Konu:Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:53
Tarih:09/01/2017


Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AK PARTİ GRUBU ADINA BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, tedavi görmekte olan Meclis Başkanımız Sayın İsmail Kahraman Bey'e Allah'tan şifalar diliyor, bir an önce sağlığına kavuşarak aramızda olmasını temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün ülkemizin geleceği için çok ama çok önemli bir konu için bir aradayız, Anayasa değişikliğini görüşüyoruz, Türkiye'nin geleceğini konuşacağız. Bugünden itibaren Anayasa değişikliğini bütün yönleriyle ele alacağız, Meclisimiz bu değişikliği en iyi şekilde müzakere edecek; vatandaşlarımız, bu görüşmelerde yapılan bu değişikliğin ne anlama geldiğini daha iyi anlayacak, hayatlarında neyi değiştireceğine kanaat getirecek.

Tabii, bu görüşmeler burada bitmiyor, Meclis görüşmelerimizi inşallah bütün partilerimizin katılımıyla tamamladıktan sonra bunun bir de asıl sahibinin önüne gitmesi var. Asıl işin sahibi, onay verecek makam da millettir. Millet, bu değişikliğe öyle inanıyoruz ki aynen olur verecek ve Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesine giden yolda önünü açacak, yolunu aydınlatacaktır.

Değerli milletvekilleri, altmış yaşını geride bıraktım. Son on beş yıldır siyasetin içerisindeyim. Milletvekili olarak, bakan olarak ülkeme, milletime hizmet etmek için gece gündüz bütün arkadaşlarımızla birlikte çalıştık, gayret ettik. Şunu büyük bir iftiharla söylüyorum ki: Erzincan'da kendi hâlinde bir ailenin 10 evladından biri olarak bu ülkenin yönetim kademesinde önemli bir sorumluluk almış olmam ülkemizin, cumhuriyetin bize bahşettiği en büyük imkândır, en büyük onurdur. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Kurtuluş Savaşı için hayatlarını ortaya koyan, bu toprakları bize vatan yapan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet diyoruz. Gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyoruz. Onların bıraktığı bu emaneti hiçbir zarar gelmeden, bir karış toprağına bile halel gelmeden gelecek kuşaklara aynı şekilde tek bayrak, tek devlet, tek vatan, tek millet olarak teslim etmek boynumuzun borcudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Siyasetin tek bir amacı var değerli milletvekilleri, o da millete hizmettir. Gerisinde millete hizmet olmayan siyaset benim için hiçtir, hiçbir anlamı yoktur. Yaptığınız yollar, yaptığınız tüneller, köprüler, hastaneler, okullar, her şey insanımızın hayatını kolaylaştırmak için, her şey insanımızı mutlu etmek için, yaşam kalitesini artırmak içindir. Bu yolda taş üstüne taş koyan bütün geçmiş siyasetçilere, yöneticilere bu vesileyle teşekkür ediyoruz, şükranlarımızı sunuyoruz.

Değerli arkadaşlar, Anayasa değişikliğiyle ilgili doğrusu ciddi anlamda konuşmalar yapıldı ve konuşmaların hepsini de can kulağıyla dinledim. Esasen getirilen değişiklikler, ülkemizin içinde bulunduğu şartları ve gelecekte karşılaşılması muhtemel sorunları kökünden çözecek ve yönetim olarak şu anda karşı karşıya bulunduğumuz bazı sıkıntıları ortadan kaldıracak bir değişikliktir. 18 değişiklikten bahsedildi. 82 Anayasası, bir darbe ürünü Anayasa'dır; bunu hepimiz biliyoruz.

Bu anayasa değişikliğini zaman zaman defalarca yaptık, 100 kadar da madde değiştirdik ama her bir değişiklikten sonra yeni anayasa değişikliği bitmedi, artarak devam etti. Hatırlayın, bu yüce Meclis çatısı altında bulunan bütün siyasi partiler seçim kampanyalarında, kendi beyannamelerinde, biz AK PARTİ olarak Hükûmet Programı'mızda hep bu konuyu vaatlerimizin en başında yazdık; yazmakla kalmadık, bunun gerçekleştirilmesi için de gerekli adımları attık.

