Konu:Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:50
Tarih:04/01/2017


Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 446 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, kanunun öyle bir adı var ki kapağa sığmadığı için bir uyanıklık yapılmış, "bazı kanunlar" denmiş. "Bazı kanun" dediği kaç tane kanun? 19 tane kanunu toplamışlar bir torbaya koymuşlar, adı olmuş "torba kanun", "çuval kanun." İsmi sayfaya, kapağa yetişmediği için de "bazı kanunlar" demiş geçmişler. İçinde emeklilerden yat ve kotra sahiplerine, vergilerden öğrenci yurtlarına, bankacılıktan kentsel dönüşüme ne isterseniz var. Değerli arkadaşlar, böyle kanun yapılmaz.

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Kes kelalaka.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Biz milletvekiliyiz, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi; yasama kalitesi çok önemli. Bir kanun bir duvar gibi, bir maddesini çektiğinizde bir tuğlasını çekmiş gibi oluyorsunuz. Şimdi, o duvarın tamamını düşünmeden bir tuğlasını çektiğinizde yarın o duvar yıkılıveriyor. Ondan sonra bir torba kanun 5 tane torba kanun daha getiriyor. Ondan sonra da kalitesiz, niteliksiz bir yönetim ortaya çıkıyor.

Şimdi, bakın, Sayın Maliye Bakanı konuştu. Emeklilerle alakalı bir düzenleme var, bütçeden emeklilere bir şey ödenecek gibi görünüyor. Sanmayın ki Hükûmet çok istedi de emeklilere bir şey veriyor. Anayasa Mahkemesi bir karar verdi. Şöyleydi, eskiden emekli ikramiyesinde otuz yılın üzerinde kimse para alamıyordu. Emekli ikramiyesi otuz yıl üzerinden ödeniyordu, ister kırk yıl çalış ister kırk beş yıl çalış. Anayasa Mahkemesi dedi ki: Yazıktır, ayıptır; bu adam kırk çalıştıysa kırk yıl üzerinden öde. Böyle bir karar verince kanun çıkarmak zorunda kaldılar, geçmişteki emeklilere para ödeyecekler. 1980'de, 1990'da, 2000'de emekli olmuş tüm emeklilere para verilecek ama Sayın Maliye Bakanı "Emekliye faiz vermem. Bu memur maaşı zamlarından yararlandırmam." diyor. Emekliye faiz vermemesinin sebebi "Faiz ve riba haramdır." fikri falan değil çünkü her tarafa faiz veriyorlar. Kendisi emekliden alacaklı olduğu zaman, üç gün ödemezse gırtlağını sıkıp faiz alıyor ama emekliye tek kuruş faiz yok. Öyleydi ki 50 kuruş ile 1 lira arasında ödeme yapılacak yerler vardı da, Allah'tan muhalefet isyan etti, bir 50 liralık alt bant geldi; emekliye verilecek para bu. Emekliye verilmeyen nereye veriliyor? Yat sahibine, kotra sahibine, gemicik sahiplerine vergi yok, resim yok, harç yok. Neymiş? Bunlar uluslararası alanda geziyorlarmış, Türkiye'ye getireceklermiş. Zaten bir gemicilik düşkünlüğü söz konusu, bir gemicik düşkünlüğü söz konusu. Biz de biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti'ni en üstte yönetenlerin çocuklarının çoğu bu gemicilik işleriyle iştigal ediyorlar. Çok da başarılılar, maşallah diyeceğim ama keşke kamunun parmağı oralarda olmasaydı da başarıları kendi yeteneklerinden olmuş olsaydı.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, torba kanun... Mesela torba kanunda bir madde: Belediyelerin arsa ve arazi satışları, eskiden, iki yıl kalmak kaydıyla KDV'den istisnaydı. Şimdi bu iki yıl şartını kaldırdılar yani bir gün alsa, bir gün satsa, emlakçılık yapsa, belediye ve belediyelerle birlikte iş yapan özel şirketler KDV ödemeyecek. E şimdi, özel sektörde inşaatçılar kan ağlıyor, inşaat sektörü çökmüş durumda, onların hepsi yüzde 8 KDV ödeyecek ama belediye ve belediyeyle iş yapan şirketler de kentsel dönüşüm işlerinde belediyeler KDV ödemeyecek. Ya, böyle bir adalet olur mu değerli arkadaşlar ya? O zaman herkese kaldırın. Madem bu KDV kötü, kefende bile KDV alıyorsunuz, herkesten kaldırın. Bu nedir yani belediye ve saz arkadaşlarına getirdiğiniz bu istisnalar?

