiyatı" denildi, çok yazık. Burada insanların hayatları karartıldı, hayalleri, geleceğe dair ümitleri yok sayıldı ve -bunda hiç gülünecek bir şey yok- seneleri yok edildi. Annem onlardan birisi. 28 Şubat öncesinde, 1980 darbesi sonrası, "Atatürk Üniversitesi Alman dili ve edebiyatı bölümünde eğitim vermeye devam edeceksiniz. Hocam sizden çok memnunuz, lütfen bizi bırakmayın, zira siz Almancayı ana diliniz gibi konuşuyorsunuz, ama başörtülü olmaz." diyen zihniyet, 28 Şubatta, aynı şekilde, gencecik kızlara "Biz sizi istemiyoruz, bu ülkede size eğitim hakkı yok." dedi. Yıkılan hayaller, paramparça olan hayatlar.

Evet, elhamdülillah, artık yara kanamıyor, ama yaranın derin izleri hâlâ benliğimizde, zihnimizde ve bizi dinleyenler bunları gayet net hatırlıyor.

Biliyoruz, dünya hayatında gerçek adalet yok, ama adalete daha yakın olduğumuzu da biliyoruz. Biliyoruz, tepeden bakan, oryantalist, ötekileştiren, kendinden başkasını hakir gören, "Sen buralara layık değilsin, başka ülkelere git." diyen, "Suudi Arabistan, İran size daha yakışır." diyen zihniyet artık yok. 28 Şubat direnişi, bütün bu hakaretlere rağmen, insan onurunu zedeleyen davranışlara rağmen, özellikle -bizim için başı örtülü, başı açık ayrımı yok ama- bu zihniyetin en büyük mağduru olan başı örtülü kadın açısından, tarihimizin şiddet içermeyen, otuz üç yıl süren, sabır ve çile dolu en büyük pasif direnişlerinden bir tanesi, belki de tek. Dünyada da sayılı örneklerden biri.

O kadınlar sabrettiler, o genç kızlar sabrettiler, aileleri sabretti, "Oluversin." dedi, "Mesleğimden vazgeçerim, oluversin.", "Biraz fedakârlık ederim, oluversin, vatan sağ olsun." dediler ve sabrettiler. Sabrının sonunda da... Kötü muameleye sabrettiler, haksızlığa sabrettiler, okuldan atıldılar sabrettiler, sağlık hizmetlerinden yoksun bırakıldılar...

Demin Fatma Benli ne kadar güzel ifade etti, rahmetli Medine Bircan'ı anlattı. 12-13 yaşındaki gencecik kızlara, gençlere neler neler yapıldı, "El Ele" eyleminde yer alanlara neler neler yapıldı bu ülkede ve sabretti onlar, sabrettiler. İkna odaları kuruldu, genç kızlar inançlarıyla üniversitenin kabul ettiği format arasında sıkışık bırakıldı. Gencecik bir kızın üniversitedeki hocası, başını açtırdığı yetmiyormuş gibi, gidip derste saçlarını okşayacak kadar ahlaksızlaştı. Bu ülkede bunlar yaşandı. Şu anda yaşanmıyor, yaşanmaması için elimizden geleni yapacağız ama "Yaşanmadı." diyemeyiz. Bunlar bu ülkede yaşandı.

Doçent Doktor Merve Kavakçı akademik çalışmalarında İkna odalarına "ruhlar için gaz odası" diyor. Düşünülmeli, ruhlar için gaz odasıydı ikna odaları. Şule Yüksel Şenler ablamız demişti ki: "Durmayacak benim kızlarım, durmayacaklar." Durmadılar, sabrettiler, kanuna karşı gelmediler, ellerine silah almadılar, masum vatandaşları öldürmediler, sabrettiler ve sonunda kazandılar elhamdülillah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu aralar, demin ifade ettiğim gibi, 21'inci Dönem milletvekilimiz, benim dava arkadaşım, aynı soyadı taşımaktan şeref duyduğum Sayın Merve Kavakçı'nın ismi çokça zikrediliyor. Onun ismini ağzına alanlar önce bir düşünsünler lütfen, neler yaşandı. Ben bu tatsızlıkları anlatmak istemiyorum ama belli ki unutulmuş, anlatmak lazım, hatırlatmak lazım.