AK PARTİ iktidarı 2002'de göreve geldiğinde Türkiye'de, Parlamentoda iki parti vardı: Birisi AK PARTİ -çoğunluk partisi- ikincisi de Cumhuriyet Halk Partisi. Bu iki parti, büyük bir krizden çıkmış Türkiye'yi düzlüğe çıkarmak, müzminleşmiş sorunları ortadan kaldırmak için bu yüce Parlamentoda birçok kanunu çıkardı. Günler geçti, sıra Cumhurbaşkanının seçimine geldi. Cumhurbaşkanı nasıl seçiliyor? 1961 Anayasası'ndan beri seçiliyor ama kör topal seçiliyor. Doğrudan millî iradenin inisiyatifiyle hiçbir seçim maalesef yapılamıyor. Benim bildiğim, şahit olduğum birkaçını size söyleyeyim: 1970'li yılların sonunda Fahri Korutürk, rahmetli Cumhurbaşkanından sonra 115 tur Cumhurbaşkanı seçimi yapıldı.

CELAL DOĞAN (İstanbul) - 115 değil, 119.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - 119. Neyse, rakamı düzelttiniz, teşekkür ediyorum.

Ve Cumhurbaşkanı seçemedi. Beş ay ülke Cumhurbaşkansız kaldı ve bu da 1980 darbesine zemin hazırladı.

2007'de 363 milletvekili vardı AK PARTİ'nin, iktidar partisinin. Önümüzde bir sorun gözükmüyor. Normal şartlarda çok daha az milletvekiliyle geçmiş dönemlerde Cumhurbaşkanı seçilmiş ama orada bir hukuki icat ortaya atıldı. Bu icadın adı: 367. Bu 367 icadı maalesef Cumhurbaşkanlığı seçimini tıkadı. Peki, "Milletin iradesinden başka irade yok." diyoruz. İşte, şurada yazıyor: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Peki, çözüm nerede? Parlamento çözüm üretemedi. Çözüm işin sahibinde, millette. Karar aldık millete gittik ve millet AK PARTİ'ye olan desteğini çok daha yükseğe çıkararak, yüzde 48'lere çıkararak "Bu işi ben kabul etmiyorum, Mecliste bu seçimin yapılmasını asla onaylamıyorum. İşte size yetki, bu seçimi yapın." dedi ve geldik, tekrar Meclise geldik. Burada bir hakkı teslim etmek lazım. 2007 seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi de Meclise girdi ve Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Genel Başkanı kendinden beklenen devletin ali menfaatlerine yönelik o tarihî kararını aldı çünkü bunu seçim öncesi de söylemişti. "Ben partim Meclise girince Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili krizin aşılması için gerekeni yapacağım." (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ve o gün Meclise girerek Cumhurbaşkanının seçilmesini sağladı ve böylece o kriz aşılmış oldu ama bu krizin artık her Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanması Türk siyasetine yakışan bir şey değildi. Dedik: Her sorunun çözümünde hakem millettir. O hâlde gelin biz bu işi kökten halledelim, Cumhurbaşkanını da millet kendisi seçsin. Zaten 1982 Anayasası'na bakarsak bunu yapmaktan başka da bir çaremiz yok. Neden? Çünkü parlamenter sistemde Meclisin seçtiği Cumhurbaşkanı öngörülmüş, darbeciler Anayasa'yı böyle kurgulamış ama Cumhurbaşkanlığının yetkilerine gelince Aldıkaçtı Hocaya "Dokun bakalım." demişler, bütün yetkileri yazmışlar, başkanlık sisteminde ne yetkiler varsa hepsini Cumhurbaşkanına yazmışlar çünkü onların kafasındaki, sadece anayasa yapmak değil, kendilerini Cumhurbaşkanı yapmaktı ve nihayet parlamenter sistem ama parlamenter sistemle de hiç mütenasip olmayan çok güçlü yetkilere sahip bir Cumhurbaşkanı. Başbakan var, Cumhurbaşkanı var. Ne oluyor? Yürütmede 2 tane irade var. Bu 2 irade her zaman uyumlu olmayabilir. Hatırlayın, rahmetli Özal ile rahmetli Demirel'in o günkü çatışmasını aklınızdan geçirin. Ve yönetimde iradenin tek olması lazım. İrade olmayan yerde idare olmaz. Çatal kazık toprağa girmez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bizim güzel bir tabirimiz var -ben denizciyim- iki kaptan gemiyi batırır. Kaptanın tek olması lazım. İcraatta kaptanın tek olması lazım. Tek nasıl olur? Yürütmeyle ilgili yetkileri verirsiniz, sistemi ona göre tanımlarsınız, ondan sonra da hesabı sorarsınız. Anlatırlar, bir yumurtayı 10 asker taşımaya kalkmış, onu da kırmışlar. Onun için mutlaka sorumluluğun da, yetkinin de yürütmede tek olması lazım. Aksi hâlde zaman kayıpları oluyor, devletin verimliliği azalıyor, vesayet odakları cesaret kazanıyor ve sistem bir yerde geliyor tıkanıyor. Bununla da kalmadık, hatırlarsanız, "Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilsin." dedik ve bunu da halk oyuna gönderdik. Vatandaşın yüzde 69'u da bu kararı onayladı ve ondan sonra aslında Anayasa'da Cumhurbaşkanlığına giden yolda önemli bir adım başlatılmış oldu ve bu ilk uygulamayı da 2014 seçimlerinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın halkın yüzde 52 oylarıyla seçilmesiyle de başlatmış olduk. Bu şartlar altında Parlamento millet iradesiyle seçilmiş, Cumhurbaşkanı yine millet iradesiyle seçilmiş. Vatandaşın verdiği iki irade var: Birisi Cumhurbaşkanı, diğeri Meclis Başkanı. Bir de parlamenter sistem var. Orada da Parlamentodan çoğunluk partisi bir Bakanlar Kurulu oluşturuyor, Başbakanı, bakanları ve böylece sistemi kuruyorsunuz, çalışmaları yapıyorsunuz. İşte, bu ikili yapı parlamento sistemi içerisinde her iki yapının da halktan doğrudan irade alması, güç alması, dolayısıyla, sürdürülebilir bir şey değil. Bunu hukukçular söylüyor, uzmanları söylüyor.

