Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:69
Tarih:14/02/2017


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP Grubunun öğretmenlerimizin ve öğretmenlik mesleğinin sorunlarının incelenmesi ve önlemlerin alınmasına ilişkin Meclis araştırması önergesi üzerinde grubum adına söz almış bulunmaktayım. Cümlenizi saygıyla selamlıyorum.

Her fırsatta mağdur edilen, "Az çalışıyorlar, çok tatil yapıyorlar." diyerek siyasiler tarafından her fırsatta aşağılanan öğretmenlerin ne kadar kutsal bir iş yaptıkları, yılda bir kez kutlanan bir Öğretmenler Günü'nde hatırlanmaktadır. Acil çözüm bekleyen en temel sorunları ise tartışılmadan, öğretmenlerin görüşü alınmadan haklarında karar verilen bir meslek grubudur aslında öğretmenlik.

Yapılan tüm Millî Eğitim şûraları iktidar yakını sendika tarafından tamamen bilimsellikten uzak yeni asimilasyon kurumları yaratmak üzerine kurulu çalışmalardır ve bu yönde de tazyikler ortaya konmuştur. Hiçbir şûrada öğretmenlerin ekonomik ve sosyal durumları açık ve net bir şekilde tartışılmamıştır.

Bu şûra toplantılarında ülkemizde yaşayan farklı etnik ve inançta olan insanların çocukları için hiçbir olumlu karar alınmadığı gibi, ülke gerçekleri görmezlikten gelinmiştir. Bu bakış elbette ki eğitim sorununun karmaşık hâle gelmesine neden olacaktır. Sorun özgürlük ve demokratik bir bakışa sahip olunarak çözülür. "Siz sorun yok." diyerek sorunları aşamayacaksınız ve aşamazsınız.

Alevilerin inancını ve öğretisini teoloji ekseninde sıkıştırarak ele almanız konuyu da çözümsüz bir noktaya ulaştırmıştır. Bu inanç ve öğretiyi eğitim alanında özgürleştirmeden Alevilerin de eğitim alanında beklentilerini çözemezsiniz. Çözüm zorunlu din derslerini isteğe bağlı eğitim sistemine dönüştürmekle olur.

Ana dilde eğitim vermekten korkmamalıyız. Çoğulculuk bir gerçeğimiz ve demokratik ulusa giden en kısa yoldur bu yol. Birlikte kurduğumuz ülkemizde, ortak vatanımızda birbirimizi eksik görmek, yok saymak sorunların ağırlaşmasına neden olmuştur. Yaşadığımız bu sürecin ülke insanlarımıza ne kadar ağır bir fatura çıkardığının da artık farkında olmalıyız.

On beş yıldır tek başına iktidarda olan AK PARTİ'nin öğretmenlerin giderek ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek, artan iş yükünü azaltmak, insan onuruna yaraşır bir ücret almasını sağlamak ve eğitimin niteliğini en azından OECD ülkelerinin ortalamasına taşımak gibi bir hedefi hiçbir zaman için olmamıştır.

Eğitimde 4+4+4 dayatmasıyla, zaten sorunlu olan eğitim sisteminde büyük bir altüst oluş yaşanmış, öğretmenler, öğrenciler ve veliler büyük sorunlarla karşı karşıya bırakılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı, attığı her adımda, başlattığı her uygulamada öğretmenlerin, yardımcı hizmetli ve memurların daha fazla çalışabilmelerinin önünü açmak için çalışmakta, bu en temel talepleri ise görmezlikten gelmektedir. Aslında bu 4+4+4 sisteminin de ülke eğitim sistemini altüst etmek, bir sağlam zemine oturmasını engellemek üzere ortaya konduğu ayrıca eğitim alanındaki bilim insanları tarafından da açıkça ifade edilmiştir. Aslında, Millî Eğitim Bakanlığının 4+4+4 sistemini yeniden gözden geçirmesinin de zamanı gelmiştir. Bu sistemin asimilasyonu kolaylaştırdığı, eğitim sürecinde bir ötekileştirme, yabancılaştırma süreci yaşattığı hususu da ayrıca hâlâ tartışılmaktadır.

