Konu:Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:60
Tarih:17/01/2017


Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, iki haftadır koştura koştura başkanlık sistemi telaşına düşmüş durumdayız maalesef. Üstelik öyle bir koşturuyoruz ki sanki Türkiye'nin başka hiçbir sorunu yok çözecek, ya görmezden geliyorsunuz veya sorunlardan çok daha önemli olan başkanlık sistemi telaşı ağır basıyor.

En ilginç olanı da şu: Vatandaşa sanki bir sihirli değnekmiş gibi anlatılıyor başkanlık sistemi; terörü bitirecek, ekonomik sorunları çözecek, işsizlik kalmayacak, yoksulluk bitecek, dış politikadaki sorunlarımız çözülecek, sanki bir sihirli değnek değecek.

Peki, siz gerçekten buna inanıyor musunuz değerli vekiller? Siz, iktidar partisi vekilleri, buna inanıyor musunuz yoksa inanmak mı istiyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından "İnanıyoruz." Sesleri) Belki siz de inanmıyorsunuz, söylemek istiyorsunuz, dilinizin ucuna geliyor ama ya sizi gruptan dışlarlarsa ya bir daha vekil olamazsanız ya işinizden olursanız. Yani bunda aslında samimi olmak lazım çünkü değerli vekiller, bu kadar şehit verdiğimiz, gazilerin kan döktüğü, Mustafa Kemal Atatürk'ün bütün dünyaya örnek olarak kurduğu cumhuriyeti oyunuzla feda etmek aşamasındasınız.

Maalesef, başkanlık sistemi temiz kalpli vatandaşa anlatılırken öyle bir anlatılıyor ki terör bitecek gibi. Eğer terörü çözmekte samimi olsaydınız, zaten önce çözüp, sorunları bitirip, sonra böyle bir telaşa düşerdiniz.

Bakın, ben, çevremde vatandaşlara ne düşündüklerini soruyorum. "evet" vereceğini söyleyenlere sebeplerini sorduğumda şöyle söylüyorlar: '"Terörü bitirecek.' diyorlar sayın vekilim, ne yapalım, öyle diyorlar, belki bitirirler." Yine "evet" verecek başkasına soruyorum, diyor ki: "Korkuyorum, ya çoluğum çocuğum işsiz kalırsa ya evet demediğimi fark ederler de tutuklarlarsa." Bakın, öyle bir korku oluşmuş ki.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Hadi ya, yapmayın.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Maalesef...

Siz de kulak verin onlara, her "evet" diyenin inanarak verip vermediğini vicdanınızla lütfen bir tartın sayın vekiller.

Şu anda, KHK'lar var, OHAL süreci var. OHAL ortamında dünyanın hiçbir yerinde Anayasa tartışılmaz çünkü anayasal kamuoyu oluşmuş değildir.

Bakın, sizin gerçekten inandığınızı düşünmüyorum. Vatandaş korku içerisinde. Yani böyle bir sağlıklı zemin yok Anayasa hazırlama süreci içerisinde.

Sayın vekiller, biz geleceğe bir vebal taşıyoruz omuzlarımızda. Şimdi, düşünün, yıllar geçecek ve torunlarınızı dizinize oturtacaksınız, kucağınıza alacaksınız, torununuz size diyecek ki: "Dedeciğim, cumhuriyet ne demek?" Siz ona cumhuriyeti anlatacaksınız ama özlemle anlatacaksınız. "Peki, dedeciğim, ne oldu şimdi cumhuriyete?" diyecek, "Evladım, biz oylarımızla cumhuriyeti ortadan kaldırdık, yerine başkanlık sistemini getirdik." diyeceksiniz.

MEHMET METİNER (İstanbul) - Demokrasiyle taçlandırıyoruz.

LALE KARABIYIK (Devamla) - "Peki, dedeciğim, egemenlik kayıtsız şartsız milletindi, ne oldu?" diyecek, "Evladım biz artık 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' demiyoruz, bir kişinin eline teslim ettik." diyeceksiniz.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Kendi adınıza konuşun, kendi adınıza konuşun.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Sayın vekiller, maalesef inanmıyorsunuz, siz de buna inanmıyorsunuz.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Kendi adınıza konuşun, kendi adınıza konuşun.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Bak, arkada ne yazıyor?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Neden? Benim konuşmam sizi niye rahatsız ediyor, vicdanınızla mı baş başa kalıyorsunuz acaba?

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Kendi adınıza konuşun, bir grup adına konuşmayın.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Vicdanınızla mı baş başa kalıyorsunuz? Neden bu kadar rahatsızlık duyuyorsunuz sayın vekiller? Oysa yıllar geçtikten sonra sevgili torunlarınıza "Cumhuriyet benim oylarımla korundu, cumhuriyete ben sahip çıktım evladım, sevgili torunum, bundan sonra da sen sahip çıkmaya devam edeceksin." demenin gururunu yaşamanızı isterdim sevgili vekiller. Siz "millî irade" diyorsunuz; peki, o millî iradeye önem veriyorsunuz da millî iradenin seçtiği Başbakanı da siz görevden aldınız. İşinize geldiğinde millî irade var, işinize geldiğinde millî irade maalesef yok oluyor. (CHP sıralarından alkışlar)

"Millete gideceğiz." diyorsunuz, millete niye gidiyorsunuz, millete gittiğiniz şey ne biliyor musunuz? Egemenliği kayıtsız şartsız milletin elinden almak ve bir kişiye vermek için, milletin elinden almak için millete gidiyorsunuz.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Millet seçecek, millet.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Milletten korkmayın, bu olmaz.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Evet, lütfen, torunlarınıza gururla "Cumhuriyeti ben korudum evladım, bundan sonra da sen korumaya devam edeceksin." demeyi lütfen kendinize nasip edin. (CHP sıralarından alkışlar)