Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:50
Tarih:04/01/2017


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun elektrik kesintileri ile elektrik üretiminde var olan sıkıntıların araştırılması, enerji arz güvenliğinin sağlanması için yapılacakların belirlenmesi amacıyla verdiği önerge üzerine, Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek için söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle önerge sahibi arkadaşları tebrik ediyorum; şu açıdan: Güncel bir konu, burada tartışılmasının önemi var, kayıplar var; bunu da dikkate almak lazım.

Şimdi, özellikle aşırı yağış ve fırtınanın elektrik iletim hattında yol açtığı arızaların giderilmesi, fabrikalara elektrik verilemediği, nakil hattı kopması ve arızaları, fabrikaların üretime ara verdikleri, siber saldırılardan bahsedildiği ifade ediliyor, Hükûmet de bunları gerekçe gösteriyor. Şimdi, meslek odalarının bunu bir plansızlık olarak addettiğinden ve doğal gaz probleminden bahsediliyor. Sektör ile üretimin etkileşimi mutlaka çok önemli. Öncelikle, enerji talebi hızla artıyor. Son on beş, on altı yılda üretim 125 milyar kilovatsaatten 270'e yükseldi. Maliyetini şayet bir tarafa bırakırsanız, bu, büyük bir problem gibi gözükmedi ama problem vardı. Zaman zaman takdir ettiğimizi, kürsülerden enerji politikalarını tenkit etmemize rağmen, ifade ettim. Elektrik enerjisi talebi ve üretimi büyümeden hızlı artıyor, 2000 yılından bu yana ortalama yüzde 5 üretimi ve tüketimi artıyor. Doğal gaz üretiminin elektrik üretimindeki payı 2001 ile 2014 arasında yüzde 40-50, 2015'te yüzde 38, 2016'da yüzde 36'ya düşüyor.

Arz güvenliği enerji üretiminde önemli. Doğal gazda yüzde 98 dışa bağımlığıyız. Arz güvenliği açısından problem gelecekte önemli ve büyük gözüküyor. Bu nedenle, yerli ve yenilenebilir kaynaklara daha çok yönelinmesi lazım. Bu her zaman söyleniliyor, strateji belgelerinde yer alıyor ama istenilen ölçüde gitmiyor, yatırımcının önündeki engeller ortadan kaldırılmıyor. Rüzgâr, jeotermal, güneş yatırımında geçen dönemlerde 5 problem vardı; sektör temsilcileri geldi "Bu 5 problem değişti mi?" dedim, "5 problem aynen duruyor." dediler, benim de söylediğim: "AKP'ye oy vermeye devam edin problemlerle yaşamak istiyorsanız." Bunu net bir şekilde de söyledik. Şimdi, teknik ve hidrolik kaynaklar da kullanmaya gayret ediyoruz, o da tamam. Bu sağlıksız yapıyı ne yapmamız lazım? Tamir etmemiz lazım.

Siz, özelleştirme yaptınız AKP olarak, Hükûmet olarak. Özelleştirmeyi kaynak temini için yaptınız. Sayın Bakan, siz buradasınız. Aslında, özelleştirmenin amacı neydi? Arz güvenliği, rekabet, yatırım, verimliliği artırmak, tüketiciyi memnun etmek. Ama, görüyorum ki yaptığınız özelleştirmelerde özelleştirmenin amacından daha çok, kaynak sağlama amacı öne çıkmış. Elektrik üretim ve dağıtım özelleştirmesinde 2008-2013 yılları arasında dağıtımda işletme hakkı devri yaparak özelleştirme yaptınız, 18 bölgeyi özelleştirdiniz. Elektrik üretiminde kurulu gücü düşük... Şimdi, bu -12,7 milyar dolar- HES'lerle başlayan özelleştirmeler 2012'den itibaren termiklerle devam ediyor; 9,6 milyar dolar, sonra da 3 milyar TL özelleştirme yaptınız. Dağıtımın yüzde 100'ü özel sektör eliyle, üretimin de yüzde 74'ü özel, kalanı kamu... Kalanı dolarla mı yapacaksınız, TL'yle mi yapacaksınız? Şimdi, bunu bir bilmek lazım.

Ben doğal gazdan şikâyetçiyim, böyle bir eziyet olmaz. Hakikaten, müşteri memnuniyeti orada çok sıkıntılı bir hâl almış vaziyette. Dağıtıma da baktığınız zaman kayıp kaçak olayı meydanda; bu, rezalet bir durum.

