Konu:Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın Cumhurbaşkanına yönelik bazı ifadelerle ilgili görüş bildirmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında usul görüşmesi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:59
Tarih:15/01/2017


Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın Cumhurbaşkanına yönelik bazı ifadelerle ilgili görüş bildirmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında usul görüşmesi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, aslında, bu konuyu salim kafayla düşündüğümüzde, gerek ilmî gerek coğrafi olarak konuya baktığımızda, sadece Türkiye'de 1847 yılında Tanzimat'ın ilanından sonra bir kürdistan eyaleti kurulmuştur. O tarihe kadar hiçbir zaman kürdistan eyaleti olmamıştır. 1864 Vilayet Nizamnamesi'yle de kaldırılmıştır. Dolayısıyla, on yedi senelik bir durum söz konusudur. Onun dışında, Anadolu coğrafyasında, Türkiye coğrafyasında hiçbir zaman "kürdistan" diye bir coğrafya yoktur. Kürdistan, bugünkü Süleymaniye, Erbil, Hemadan bölgesindeki arazidir. Bunu daha çok Şemseddin Samî'nin "Kâmusü'l-a'lâm"ına dayandırarak söylerler ama "Kâmusü'l-a'lâm"da Şemseddin Samî, "El Cezire'nin altında kalan bölge." der. Dolayısıyla, El Cezire zaten Hakkâri'nin alt bölümüdür. Dolayısıyla, bütün yabancı haritalarda, her yerde Diyarbakır bölgesi -Hakkâri'ye kadar olan bölge- "Türkomanya" olarak geçer, yabancı haritalarda bile "Türkomanya" diye geçer. Dolasıyla orada bir kürdistan söz konusu değildir.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Tarih bu kadar çarpıtılamaz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Diğer taraftan şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Şimdi, durup dururken olmayan bir coğrafi terim ortaya çıkarmak herhâlde iyi niyetli olmasa gerek. Zira, eğer, siz, samimiyseniz, ülkede birlikte yaşamak istiyorsanız, vatandaş olarak kendinizi ortaya koymak istiyorsanız, birtakım aksaklıkların ortadan kalkmasını istiyorsanız, aslında, bu tür bölücü birtakım terimleri söz konusu etmemeniz gerekir. Eğer Batı'nın Orta Doğu'daki emellerini göz önüne alacak olursanız, Türkiye üzerindeki emellerini göz önüne alacak olursanız, bunu yıllardır yapıyorlar çünkü, Türkiye'de etnisiteleri ortaya çıkaran araştırma yapıyorlar. Mesela, 1989 yılında Wiesbaden'de Alford tarafından çıkarılan "Türkiye Cumhuriyetinde Etnik Gruplar" adı altındaki kitapta Türkiye 47 etnik gruba bölünmüştür; ama nasıl? Türkmenler; Alevi Türkmenler, Şii Türkmenler, Sünni şeklinde. Yörükler; Sünni Yörükler, Alevi Yörükler, Alevi şeklinde.

Dolayısıyla, aslında mezhepsel inanç tarzlarını bile birer etnisite tarzında ortaya koyan Batılılara karşı Türkiye'de işte, kimisi çıkıyor "36 etnik grup vardır." diyor. Kendilerine sorayım, kim bunu söylüyorsa 36 etnik grubu bana saysınlar; bulamazlar. Polonezköy'ü bile saysanız, 500 kişilik Polonezköy'ü bile saysanız Türkiye'de etnisite olarak nitelendireceğiniz insan sayısı, grup sayısı 15'tir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Ama bunun içerisinde her şey vardır; Kürtler de vardır, Çerkezler de vardır, hepsi vardır. Dolayısıyla, olmayan bir coğrafyayı ortaya koymaya çalışmak bölücülükten başka bir şey değildir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Halaçoğlu.