Konu:Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:66
Tarih:07/02/2017


Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 443 sıra sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; serbest bölgelere gereken önem verilmemiştir, ihracat ve yatırımlara da beklenen katkı sağlanmamıştır. Serbest bölgelerin ülke ekonomisine katkısı ve fonksiyonlarından ziyade, maalesef bazı serbest bölgelerin faaliyetlerinin desteklenmesi veya serbest bölgelere verilen imtiyazlardan menfaat sağlama üzerine odaklanılmıştır. Bu yaklaşım, kanun tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında da ortaya konmuştur. Ülkemizde faaliyet gösteren 18 serbest bölge ticaret hacmi düşüş sergilemektedir. Serbest bölgelerde ticaret hacmi son beş yıldır artış göstermemiştir. 2011 yılında 22,6 milyar dolarlık ticaret hacmi 2015 yılı sonunda 20,2 milyar dolara gerilemiştir. Ticaret hacmi 2014 yılında yüzde 3,5; 2015 yılında yüzde 9,7 azalmıştır. Serbest bölge ticaret hacminin -burada dikkatinizi çekmek istiyorum- yüzde 35'i serbest bölgelerden yurt dışına yapılan ticarettir, değeri ise 2014 yılında 7,9 milyar dolardan 2015 yılında 7,5 milyar dolara gerilemiştir. Gelinen nokta, serbest bölgeler ihracatının ve yabancı yatırımların, dolayısıyla ekonomik kalkınmanın destekleme aracı olma vasfını ortadan kaldırmıştır. Zaten bu, Komisyonda farklı bir biçimde ifade edilmiştir.

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı 23-24 Kasım 2016 tarihinde Komisyonda görüşülmüştür. Görüşmeler sırasında AKP'li üyeler tarafından verilen önergelerle tasarıdaki maddelerin neredeyse tamamı değişikliğe uğramış veya ortadan kaldırılmıştır. Tasarının toplam 19 maddesi AKP üyelerince verilen değişiklik önergeleriyle değişikliğe uğratılmış, bu kapsamda 9 tane madde tasarıdan çıkartılmış, Komisyona sunulan tasarının sadece 5 maddesi değişmeden kabul edilmiştir. Tasarının Komisyondaki görüşme süreci bugüne kadar hiç görülmemiş bir şekilde cereyan etmiştir. Maddelere geçildikten sonra, Komisyon çalışmalarına başkan tarafından ara verilmiş, bürokratlar AKP grubu odalarında gece boyunca iktidar partisi milletvekilleri imzasıyla sunulacak değişiklik önergelerini hazırlamaya koyulmuşlardır. Böyle bir olay vaki değilse özür dilemeye de hazırız. Yanılmıyorsam, Komisyonda iktidarın 21 önergesi, 16 muhalefet önergesi vardı.

Tasarının toplamı 24-25 madde. Ayrıca, maddeler çekilince muhalefetin önergelerinin bazıları da düşmüş. Kabul edilen 21 önergenin 19'unda bir AKP vekilinin imzası var. 19 imzalı önergenin 8'ini aynı milletvekili tek başına imzalamış. Bu milletvekilinin imzası olan önergelerin 9'u, sizin imzanızla gelen tasarının -yani Bakanlığın, Bakanlar Kurulunun- istediğiniz veya istediğinizi teklif ettiğiniz maddelerinin tasarıdan çıkarılmasıyla ilgili. Sayın Bakanım, size söylemek zorundaydım. Diğer Bakan hem hemşehrim hem dostumuzdu ama bunları duysa çok iyi olacaktı, çok da üzülüyorum.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Milletvekili de Bakanın hemşehrisi.

NECİP KALKAN (İzmir) - Yardımcısı var.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Bize göre, çıkarılmasına ilişkin taleple ilgili ihtimallerden birisi bunların tasarıda lüzumsuz addedilmesi, lüzumsuz görülmesidir. Bu doğaldır, iktidar herhangi bir şey getirdiğinde tasarı olarak, onu iktidar partisi milletvekilleri lüzumsuz olarak addedebilir, bu doğaldır. Ancak, bunun savunulması gereklidir.

