Konu:Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:54
Tarih:10/01/2017


Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ REŞAT PETEK (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 447 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1'inci maddesi üzerinde Komisyon adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yönetme erkindeki çift başlılığı kaldıracak, kuvvetler ayrılığı sistemini demokrasimizde daha yerleşik hâle getirecek en önemli bir Anayasa değişikliği gündemimizde. Ben, bu değişikliklerin -temenni ediyoruz ki, Türkiye Büyük Millet Meclisimizde kabulünden sonra, milletimiz tarafından da referandumda onaylanmasıyla yürürlüğe girecek- milletimiz için de hayırlı olacağına iniyorum.

Şimdi, 1982 Anayasası'nın 9'uncu maddesinde, bu teklifle bir ilave yapmak suretiyle değişiklik getiriyoruz. Buraya baktığımızda nedir? Az önce okunduğu gibi bağımsızlık, yargı bağımsızlığının yanına "ve tarafsız..." Yani, Türk milleti adına yargı yetkisinin kullanılmasında bağımsız mahkemeler şeklinde önceki yapılan tanımlamaya ilave olarak "ve tarafsız..." kelimesini eklemek suretiyle yargının tarafsızlığına dikkat çekiyoruz.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz bağımsızlık veya tarafsızlık sadece bir amaç değildir; yargının bağımsızlığından ve tarafsızlığından maksat, adaletin tecelli etmesidir, adil yargılamanın sağlanmasıdır. Hukuk devletinin güvencesi olarak yargı gerçekten bağımsız ve tarafsız olarak görevini ifa ettiğinde, vatandaşların hukuka olan güveni artacak, devlete olan güveni artacak ve herhangi bir ihtilafında yargının bu meseleyi tarafsız olarak çözmesine güvenecektir. Bu nedenle, şimdi elbette ki Anayasa değişiklik teklifinin tümü üzerinde de söyleyecek çok sözlerimiz var, bunu iktidar ve muhalefet olarak burada dile getiriyoruz. Sanırım, yargının tarafsız olması yolunda bir ilaveyle yapılacak değişikliğe burada bulunan sayın milletvekillerimizin hiçbirinin bir itirazı söz konusu olmayacaktır diye düşünüyorum.

Bilinmelidir ki yargı bağımsızlığı tarafsızlık sağlanamadıktan sonra tek başına bir teminat olarak kabul edilemez. Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kriterleri gerek tümünü evrensel hukuk kriterleri olarak ifade ettiğimiz yargıçların nitelikleri -bağlı olmasını kabul ettiği temel özellikler- itibarıyla bir mukayese yapacak olursak, Anayasa'mızda yargının tarafsızlığına da işaret eden bir düzenlemenin bulunmasının zorunlu olduğunu ifade edebiliriz.

1982 Anayasası "bağımsızlık" ilkesine dikkat çekmiş ama tarafsızlık Anayasa'mızda yer almamıştır. Buna rağmen, elbette ki diğer kanunlarda yargılamayla ilgili kabul edilen ilkelerde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kabul ettiği ilkelerde yargıç bağımsızlığı yanında tarafsız olması ilkesine de işaret edilmiştir ki son derece önemlidir. Şimdi, buradan, yargı mensubu için, hâkim, savcı için, özellikle hâkimler için tarafsızlığın bir özellik olmaktan öte, olmazsa olmaz temel unsur olduğunun altını çizmemiz lazım. Burada, hâkimin görmekte olduğu bir davada akrabalık, yakınlık, ideolojik mensubiyet, siyasi mensubiyet vesaire herhangi bir nedenle taraflardan birini kendisine yakın veya uzak görmemesi, taraflara eşit mesafede bulunması, ayrıca taraflara kendilerini ifade ederken eşit hakları kullandırması ve yararlandırması tarafsızlık ilkesinin hemen görülebilen unsurlarıdır diye ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, hâkim hiçbir zaman önüne gelen bir davada ön yargıyla bakmamalıdır. Kendi ideolojik bağlılığı veya siyasi mensubiyeti, etnik kökeni, inancı ne olursa olsun insana sadece insan olduğu için değer vererek onun doğuştan gelen temel haklarını hukuk önünde korumak yargının temel vazifesidir. Bu nedenle, bir davada ön yargıyla bakması elbette düşünülemez değerli milletvekilleri.

Burada, tarafsız davranmanın bağımsızlıkla birlikte yasa değişikliği teklifimizde yer alması, aynı zamanda kurumsal olarak yargı kurumunun bağımsızlığı ama kişisel olarak yani her bir bireyi ilgilendiren, uygulamada bireyin tavrını, hareketini, kararını etkileyecek o davranışı yani tarafsız davranışı aramamız gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

Esasen, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığını sadece bugün "evrensel hukuk" olarak ifade ettiğimiz değerlere bağlı gündeme getirmemiz de söz konusu değil. Bizim kadim medeniyetimize de baktığımızda, inanç değerlerimizde, burada tarafsızlığa, taraflara eşit mesafede bulunup eşit davranmaya da, adaletin tecellisine de işaret eden temel ilkelerimiz olduğunu biliyoruz. Nitekim, Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor." Ayrıca "Ey iman edenler! Kendiniz, anne, babanız ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun." buyruğuyla da... Demek ki adaleti tecelli ettirmek yargının görevi olduğuna göre, bu görev ifa edilirken anne, baba, yakın, efendim, şu veya bu gerekçeyle bir kimseye, dostluk veya husumet, hiçbiri gündemde olmadan yalnız ve yalnız hem adil yargılama ilkesinin uygulanması hem de adaletin tecelli ettirilmesi son derece önemli.

Bu bakımdan, Anayasa'mızın 9'uncu maddesinde yargının bağımsızlık ilkesinin yanında tarafsız olması zaruretine de işaret eden değişikliğin son derece önemli, olumlu bir değişiklik olduğunun altını çiziyor, bu değişikliğin de tüm Anayasa değişikliğimizle birlikte Meclisimize, milletimize hayırlı olması temennisiyle hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)