Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:54
Tarih:10/01/2017


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MARKAR ESEYAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli vatandaşlarımız; HDP'nin vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin aleyhine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de bugün Gaziantep'te gerçekleşen saldırıyı kınıyorum.

Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutluyorum. (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

Aranızdaki sohbet herhâlde bitecek.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Osman sustuğunda sizi dinleyeceğiz.

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Şimdi, gerçekten, 15 Temmuz konusunda, 15 Temmuz gecesi, 16 Temmuz sabahı hem Meclisin çatısı altında hem de Türkiye'nin bütün illerinde, her sokakta, her evde ortaya çıkan o ortak duyguyu, ortak fikri yeniden bir canlandırmak gerektiği gözüküyor. Çünkü yavaş yavaş, işte, bazı konuşmalarda, 15 Temmuzun "kontrollü bir darbe" olduğu Sayın Genel Başkan, CHP Genel Başkanının yine bugün gruptaki ifadesinden... 20 Temmuzda ilan edilen, ilan edilmesinin, gerçekten, Türkiye tarihinde çok önemli bir yeri olduğunu düşündüğüm OHAL'in bir darbe olduğuna dönük çok keskin bazı fikir ayrılıkları diyeceğim, ortaya çıkmaya başladı. Böyle bir eğilimi zaten baştan itibaren görüyorduk ama bunlar, gerçekten, aslında, Türkiye'nin geçtiği böyle zor dönemlerde...

Gerçekten çok zor bir dönemden geçiyoruz, milletimizle gurur duyuyoruz, devletimizle gurur duyuyoruz çünkü 15 Temmuz gibi hain bir işgal denemesinin altından kalkabilecek dünyada çok fazla ulus yoktur. Türkiye 15 Temmuzda bu iradeyi ortaya koymuştur. 15 Temmuz herhangi bir darbe girişimi değildi, bir işgal girişimiydi; hepimizin onurunu, hepimizin vatanını, hepimizin kendi ülkesinde onurlu bir şekilde yaşama, barış içerisinde yaşama imkânını yani varlık nedenini ortadan kaldırmaya dönük, bizi evimizden kovmaya dönük çok büyük bir işgal denemesiyle karşı karşıyaydık. Bu işgal denemesini vatandaşımız kendi canıyla... 248 şehidimiz var, 1.500'e yakın gazimiz var, buradan tekrardan Allah'tan rahmet diliyorum kendilerine ve gazilerimize de tekrar şifa diliyorum, bütün gazilerimize ve şehitlerimize aynı dileklerimi yineliyorum.

Dolayısıyla, bu 15 Temmuzun muhteviyatıyla ilgili, güncel politik mücadelelerde bir argüman kazanmak uğruna... Diyelim ki şu anda önemli bir görüşme yapıyoruz, Anayasa değişikliği görüşmesi var. Burada tabii ki bütün partiler farklı görüşlerde olabilir, yarın başka bir konu gündeme gelebilir, başka bir kanun konusunda, başka bir görüş konusunda ayrılığa düşebiliriz ama bir milletin ayrılığa düşmemesi gereken bazı temel özellikleri olmalıdır. Bunlar tabii ki devletimizin nitelikleridir, rejimimizin adıdır ama 15 Temmuz da onlardan bir tanesidir. 15 Temmuzda bu ülke yok oluşun kıyısından geri döndü. Böyle bir günü, bu kadar ağır bedel ödenmiş bir günü, şehitlerin anısına hiç olmazsa, saygıya binaen, böyle "kontrollü darbe" ve ne bileyim bunun, işte, değerini, bir şekilde altını oyacak şeylerden kaçınmakta fayda görüyorum.

Şimdi, bakın, FETÖ denen örgüt istendiği gibi farklı mülahaza edilsin ama bilgiler ortadadır. Türkiye'de kırk yılı aşkın bir süreden beri gizli bir yapılanma içerisinde devletin ve bütün sivil toplumun, toplumun bütün kademelerinin içerisine, medya dâhil, eğitim camiası dâhil, sivil toplumun tüm alanları dâhil ama devlet merkezli bütün alanlara sızmış, buralarda bir amaç uğruna, Pensilvanya'daki liderine bağlı olarak bir amaç uğruna bu yapılanmayı kırk yıldır ilmek ilmek örmüş. Şimdi, bu yapılanmanın devletin çeşitli organları içerisinde, kurumları içerisinde yüz binlerle ifade edilen bir örgütlenmesi söz konusu, böyle bir acı gerçekle yüz yüze geldik. Şimdi, bu 15 Temmuzu yaşadıktan sonra devlet, kendisini koruma, ülkesini koruma, vatanını koruma, milletini koruma noktasında OHAL ilan etmeyecek de ne zaman ilan edecek? Bu OHAL'in kapsamı belli, bu darbeye girişmiş olanlar.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Millî Piyangonun ne işi var ya, Millî Piyangonun, at yarışlarının?

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Bu darbeye girişmiş olanların ortaya çıkarılmasında yargımız çok ciddi ve titiz bir şekilde çalışıyor. Bununla ilgili, biliyorsunuz, byLock ve Eagle denen 2 tane önemli program var, bu programlar istihbarat örgütümüz tarafından deşifre edildi ve bütün bu yazışmalar çok büyük çabalarla ortaya konuldu, o çapraz ilişkiler ortaya konuldu. Çeşitli davalar var, ilk dava, biliyorsunuz, Erzurum'da açıldı ve burada ilk mahkûmiyetler verilmeye başlandı, 2 kez müebbet hapis verildi buradaki darbecilere.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Burada kullananlar ne olacak? Burada kullananlara gel.