Bu milletvekili, iş adamı arkadaşımız doğru da yapmış. Zaten Komisyonda, muhalefetin tasarıya katkı vermediği, hep tenkit ettiği, eleştiri yaptığı mealinde ifadeler kullandı. Hatta Sayın Bakan bana döndü, "Sakın alınma üzerine." der gibi de işaret etti. Mesela 8'inci maddeyle ilgili önergelerde "böyle bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması nedeniyle" diyor önergenin altında. Önergelerin hepsini aldım, istedim. Neymiş? Böyle bir düzenlemeye ihtiyaç yokmuş, yani Hükûmetin getirdiği böyle bir düzenlemeye ihtiyaç yokmuş. Diğerleri "mevcut uygulamanın devamı sebebiyle" diyor, onun arzusu. Yani çıkarılması bir tarafa, onlar gitti, gerek yok, diğerlerinde de ne varmış? Mevcut uygulama devam etse daha iyi olurmuş. Şimdi, bunu bir Hükûmet getiriyor, Hükûmete mensup Komisyon üyelerinden milletvekilleri de bunu söylüyor. Siz bu kadar beraber oluyorsunuz. Yani bu şöyle hazırlanmıştır: Sayın Bakan ile o milletvekili arkadaş -hatta uçakla yurt dışına seyahate gittiklerini söylüyorlardı- yolda ne konuşuyorlar Allah aşkına? "Bunları çıkarın." diye mi konuşuyorlar? Ya da Bakan doğruyu mu söylemiyor bize? Bunun çok net bir şekilde anlaşılması lazım. Hadi karar veremiyorsunuz, amenna, yani olabilir, milletvekili istemeyebilir ama bu, iki gün, orada gece yarısı konuşuldu. Daha önce de bunlar oldu, biz bunları biliyoruz ama sizin yaptığınız işin beğenilmediğini düşünerek veriliyorsa ona diyecek bir şeyimiz yok.

Aslında -çok özür dileyerek söylüyorum Sayın Bakan- Komisyonda yapılan, sadece ritüeli yerine getirmekti. Bürokratları 2'nci kata götürüp AKP Grubunda bunlara karar verdiğiniz kanaati bizde var. "Yanlış ise özür dileriz." de dedik. Biz bunun daha önce nasıl geliştiğini başka tasarılardan da biliyoruz, ben dört dönemdir milletvekiliyim. Bizim size Komisyonda görüşmeler esnasında söyleyip sizin bize aranızda... Yani Sayın Bakan "Aramızda ağabey-kardeş ilişkisi var, cevap vermem." dedi ama 3 kere, benim "Bakanlıkta oturup buna çalışmadınız, dolaşıyorsunuz." dememe alındığını Sayın Bakan bizzat telaffuz etti ama bu söylediklerim, bu anlattıklarım bu tasarıya iyi çalışılmadığını gösteriyor. Yoksa hangi bakan getirirse getirsin 24-25 maddelik tasarının yarısı çıkar mı? Bırak, git. Demek ki yeterince vakit harcanmıyor, çalışılsaydı bu tasarı bu hâle gelmezdi.

Burada bir de Komisyon Başkanına -beni bağışlasın- bir sitemim var. Biz birlikte çalıştık, Sayın Başkan benim maiyetimde de çalıştı -bunu bir şey vesilesi olarak da söylüyorum, müspet anlamda- ama öyle bir olay oldu ki söylemesem bu ukde olarak içimde kalacak. Biz birlikte çalıştık, benden muhalefet şerhi istiyorlar -bakın kaç ay geçti- dedim ki "Ya, komisyon raporunu verin." Komisyon raporunu bana vermiyorlar. Ya, ben muhalefet şerhi yazacağım, komisyon raporu olmazsa nasıl yazacağım? Hatta, Komisyon görevlileriyle daha önceden başka konularda çok iyi çalışmamıza rağmen birlikte, bizim danışmanları sıkıştırıyorlar "Yahu şunu bir an önce yazın." diye, "Vermeyin." dedim. Vermeyiz; yazsınlar, öyle göndersinler baskıya, bunu net bir şekilde söyledim. Hatta, ben şu sıranın en sonunda oturuyordum -o günkü görüntüler de çıkar- Sayın Başkan da şurada 4'üncü sırada oturuyordu "Ya, yeni âdet mi çıkarıyorsunuz?" diye Sayın Başkan bana söyledi. Arkasında da Plan ve Bütçe Komisyonunun nesi var? Tecrübeli Başkanı var. Döndü, bir şeyler konuştu, ne konuştu bilmem. Sağ olsun, bana geldi "Ağabey sana gönderiyorum." dedi, saat biri sekiz geçe bana geldi. Komisyonun görevlisini nerede buldu, nasıl geldi...

Tenkit için söylemiyorum. Bu yasa yapım tekniği... Yarın bunlar kayda geçecek. Parlamento tarihini yazanlar, kanun yapım sürecini ifade edenler Türkiye'de bu konulara nasıl çalışıldığını bilsinler diye kayda geçsin istiyorum. Yoksa, benim bu kadar dostluğum olan insanlarla niye bu kadar cebelleşelim, bir şeyler söyleyelim? Her zaman bir araya geleceğiz.