Şirketler dövizle borçlanıyor, para yetmiyor, kaynak yetiştirmeye çalışıyorlar. 2013'ten bu yana dövizde yaşanan gelişmeler bu şirketleri zora soktu. Bu şirketlerin 2015-2023 arası nakit açığı 7,1 milyar dolar, üstelik 2016 kur farkı da hariç. Bu kur riskine karşı hiçbir önlem alınmamış, zararlar tüketicinin üstünde.

Kayıp kaçaktan sonra bir de batık devri başladı; bu da vatandaşa... Özelleştirmede millete abanmış vaziyettesiniz.

Bankaların kullandırdığı kredi için de ciddi bir risk var. 2023'e kadar bu rakam piyasada konuşuluyor.

Şimdi, bankaların sermayelerine bakın -ilk 10 büyük banka- bir de dağıtım şirketlerinin ödenmiş sermayeleri ne kadar, ona bakın. Çok yüksek sermayeyi buraya yatırttınız. Ne yapıyorsunuz? Yüzde 2-3 kâr marjıyla çalıştırmaya çalışıyorsunuz. Üretim şirketlerinin sermayeleri, dağıtımdan daha az; bu da problemli. En büyük özelleştirmeyle parayı alıyorsunuz, şirketler zarar yazmaya başlıyor. Böyle bir şeyin olması mümkün değil. Bu, aynı zamanda bu şirketler bankalardan dövizle borçlandığı için bankacılık sistemini de perişan ediyor, sıkıntıya sokuyor.

Şimdi, biraz önce Baki Bey kardeşimiz söyledi, Mersin'de on gündür bir köye elektrik gitmiyor. "Peki, 'Kaç yılında bu köye elektrik geldi?' diye sorduk." dedi. 1974-1975. "O tarihten beri hiç on gün elektrik kesildiği oldu mu?" Olmamış. Şimdi, nereden olaya bakarsanız bakın mantıklı yaklaşmak lazım. Bunu niçin söylüyorum? Bakım, onarım işlerini ne yaptınız? Özelleştirmeye çalışıyorsunuz, "Maliyeti düşürdük." diyorsunuz, ya kalite... Planlama ne yaptı, düzeldi mi? Planlama yok. Adana işte, kesinti, sıkıntıda; Mersin, kesinti, sıkıntıda. Gerçekten sistem şu anda kalp krizi geçiriyor. Buna çok dikkat etmek lazım. Aksaklık burada. Bunu sadece "İletim hattı koptu." diyerek veya "Yeterli enerji yok, bu soğuktan oldu." diyerek söylemek mümkün. Bir onarım programınız var mıydı? Bu kışın nasıl geldi, bu kışta bununla nasıl karşılaştık; bunların bilinmesi lazım.

Biraz önce bir gazetede baktım, bir saat kesintide 18 milyon TL Türk ekonomisinin kaybı var. Elektrik kesintilerinin sanayiciye vurduğu darbe Türkiye ekonomisini de kuşkusuz sarsıyor. Bütün Türkiye'nin sanayisi bir saat elektriksiz kalsa zararın 18 milyon lira olacağı hesaplanıyor. Şu anda bu çapta bir kesinti yok ama ülke sanayisinin yoğunlaştığı Marmara'daki kesintiler, zararın hiç de azımsanmayacak boyutta olduğunu gösteriyor. Kesintilerin ardındaki sebep araştırılmalı; teknik mi, arıza mı, fiyat yükseltme çabası mı, doğal gaz santrallerinin devre dışı kalması mı, doğal gaz çevrim santrallerinin elektrik üretimindeki payının düşmesi mi? Fakat son iki haftada bu payın önemli ölçüde düştüğü ifade ediliyor. Burada problemler mi var, yoksa doğudan gelen elektriğe aşırı yüklenme mi var? İş dünyası ise kendilerine olağanüstü bir durum yaşandığı bilgisinin verildiği üzerinde duruyor. Şimdi "Kesintinin süresi bildirilse bu kadar kötü etkilenmezdik." diyor sanayici.

Şimdi, bir başka şey: Organize sanayi bölgelerini ikiye, üçe böldünüz. Vatandaş diyor ki: "Elektriği bu sanayi bölgeleri arasında gezdirmeye başladılar." Yetmiyor da ondan. Kesintiler nedeniyle farklı uygulamalarla durumu en hafif şekilde atlatmanın yolları aranıyor.

Biz, bu nedenle zaten bir araştırma önergesini -özellikle özelleştirmeye ilişkin enerji sektöründe- imzaya açtık, sanıyorum bu hafta vereceğiz; onun da gündeme alınması için gayret gösteriyoruz.

Ben yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.