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Yargı bu süreçleri götürürken ve Türkiye, gerçekten, bir varoluş mücadelesi verirken, bağımsızlığıyla ilgili bir mücadele verirken, bu Meclis bombalanmışken, 248 vatandaşımız şehit edilmişken, eğer başarılı olunmuş olsaydı bu ülke gerçekten bağımsızlığını kaybedecek düzeye gelebilecekken, Allah korusun, bir iç savaşa sürüklenebilecek düzeye gelebilecek bir işgal denemesinden sonra bu devlet OHAL'i ilan etmeyecek, bu hainleri devletin damarlarından söküp almayacak da ne yapacak Allah aşkına? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani, ana muhalefet partisi eğer bunu hissedemiyorsa, bir devletin, bir milletin kendi öz varlığını korumaya dönük reaksiyonlarını bu şekilde araçsallaştıracaksa...

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Kim besledi onları ya, kim besledi? Kim büyüttü?

MARKAR ESEYAN (Devamla) - ...bu şekilde siyasileştirecekse ve bunun altını bu şekilde oyacaksa bir ana muhalefet partisi ne zaman işe yarayacak? Siz ne zaman kalkıp da bu ülkenin kendi öz varlığını koruyacağı noktada bir harekete geçtiği zaman destek vereceksiniz? Ne zaman bu desteği vereceksiniz? Bugün değilse ne zaman? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, işte, El Bab'tan bahsediliyor, canımız yanıyor, şehitlerimiz var. Sanki bu süreç Türkiye'nin kendi seçimleriyle ortaya çıkmış, Suriye savaşı sanki Türkiye öyle değil de böyle davrandığı için ortaya çıkmış. Bakın, arkadaşlar, yüz yıl sonra dünyadaki paradigma değişiyor. 1916 Sykes-Picot... Sadece Sykes-Picot mu? Hepiniz biliyorsunuz, okumuş insanlarsınız, 5 tane gizli anlaşma yapıldı -Sevr bunların sonuncusu- 1916'da. Bunların yenilendiği, vadesinin dolduğu, dünyadaki paylaşım ve güç savaşlarının tekrardan ortaya çıktığı bir süreçte yanı başımızda bizim idam mangamız kurulmuş durumda. Biz bunu seyredip, arkamızı dönüp eğer sizin tavsiyenize uysak... Bizim idam mangamızı Suriye'de kuranlara, Irak'ta kuranlara "Ya, işte, biz bununla ilgilenmek istemiyoruz." deyip arkamızı dönme lüksümüz söz konusu mu? Hangi hükûmet evlere şehitler gelmesini ister? Hangi yönetici böyle bir sorumluluğu almak ister? Ama, yüz yıl sonra dünyada yeni bir sömürü düzeni kurulmaya çalışılırken, Türkiye bir iç savaşa sürüklenmeye çalışılırken kendisini korumak için almış olduğu önlemleri... Yahu, bu millî mesele, bu bir millî mesele. Bunu hangi vatandaşa çıkıp da anlatabilirsiniz? Hiç araştırmalara bakmıyor musunuz; El Bab'a, Suriye'deki, işte, bizim Fırat Kalkanı'na, güvenlik güçlerimizin terör örgütlerine dönük verdiği mücadeleye halkımızın neredeyse yüzde 90'ı aşan oranda destek verdiğini görmüyor musunuz? Hani, siyasetse, eğer oy hesabıysa -AK PARTİ hiçbir zaman şu dönemde bir oy hesabı yapmamıştır, yapılamaz çünkü bu bir var oluş meselesidir- siyasi bir hesap yapılıyorsa bile vatandaşın nereye baktığına bakar bir siyasi parti, bu kadar ayrışmaz. Dolayısıyla, arkadaşlar, bakın, 12, 13 tane kriter var bu FETÖ'cü hainleri bu devletin kılcal damarlarından söküp atmak için, bunlar ciddi kriterlerdir, bunlara ciddi yaklaşalım. Her KHK'da, bildiğiniz gibi, görevden alınmalar olduğu gibi pek çok da görevine iade edilen insanların listesi yayımlanmaktadır. Bu yargısal süreçlerdeki oluşabilecek hatalar, tabii ki kurunun yanında yaşın yanmasını kimse istemez, bunlara hep birlikte çalışalım ama bu sürecin tamamını itibarsızlaştırmaya dönük bir yaklaşım ne ana muhalefet partisine yakışır ne de kimseye yakışır çünkü bunun hesabını biz çocuklarımıza veremeyiz. Bu devleti bu hainlerden temizleyemezsek... Bu OHAL, keyfî ilan edilmiş bir OHAL değildir, üstelik anayasaldır, kurallar çerçevesindedir.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - O hainleri oraya kim yerleştirdi, o hainleri devlete kim yerleştirdi, onu söyle önce. Kim yerleştirdi? Cumhuriyet Halk Partisi mi yerleştirdi?

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Dolayısıyla, biz bunu, bu sorumluluğu bugün gerçekleştiremezsek, bunun altını oyarsak, itibarsızlaştırırsak yarın çocuklarımıza bunun hesabını bunu yapanlar verecektir.

Bu noktada AK PARTİ Grubu adına bu önergenin aleyhinde olduğumuzu belirtiyorum. Sürdürmekte olduğumuz Anayasa değişikliği görüşmelerinde, gerçekten, üslubu yerinde düzgün bir süreç yaşanmasını diliyorum ve hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)