Konu:BDP GRUBU ÖNERİSİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:7
Tarih:11/10/2012


BDP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYLA AKAT (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadın tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerinde yaşadıkları sorunların tespiti ve çözüm yollarının araştırılması amacıyla Meclis Başkanlığına sunduğumuz araştırma önergesinin gündeme alınması amacıyla verdiğimiz grup önerisi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Adalet Bakanlığı verilerine göre, ceza infaz kurumlarındaki doluluk oranı 2002 yılında 59 bin küsur iken 2012 yılı verilerine göre 130 bini aşmış durumdadır. Biz daha önce defalarca, ceza infaz kurumlarındaki doluluk oranına dikkat çekmek üzere bu kürsüden söz aldık ve düşüncelerimizi ifade ettik. Başta düşünce ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmadığı sürece bu doluluk oranının düşmesini beklemek de hayalî bir talep olacaktır. Bunun da tekrar altını çizmek istiyoruz.

Kaldı ki bugün, ceza infaz kurumlarındaki doluluk oranını düşürmek için Hükûmetin önüne koymuş olduğu hiçbir projede -üçüncü yargı paketi de dâhil olmak üzere- bir sonuç verebilmiş değildir çünkü bu yasaların varlığını koruyor olması ve bir demokrasi paketiyle bu yasaların üzerine gidilmemesi, özellikle düşünce ifade özgürlüğü açısından, örgütlenme özgürlüğü açısından mevcut yasaların bir revizyona tabi tutulmaması, ne yazık ki ceza infaz kurumlarındaki doluluk oranını her geçen gün biraz daha arttıracaktır.

Değerli milletvekilleri, ceza infaz kurumları devletin denetimi altında ve oradaki insanların da başta yaşam hakkı olmak üzere tüm hak ve özgürlükleri devletin güvencesi altındadır. Ancak şunu biliyoruz ki: Toplumda var olan eşitsizliğin, devletin erkek egemen yapısından, toplumun erkek egemen yapısından kaynaklı var olan eşitsizliğin en çok hissedildiği alanlardan biri de ceza infaz kurumlarıdır ve ceza infaz kurumlarında şu an tutuklu ve hükümlü olarak bulunan kadınların yaşadığı sorunları buradan dile getirmek ve bu sorunların tespiti ve önümüze bir çalışma takvimi koymak açısından, biz, grup önerimizin üzerine tartışmaların yapılması ve kabulünün de gerçekleşmesi talebinde bulunacağız.

Değerli milletvekilleri, ceza infaz kurumlarında, evet, belki en öncelikli olarak dikkate almamız gereken kadın tutuklu ve hükümlüler açısından, hamile iken tutuklanan ve daha sonra hüküm yiyen kadınlar açısından söz konusu olan sorunlar ki bu kadınlar çok sağlıksız koşullarda doğum yapmak durumunda kalıyorlar ve zaten bebek sağlığı açısından da ana çocuk sağlığı açısından da herhangi bir özel ortam, özel bir mekân yaratılmadığı için o sağlıksız koşullarda birçok ana çocuk sağlığı açısından birçok sorunun yaşandığı gerçeğiyle de karşı karşıyayız. Kaldı ki yine cezaevlerinde çocuklarıyla birlikte kalmakta olan kadınlar var, bu kadınların hem bir anne olarak yaşamış olduğu sorunlar var hem de, çocuk açısından dikkate aldığımızda, çocukların sağlık ve sosyal gelişimi, yine fiziksel gelişimi ve beslenmelerinden, eksik beslenmelerinden kaynaklı yaşamış oldukları sağlık sorunlarını ve tabii ki bir cezaevi ortamında, kapalı mekân içerisinde yaşamlarını idame ettiriyor olmalarından kaynaklı çocuğun psikolojisi açısından değerlendirmemiz gereken bir çalışmayı önümüze koymamız gerektiğinin altını çiziyoruz.