Nitekim, en son olarak geçtiğimiz aylarda Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli'nin "Bu mevcut durum ile Anayasa'nın mutlaka uyumlu hâle gelmesi lazım, bunun bir ülkede krize dönmemesi lazım." şeklinde bir beyanı üzerine biz bu konuda bütün partilere çağrı yaptık, dedik ki: "2011'de başlattığımız şu Anayasa konusunu tekrar ele alalım ve bu şekilde de -hükûmet etme sistemi de dâhil- Anayasa'mızda değişmesi gereken konuları gözden geçirelim." Bu konuda, hatta, 3 parti tayin ettiği arkadaşlarla bir müddet de çalıştılar, 6-7 maddede anlaştılar ama ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisiyle temel bir anlaşmazlığımız var eskiden beri. Onlar parlamenter sistemi savunuyor, biz de başkanlık sistemini savunuyoruz. Burada saygıyla karşılarım, burada farklı düşünmemiz gayet doğaldır ama kararı verecek olan işin sahibidir, millettir. Ben o zaman Sayın Genel Başkana şunu da söyledim: "Buyurun siz de katılın, görüşmeleri beraber yürütelim." Hatta bir adım öte de gittim, dedim ki: "Siz de kendi teklifinizi getirin, beraber oylayalım, ondan sonra da millete götürelim, millet hangisini kabul ederse başımız gözümüz üstünde yeri var çünkü işin sahibi millet." (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar) Daha sonra bu konuda Milliyetçi Hareket Partisiyle birlikte yolumuza devam ettik. Bu görüşmeler arkadaşlarımız arasında konuşuldu, görüşüldü, birçok konu ele alındı. Mukayeseli hukuk esas alınarak, başka ülke örnekleri de dikkatle incelenerek bizim tarihimize, kültürümüze, yönetim felsefemize uygun bir yapı, bir değişiklik ortaya çıktı. Şunu söylerler: "Efendim, Amerikan tipi başkanlık getirin, kabul edelim." Sayın Kılıçdaroğlu: "Getirin Amerikan tipi Başkanlığı, kabul edelim." dedi. Ona da "Buyurun." dedik, yine ses çıkmadı. E, artık daha bekleyecek hâlimiz yok. Bu sefer oturduk 18 maddeden oluşan bir değişiklik yaptık.