Çalışma koşullarının giderek esnek, kuralsız ve güvencesiz hâle getirilmesi, angarya çalışma uygulamalarının artması ve son olarak iş güvencesine göz dikilmesi, eğitim emekçilerini büyük bir tedirginlik ve karamsarlık içine itmektedir. Binlerce eğitim emekçisi, OHAL hukuksuzluğuyla meslekten çıkartıldılar. Her kanun hükmünde kararname yayınlandığında, deyim yerinde ise bir güvercin tedirginliğiyle bu kanun hükmündeki kararnameler listesi incelenmektedir.

Yüz binlerce eğitim emekçisinin sosyal ve ekonomik sorunlarını çözmek için yıllardır adım atmayanların, öğretmenlerin gerçek sorunlarını görmezden gelenlerin bildik nutuklarını daha fazla dinlemek istemiyorlar. Eğitimin ve öğretmenlerimizin sorunlarına kalıcı çözümler üretilmesi gerekirken günü kurtarma adına iş ve işlemler yapılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, öğretmenlerin giderek ağırlaşan çalışma koşulları ve sorunlarıyla ilgili düşüncelerini ilk elden tespit etmek için 9-20 Kasım 2015 tarihleri arasında kapsamlı bir araştırma gerçekleşmiştir. Türkiye çapında 7 bölge ve 40 ilde, Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Kocaeli, Diyarbakır, Eskişehir, Artvin, Ağrı, Tunceli, Malatya, Edirne, Kırıkkale, Kırklareli, Mersin, Muş, Van, Hakkâri, Şırnak, Sinop, Çorum, Tarsus, Sivas, Kars, Tokat, Muğla, Nevşehir, Kırşehir, Kastamonu, Konya, Karaman, Ordu, Aksaray, Trabzon, Giresun, Bartın, Sakarya, Yalova, Zonguldak olmak üzere hemen hemen tüm okul türleri ve branşlarından 4.952 öğretmen araştırmaya katılmış ve çok önemli veriler ortaya çıkmıştır.

Bu araştırmada değerli milletvekilleri, "Eğitimin dinselleştirilmesi ve gericileşmesi, tek tip öğrenci yetiştirilmesi, 4+4+4'ün yarattığı tahribat ve okulların dönüşümü, özel okullara ve dinî eğitim veren kurumlara destek, siyasi kadrolaşma, iş güvencesi ve kazanılmış hakların tehdit altına alınması, şiddet ve baskının olduğu bir ülkede geleceğe güvenle bakmanın mümkün olamayacağı; eğitim kötüye gidiyor, işsizlik büyük sorun." diye tespitler yapılıyor. Devam edelim tespitlere: "Ders kitaplarının içi boş, öğrenciler için endişeleniyorum." diyor öğretmen. Ayrımcılık, eğitimin siyasileşmesi, eğitim politikalarının tutarsızlığı, eğitime ve öğretmene önem verilmemesi, eğitimde kutuplaşma, gelecek karanlık, öğrencilere zorunlu dersler konusunda zorunlu yönlendirme yapılıyor, özellikle de din dersleri konusunda; kalabalık sınıflar, zorunlu seçmeli dersler, eğitim politikalarının eğitimciler tarafından belirlenmemesi, asimilasyon ve toplumsal linç kültürü, eğitimde ezberciliğin sürmesi ve uzayan buna benzer birçok tespit.