Şimdi, getirmişler vergi muafiyeti. Kime? Eğitim vakıflarına. Hazine arazileri kırk dokuz yıllığına karşılıksız, bedelsiz bu vakıflara verilecek, özel eğitim vakıflarına. Kim var arasında? Ensar Vakfı var, TÜRGEV vakfı var, diğer vakıflar da var ama diyoruz ki, kardeşim, eşit davranmıyorsunuz. Maliye Bakanına Komisyonda üç buçuk saat söyledik, hangi vakfa ne verdiğinizi açıklayın, açıklayamıyorlar. Devletin millî eğitim politikası bu vakıflara emanet edildi, sonra tecavüz olayları patladı, yüzümüz kızardı.

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Yandık...

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Ciğerimiz yandı. Aladağ'daki yangında küçücük kız çocukları yandılar. Ya, bu, devletin işi arkadaşlar. Bu devlete bu yüzden vergi veriyoruz biz, okul yapsın, yurt yapsın diye, çocuklarımızı devlete emanet edelim diye. Ama siz sevdiğiniz bazı vakıflar üzerinden -onu da Fetullahçılardan öğrendiniz, şimdiye kadar o altın nesil diye Anadolu'nun en fakir, en başarılı çocuklarını Fetullahçılara emanet ettiniz, bugün hepsine "Terörist." diyorsunuz kendiniz- şimdi, aynı hatayı kendi vakıflarınızdan yapıyorsunuz. Yapmayın, devlet yapsın bu işi, devleti siz yönetiyorsunuz. Devletten bu kadar çekinmeyin. Niye özel vakıflara şey yapıyorsunuz?

Bununla sınırlı değil, bir TOKİ operasyonu var. Şimdi, Sayın Bakan diyor ki: "Bizim en başarılı olduğumuz yer bankacılık." Orada çok başarılısınız yabancı bankalara korkunç fahiş faizler ödediğiniz için. Bir de kamu mali yönetimiymiş.

Bakın şimdi, düzenlemeye bakın. Şimdi, bu TOKİ... Emlak Bankası vardı, Emlak Bankasında bizim çok kıymetli arsa, arazilerimiz vardı. Bu Emlak Bankasındaki arsa, arazileri aldılar içinden, götürdüler Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığına TOKİ'ye devrettiler, Emlak Bankası çulsuz kaldı. Emlak Bankasının borcu var TOKİ'ye, TOKİ'nin Emlak Bankasına, Emlak Bankasının hazineye borcu var 1 katrilyon 200 milyon lira. Şimdi bir hüküm getiriyorlar, bu 1 katrilyon 200 milyon lirayı bütçenin gelir ve gider kalemleriyle ilişkilendirmeksizin -yani bunun adı muhasebe hilesidir- bütçeden buharlaştırıp TOKİ'ye kaynak aktarıyorlar. Yahu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu var, 13/(f) maddesi var, "Böyle gayrisafi yapamazsınız bu işi." diyor. Hani mali disiplin vardı? Siz Parlamentonun bütçe hakkını böyle nasıl alırsınız elinden? Neymiş? Kamu mali yönetimi çok iyiymiş. Yahu, bütçe hakkı yok, bütçe; nasıl böyle bir şey söyleyebiliyorsunuz?

Üstelik, o TOKİ'den aktarılan arsa ve araziler vardı ya -demin dedim hani, Emlak Bankasının içinden çekip aldılar- kimindi onlar? Çalışanlarındı. Konut Edindirme Yardımı var ya, KEY'ler, şimdi bu Hükûmet çıktı, "Biz KEY'leri ödedik, KEY'leri ödedik." Siz sanıyor musunuz ki babasının hayrına ödedi? O, Konut Edindirme Yardımı karşılığı olan arsaların hepsini yandaşlarına peşkeş çektiler. Üstelik, yandaşlarına peşkeş çekerken arsanın fiyatını düşürdüler, yandaşların inşaat maliyetini yükselttiler. 7 projede 774 milyon lira zarar olduğuna ilişkin Sayıştay raporu var. Şimdi, bu projelerin sayısı geldi, 200-220 tane proje var, 10 milyarın üzerinde bir dolandırıcılık söz konusu. Yapanlara uyarı cezası vermişler. Şimdi, diyorlar ki: "Biz kamu mali yönetiminde çok başarılıyız. KEY'leri biz ödedik." Babanızın hayrına mı ödediniz? Adamların arsasını yediniz ki o arsaların değeri 1999 fiyatlarıyla 390 trilyon, bugüne getirseniz 15 katrilyon para eder arsa değerlerini koyduğunuzda üstüne. Dağıtın çalışana. Çalışana 2,5-3 milyar lira KEY parası ödediler, arsalarını iç ettiler. Millete de çıkınca: "Geçmiş hükûmetler sizi soydu, KEY'leri elinizden aldı. Biz getirdik şimdi, sizin KEY'lerinizi ödedik."

