Konu:Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:6
Tarih:10/10/2012


TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sendikalar ve grev toplu sözleşme yasasının 15'inci maddesi üzerine verilen önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Önerge üzerinde bir şey söylemeyeceğim, zaten ne dersek reddediyorsunuz, o nedenle başka bir şey anlatacağım ben sizlere. Özellikle Sayın Bakanın çok değerli hemşehrimi dinlemesini istiyorum.

Geçen ay içerisinde Rize'ye yapmış olduğumuz ziyaret sırasında Tekgıda-İş Sendikasını da ziyaret ettik. Burada, bunun Tekgıda-İş Sendikasını ziyaretimizde yapmış olduğumuz, sorunların dile getirilmesi anlamında Türkiye Büyük Millet Meclisine bu sorunu taşıyacağıma ilişkin söz verdim. Sayın Çelebi de diğer milletvekili arkadaşlarımız da beraberdi, o nedenle bu sorunu Türkiye Büyük Millet Meclisinde sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Çaykur, bilindiği üzere ellibeş yıldır Tekgıda-İş ile yetki sözleşmesi yapıyor, beraber masaya oturuyorlar, toplu iş sözleşmesi yapıyorlar. 2008 yılı içerisinde, ne yazık ki buna ilişkin bir problem çıktı. Hak-İş'e bağlı Özgıda-İş Sendikası? Yeni bir operasyon başlatıldı ve Çaykur'un Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına vermiş olduğu listelere ilişkin bir problem dayanak gösterilerek sendikanın, bunlarla ilişkili, yetkili bir sendikanın Özgıda-İş olduğu ileri sürüldü. Bu konuda çeşitli problemler ortaya çıktı, çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıktı ama gelinen noktada, ne yazık ki, Tekgıda-İş'in yetkiye ilişkin "Yetkili sendika ben olmalıyım." diye Bakanlığa yapmış olduğu başvuru, Bakanlık tarafından Çaykur'un ileri sürmüş olduğu listeler gerekçe gösterilerek, Özgıda-İş'in yetkili olduğu ileri sürülerek bir fiilî durum yaratıldı değerli arkadaşlarım.

Şimdi ben buradan soruyorum: 9.104 sayısı mı fazladır, 4.780 sayısı mı fazladır? Yani, 9 bini aşkın üyesi olan Tekgıda-İş göz ardı edildi, onun yarısı kadar üyesi  olan Özgıda-İş muhatap olarak alındı ama ne yazık ki, hani bir söz var ya "Berlin'de de yargıçlar var." Diye, ne yazık ki yanlış hesap Bağdat'tan değil, Ankara'dan döndü. Bu konuda Rize mahkemelerinde yapılan, alt mahkemelerinde yapılan yargılama sonucunda lehte kararlar verildi, arkasından Yargıtay süreçleri yaşandı. Yargıtay süreçlerinin sonucunda da yetkili olan sendikanın Tekgıda-İş olduğu ortaya çıktı değerli arkadaşlarım. Ama bunun ortaya çıkmasına rağmen, ne yazık ki Bakanlık, Sayın Bakan ve Sayın Bakanlık muhatap sendika olarak Tekgıda-İş'i kendisine muhatap almadı değerli arkadaşlarım. O nedenle de epey  uzun bir süreçten geçti ve arkasından belli bir süre geçtikten sonra 01/03/2011 tarihinde, çoğunluk lehine yetkili olan sendikanın Tekgıda-İş olduğunu Bakanlık kabul etti ve toplu iş sözleşmeleri, görüşmeler şu an itibarıyla devam etmektedir; inşallah olumlu bir sonuç alınır diye düşünüyorum.

Şimdi burada daha farklı bir olay var: Bütün bu olaylar yapıldıktan sonra, -burada, arkada sendikacı arkadaşlarım da var- bir de baktık ki, Rize'de Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla bir soruşturma yürütülüyor. Soruşturmadaki olay da şu: Tekgıda-İş'le ilişkin noterden belgeleri olan        -bakın, hukukçu olan, AKP içerisinde değerli milletvekili arkadaşlarımız da var; hukukçu olan arkadaşlarımızın daha iyi anlayacağına inanıyorum- noter önünde belge tanzim etmiş olan arkadaşlarımızla ilgili Rize Cumhuriyet Savcılığı şöyle bir soruşturma yürütüyor: Tekgıda-İş'in şube yetkilileri de bunu anlayamadılar. Bize anlatınca, olayın içerisinde bir hinoğluhinlik olduğunu anladık ve kendilerini uyardık. Diyorlar ki: "Efendim, bunların altındaki imzalar sahtedir. Sahte imzalarla ilişkin bir sorun vardır." O nedenle Yargıtaydan geçmiş olan, kesin hüküm teşkil eden, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden bir ilam nasıl çürütülebilir? Hukukta bunun bir tek yolu var; iadei muhakeme, yargılamanın iadesidir. Yani yargılama esnasında kullanılan bir delilin yarın bir gün sahteliği ortaya çıkarsa, bir tanık beyanının yalan şehadetle, yalan tanıklıkla ortaya çıktığı bir mahkeme kararıyla sabit olursa ancak bu mahkeme kararını çürütebilirsiniz değerli arkadaşlarım.

Şimdi, Sayın Bakana buradan sesleniyorum, değerli hemşehrime: Burada, Rize'de bir oyun oynanıyor Sayın Bakanım. Bu oyunun önümüzdeki süreçte ne olduğunu, bu işin içerisinde de bu oyunun nasıl yürütüldüğüne ilişkin ne yazık ki, yargı da karıştırılmış. Cumhuriyet Savcısı, altında noterin imzası olan bir belgenin sahteliğinin ispatıyla ilişkin imza istibhâsı yapıyor hukuken. İmzaların sahte olup olmadığına ilişkin kuruma, Çaykur yetkililerine de diyor ki: "Gidin bunları tespit edin, imzalarla ilişkin incelemeler yapın; istibhâs yapın." diyor.

Şimdi buradan herkese haykırıyorum: Noterin düzenlemiş olduğu bir imza evrakının sahte olduğunu iddia edecek kişilerle ilişkin yargılamadaki sanık koltuğunda oturacak kişi noterdir değerli arkadaşlarım. Sahte imzası olduğu kişinin imzası değildir. Başka bir yerde bir belge olsa onu anlayışla karşılarım ama noterin tanzim etmiş olduğu bir belgede eğer bir sahtelik iddiası varsa, sanık sandalyesine oturtacağınız kişi noterdir, noterin ifadesini almanız gerekir. O nedenle ben buradan sesleniyorum: Cumhuriyet Savcısının yaptığı soruşturmayı dikkatle izliyorum, bir hukukçu olarak dikkatle izliyorum. İnşallah bu kaygılarımın haksız olduğu, benim bu kaygılarımın yersiz olduğu ortaya çıkar ve bu sözlerimden dolayı da sizlerden özür dilerim.

Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarında alkışlar)