Değerli milletvekilleri, yine sağlık ve tedavi problemleri, kadın tutuklu ve hükümlüler açısından öncelikli olarak üzerine gitmemiz gereken sorunlar içerisinde yer alıyor, kaldı ki kadın sağlığı açısından özgün olarak açığa çıkan birçok sorunun cezaevlerinde yaşanma oranı, dışarıdaki kadınlara göre en az 3 kat oranında. Cezaevinde şu an bir anket yapsak, kadın sağlığı açısından var olan problemlerin tespitini önümüze koyarsak bu gerçekle de bir şekilde yüzleşmiş olacağız ki cezaevlerinde bulunan kadın tutuklu ve hükümlülerin yazmış olduğu mektuplar var, bu mektuplarda öncelikle açığa çıkan bazı sorunlar var. En önemlisi, revir için yapmış oldukları başvurular ne yazık ki zamanında değerlendirilmiyor ve bu, oradaki tutuklu ve hükümlülerin sağlık hizmetine erişiminin önünde de bir engel oluyor; birçok hasta, bu hastalığıyla mücadele edebileceği koşullardan yoksun bir şekilde revir için yapılan başvurular cevapsız kaldığı için tedavilerinin gecikmesi gerçeğiyle karşı karşıya kalıyor. Yine hastane sevkleri sırasında yaşanan?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, gürültüden dolayı konuşmayı takip edemiyoruz. Önemli bir konu konuşuluyor, cezaevlerindeki sorunlar; takip edemiyoruz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

Buyurun Sayın Akat.

AYLA AKAT (Devamla) - Yine hastane sevkleri sırasında yaşanan sorunlar var ki bu sorunlara herkes basına yansıma oranı itibarıyla bir şekilde vâkıf da olabilir. Başta ring araçlarındaki sağlıksız koşullar, yine özellikle hastaneye götürülüp getirilirken yaşanan sözlü ve bazen fiziki saldırılar ki bunlar konu edilmiştir, suç duyurularında bulunulmuştur, bugün yargıya konudur ve yine muayene sırasında kelepçelerin çıkarılmamış olması, sağlıksız muayene koşullarının olması ama en önemlisi özellikle kolluk güçleri tarafından doktorların eğer tutuklu ve hükümlünün bir siyasi kimliği varsa, daha öncesinden bilgilendirilmesi nedeniyle doktorların muayene sırasında var olan ön yargılarını -ettikleri yemini unutarak- tutuklu ve hükümlüye yansıtmalarından kaynaklı yaşanan problemlerle de karşı karşıyayız.

Bir diğer husus ise mahkemeye gidiş gelişler yani yargılama sırasında mahkemelere gidiş gelişler sırasında yaşanan sorunlar. Bunlar, özellikle son dönem, son iki üç yıl içerisinde cezaevlerindeki doluluk oranını düşürmek için Adalet Bakanlığı bir yöntem buldu. Yargı çevresi içerisindeki cezaevleri dolu olduğu için bazen 800, bazen 1500 kilometre uzağa, bazen Batman Cezaevinden Sincan'a, bazen Şakran'a gönderilen kadın tutuklu ve hükümlüler, yine genel hükümlüler de var, erkek arkadaşlarımız da var ama şu gerçek unutuluyor: Bu kadar uzak mekânlara götürülenlerin öncelikle en temel hakkı olan aile görüş hakları da engelleniyor ve yine bu yolculuklar sırasında yaşanan problemler var. En son bir ring aracında hükümlülerin yanarak yaşamlarını yitirmesinin ardından yine Adalet Bakanlığı bir yöntem geliştirdi. Toplu sevkler söz konusu olduğu için uçak seferleri düzenlenerek bu sevkler gerçekleştiriliyor ama bu insanların yargı çevreleri belli, ortada. Çoğu, işte Malatya, Diyarbakır, Van ağır ceza mahkemelerinde yargılanırken tutuklu bulundukları cezaevleri Karadeniz cezaevleri, İç Anadolu cezaevleri ve Ege Bölgesi'ndeki cezaevleri.

Yine, her mahkemeye gidip getirilirken X-Ray araçlarındaki aramalar, yine üst aramasının bazen insanlık onurunu aşan şekilde gerçekleşiyor olması ve yol güvenliğinin sağlanamıyor olması bu açıdan ciddi bir problem. Biz özellikle arama işlemlerinin, insanlık onuruna aykırı bir şekilde gerçekleşen arama işlemlerinin defalarca kez suç duyurularına konu olmasına bir dikkat çekmek istiyoruz. İnsan hakları kuruluşlarının bu konuda defalarca kez uyarıları olmuştur ancak, ne yazık ki Hükûmet tarafından dikkate alınan, bu konuda bir genelgeye konu olmuş bir süreç söz konusu değildir.

