Konu:MHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:70
Tarih:15/02/2017


MHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Değerli Başkanım, aziz milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, bir sosyal yara hâline gelen, söz konusu önergemizde adını zikretmiş olduğumuz televizyonların kadın kuşağı saatindeki evlilik programlarının yayından kaldırılması hususunda bir araştırma önergesi veriyoruz ve bu konuda Meclisin duruma el koymasını tavsiye ediyoruz, arzu ediyoruz, talep ediyoruz. Bu meselenin sadece bir televizyon programı ve kadın kuşağı saatinde kadın eğlencesi olmasından çıktığını, ciddi bir sosyal yaraya, değerlerin yozlaşıp yabancılaşmasına doğru evrildiğini, toplumun her kesimi çok değişik platformlarda görüyor ve dillendiriyor. STK'ların talepleri var, değişik anlamda imza kampanyaları düzenlenerek başta RTÜK olmak üzere, Sayın Cumhurbaşkanlığı makamı ve Başbakanlık, Meclis ve bizler olmak üzere ciddi şikâyetler var ve bu şikâyetlerin çıkış noktasında temel değer olarak aile kurumunu koruma güdüsü var. Büyük Türk milletinin şerefli mensupları toplumun en küçük yapı taşı olan ailesini korumak adına bir arayış içerisinde. E, pekâlâ, ailenin tahribatıyla alakalı, bu programlarla ilgili, bu program kuşaklarıyla ilgili herkes bu kadar rahatsız da yetkililer neden bu duruma el koyamıyorlar, bu da ciddi bir soru işareti.

Öncelikle vurgulamak istediğim, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri programında konuşan Sayın Cumhurbaşkanı "Ülkemizin geçtiğimiz on dört yılda yaşadığı büyük dönüşümün en zayıf halkalarını ne yazık ki eğitim ve kültür oluşturuyor." sözleriyle bu durumu da itiraf etmiştir. Eğitimin tek boyutlu olmadığını, aile, okul, toplum ve bunun artık medya ve elektronik kültür ortamıyla eğitimin artık önemli bir unsurunun sanal kültür üzerinden devam ettiğini, elektronik kültür ortamı üzerinden devam ettiğini hepimiz görüyoruz, şahit oluyoruz. O hâlde buralara daha yapıcı, daha değerleri aktarıcı, daha alternatif üretici, geleneksel değerlerimizi güncelleyerek popülerleştirici yapımlarla üretemez miyiz, buna kafa yoramaz mıyız? Biz "kadın kuşağı programı" adı altındaki evlilik programlarında yaşanan yozlaştırmayı ve yabancılaşmayı ifade etmekten imtina ediyoruz fakat RTÜK Başkanı, kendisi de eski bir milletvekili olan İlhan Yerlikaya bir konuşmasında diyor ki: "Özellikle evlilik programları çığrından çıktı, buralarda çok kötü şeyler oluyor, ağzımıza alamayacağımız şeyler söyleniyor. Evlilik programlarındaki o sözlerin bazılarını buradan ben söylesem ve bunları televizyon da yayınlasa RTÜK olarak o kanala kapatma cezası vermemiz gerekir." Sayın RTÜK Başkanı, neden bunlara kapatma cezası veyahut da başka türlü müeyyideler uygulayamıyorsun? Ya da kanunlar yetersizse Meclise kanun teklifi olarak neden göndermiyorsun? Bu konuya derhâl, RTÜK başta olmak üzere RTÜK'ten sorumlu siyasi iradenin ve Hükûmetin de yakın takiple, Sayın Cumhurbaşkanını da referans alarak el koymasını ve takip etmesini istirham ediyoruz. Bu yüce mabet altında, aile kurumunun korunması adına, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçe görüşmelerinde bu problemler çok farklı boyutuyla tüm siyasi parti temsilcileri tarafından dillendirildi. Ötesine gidildi, aile kurumunun güçlendirilmesiyle ilgili açılan komisyonun çalışmasında durumu değerlendirmek üzere davet edilen yine RTÜK İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanı Mehmet Çakırtaş da "Bizim araştırmalarımızda ortaya çıkan sonuç: Günlük gelen şikâyetlerin tamamına yakınının bu evlilik programlarına, izdivaç programlarına yönelik olduğu görülmüştür." ifadesini kullandı. Pekâlâ yani şikâyet edilen merci de durumdan şikâyet ediyorsa ortada bir sorun var.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, tek başına istemiyoruz ve istemezükçü değiliz, böyle bir kuşağa televizyon yayıncılarının ihtiyacı varsa, toplumun ihtiyacı varsa bu yayın kuşağının daha anlamlı programlarla doldurulması ve bugünlerde kuşatma altında olan Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milletinin değerleriyle var olabilmesi siyasal söyleme dönüşüyorsa, millî kültüre ait değerlerin güncellenmesi geleneksel bilgi sistemimiz üzerinden oluşturulabilecek ne tür yapımlar ortaya çıkabilir? Televizyon programcılarını bu noktada yönlendirmek, RTÜK koordinasyonuyla üniversitenin koridorlarındaki Türk halk bilimi çalışması yapan bilim insanlarıyla, medya-kültür ilişkisi çalışması yapan bilim insanlarıyla televizyon yapımcılarının bir araya gelerek bu konuyu -Meclisin de tavsiyesiyle- daha sağlıklı kuşaklar hâlinde yetişebilmemiz için sağlıklı kadın kuşağı programlarının yapılmasını istiyoruz. Mesela, bunlardan bir tanesi ne olabilir? En çok şehit cenazesine katılan milletvekillerinden birisi olduğum, daha doğrusu kendi ilim en çok şehit verdiği için bunu hoş görmenizi istiyorum: "Sızlasa da gönüller gidenlerin yasından

