Konu:Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:60
Tarih:17/01/2017


Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bu maddede Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesine kadro tahsis edilmekte. Çok doğal, normal, tahsis edilecek tabii ki ama ben Plan ve Bütçe Komisyonunda bu madde geçerken bir şey teklif etmiştim Sayın Bakana basının karşısında, o da şuydu: Bildiğiniz gibi, kapanan vakıf üniversitelerinin 2.600 küsur öğretim üyesi şu anda açıkta. Onlar hiçbir yerde istihdam edilmiyor, güvenlik soruşturmasına da tabi olmadılar. Herhangi bir rektör, kadrosuna da onları almak istemiyor çünkü "FETÖ'cüleri korudu." diye suçlanır diye korkuyor. Şu anda, YÖK Başkanı Başbakandan bekliyor. Bu konuda bir atılım olup olmayacağı da belli değil ama gelin bu insanları ayrıştırın. Akademisyen kolay yetişmiyor. Burada defalarca da söylemiştim. Onları ayrıştırdıktan sonra, bir güvenlik soruşturmasından geçirdikten sonra, gelin, önce bu üniversitenin kadrolarına atamaya başlayın, diğer rektörlere örnek olun ve bir kapı açılsın.

Evet, sayın vekiller -belki cumaya kadar konuşma fırsatım olmaz, onun için söylemek istedim- cuma günü sevgili öğrencilerimiz karnelerini alacaklar ve bir sömestir tatili olacak. Onlara başarılı sömestirler diliyorum, iyi tatiller diliyorum, hepsini kucaklıyorum.

Bu arada, karne demişken tabii, iktidar partisinin karnesinden de söz etmeden olmaz diye düşündüm. Evet, sayın vekiller, şimdi ben size birkaç rakam okuyayım. Ama, eğer kızarsanız o zaman TÜİK'e "yalancı" diyorsunuz diyeceğim çünkü TÜİK'ten okuyorum.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Bize karneyi vatandaş veriyor Sayın Vekilim, karneyi vatandaş veriyor.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Karneyi vatandaş, bakalım, ne kadar verecek. İsterseniz dinleyin.

Evet sayın vekiller, 2002'den bu yana protestolu senet tutarı sayenizde 11 kat artmış. 2002'de icradaki dosya sayısı 2 milyon iken 24 milyona çıkmış. Tüketicilerin borcu 60 kat artmış, tarım sektörünün borcu 15 kat artmış, dış borcumuz 3 kat artmış. Sizin söyleyeceğinizi hemen ben söyleyeyim: "Ama IMF'ye borcumuzu bitirdik." diyorsunuz. Evet, IMF'ye borcumuz... Zaten artık, kimse IMF'ye borçlanmıyor sayın vekiller. "Küresel sermaye" diye bir şey var biliyorsunuz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Onu da dışarıdan alıp ödemişler zaten, borç alıp ödemişler.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Herkes yatırımcıyı ülkesine çekerek yatırımcıyı alıyor ve IMF'ye borçlanmıyor da yabancı tasarrufçulara borçlanıyorsunuz, torunlarınıza kadar da maalesef, borçlu yaşamak zorunda kalıyorsunuz.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - İşte, maharet... Eskiden kimse borçlanmazken CHP borçlanıyordu.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Onun için "IMF'ye borçlanmadık." demek bir marifet değil, siz söylemeden ben söyleyeyim.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Nereden...

LALE KARABIYIK (Devamla) - Bu rakamlardan anlıyorum. Ben sosyal politikalardan sorumluyum ama bir finansçıyım. Ne yapalım? Yapacak bir şey yok, anlıyorum yani.

Yani sayın vekiller, aile gelirinin borca oranını 2002'de yüzde 4,7 devralmışsınız, şu anda yüzde 57,1; borçlu bir toplum yaratmışsınız. "İşsizler" diyorsunuz, bir çözüm aramaya çalışıyorsunuz ama bir çözüm göremiyoruz.

Bakın "gençler" diyorsunuz ama 8,3'ten aldığınız işsizliği, bir kere, 11,3'e çıkardınız. Genç işsizliğini ise 13,1'den devraldınız, 19,9'a geldi şu anda.

2000'de asgari ücretle 9 tane çeyrek altın alınabiliyordu, bugün 5 çeyrek altın alınabiliyor ve açlık sınırı arttı, yoksulluk sınırı arttı.

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - Nüfus artışını da söyleyin.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Bende daha çok veri var ama sanırım siz bunlarla pek ilgilenmiyorsunuz, şu anda başkanlık sistemi sizin için çok önemli.

Şimdi, sayın vekiller, ne isterseniz yapıyorsunuz ama sorunları görerek, çözüm üreterek değil maalesef. Sadece, ne yapıyorsunuz: İşte bu torba yasada olduğu gibi rahatlatma çalışmaları yani kesin çözümler, iyileştirmeler değil, rahatlatma çalışmaları yapıyorsunuz. E tamam, böyle gidiyorsunuz da...

Ya bir şey sormak istiyorum, şu Millî Eğitimin müfredatıyla niye oynuyorsunuz? Millî Eğitimin müfredatı değiştirilebilir, iyileştirilebilir de yani Atatürk'ü, Kemalizmi müfredattan niye kaldırıyorsunuz? Ne istiyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Yanlış bilgi veriyorsunuz, kaldırılmıyor.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Yani, diyorsunuz ki: "Atatürk sizin için önemli olduğu kadar bizim için de önemli." Yani, müfredattan kaldırdığınız zaman "Nefret mi ediyorsunuz, korkuyor musunuz?" diye sorarlar insana. Neden değiştirdiniz, müfredattan niye kaldırıyorsunuz? Ama, müfredata şunu yerleştirdiniz...

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Kaldırılmıyor Hanımefendi, yanlış bilgi veriyorsunuz, yanlış.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Nereden duydunuz?

LALE KARABIYIK (Devamla) - Bakın, artık, müfredatta Atatürk çok daraltıldı, yok ama çocuk gelinler var. "Çocuk gelin" kavramını, "küçük gelin" kavramını çok yerde kullanıyorsunuz. Bu müfredat gerçekten hayırlı olmaz. Bu nedenle, bunun bir kere daha altını çizmek isterim.

Son olarak zamanım varsa şunu da vurgulayayım, her şey söylendi Anayasa çalışmaları içerisinde ama şunu ifade etmek isterim: Bakın, sendikal hakların en güvenceli olduğu 13 ülkenin 11'inde parlamenter rejim geçerli. Başkanlık sistemi uygulamaları, sendikal hakların en kötü olduğu ülkeler arkadaşlar. Bunu da bir köşeye lütfen yazın.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)