Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:63
Tarih:20/01/2017


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, esnaf ve sanatkârlarımızın rahat bir nefes almasını sağlayacak, sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesiyle ilgili bir araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önergesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Genel Kurulu bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, özellikle ifade etmek istediğim bir husus: Öncelikle, önergeyi veren ve imzası olan, burada önerge sahibi olarak konuşma yapan arkadaşı tebrik ediyorum. Gerçekten çok ciddi, önemli bir hususta önerge vermiş; bunun üzerinde durulması lazım. Dikkatle de takip ettim. Arkadaşlar bana, bu konuda benim konuşacağımı söyleyince de mutluluk duydum. Tebrik ediyorum kendisini ancak, konuşmasını izledim, bir dakika otuz üç saniye kalıncaya kadar "esnaf" demedi arkadaşımız. Bu iş ciddi bir iş, hakikaten. Ben her ne kadar aleyhinde de söz almış olsam, mutlaka bunun görüşülmesini arzu ediyorum, bir komisyon kurulmasını da arzu ediyorum; defalarca da dile getirdim, bundan mutluluk da duyuyorum. Bu önergeyi takdir ettiğimi de ifade etmek istiyorum, ancak bu hususun bu kadar geçiştirilecek bir mevzu olduğu kanaatinde de değilim.

Hükûmete de bu konuda, gerçekten, defalarca söylememize rağmen Hükûmet bu işin üzerinde durmadı çünkü 12 milyonun üzerinde esnafın sicil affı için buralarda dolaşması, sözünün edilmesi, bu olayın geldiği boyutlar açısından, vahametini göstermesi açısından çok önemli. Bakıyorum, Hükûmet de bu işe yeteri kadar ne yapmıyor? Eğilmiyor. İlgili bakanlardan kimse de yok.

Şimdi, esnafın durumunun, kuşkusuz, makroekonomik gidişatla ilgisi var. Büyüme negatife dönmüş, tasarruflar yetersiz, dış ticaret gerilemiş, cari açıktaki düşüş seyri yukarı doğru dönmeye başlamış, bütçe açığı büyümüş, Türk lirası yüzde 28-30 değer kaybetmiş. Esasen, ekonomik darboğazın temel bileşenleri ortaya çıkmış vaziyette. Burada adaletsiz vergiler, işsizlik ve özellikle genç işsizlikteki artış, kayıt dışılık ve sosyal hayata ilişkin çarpıklıklar eklenince Türkiye ekonomisi gün geçtikçe emsal ülkelerden negatif yönde ayrışmaya başlamış. Ekonomi politikasında rant temelli yaklaşım, üretimden uzaklaşma, işsizlik, enflasyon, artan borçluluk, yolsuzluklar, öngörülebilir bir hukuk ve adalet düzeninin olmaması ekonomik gelişmeleri maalesef olumsuz etkiliyor.

Türk ekonomisinin algısı problemli bir hâlde. CDS primleri 11 Ocak günü 300'lü seviyelerin üstüne tırmanmış. Sıcak paraya, ithalata ve inşaata dayalı ekonomik sistem sürdürülemez hâle gelmiş. Döviz kuru almış başını gitmiş. Enflasyon, işsizlik tırmanmaya başlamış. Böyle giderse 2017 yılında ekonomideki sıkıntıların artarak devam etmesi kaçınılmaz. Bu gidişi tersine çevirmek lazım. Bu gidiş TÜİK'in millî gelir hesaplarıyla oynamasıyla düzelmez. Alandaki problem devam ediyor. Ekim 2016 itibarıyla faaliyet gösteren yaklaşık 1 milyon 700 bin esnaf ve sanatkâr var. Son beş yılda 400 bini aşkın esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmış. Esnaf ve sanatkâr sorunları son dönemde yaşanan gelişmelerle daha da büyüyor. Ekonomideki sorunlu alanlar çoğalmış, makrosorunlar mikroölçeğe yansımış, geleceğe yönelik beklentiler tahrip edilmiş. Ekonomik sıkıntılardan dolayı ticaret ve meslek erbabımız, esnafımız ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmış. İçinde bulunduğumuz dönemde kıt kaynakların üretim getirecek alanlara aktarılması gerekmekte. Dolaylı vergilerin yüksek oranlara çıkmış olması, bir yandan vergi ve gelir adaletini daha da bozarken öte yandan reel ekonominin dengelerini zedeliyor. Özel tüketim vergisi ise devletin kolay kazanç kapısı hâline gelmiş. Türkiye'de üretim üzerindeki vergi yükü ağır ve bu durum işletmelerin rekabet gücünü zayıflatıyor. Başta elektrik olmak üzere üretim girdileri üzerindeki vergi yükünün azaltılmasının istihdam ve büyümeye olumlu katkı sağlayacağı ve belli bir süre sonra bu kesimden sağlanan toplam vergi gelirlerinde artışlara yol açacağı hesaba katılmalı. Artan rekabet şartlarında ayakta kalmak için mücadele veren esnaf, ulaşılabilir ve ucuz finansman imkânları olmadığından gerek ürün ve hizmetlerini yenilemek gerekse büyümek için yeni yatırımlar yapmaktan da tamamen uzak.