Koşar adım gitmeli onların arkasından.

Kahramanlık içerek acı ölüm tasından

Atılıp bir daha dönmemektir." diye şiirler okuyor, kahramanlık coşkuları veriyoruz şehadet şerbeti içenlerin arkasından. Ama, şehit aileleri ne durumda, şehitlerin gerçekliği gerçeklik değil mi? Kadın kuşağındaki evlilik, toplumsal bir gerçeklikle toplumun talep ettiği bir problem de şehit ailelerinin dramı bir dram değil mi? Bu farkındalığı artırmak, şehadete ve şehitliğe karşı sorumluluğunu ve kendisinin huzuru ve güvenliği için şehit olmuş Mehmetçik'inin, askerinin, polisinin, korucusunun ve dahi vatandaşının, ailesinin derdiyle dertlenmeyi kendisine bir şiar edinmesi gereken başka sosyal tabakaların da bu gerçeklik üzerinden de televizyon programları yapılabileceğini ifade ediyoruz veyahut da UNESCO diye bir kurum var Türkiye temsilciği özelinde; onların yapmış oldukları geleneksel bilgi değerler sisteminin somut olmayan kültürel mirasın evrensel standartlarda korunmasıyla ilgili önerileri var. Bu geleneksel bilgi ve değerler sistemindeki önerileri, sadece biz UNESCO listesine aldırarak uluslararası akreditasyon yaparak mı koruyacağız yoksa bugün yaramız olan bu sosyal yaralara kültürel şizofrenik hâl yaşadığımız şu günlerde kendi yara bandımız olarak bir programı üretme, ne tür yeni unsurlar ortaya koyabiliriz; bu noktada kafa yorma konusunda neler yapıyoruz?