2 Mayıs 1999'da Meclise giren... Şu kapıdan girdi herhâlde. Muhtemelen, Sayın Vekilim, sizin grup başkan vekillerimizin arkasında, sayın vekilimin olduğu sırada oturdu. Girdi, sadece sessizce oturdu 2 Mayısta. Muhtemelen Ecevit Hükûmetinin ya da herhangi bir hükûmetin en çabuk kararlarından biri, 13 Mayıs itibarıyla had bildirme başladı, vatandaşlıktan çıkarıldı. Bravo o Bakanlar Kurulu kararına! Vatandaşlıktan çıkarmak yetmezdi, had bildirilecekti ya bu kadına, emir büyük yerdendi, devletin başındaki, aileyi yakından tanıyan Cumhurbaşkanı Demirel de "ajan provokatör" demişti, belgelerden bahsetmişti. Nerede acaba o belgeler?

Bu dünyada adalet yok, bazı şeyler için ahireti beklemek lazım; öyle, ahireti beklemek lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Had bildirildi, sabredildi. Tabii, çok detaylı anlatmayacağım yani çocuklara had bildirilmesi vesaire bunlar zaten Türkiye'nin ayıbı, hepimiz biliyoruz; bir kadına nasıl had bildirildi, biliyoruz. Merve Kavakçı'nın "Başörtüsüz Demokrasi" adlı kitabında bunlar detaylı olarak anlatılıyor, nereden nereye geldik görüyoruz.

28 Şubatın 20'nci yıl dönümündeyiz. Merve Hanım inandığı şekilde, seçildiği şekilde buraya geldi ve 312'nci maddeden yargılandı, AK PARTİ'nin kaldırdığı 312'nci maddeden; halkı sınıf, ırk, din, mezhep ayrımı gözeterek kışkırtmaktan yargılandı. O zamanki yargıya rağmen, taraflı, yüzde 500 taraflı yargıya rağmen beraat etti. 169'uncu maddeden yargılandı, terör örgütüne destekten; beraat etti. Olmayan. Onu bile sonraya havale ettik.

Şimdi "Sırtımızı YPG'ye, PYD'ye dayadık." diyen ağızlar utanmıyorlar, PKK'ya tek kelime söyleyemeyenler, buna cesaret bulamayanlar utanmıyorlar Merve Kavakçı'nın ismini ağızlarına alıyorlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Hayır, rica ediyorum, ayıptır, yazıktır, günahtır, Merve Hanım'ın ismini ağzınıza almayın. O günlerde gençlik kollarında, dışarıda protesto edenler, bugün burada oturanlar ismini ağzına almasın, rica ediyorum, bir düşünün. Ayıptır, yazıktır, günahtır!

28 Şubatta çok şeyler yaşandı, neler söylendi neler. Bir iki örnek hemen söyleyeyim, vaktim az kaldı.

Kadına haddi kadınlar tarafından nasıl bildirilir? DSP'li Perihan Yılmaz "Türbanını parçalayacaktım." demiş ama sonradan arkadaşları engel olmuş. Kadın Araştırmaları Derneği Başkanı Gülsevil Erdem "Cumhuriyet kadınının yüz karası bir zavallı." demiş. Hikmet Uluğbay'ın ve Hikmet Sami Türk'ün eşlerinin aralarında olduğu protestocular "Merve dışarı, mollalar İran'a." demişler. Protesto etmenin yasak olduğu Meclis bahçesine gelmişler ama yasak, kanun onlara işlememiş, Merve Kavakçı'yı görmemiş, ezmiş geçmiş. Canları sağ olsun. Başka bir DSP'li Milletvekili Ayseli Göksoy "Rahatsız oluyorsa defolsun gitsin." demiş. Tayyibe Gülek "Biz olduğumuz sürece Merveler Meclise giremez. Biz iyi ki oradaydık, gerekli tavrı koyduk." demiş ve DSP'li milletvekilleri memnun olmuşlar, bir canlandık, bir hareketlendik ne iyi oldu, bu kadına hep beraber had bildirdik... Canları sağ olsun. Mağduriyet edebiyatı değil, bu ülkede yaşanan gerçeklerin arka planı.

15 Temmuzda ülkesine gerçekten sahip çıkan vatandaşlarımız atılan manşetlerden rahatsızlar ve eminim, bu aziz millet 28 Şubatta kendisinden rahatsız olduğunu söyleyen manşetler atanlara dersi verecek ve 16 Nisanda rahatsızlıklarının neticesini hep beraber göreceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Kan.