Konu:Serbest Bölgeler Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:67
Tarih:08/02/2017


Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MUSTAFA TUNCER (Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

7 Şubat 1990 tarihinde Kayadüzü'ndeki Yeni Çeltek Kömür İşletmesinde grizu patlaması meydana gelmiş, patlama sonucu 68 maden işçisi insanımız, canımız maden şehidi olmuştur. Aradan yirmi yedi yıl geçmiş olmasına rağmen şehit madencilerimiz, Kayadüzü kasabası halkı tarafından acıyla anılmaya devam edilmektedir. Tüm maden şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, aziz anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının serbest bölgeler üzerinde yatırımcıya, üreticiye kolaylıklar sağlayan düzenlemelerine ilke düzeyinde katılıyor ve serbest bölgeler üzerindeki çalışmaların gecikmiş bir kanun tasarısı olduğunu savunuyoruz. Bununla birlikte, kanun tasarısının sektör içinde çift başlılık yaratabilecek maddelerine kısmen karşı duruşumuzu ise koruyoruz.

Türkiye ekonomisi kötü yönetilmektedir. İçinde bulunduğumuz ortam, adı resmen konmamış bir ekonomik kriz, adı çoktan konmuş bir devlet krizidir. Eşikteki büyük reel sektör krizi ne 1994, 2001 krizine ne de 2008 küresel finans krizine benzemektedir. İşsizlik verileri, ihracat ve turizm rakamları, büyüme dinamikleri, Türk lirasındaki değer yitimi, gündelik ticaretin yaşadığı sancılar, özel sektör borçluluğu, Avrupa Birliğiyle yaşanan sorunlar, dış politikanın geldiği aşama, krizin sorumlusu olan Hükûmete çok ciddi sinyaller vermektedir. 2016'nın başında ödememiz gereken toplam borcun Türk lirası değeri 493 milyar TL iken, Türk lirasının değer kaybıyla bugün ödememiz gereken borcun değeri 570 milyar TL'ye ulaşmıştır.

Bugün ülkemizde yaşanan krizin, yaşanan korku ve endişe yüklü ortamın temeli küresel değildir, Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinin durağan hâle getirilmesinden ve AKP'nin başkanlık inadından kaynaklanmaktadır. Ülkemizi terör ve güvenlik zafiyeti ile askerî darbelerle karşı karşıya bırakan, diplomatik yalnızlığa düşüren, bir dönem birlikte yol aldığı, devleti el birliğiyle uçuruma sürüklediği örgütlere bugün "terörist" diyen siyasi iktidar, dış ticareti ve yatırımları azaltan, dövizi ve ham madde maliyetlerini yükselten, ekonomik istikrarsızlığın ve millî güvenlik krizinin ana aktörü olmuştur. (CHP sıralarından alkışlar)

Siyasi iktidar, üreticinin, işçinin, esnafın, KOBİ'lerin, turizmcinin, sanayicinin, yatırımcının, serbest bölge işveren ve çalışanlarının temel yapısal reformları beklediği bir dönemde başkanlık inadı uğruna ve OHAL şartlarında ülkemizi adı konmamış derin bir ekonomik krize sürüklemektedir.

Değerli milletvekilleri, başkanlık ve tek adamlık sevdasını birinci, topluma ve toplumun dinamiklerini ise ikinci plana bıraktınız. Ekim ayı başlarında Sayın Başbakan Binali Yıldırım "Çiftçiye mazotu yarı fiyatına vereceğiz." diye açıklama yaptı. Bu doğru karar ve açıklama çiftçiler tarafından sevinçle karşılandı. "Mazot yarı fiyatına verilecek." dendiğinde mazotun litresi 4 liraydı, aradan dört ay geçti, mazotun litresi çiftçiye yarı fiyatına verilmediği gibi, maalesef, litresi 4 liradan 4,70 kuruşa çıkmış oldu.

Başka neler yaptınız? Çiftçiler için zaruri ihtiyaç ve bir üretim aracı olan traktörlerin katma değer vergisini yüzde 1'e düşürüp ÖTV'sini kaldırmanız gerekirken siz, lüks kullanım aracı olan yat ve kotrada KDV'yi yüzde 1'e düşürüp ÖTV'yi kaldırdınız. Yine zenginlere hizmet ettiniz.

ABDULLAH ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Traktörde ÖTV yok, sadece yüzde 8 KDV var.

MUSTAFA TUNCER (Devamla) - Türkiye'nin en verimli ve en büyük ovalarına sahip olan seçim bölgem Amasya'mızın çiftçileri tarlalarını yat ve kotralarla mı ekip biçsinler?

Değerli milletvekilleri, tek adamlık ve başkanlık hevesiyle ekonomiye büyük zararlar veriyorsunuz. Böyle bir tartışma gündemde yokken, 1 tonu 1.340 lira olan DAP gübresinin fiyatı başkanlık tartışması sonrasında 1.450 liraya çıkmıştır. Yine, tonu 800 lira olan 26'lık nitrat gübre 900 liraya, 1.100 lira olan üre gübre 1.200 liraya, 50 kilogramlık torbası 37 lira olan yem 45 liraya, torbası 70 lira olan un 80 liraya çıkmıştır. Buna karşılık, yedi-sekiz ay üretimi süren ve kilogramı 35-40 kuruşa mal olan kuru soğanın satış fiyatı ise sadece 20 kuruştur, doğru dürüst alanı da yoktur. Böyle devam ederse, üretilen soğanlar yine dere kenarlarına dökülecektir.

Unutulmamalı ki güçlü Türkiye hayali güçlü tarım ve güçlü çiftçiyle sağlanabilecektir diyorum, hepinize hayırlı akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz sayın Tuncer.