Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:73
Tarih:22/02/2017


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ADNAN BOYNUKARA (Adıyaman) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, üzerinde yanlış bilgilerin servis edildiği, yanlış tartışmaların yürütüldüğü alanlardan birisi de yargısal süreçlerdir. En kolay yapılan eleştiri, yargı ile yürütme arasında ilişki olduğuna ilişkin ifadelerdir. Bunun doğru olduğunu, bunun bilgiye dayandığını söylemek mümkün değil, bunlar genellikle siyasi değerlendirmelerdir. Hatta buna ilişkin konuşmaların içeriğine baktığınızda, konuşma bütünlüğü içinde birbirini tekzip eden ifadelerin olduğunu görürsünüz. Soyut bir suçlama, bu nedenle de hukuki değerlendirme olarak bakmak oldukça güç. Siyasi düşüncelerimize göre, siyasi pozisyonlarımıza göre farklılık arz eden bir zeminde yürüyor bu tartışmalar.

Kuşkusuz, tutukluluk, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını yakından ilgilendirmesi nedeniyle hassas olunması gereken, üzerinde dikkatlice davranılması gereken bir konudur, bir koruma tedbiridir. Tutuklama nedenleri objektif olarak var olsa dahi, tutukluluk süresi, tutukluluk gibi konular önemle takip edilmelidir. Tutukluluğun zorlaştırılmasına ilişkin düzenlemeleri bu Meclis kabul etti.

Başta ifade ettiğim siyasi ve siyaset suçlamalarının doğru olmadığını anlamak için bu konudaki bazı düzenlemeleri hatırlamakta fayda var. Bu ülkede adalet bakanları 2005 yılına kadar cumhuriyet savcılarına talimat verme yetkisine sahipti. Bu düzenlemeyi Meclis 2005 yılında kaldırdı. Uygulayıcıların, yargıçların tutuklama konusunda daha özenli olmaları için tutuklama kararlarının somut gerekçelere dayandırılmasına ilişkin yasal düzenlemeler yapıldı. Adli kontrol uygulamasının kapsamı genişletildi. Adli kontrol tedbirlerinin uygulanması bakımından süre sınırı kaldırıldı. Yani, tutuklama sebepleri varsa dahi hâkim isterse adli kontrol tedbirleriyle kişiyi tutuksuz yargılayabilir. Bu ve benzeri düzenlemeleri dikkate aldığımızda, siyasetin, Hükûmetin tutuksuz yargılama konusunda üzerine düşeni yaptığını söylemek mümkündür. Dolayısıyla, bunun dışındaki değerlendirmelerin tümü yargının işidir. Siyaset kurumu gerekli düzenlemeleri yapar, yargı da yapılan düzenlemeler doğrultusunda uygulama süreçlerini takip eder. Yargının yaptığı faaliyetlerden hareketle siyaset kurumunu eleştirmek doğru değildir. Aynı binada bulunan iki ayrı mahkemenin iki ayrı karar verdiğini ifade etmek dahi yürütmenin bu işin ne kadar dışında olduğunun en somut göstergesidir.

İlgili önergede gözaltı sürecinde kötü muamelelerin olduğu da iddia edilmektedir. Buna ilişkin somut şikâyetler varsa bunları takip etmek hepimizin görevi, vazifesidir. Meclis İnsan Hakları Komisyonu bu tür çalışmaları yapıyor ve yapmalıdır.

Hepiniz hatırlarsınız, bundan birkaç gün önce, Ahmet Türk'le ilgili bir fotoğraf yayınlanmıştı. O fotoğraf üzerinden çok ciddi bir algı yürütüldü, Ahmet Türk'e yapılan muameleyle ilgili değerlendirmelerde bulunuldu ancak bunun doğru olmadığını Ahmet Türk kendisi ifade etti yani oradaki nezaketi kendisi açıklamıştı. Sadece hatırlatmak istedim. Dolayısıyla asıl olan, doğru bilgiler üzerinden gerekli süreçleri işletmektir. Eğer birileri keyfî olarak kötü muamelede bulunuyorsa, eğer birileri keyfî olarak yanlış işlerin içindeyse yapılması gereken şey yasal süreçleri işletmektir. Meclis İnsan Hakları Komisyonunu bu konuda çalışmaya davet etmektir, Meclis İnsan Hakları Komisyonunun gündemine getirmektir. Eğer bunlar yapılmıyorsa o zaman farklı bir amaç vardır diye düşünmek mümkün. Yargı gündemine getirildiği zaman, özellikle kötü muamele ve işkenceyi hepimizin takip etmesi lazım; kim olursa olsun, kime karşı yapılırsa yapılsın bize düşen kötü muameleyle mücadele etmektir. Bu konuda bizim en ufak bir kaygımız, tereddüdümüz, çekincemiz yok. Devletin görevi yasayla, hukukla belirlenmiştir. Yargının yapacakları bellidir, siyasetin yapacağı bellidir. Yargı, uygulayıcılar, kolluk, kendisine çizilen sınırların dışına çıkıyorsa ilgili kurumların onları sınırlara çekme mecburiyeti vardır. Bunun için de bilmek gerekir, haberdar olmak gerekir.

Milletvekillerinin dokunulmazlıklarına ilişkin süreçleri, biraz önce gündeme geldiği için kısa bilgi olarak paylaşayım, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü takip eder. Dolayısıyla da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasama dokunulmazlığına ilişkin yeni düzenleme kabul edildikten sonra ilgili savcılardan var olan süreçlere ilişkin bilgi istemiştir. Bu, Bakanlığın, Bakanın kendi tasarrufunda olan bir konu değildir; bu, Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün rutin bir uygulamasıdır. Buradan farklı bir anlam çıkarmak doğru değil. Onu ifade etmek için söylüyorum.

Sonuç olarak şunu ifade edeyim, gayet açık yüreklilikle söylüyorum: Kime karşı yapılırsa yapılsın, kim yaparsa yapsın, yanlış uygulama, hukuksuz uygulama söz konusuysa gündeme getirelim, hep birlikte takip edelim ama somut bilgiler, somut veriler ve somut bir biçimde İnsan Hakları Komisyonu da bu işi yapıyor diye düşünüyorum.

Hepinize selam sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Boynukara.