Değerli milletvekilleri, doluluk oranını indirmek için Şakran ve Sincan Cezaevine götürülen kadın tutuklular var. Şakran'a Karataş'tan -ki Karataş'ta kadın tutuklu ve hükümlülerin yaşamış olduğu sorunlar tüm Türkiye'nin gündemine de yansıdı- götürülürken, Karataş'tan ve Bergama'dan götürülürken maruz kalmış oldukları uygulamalar var, biz bunların da üzerine mutlaka gidilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Yine, Gümüşhane E-Tipi Cezaevinde, Denizli Bozkurt Açık Cezaevindeki adli tutukluların çalıştırılma koşulları konusunda basına yansıyan hususlar söz konusudur.

Değerli milletvekilleri, bu sorunları yerinde inceleyip bazı tespitler yapmak durumundayız ama bugün cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yine içinde bulunmuş oldukları süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine de dikkat çekme gereğini duyuyoruz burada. Cezaevlerinde bugün itibarıyla 265 tutuklu ve hükümlü, 41'i kadın olmak üzere, süresiz dönüşümsüz açlık grevindeler. Bu saymış olduğumuz insani yaşam koşullarına bir protesto amacıyla girmiş oldukları süresiz dönüşümsüz açlık grevi değildir; bu arkadaşlarımız ana dilde savunma hakkı için ve yine kesilen müzakerelerin devamı, Sayın Abdullah Öcalan üzerinde son bir yılı aşkındır devam eden ağırlaştırılmış tecrit koşullarının kaldırılması için bu süresiz dönüşümsüz açlık grevini başlatmışlardır. 265 tutuklu ve hükümlüden bahsediyoruz ve önümüzdeki günlerde tutuklu ve hükümlü sayısının artacağını da biliyoruz.

Parlamento eğer sorunların çözümünü, başta Kürt sorunu olmak üzere, siyaseten önüne koymaz, bu konuda bir çözüm arayışı içinde olmaz, geçen hafta ve bugün olacağı gibi savaş tezkereleriyle toplumun karşısına çıkarsa, evet yaşayacağımız gerçeklik açıktır. Ama bugün cezaevlerinde 265 tutuklunun içinde bulunduğu süresiz dönüşümsüz açlık grevine sırtımızı dönemeyiz, yokmuş gibi yaklaşamayız. Bugün 12 Eylül itibarıyla açlık grevine girenlerin 29'uncu günü. Yirmi dokuz gündür Türkiye'de, başta siyasetçiler, Parlamentoda grubu bulunan siyasi partiler olmak üzere herkes sessiz. BDP Grubu olarak, BDP'li kadın milletvekilleri olarak bu konuda dikkat çekmeye çalıştık, eylem etkinliklerde bulunduk ama Hükûmetin bu eylem etkinliklere yaklaşım şekli, o eylemlerde kullandığı şiddet bile açlık grevinde, şu an süresiz dönüşümsüz açlık grevinde bulunan ve 30'uncu gününü doldurmak üzere olan arkadaşlarımızın gelişimci eyleme verdikleri önemle eş değerdir diye değerlendiriyoruz.

Eğer bu noktada bir zulüm çıtasını arttırma süreci yaşanacaksa, evet, çok açıktır ki başta cezaevleri olmak üzere toplumun tüm kesimlerinde bir direniş çıtasının da yükseltilmesi süreci yaşanacaktır. Bugün içinde bulunmuş süreç dikkate alınarak başta uluslararası gelişmeler ve bölgedeki dizayn süreci?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 AYLA AKAT (Devamla) - ?dikkate alınarak başta kendi iç sorunlarımızın üzerine giderek ve cezaevlerine bir mercek  tutarak, sorunların tartışılma zeminin de Parlamento olduğunu görerek sürecin tamamlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Sunmuş olduğumuz önerimize desteklerinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.