Şimdi, bütün bunları söyledikten sonra, müsaadelerinizle bir hususa daha değinmek istiyorum. İlk olarak, Bakanlar Kurulunca 9/3/2015 tarihinde -dikkatinizi çekiyorum- kararlaştırılmış olan bu tasarı, 22/4/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk ediliyor. Tasarı ekinde imzası bulunan Bakanlar Kurulu üyelerinin önemli bir kısmı, Ekonomi Bakanı da dâhil olmak üzere değişmiş. İç Tüzük'ün 77'nci maddesi uyarınca hükümsüz sayılan anılan Bakanlar Kurulu kararı hiçbir değişiklik yapılmadan 23/2/2016 tarihinde Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü yazısı ve dönemin Başbakanının imzasıyla tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisine geliyor. Kapak yazısında, ilgili Bakanlar Kurulu kararının yenilenmesinin uygun görüldüğü ifade edilmesine rağmen, yenilemeye ilişkin Bakanlar Kurulu kararını talep etmemize rağmen -bakın söylüyorum, talep etmemize rağmen- şu ana kadar bize hâlâ sunulabilmiş değil. Bir yerde vardır bu, olmaması mümkün değil ama görmek istedik yahu, görmek istedik, bunda ne mahzur var? Ya temin edilemiyor ya da bir başka bir şey. Bunu bizim talep etmemiz en doğal bir şey. Komisyonda, toplantıda dile getirilmiş ancak mezkûr Bakanlar Kurulu kararı Komisyonda, toplantı öncesinde ve toplantılar sırasında sunulamadı. Bu eksikliğe rağmen tasarının görüşmeleri ne oldu? Tamamlandı. Tasarıda öngörülen düzenlemeler ve yapılan değişiklikler ayrıca ne yapılabilir? Ele alınabilir. Bunlarda arkadaşlarımız detaya girecek.

Sayın Bakan daha önce ihracatçı birlikleri başkanıydı, ben de bu işten sorumlu müsteşar yardımcısıydım. O zaman TİM'le ilgili talep ettiklerinin bugün tam tersini yapıyor, merkezîleştiriyorsunuz; sıkıntıya giriyor. TİM'le ilgili bütün maddeleri ne yaptınız? Aşağı yukarı geri çektiniz.

Şimdi, burada dış ticaret, sınır ticaretinden bahsediyorsunuz serbest bölgelerle ilgili. Allah'ınızı severseniz, biz güney sınırına duvar çekiyoruz boydan boya ya, insanlar nasıl serbest girip çıkacak? Bunların vuzuha kavuşması lazımdı, açıklığa kavuşması lazımdı, net olması lazımdı, bilmemiz lazımdı. Bütün bunların detayına girmek mümkün.

Geçen, TÜSİAD üyeleri Sanayi 4.0'ı bize Komisyonda anlatırken bir arkadaşımız sordu? "Peki, ne olacak bununla?" "Orta gelir tuzağından kurtulacağız." dedi, ben de dedim ki: "TÜİK yapıyor zaten bunu, sizin buna uğraşmanıza gerek yok." İhtiyaç hasıl olduğunda yeniden bir düzenleme yapıyor, düzeltiyorlar. Ondan sonra da o bürokrat direndi mi gidiyor zaten, ona gerek yok. Hatta Komisyondaki bazı AKP'ye mensup milletvekili arkadaşlar "İşin ciddiyeti kaçmasın." dediler, ben de "TÜİK gayriciddi mi çalışıyor?" dedim. Tutanaklarda vardır bunlar.

Tabii ki bütün bunları söylemek mümkün ama ifade etmek istediğim şu: Türk ekonomisinin algısı iyice sıkıntılı; CDS primleri fırlamış, 27 Ocakta son "yatırım yapılabilir ülke" yatırım notunu da kaybetmişiz. Bunlardan hiç bahsetmeyeceğim ancak sırayla, paraya, ithalata ve inşaata dayalı ekonomik sistem sürdürülemez hâle gelmiş. Döviz kuru almış başını gitmiş, enflasyon çift haneye tırmanmış, işsizlik ve faizler çift hane, Reel Sektör Güven Endeksi kriz seviyelerine gerilemiş, Türkiye'de ekonomik darboğazın dinamikleri oluşmuş. Maalesef, on beş senede geldiğimiz nokta bu; üzülüyoruz.