Şimdi, getirmişler, bakın, sigorta şeyiyle ilgili bir hüküm var, hüküm şunu söylüyor: Hasar ödemesi sırasında orijinal parça kullanmak zorunda sigorta şirketleri mevcut mevzuat gereğince. Yedek parça veya çıkma parça kullanma hakkı veriyor. Şimdi, bu sigorta şirketlerine bakalım, kimin bu sigorta şirketleri? Yüzde 90'ı yabancıların, değil mi? Sigortalı kim? Yerli ve millî halkımız. Sürekli "yerli ve millî" diyen Hükûmetin kimi koruması lazım? Yerli ve millî, arabasını, evini, hayatını, konutunu sigortalayan insanlarımızı koruması lazım. Kimi koruyor? Yabancı sigorta şirketlerini. Bu yabancı sigorta şirketleri hangi bedeller üzerinden prim toplamış milletten? Orijinal parçalar üzerinden prim toplamış. Tak, bir kanun değiştiriyor, sigorta şirketleri bundan sonra milletin arabası kaza yaptığında yerli veya çıkma parça takacak. Bir de bize şöyle diyorlar: "Siz yerli sanayinin gelişmesini istemiyor musunuz, orijinal sanayinin yanında yan sanayinin gelişmesini?" Yahu, yan sanayiyi, yerli sanayiyi geliştireceksen başka yol mu yok? Bizi mi kandıracaksın sen? Teşvik getir, vergi kolaylığı sağla, bu sanayiyi destekle. Sen sigortalıyı dolandıracaksın, sigorta şirketlerine para aktaracaksın, yabancı sigorta şirketlerine aktaracaksın, "yerli ve millî" diye de bize bunu yutturacaksın. Biz de bunu yuttuk. Milletin bir tane arabası var, araba 2 bin lira, sigorta bedeli 3 bin lira. Şimdi, diyor ki: "Sigorta şirketlerini de korumak zorundayız." Ya, bu sigorta şirketleri 2016 yılının ilk dokuz ayında 1,5 katrilyon kâr etmiş, yüzde 90'ı yabancı. Hani yerli ve millîydiniz, niye yerli ve millî halkı korumuyorsunuz beyler sigorta şirketlerini koruyorsunuz?

Arkadaşlar, böyle kanun yapılmaz. Bakın, 19 tane kanunu bir torbaya getirmişler, vatandaş lehine bir tane hüküm bulamıyorsun. Kredi Garanti Fonu...

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) - Ama sizinkilere anlatıyorsun, bize doğru anlat Sayın Erdoğdu.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Mali yönetim kaliteli ya, 25 milyar lira bütçeden para koymuş. Parlamenterler, bütçe sizin hakkınız. Kaynağı ne bu 25 milyar liranın, nereden kesip koyuyorsun sen buraya? Hiçbir şey söylemiyor. 25 milyar lirayı da nasıl bir düzenbazsa 250 milyar... O kredi alacakmış, o gidecekmiş, bankaya yatıracakmış, buradan koyunlar geçecekmiş, o koyunların yünlerini toplayacaklarmış; 25 milyar, oldu 250 milyar; biz de bunu yuttuk. Nereden koyuyorsun o 25 milyar lirayı, kaynağı ne? Kaynağını koymamış. Ekonomi krize giriyor, Kredi Garanti Fonu -hazine bütün bunların kefili- batarsa ne olacak, nereden keseceksin; eğitimden mi keseceksin, sağlıktan mı keseceksin?

İşte bütün bunları konuşmayalım diye, şu muhalefet on saniye daha çok konuşacak diye torba kanunu getiriyorlar. Demokrasiyi de, hukuku da, adaleti de torbaya koydular; bir gün de sizi torbaya koyarlar.

Hoşça kalın. (CHP sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)