Konu:Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:54
Tarih:10/01/2017


Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 2'nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 2'nci maddesi, Anayasa'nın 75'inci maddesinde değişiklik yapılarak milletvekili sayısının 550'den 600'e çıkartılmasına ilişkindir. Kanun teklifinin maddeyle ilgili gerekçesinde, yapılan düzenlemenin nüfusta meydana gelen değişiklikler açısından bir gereklilik olduğu ifade edilmektedir. Bu görüşü müspet karşılamakla birlikte, burada sadece nüfus değil, aynı zamanda sosyoekonomik ve kültürel yapıdaki gelişmeler, uluslararası siyasi sistem ve benzer ülkelerdeki sistemlerin mukayesesi de bu değişikliğe ihtiyaç hasıl olduğunu göstermektedir. Esasen, bu maddeyle getirilen değişikliğin, muhalefet şerhleri de münhasıran dikkate alındığında, parti gruplarının bu maddeye karşı olmadığı bir düzenleme olduğu söylenebilir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yasamanın güçlenmesi ve kapasitenin artırılması için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu değerlendirilmektir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak yasama gücünün ve kalitesinin artırılması önceliklerimizden birisidir. Bir parlamento ne kadar kapsayıcı olursa temsil kabiliyeti de o ölçüde yüksek olacaktır. Ankara'da toplanan Birinci Meclis yeni üyeler ile eski Osmanlı Meclis-i Mebusan'dan katılan toplam 437 üyeden oluşmuştu. O günkü nüfusumuz 13,6 milyondu. 1923 yılında mevcut olan İntihab-ı Mebusan Kanun-i Muvakkati'nin her 50 bin erkek nüfusu 1 mebusun temsil edeceği hükmü değiştirilerek her 20 bin erkek nüfusa 1 mebus seçileceği hükme bağlanmış ve bu hüküm 1927 ve 1931 seçimlerinde de aynen uygulanmıştır. Cumhuriyetin ilanının ardından kabul edilen 1924 Anayasası'na göre sadece erkekler seçme ve seçilebilme hakkına sahip olduğundan 1923, 1927 ve 1931 seçimlerine sadece erkekler katılmışlardır. Ancak, 5 Aralık 1934'te kabul edilen bir yasayla kadınlara seçme ve seçilebilme hakkı verilmiştir. Aynı yasayla 40 bin kişiye 1 mebus seçilebilmesi esası da getirilmiştir. Çok partili parlamenter rejime geçilen 1946 yılından 1961 yılına kadar 5545 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu'nda bazı değişiklikler yapılmıştır. Nüfus artışına paralel olarak milletvekili sayıları 1950'de 487'yken 1954'te 542'ye, 1957'de 610'a yükselmiştir. 1961 Anayasası'yla ilk kez Mecliste sandalye sayısı rakamsal olarak sınırlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde 450, Senatoda 150 olmak üzere toplam 600 parlamenter olarak belirlenmiştir. 1982 Anayasası Parlamentoyu etkisizleştirmeyi amaçlamış, yürütmeyi yasama karşısında güçlendirmeyi hedeflemiştir. Bu çerçevede, Cumhuriyet Senatosu kaldırılmış, milletvekili sayısı 400'e düşürülmüştür. Daha sonra, 17 Mayıs 1987 tarihinde yapılan birinci Anayasa değişiklikleriyle 400 olan milletvekili sayısı 450'ye, müteakiben, 8 Temmuz 1993 tarihli ikinci Anayasa değişikliği paketiyle de 550'ye yükselmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılında nüfusumuz 13,6 milyon, il sayısı 63, ilçe sayısı 328'di. Bugün, TÜİK verilerine göre, 78 milyon nüfusumuz, 81 vilayetimiz ve 892 ilçemiz bulunmaktadır. Çok partili parlamenter sisteme geçilen 1946 yılında da yani bundan yetmiş yıl önce nüfusu 19 milyon, millî geliriyse 7,2 milyar dolardı. O tarihten bu yana nüfus yaklaşık 4 kat, millî gelir neredeyse 100 kat büyümüştür. Ancak bu sosyoekonomik ve kültürel gelişimi karşılayacak şekilde yasamanın güçlenmesi, parlamenter sisteme katılım ve temsili güçlendirecek adımlar atılmadığı gibi Meclis de temsil bakımından çok daha geri noktaya gelmiştir. O günlerde 40 bin vatandaşa 1 vekil düşerken bugün yaklaşık 140 bin vatandaşa 1 vekil düşmektedir. Türkiye'de sosyoekonomik gelişim dikkate alındığında nüfusun yasamada temsil ve katılımının yeterli olmadığı düşünülmektedir. Zira, tek ya da çift Meclisli parlamenter rejimler incelendiğinde, Türkiye'de Parlamentoda temsil rakamlarının dünya örneklerinin gerisinde olduğu görülmektedir. Avrupa ülkeleri baz alındığında, Parlamentonun çok daha düşük seviyede, eksik temsil edildiği düşünülebilir. Rakamlara bakacak olursak, mevcut durumda Türkiye'de, ortalama 140 bin vatandaşa 1 milletvekili düşerken, Yunanistan'da 30 bin, İsveç'te 26 bin, Macaristan'da 28 bin vatandaşa bir vekil düşmektedir. Ülkemize benzer yüksek nüfusa sahip ülkelerden Almanya'da 131 bin, Fransa'da 113 bin, İtalya'da 97 bin, İngiltere'de 96 bin kişiye 1 milletvekili düştüğü görülmektedir. Üstelik bu ülkelerin halkın oyuyla seçilen ikinci meclisleri veya senatoları bulunmaktadır.