Şimdi, defalarca söyledim ama Sayın Baykal bu konuda gayet makul bir değerlendirme yaptı, onun için, bu rejim meselesi, sistem meselesi, buraya girecek değilim. Mesele çok açıktır, bu bir yönetim sistemi değişikliğidir; Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemidir, adı da budur. Bu sistemde Cumhurbaşkanlığı seçimi ile Meclis seçimi aynı anda yapılmakta ve böylece iki tane erk aynı anda teşekkül etmektedir; biri, yasama ve denetlemeyi sağlayacak Meclis, diğeri de yürütmeyi, memleketin, milletin işini gücünü yapacak Hükûmet.

Şimdi, değişikliklerde ne var? 9'uncu maddede değişiklik yapıyoruz, "Yargının bağımsızlığının yanına tarafsız da olsun." diyoruz. Bunu Cumhuriyet Halk Partisi de istiyor, MHP de istiyor, HDP de istiyor, AK PARTİ de istiyor. Neyine itiraz ediyoruz?

İkinci değişiklik 75'inci maddede yapılıyor. Milletvekili sayısı 550'den 600'e çıkıyor. Milletin vekillerinin sayısının artması, milletin daha fazla temsil imkânına sahip olmasının kime ne zararı var?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Mecliste oturacak yer yok Başbakanım.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - 76'ncı maddede değişiklik yapıyoruz. Ne değişikliği yapıyoruz? Seçilme yaşını 25'ten 18'e indiriyoruz. Seçerken "Gelin gençler, bizi seçin." diye çağırıyoruz, "Biz de seçilmek istiyoruz." deyince "Yok canım, siz daha küçüksünüz, bekleyin bakalım." (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar) Böyle iş olmaz. Seçen, aynı zamanda da seçilecek ehliyete sahiptir. Gençlerimizden korkmayalım, endişe etmeyelim; gençlerimiz geleceğimizdir arkadaşlar, tabii ki gençlerimize fırsat vereceğiz. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

4'üncü maddede ne diyoruz? Meclis seçimi ve Cumhurbaşkanı seçimi aynı anda, beş yılda bir yapılsın. Biliyorsunuz, Meclis seçimleri beş yılda bir yapılıyordu, yine 2007'de yaşanan krizden sonra dört yıla indirdik. Hükûmet olanlar, icraatın içinde olanlar bunun ne kadar yanlış olduğunu bilirler. Bir seçime giriyorsunuz, seçim oluyor, hükûmetin kurulması, güvenoyu alması, iş başı yapması altı ay, kaldı üç buçuk yıl. Başlıyorsunuz brifingler almaya, projeleri tanımaya, ondan sonra gidiyor bir yıl. Bir yıl da planlamasını yapıyorsunuz, projeleri uygulamaya kalkıyorsunuz, etti iki buçuk yıl. Efendime söyleyeyim, ondan sonra "Hadi seçime gidelim." diye muhalefet başlıyor.

AYTUĞ ATICI (Mersin) - Siz yaptınız.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ve sonunda da zamanında bile seçime gitseniz... Biz gittiğimiz her seçimde mecburiyet olmadan gitmedik. Ne zaman ki sıkıştırdılar, vesayet odakları kafayı çıkardılar o zaman seçime gittik. Milletin hakemliğinin her şeyin üzerinde olduğunu kabul ederek böyle davrandık. Yani, altı ay önce, altı ay sonra, bir yıl gidiyor kafadan, geriye kalıyor üç yıl. Üç yılda büyük bir projeyi bitiremezsiniz. Dolayısıyla, beş yıl hem Meclis hem hükûmet... Yani, cumhurbaşkanlığı seçiminin beş yıl olması icraatların devamlılığı açısından daha güzel olacak, Meclisin de yasama ve denetleme görevini çok daha rahat yapmasına imkân sağlayacak.

İki seçim aynı anda yapılıyor, bu da güzel bir şey. Vatandaş gelecek beş yılı nasıl planlayacağına karar veriyor. Hatırlayın, siyasette vatandaş hiç hata yapmadı. Siyasetçi hata yapabilir, bizler hata yapabiliriz ama vatandaşın bugüne kadar hiçbir hata yaptığını görmedim. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar) Onun için, arkadaşlar, vatandaşa güvenelim, vatandaşın kararına "Başımız gözümüz üstüne." deyip itaat edelim. İtaat et, rahat et. Vatandaşa itaat et, rahat et. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bir başka değişiklik mevcut Anayasa'nın 87'nci maddesinde yapılıyor. Bu madde nedir? Meclisin görevlerini düzenliyor. Meclisin görevleri önceki anayasada da var, bunda da var. Sayın Parsak açıkladı, değişen bir tek gensoru var, bir de sözlü soru var ama hükûmet sistemi değişiyor; bakanlar artık milletvekili değil, Cumhurbaşkanı halkın oylarıyla seçiliyor, Meclise hesap verme yöntemleri devam ediyor ama sistemin gereği gensoru müessesine ihtiyaç kalmıyor, güvenoyuna ihtiyaç kalmıyor çünkü güvenoyunu millet veriyor arkadaşlar, seçimde güvenoyunu veriyor. Güvenoyu vermeyince hükûmet olabilir misiniz? Milletin verdiği güven yetmiyor mu bir de vekillerinden güven alacağız? (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar)

Evet, madde 98'de değişiklik yapılıyor. Meclisin denetim yetkisi aynen devam ediyor, yasama yetkisi de devam ediyor. Cumhurbaşkanlığının adaylığı, görevleri, aday gösterilmesi, kaç dönem için seçileceği, yine 101'inci maddede düzenleniyor, 104'üncü maddede de Cumhurbaşkanının yetkileri kapsamlı bir şekilde sayılıyor, bir bir bir sayılıyor. Sayılan görevleri dışında başka bir yetkisi yok. Her şey açık ve seçik, tereddüde, şüpheye mahal vermeyecek şekilde yazılmış. 105'inci maddede Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu değiştiriliyor, diyor ki: Sen vatandaşın önüne gittin, yetki aldın, vaatlerde bulundun, onları yaptın mı, yapmadın mı? Beş yıl sonra hesabı kim verecek? Tabii ki Cumhurbaşkanı ve ekibi verecek. Onun için de Cumhurbaşkanının herhangi bir suçla, sadece vatana ihanet değil, herhangi bir suçla suçlanmasına imkân verecek düzenlemeyi de yine 105'inci maddede getiriyoruz. Şimdi burada deniyor ki: "Bu geliyor ama öyle bir oran koydunuz ki bu mümkün değil." Mevcut Anayasa'da, arkadaşlar, beşte 3 çoğunluk gerekiyor. Bu düzenlemede üçte 2 çoğunluk gerekiyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Mevcut Anayasa'da dörtte 3.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Evet, dörtte 3 çoğunluk gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Başbakan, müsaadenizle sizin de ek sürenizi veriyorum, lütfen zamanı kullanalım.

Buyurun.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Dörtte 3'ken üçte 2'ye indiriliyor. Yani 413 gerekirken 367'ye düşürülüyor. Hangisi daha büyük? Dörtte 3 mü büyük, üçte 2 mi büyük? Yani... (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ne oldu, yanlış bir şey mi var? 4'te üç... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEVENT GÖK (Ankara) - Yanlış oldu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Millet çok iyi anlıyor Sayın Başbakan, onlar anlamazlar.

LEVENT GÖK (Ankara) - Yanlış oldu. Sayın Başkan, hesap karıştı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - 106'ncı madde neyi değiştiriyor? Cumhurbaşkanının yardımcıları ve onların görevlerini düzenleyen, Anayasa'mıza yeni giren bir madde. Başbakanı, bakanları sistemden çıkarıyor, başbakan yardımcılarını getiriyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Cumhurbaşkanı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Cumhurbaşkanı yardımcılarını getiriyor.

İSMAİL OK (Balıkesir) - Sayın Başbakan, başbakan yardımcısı yok artık.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Başbakan yok. [CHP sıralarından alkışlar(!)] Evet, yok. Ya biz makam, mevki delisi değiliz. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Memleketin geleceği için bir Ali değil bin Ali feda olsun. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından ayakta alkışlar, Komisyon sıralarından alkışlar) Eğer ülkem, milletim kazanacaksa biz kaybedelim. Biz şan şöhret peşinde değiliz. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; Bakanlar Kurulu ve Komisyon sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Uğurlama töreni yapıyorlar Sayın Başbakan, itiraz ediyor musunuz!

BAŞKAN - Uğultuyu keselim sayın milletvekilleri, lütfen.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - 116'ncı maddede Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yenilenmesi düzenleniyor. En çok buna takıldı millet. Efendim, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yenilenme şekli burada güçlerin dengesini esas alıyor. Cumhurbaşkanı seçime götürebilir ama unutmayın, seçime götürdüğü zaman kendisi de gitmek zorunda kalıyor veya Meclis seçime götürebilir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Başbakan, son iki dakikanız.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - ...gittiği zaman kendisi de gitmek zorunda kalıyor. Yani bu sistem... (CHP sıralarından gürültüler)

HAMZA DAĞ (İzmir) - Ayıp ya! Ayıp ya!

METİN KÜLÜNK (İstanbul) - Grubunuza hâkim olun.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Arkadaşlar, bu sistem uzlaşmayı getiriyor, uzlaşmayı. Bu sistem uzlaşmayı getiriyor. Oturun uzlaşın diyorlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Eğer uzlaşmazsanız biriniz giderseniz öbürünüzü de göndeririz diyor. Sistem bu kadar açık. Ve bu artık önümüzde yaşanması muhtemel bütün krizleri ortadan kaldırıyor.

Değerli arkadaşlar, yargıyla ilgili düzenlemelerde de önceki Anayasa'ya göre hiçbir farklılık yok, iyileştirme var. Nedir? HSK'da 7'ye 4 Meclise imkân veriliyor. Meclisin iradesiyle seçim yapılıyor.

Evet, zamanımız dolmak üzere. Şunu söylemek istiyorum: Türkiye bulunduğu bölgede çok önemli sorumluluğu olan bir ülkedir. Türkiye'nin bölgede güçlü olması lazım. Bölgemiz etrafında yapılan planlar açıktır. Ülkemize karşı çok boyutlu, asimetrik bir savaş başlatılmıştır. Bu savaşı başarıyla kazanmanın yolu, güçlü siyasi iktidarın daim olmasıdır, sürekli olmasıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İşte bu anayasayla hem bunu yapacağız hem de ülkemizin 2023 hedeflerini gerçekleştirmek için siyasetin daha da güçlü hâle gelmesini sağlayacağız. Hiç endişe etmeyin, bugün...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın efendim, bir dakika süre veriyorum.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Ben, buna karşı çıkanların, açıkçası ne saikle, hangi nedenle karşı çıkmakta olduklarını anlamakta zorlanıyorum. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Size sahip çıkıyorlar!

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Çünkü bu, herkese açık, kimin kazanacağına siz karar vermiyorsunuz, biz karar vermiyoruz; millet karar veriyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Erzincan'ın Refahiye Kayı köyünden Topal Dursun'un oğlu kalkıyor geliyor bu ülkenin Başbakanı olabiliyorsa CHP'den de bir cumhurbaşkanı olur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biraz fazla çalışın, biraz gayret edin, karşı çıkmayın, nasıl olacağına da kafa yorun.

Hepinize teşekkür ediyorum.

Hayırlı uğurlu olsun. (AK PARTİ, Bakanlar Kurulu ve Komisyon sıralarından ayakta alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Başbakan.