Esasen burada kabul edilen torba yasayla KOBİ'lere dönük getirilen hazinenin zararını üsteleneceği Kredi Garanti Fonu düzenlenmesi, esnaf sicil affı, imalat sanayisi ve KOBİ'ler için kurumlar vergisi avantajları, SGK prim teşviki, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili hususlar önemli ve gecikmiş uygulamalar. Yakın geçmişte kabul edilen torba yasayla, Kredi Garanti Fonu kefaletiyle işletmelere 250 milyar liralık kredi hacmi oluşturuldu. Daha doğrusu, hazinenin destek miktarının 25 milyar TL'ye çıkarılmasıyla bu hacimde bir kredinin yaratılması beklendiği ifade edildi. Ancak her düzenlemede olduğu gibi, bu düzenlemenin de altyapısının oluşturulmadığı, bizzat Kredi Garanti Fonu Genel Müdürünün basına yansıyan ifadelerinden anlaşıldı. Deniyor ki: "Yirmi beş yılda 24 bin civarında işletmeye destek vermişken, son üç haftada gelen başvuru sayısı 21 bin civarında."

Sayın milletvekilleri, dikkatinizi çekmek isterim. "170 kişiyle kurum hizmet veriyor, günlük 3 ila 5 bin başvuruya cevap vermeleri gerekiyor. Onlar ne yapmışlar? Basel II, basel III kriterlerine uygun olarak bankalardan oluşturulmuş reyting data temin etmişler, onları kullanıyorlarmış. Bu desteğin asıl muhatabının ihracatçılar, döviz kazandırıcı faaliyeti olanlar, imalat sanayisi ve istihdama katkısı olanlar olması gerek ancak hedef kitlemizin bir ayağı çukurda, uçurumun kenarında firmalar değil, gelecek vaat eden firmalar olması gerekir." diye de ifade de bulunuyorlar. Ben Denizli'nin bütün ilçelerinden "Bizim bu kredide ne şeyimiz olacak?" diye, her -Kale dâhil- birinden telefon alıyorum. Ekonomide sorunlu alanlar çoğalmış, geleceğe dönük beklentiler tahrip edilmiş.

Şimdi, esnaf ve sanatkâra nefes ve can suyu gibi değişiklik havalı isimlerle çizilen cüzi destekler, bu kesimin sorunlarını çözmekten uzak. Çözse zaten şimdiye kadar çözerdi, 12,5 milyon insan bu konuda problem yaşamazdı. Ciddi boyutta nakit donukluğu ve tahsilat sıkıntısı bulunmakta. Karşılıksız çek, protestolu senet ve sorunlu kredi tutarında yüksek artışlar görülmekte ve iflaslar baş gösteriyor. Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre, yılın ilk on bir ayında protesto edilen 900 binin üzerinde senet, parasal tutarı 10,7 milyar. Geçen yılın aynı dönemine göre ise bu senet adedi yüzde 1,7, tutarı ise yüzde 20,7 artmış. Hakeza çek de benzer durumda.

Bu çerçevede sicil affı konusunda getirilen düzenlemede Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezinde tutulan çek, senet ve kredi borçlarına ilişkin kayıtların tamamının ödenmesi veya yeniden yapılandırılması şartına bağlanmış. Sicilin temizlenmesi, kara listeden çıkartılması, finansal kuruluşların değerlendirilmesine bağlı olacak. Bu, Hükûmetin tenkidi veya bakanların zorlamasıyla makroekonomik çerçevenin düzelmesi mümkün değil. Geçmişte müteaddit defalar bu çıktı fakat mümkün olmadı. Esnafın sorunlarına çözüm için geliştirilen önerilere de dikkat etmek lazım.

Ben burada, bu önergenin aleyhine söz alsam da önerge konusundaki düşüncelerim müspet. Fakat, önergeye, herkesin ne yapması lazım? Sahip çıkması lazım, öncelikle önergeyi verenlerin işine sahip çıkması lazım.

Son bir dakika kaldı, esnaf konuşuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Bu, yakışık alan bir durum değil.

Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.