Parlamenter sistemleri yalnızca aritmetiğe bakarak incelemenin sağlıklı olmayacağı düşünülebilir ancak uluslararası mukayese yaptığınızda ortaya çıkan tablo ülkemizde bu konuda değişiklik yapılmasının uygun olduğunu ortaya koymaktadır. Uluslararası karşılaştırma yaptığınızda, Birleşik Krallık'ta Avam Kamarasında 646 üye, Lordlar Kamarasında 735 üye, nüfus 62 milyon; Fransa'da Ulusal Meclis 577 üye, Senatoda 343 üye, nüfus 65-66 milyon; Almanya'da Federal Meclis 622 üye, Eyaletler Meclisi 69 üye, nüfus 81 milyon. Tek kanatlı parlamenter sistemin bulunduğu ülkelerden Macaristan'da 386 üye, nüfus 10 milyon; İsveç'te 349 üye, nüfus 9 milyon civarındadır.

Bazı ülkelerde, bazı yıllarda milletvekili sayısı belli sayıda otomatik olarak mevzuata göre artıyor. Böyle bir düzenleme de yapılabilirdi. Bu olay, güncel siyasi tartışmalardan uzak bir olaydır. Tablonun siyaset, sosyoloji ve tabii gelişiminin bir sonucu olması bakımından teknik bir gerekliliktir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sonuç olarak ifade etmek isterim ki, ister tek kanatlı ister çift kanatlı parlamentolu sistemler olsun nüfusla kıyasladığınızda dünya örneklerine yaklaşmak için esasen milletvekili sayısında süreç içerisinde sosyoekonomik ve kültürel yapıda meydana gelen değişikliklere paralel olarak yeni düzenlemelerin yapılması doğal ve kaçınılmazdır. Bu çerçevede, esasen maddeyle öngörülen değişikliklere destek verdiğimizi ifade ediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve milletin kararı ne olursa ona da saygı duyuyoruz.

Ben yüce heyeti tekrar saygıyla selamlamadan önce, Milliyetçi Hareket Partisinin programında yer alan siyasi, sosyal ve ekonomik anlamda uzlaşmanın mutlaka sağlanması gerektiğini, bu uzlaşmanın iki temel dinamiği olduğunu, bunlardan birisinin milliyetçilik, diğerinin ise demokrasi olduğunu ifade etmek istiyorum. Milliyetçilik, beka meselesiyle birlikte düşünüldüğünde bu asgari müştereklerde uzlaşmanın gerekli olduğunu, diğer taraftan da bunun millete götürülmesiyle demokrasi şartının da yerine geleceği düşüncesindeyiz.

Yüce heyeti tekrar saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)