Sayın Bakan hakikaten vazifeli olduğu alanın dışında daha çok demeç veriyor. Neler hakkında veriyor? Faiz, kur, enflasyon; üçünün de hâli meydanda. Şimdi, hakikaten, Sayın Bakan üçünü de konuşmasa daha iyi olacak ancak dış ticaretle ilgili daha fazla bakanlığın mesai harcamasına ihtiyaç var.

Kasım ayında, Komisyon toplantılarında ben ikaz ettim "Daha az gezin, daha çok dış ticaretin meseleleriyle alakadar olun." dedim. "Bakın, işe yaramaya başladı, ihracat arttı." diyeceğim ama gerçekten öyle söylenildiği gibi de değil. Ocak ayı ihracatı 10,5 milyar dolar olarak açıklandı. TİM Başkanı bu yüzde 15 artışı rekor olarak açıkladı. Esasen bir süredir o da ortalıkta gözükmüyordu, her ay ihracat rakamlarını açıklamaktan vazgeçmişlerdi, bunu da kamuoyuna duyurmuşlardı. Bu, esasen Türkiye için sevinilecek değil, üzülünecek bir ihracat rakamı. Bizim aylık ortalama ihracatımızın 12 milyar dolar olması lazım. Zira 2013 yılından bu yana ocak ayı ihracatına baksanız, sırasıyla 11,5; 12,4; 12,3 milyar dolarken, 2016 Ocakta göçmüş; 9,5 milyar dolar.

Şimdi, kırk dokuz ayın rekor artışından bahsediyorsunuz. 9,5'ten yukarı çıkacak. Nasıl olacak bu? Atılım yılı filan da ilan ederseniz hakikaten gülünç duruma düşersiniz. Ben bunları yüreğim sızlayarak söylüyorum, bunda da samimiyim. Ama biz bunları burada söylemeyeceğiz de nerede söyleyeceğiz?

Bakın, Varlık Fonu konuşuluyor birkaç gündür yoğun bir şekilde. Biraz daha aydınlansın diye o konu hakkında pek görüş beyan etmedim ama şunu söyleyeyim: Burada bir kadro tasfiye hareketi mi olacak, onu da merak ediyorum. Bunu birilerinin bu kürsüde söylemesi lazım. Dışarıda "fon"dan anlaşılan ile burada icat edilen biraz daha farklı, birbiri üzerine örtüşmüyor.

Şimdi, Kalkınma Bakanı OVP'de ne yok diyor? "Revizyon yok." diyor. Allah'tan korkun ya! Hiç mi Allah'tan korkmuyorsunuz? TÜİK ne hâle getirdi? Yeni millî gelir hesabı var, yeni var. Zaten bu kadar kötü bir hâle geldi ki, biz oradaki bürokrat arkadaşlara söyledik "Bu zillete nasıl katlanıyorsunuz?" Sonra Bakan da oldu.

Bakıyoruz, döviz kuru artıyor. Döviz kuruyla ilgili siz 3,52'yi ne kabul ettiniz? Kabullendiniz, "Bu bizim." dediniz. Zaten Cumhurbaşkanlığı çevrelerinden de danışmanlar bunları söylüyorlar. 3,52'yi kabullenmiş vaziyettesiniz. Bu geçenlerde çıkan kanun hükmünde kararnamede ne vardı? Bayağı sıkıntılı şey vardı. Bütün bu özel sektörün kamuya olan borçlarını buradan ne yapıyordunuz? Çok sakat o da, kabulleniyordunuz. Bu farkı devlet üstlendi. Hazine garantisi yok, görev zararı yok vesaire. Çok sıkıntılı bir dönemdi.

Dolayısıyla, ben bu tasarının çok faydalı olacağı kanaatinde değilim. Zaten yarısından vazgeçtiniz, gelin, şunu doğru dürüst inceleyelim, hep birlikte memlekete yararı olacak bir şeyi daha hazırlayalım. Bunu çıkarın, zararı yok. Biz buna muhalefet ediyoruz, komisyon raporuna da muhalefet ediyoruz. Neden? Bakan ne söyledi, Başkan ne söyledi? Muhalefetin söylediğinden orada üç satır, o da kimin söylediği belli değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayınız Sayın Ayhan, açıyorum mikrofonunuzu.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Şimdi, bütün bunları ifade etmek istedim. Yine de bu tasarının -pek düşünmüyorum, ama- memleket için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bir de burada ifade etmek istediğim bir iş var. Bu, özellikle bazı arazilerin alınmasıyla ilgili husus var burada, o da çok hassas -Sayın Bakan "Birkaç ufak şey..." dedi ama- onun da neticesinin ne olacağını takip etmek istiyorum, onu ileride Sayın Bakanla da görüşürüm.

Ben yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)