Yani, eğitim emekçilerinin sorunlarının giderek artması, çözümsüzlüğün de ortaya konması aslında ülkemizdeki eğitime bakışı da ortaya koymaktadır. Türkiye'de eğitim sisteminin yıllardır çözülemeyen sorunları, öğretmenleri ve diğer eğitim emekçilerini diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre çok daha fazla olumsuz etkilemeyi sürdürmektedir. Türkiye'de öğretmenlerin yıllardır karşı karşıya oldukları güçlükler, hangi şartlarda çalışmak zorunda oldukları bilinmesine rağmen sorunlarına kalıcı çözümler üretmek için somut adımlar atılmaması kabul edilemez bir durumdur. Türkiye'de çalışan öğretmenler OECD ülkeleri içinde en çok çalışan, en düşük maaş alan öğretmenler arasındadır. Aramızda öğretmenlik yapmış milletvekili arkadaşlar, neden öğretmen arkadaşlarınızın sorunlarının çözümü için çaba sarf etmiyorsunuz? Vicdanen rahat mısınız sayın milletvekilleri? Bugün, öğretmenlerin yüzde 80'i geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda bırakılmış, üçte 2'si borçlanarak hayatını sürdürmek zorunda bırakılmıştır yine. Öğretmenler, sık sık değişen eğitim politikaları nedeniyle siyasi iktidarın ve Millî Eğitim Bakanlığının elinde âdeta oyuncak hâline gelmiş durumdadır. Öğretmen açıkları sorununa kalıcı çözümler üretilmeyerek 300 bini aşkın işsiz öğretmenin ataması yapılmamış, bugüne kadar 40'ı aşkın işsiz öğretmen resmen intihara sürüklenmiştir.

Eğitimde benimsenen esnek çalışma uygulamalarıyla, aynı işi yapan farklı statülerde öğretmen istihdamı gündeme gelmiş, kariyer basamakları ve performans değerlendirme uygulamaları eğitim emekçilerini birbirine rakip hâline getirmiştir. Eğitime bütçeden yeterli pay ayrılmaması nedeniyle öğretmenler öğrencilerden çeşitli adlar altında para toplamaya zorlanan birer tahsildar durumuna düşürülmüştür. Öğretmenlerin büyük bölümünde angarya çalışma ve iş yükü artışına paralel olarak meslek hastalıklarında artış yaşanmakta, özellikle 4+4+4 sonrasında yeni sorumluluklar yüklenerek angarya çalışmaya zorlanmaktadır. Demokratik haklarını kullandıkları ve sendikal çalışmalara katıldıkları için her yıl çok sayıda öğretmenin soruşturma geçirdiği, sürgün ve cezalarla karşı karşıya kaldığı hepimiz tarafından bilinmektedir. Her fırsatta özellikle EĞİTİM-SEN üyelerine soruşturma açılmakta, bazıları hakkında sürgün, maaştan kesim cezaları, kanun hükmünde kararnamelerle de memuriyetten çıkarma cezası verildiğini biliyorsunuz.

Hizmetli ve memurların yaşadığı ekonomik ve özlük sorunları da yıllardır görmezden gelinmekte, tıpkı öğretmenler gibi hizmetli, memur, teknik ve idari personel de sorunlarına kalıcı çözümler üretilmesini talep etmektedir.

Değerli milletvekilleri, kamu emekçileri içerisinde öğretmenlere hak ettiği değer verilmelidir. Başta insanca yaşayacak ücret talepleri, özellikle de ek gösterge talepleri, emeklilikten sonra insanca yaşamlarını sürdürmeleri için bir düzenleme acilen yapılmalıdır. Bu anlamda, emeklilikte ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansımalı, vergi dilimi uygulaması sabitlenerek ücretlerde yaşanan erimenin önüne geçilmelidir. Ek ders ücretleri günün şartlarına uygun bir şekilde yeniden düzenlenmeli ve en az 2 kat arttırılmalıdır. Eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlere yapılan eğitim-öğretime hazırlık ödeneği, her dönem başında olmak üzere yılda 2 kez olmalı ve en az bir maaş tutarında olmalıdır. Eğitimde esnek, kuralsız ve angarya çalışma uygulamalarına son verilmeli, performans değerlendirme ve iş güvencesini hedef alan girişimlerden tamamen vazgeçilmelidir.

Hizmetli ve memurlara özel hizmet tazminatı ödenmelidir. Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşme hakkı önündeki engellerin hepsi kaldırılmalı, yeni kısıtlanmalar engellenmelidir.

Hepinizi bu anlamda saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğan.