Konu:Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
Yasama Yılı:3
Birleşim:5
Tarih:09/10/2012


TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 328 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin 1'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet tarafından Anayasa Komisyonuna getirilen öneride aynen şöyle ibareler var: "?Mart ayında yaşanan zorlu iklim şartlarının doğurduğu olumsuzluklara dikkat çekerek, seçimin sağlıklı yapılmasının her kesimin ortak talebi olduğunu, propagandanın, seçmene erişiminin kolay olması, rahat ve huzurlu bir ortamda oy kullanılmasının, güvenlik ve yol emniyetinin azami ölçüde sağlanmasının amaçlandığını?" diye bir gerekçe ileri sürülüyor.

Değerli milletvekilleri, bu gerekçeyi ileri sürünce sanki Türkiye Cumhuriyeti'nde değil de başka bir ülkede yaşıyormuşuz, Sibirya'da yaşıyormuşuz gibi bir tabloyla karşı karşıyayız.

Buraya gelmeden evvel dersime çalışarak geldim. Türkiye'deki yerel seçimlerin, son otuz yıldaki yerel seçimlerin tarihlerine baktım, 1977'den bu tarafa doğru olan yerel seçim tarihlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

1977'de 13 Martta yapıldı yerel seçimler. 1984 25 Martta, 1989 yerel seçimleri 27 Martta, 1994 seçimleri 27 Martta, değerli arkadaşlarım, 1999 yerel seçimleri 18 Nisan tarihinde yapıldı, 2004 seçimleri 28 Mart tarihinde yapıldı, 2009 seçimleri 29 Mart tarihinde yapıldı. Bu ne demek? Demek ki yerel seçimler son yirmi beş yıldır Türkiye'de mart ayında ve nisan ayında yapılıyor. Hükûmetin buraya getirdiği gerekçeyi çok haklı bulmadığımı ifade etmek istiyorum ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak daha önce de açıkladığımız gibi bu yasaya muhalefet etmiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, aslında, ben Anayasa Komisyonunun kürsüsünde Başbakan Yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ'ın olmasını ısrarla isterdim. Demin Sayın Tanal bir soru sordu kendisine. Ama Bekir Bozdağ bana Anayasa Komisyonunda cevap vermedi. Soru sordum, dışarı çıktım, dedi ki: "Genel Kurulda cevap vereceğim." orada da vermedi. Sayın Tanal'ın sorusuna da öyle ilginç bir cevap verdi ki?

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu Tasarısı ile ilgili Anayasa Komisyonuna bu tasarı geldiği zaman Sayın Bekir Bozdağ bu Komisyonda bir konuşma yaptı. Bu konuşmayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Dedi ki: "Cumhurbaşkanı Anayasa'da yapılan değişiklikten önceki hukuka göre seçilmiştir." Yani yedi yıllık Cumhurbaşkanlığı seçiminde Sayın Bekir Bozdağ dedi ki: "Yedi yıllık süre için seçilmiştir, o hukuka tabi olması gerekir." Kendi konuşmalarını buradan anlatıyorum: "Kamu hukukunda reformlar geleceğe etki eden sonuçlar doğurur, geçmişe yürütülmez. Cumhurbaşkanı ile ilgili görev süresinin beş yıl olduğunun kabulüyle yedi yıl için seçildiği göz önüne alındığında görev süresi dolmadan fiilen azledilmesi anlamına gelir" dedi Sayın Bekir Bozdağ. Hemen arkasından da -Ben tutunakları okuyorum- şunu söyledi: "Seçimle gelinen görevlerde, seçimi tamamlayan hukuka tabi olunmasının hukuki güvenlik ilkesinin gereği olduğu yönünde yüksek mahkeme kararları bulunmaktadır."

Şimdi değerli arkadaşlarım, hukuk fakültelerinde öğretilen en temel argümanlardan bir tanesi şudur: "Hukuki güvenlik ilkesi"dir yani bir kişi, seçilmiş olduğu makamın hukuki sonuçlarını kestirebilme özelliğini kendi iç dünyasında yaşamalıdır yani hangi tarihte hangi görev için seçilmelidir? Biz Cumhurbaşkanlığı ile ilgili kanun tasarısı Komisyona geldiği zaman Bekir Bozdağ, haklı olarak Sayın Başbakan Yardımcısı, kendine göre bir hukuki argüman buldu, dedi ki: "Sayın Abdullah Gül seçilmiş olduğu tarihte yedi yıllık bir süre için seçilmiştir." Ama şimdi gelinen noktada bu hukuki argümanlara dayanmadan sadece Türkiye'deki hava koşullarını, iklim koşullarını getirerek önümüze koydu. Şimdi, bugün biz CHP Grubunda bir değerlendirme yaptık, Sayın Kesimoğlu'da burada. Ben onun yaptığı hukuki değerlendirmeyi de çok saygıyla karşıladım. Şöyle ki, AKP Grubunun bunu önümüze getirmesinde tek bir hukuki dayanak olabilir o da Anayasa'nın 78'inci maddesidir. Bakın ara seçimlerle ilgili problem ve AKP Grubu içerisindeki üç döneme ilişkin tüzük sınırlaması, muhtemelen bu üç dönem arka arkaya gelen 75 milletvekiliyle ilgili kaygıyı önümüze getirecek ve bundan kaynaklanan kaygıdan dolayı da şu anda getirilen bu Anayasa değişikliği var. Yani ekonomik sorunlar vardır, başka sorunlar da vardır ama gelinen nokta da çok ciddi bir tabloyla karşı karşıyayız. Ben bugün, buraya gelmeden önce Sayın Bozdağ'ın bir cv'sine de baktım, hangi hukuk fakültesini bitirdi diye. Bu hukuki nitelendirmeye girmeden -buradan da Meclis kürsüsünden bir kez daha söylüyorum- bize bir siyasal değerlendirme yaptı, bunu anlayışla karşılıyorum. Kamu hukukunda ve hukuk sistemlerinde veya siyaset biliminde şöyle bir olay vardır: Erken genel seçimi anlayabiliriz ama erken yerel seçimi anlayacak bir terminolojik tanımlamayı ben ne yazık ki bugüne kadar okuyamadım. Demek ki bu da bizim hukuki eksikliğimizdir.

Değerli arkadaşlarım, bu konuda AKP Grubu daha açık bir şekilde, niyetinin ne olduğunu bize açıkça söylerse bu konuda daha açık oluruz diye düşünüyorum. Bu konuda mevsim koşullarındaki eksikliğin doğru olmadığına inanıyorum.

Bakın, Bekir Bozdağ konusunda kaygılarımı niye dile getiriyorum, bunu anlatmaya çalışıyorum. Bundan önce de seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında bir kanun tasarısı Anayasa Komisyonuna geldi. Orada da 298 sayılı Kanun'un ilgili maddesinin değiştirilmesine ilişkin, yani 180'inci maddedeki zaman aşımı sürelerine ilişkin, seçim suçlarında 2 yıllık süreyi 6 aya indiriyorlardı. Bu konuda da dedik ki: "Bu bir kısmi aftır, burada problem vardır, bu 6 ayla kimleri kurtarıyorsunuz?". Sayın Bekir Bozdağ -Anayasa Komisyonundaki komisyon görüşmelerinde söyledik- "Hayır, öyle bir şey yapmıyoruz, öyle kimseyi kurtarmak gibi bir niyetimiz yoktur." dedi. Biz de devletin Başbakan Yardımcısına güvendik, "Doğru diyordur." dedik. Burada, tutanakları da getirdim, kendisi tutanaklarda diyor ki: "Hayır, asla öyle bir şey yapmıyoruz, kimseyi kurtarma gayreti içerisinde değiliz." Buradaki tutanaklara göre okuyorum: "Sayın Başkanım, bu konuyla ilgili eğer ayrı bir incelemeye ihtiyaç varsa Genel Kurul aşamasına kadar incelenir. Ben buradan açıklıkla ifade ediyorum ki eğer `Hayır.' denirse, gruplar bunu istemiyorsa `Hayır.' deriz." dedi. Biz de dedik ki: "Herhâlde Başbakan Yardımcısı bunu doğru söylüyor, devletin Başbakan Yardımcısı `Hayır.' diyeceğine göre?" ve devam ediyor: "Eğer gruplarımız `Hayır.' derlerse biz bu maddede ısrar etmeyiz. Onu da ifade edeyim: Çünkü bu işin doğrusu, bu madde bizim bir siyasi düşünceyle ortaya koyduğumuz bir madde değildir." dedi. Hemen arkasından buna inanarak ben de burada bir konuşma yapmıştım. Genel Kurula geldiği zaman -Nevzat Bey de iyi hatırlar- Genel Kurulda bu madde konuşuluyorken bana laf atıldı arkadaşlar. Dediler ki: "Bütün parti grupları anlaşma yaptılar, altında imzaları var. Bu 2 yıllık zaman aşımıyla ilgili, kısmi af yaratan, muhtemelen 2011 seçimlerindeki seçim suçlarına ilişkin yargılanan kişilerle alakalı problemdeki bu ilgili maddedeki 2 yıllık süreyi 6 aya çeken yasal düzenlemeyi geri çektik." AKP Grubu, Ayşe Nur Bahçekapılı ve arkadaşları; CHP Grubu, diğer grupların hepsi altına imza attılar, bakın buradalar. Biz de bunların samimiyetine inandık, dedik ki: "Allah Allah, biz de yanlış yapmışız, demek ki burada bizim dediğimize gerek yokmuş, bunu geri çektiler." Geri çektiler ve öyle evlerimize gittik. Aradan bir zaman geçti, temmuzun sonlarına doğru bir baktık ki arkadaşlar torba yasa geliyor. Torba yasada, ilgili madde üzerinde de Aydın Milletvekilimiz Bülent Tezcan konuşuyorken arka sıralarda fark ettim, bir baktım ki torba yasaya arada iliştirilmiş. Torba yasaya bir de baktık ki 298 sayılı seçimlere ilişkin Yasa'da, o 180'inci maddede 2 yıllık süreyi 6 aya indirmişler.

Bugün Adalet Bakanına soru sordum değerli arkadaşlarım. Soruya eğer normal cevap vermezse? Normal yani soruyu geçiştirebilir de. Kimlerin nasıl bu şeyden yararlandığına ilişkin, hangi kovuşturmaların kimler hakkında yapıldığına ilişkin ayrıntılı soru sordum. İnşallah bu konuda Sayın Bakan bize bilgi verir. Kimin kurtarıldığını merak ediyorum değerli arkadaşlarım. Bunun peşinen takipçisiyim, Sayın Bakanın vermiş olduğu cevaba göre bunu yapacağız.

Bu değerlendirmeleri neden yaptım? Burada bir samimiyetsizlik olduğuna inanıyorum. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti'nin son yirmi beş otuz yıl içerisinde yapmış olduğu bütün seçimleri hangi koşullar ve hangi hava durumu içerisinde yaptığını ayrıntılarıyla ortaya koyduk. Yirmi-yirmi beş yıldır bu seçimler mart ayında yapılıyor ama sizin öyle bir argümanınız var ki hukukla siyaseti karşı karşıya getirdiğiniz zaman, meydanlara çıktığınız zaman bu hukuki çekincelerimizi anlatacağımız, halka anlatacağımız bir şeyde bir şey koyacaksınız ortaya, "Seçimden kaçıyorsunuz." diye. O nedenle, bütün bu hukuk ayıplarına rağmen, bütün bu hukuk cinayetine rağmen, bu hukukun ırzına geçilmiş olmasına rağmen biz bu getirmiş olduğunuz bu seçime ilişkin şeye "Hayır." demiyoruz değerli arkadaşlarım. Ben sadece hukukla ilgili bir tespitte bulunmak istiyorum yani hani derler ya "Hukuk herkese bir gün lazım olabilir." diye. İşinize geldiği zaman Cumhurbaşkanlığına ilişkin, yedi yıla ilişkin sürede "Vay, efendim, hukuka güven ilkesidir. Cumhurbaşkanı seçildiği tarihte yedi yıllık süre için seçilmiştir. Biz bunu aşamayız, Alman öğretisinde buna `sürpriz öğreti yasağı' diyoruz, `Kişi seçilmiş olduğu dönemin hukukuna tabidir.' diyoruz?" Şimdi gelinen noktada Sayın Bekir Bozdağ bir hukukçu değil de bir ziraat mühendisiymiş gibi hava koşulları, yok öyledir, böyledir diye bir değerlendirmede bulunuyor. Bunu bir hukukçuya yakıştıramıyorum. Bir siyasetçiye yakıştırabilirim ama asla bir hukukçuya yakıştıramıyorum. İşinize geldiği zaman "Seçimleri öne alalım.", işinize gelmediği zaman "Seçimleri sonraya alalım." diye?

Buradaki değerlendirmenin? Grup başkan vekillerimiz de dinliyorlar. Anayasa'nın 78'inci maddesini lütfen not alın, inşallah önümüzdeki yıl ben bu konuşmayı tekrar yapıp bu konuşma tutanaklarını size hatırlatmam. Bir ara seçim gerçeğini getireceksiniz. Ara seçim gerçeğinde de AKP Grubu içerisindeki büyükşehir belediye başkanlığına aday göstermiş olduğunuz kişileri başka türlü bu siyasi polemikten nasıl kurtararak aday yapabiliriz diye bu fiilî durumu ortaya koyacaksınız, bunu hep beraber göreceğiz. Eğer ben bu konuda yanılırsam gelip bu kürsüden sizlerden özür dileyeceğim ama eğer bu konunun doğruluğu ortaya çıkarsa AKP Grubu olarak sizler ne yapacaksınız onu merak ediyorum değerli arkadaşlarım.

O nedenle, önümüzdeki süreç içerisinde yerel seçimlere ilişkin bu kaygılarımızı dile getirmiş olmamıza rağmen, bu hukuki eksikliklere rağmen siyasi durumun gerekliliğini, fiilî durumun gerekliliğini de ortaya koyarak buna muhalefet etmediğimizi bir kere daha belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.