Yine, bu konuda iktidar partisinin akademik ve entelektüel vekilleri başta olmak üzere ciddi anlamda Cumhuriyet Halk Partisinde de bu konulara el atmış ve çalışmış bilim insanlarının, kültür insanlarının olduğunu biliyorum. Meclisin duyarlılığının yürekten bu noktaya destek olarak verilmesini ve bu konunun üzerine gidilmesini bekliyoruz. Milletvekili ve akademisyen olan bir hocamız "İyi kültür, kötü kültür yoktur işlenmemiş kültür vardır." diyor.

Şimdi, biz geleneksel bilgi sistemimizdeki, kendi kültürel mirasımızdaki değerlerimizi popülerleştirebilecek unsurlara dair bir projeksiyon ortaya koyduk da bizim çocuklarımız bir şeyler üretemedi mi? Yani, bu kuşakları çok daha sağlıklı bilgi sistemiyle ve değer yargılarımızla doldurabileceğimize inanıyorum. Bu konuya, RTÜK Başkanı, RTÜK başkan yardımcısı, Sayın RTÜK yönetim Kurulu üyeleri başta olmak üzere, RTÜK'ün bağlı olduğu ilgili Bakanlığı bu duruma derhâl el koymaya davet ediyorum. Sayın RTÜK Başkanı diyor ki: "Evlilik programlarındaki o sözlerin bazılarını burada ben söylesem ve bunlar televizyonda yayınlansa RTÜK olarak o kanala kapatma cezası vermemiz gerekir." Sayın RTÜK Başkanı, o hâlde siz niye buna müdahale edemiyorsunuz, neden bu konuda dertlenemiyorsunuz? Dertleniyorsanız neden Meclisi ve Hükûmeti bu konuda müdahil olmaya davet edemiyorsunuz?

Biz yerlilik ve millîlik noktasında, milleti ve devleti ebed müddet noktasında yapılan her hayırlı işin yanındayız. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak da sonuna kadar bu desteğimizi büyük Türk milletinin geleceği için vereceğiz. Bugün televizyonlara baktığımızda siyaset uzmanları, terör uzmanları, diplomasi uzmanları, Anayasa uzmanları boy gösteriyor ama bir kültür stratejisiyle ilgili eğitim stratejisiyle ilgili, politik olmayan, insana dokunan ve proje üreten kaç kişi görebiliyoruz ya da gösterebiliyoruz? Bu konuda yerlilik, millîlik ve evrensellik hususunda değer üretme potansiyelinin harekete geçirilmesini Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere -bu konuda şikâyet etmekten vazgeçip- eyleme ve uygulamaya dair Meclisin duruma el koymasını, müdahil olmasını bekliyor, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.

Bu konuda hayırlı işlerin de yapılabileceğinin örneğini devlet kurumlarında görmek mümkün. Az önce basında dikkatimi çeken bir husus, YÖK'ün aldığı bir kararla, şehit ailesi çocuklarına ailelerinin yanında okuyabilecek özel öğrenci statüsü hakları verildi. Aile, başka bir yerde; baba şehit olmuş, çocuk başka bir yerde, anne-baba farklı yerlerde, bir dram içerisindeydi. Bu konuda alınan inisiyatiften dolayı YÖK Başkanı ve çalışma arkadaşlarını tebrik ediyorum bir milletvekilleri olarak.

Ayrıca, hayırlı işlerin yapılmasının bu ülkenin potansiyelinde, bu ülkenin yöneticilerinde, bu ülkenin siyasi ahlakında, erdeminde, sivil toplumunda ve cevheri asliyesinde olduğuna inanıyor, hayırda buluşmak ve güzel olan işleri, memleket, millet için olan işleri taçlandırmak için Milliyetçi Hareket Partisi bu öneriyi gündeme getirmiştir, desteklerinizi beklemektedir.

Bu vesileyle Genel Kurulu ve bizi takip eden ve ciddi anlamda destek veren değerli sosyal medya gruplarını ve bu meselenin güncellenmesi hususunda yoğun bir şekilde gündem oluşturan Bozkurt Caps adlı grubu tebrik ediyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Saygılarımla efendim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)