Konu:Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:45
Tarih:22/12/2016


Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, Avrupa'da Alevi emekçilerinin yirmi yıldır uğraştıkları bir kurum var, Yol TV. Yirmi yıldır imece usulü oluşturdukları bu Alevi kurumunun tek bir yayın politikası var. Bu yayın politikası, Alevi inancını ve öğretisinin özgün hâlini ileri kuşaklara aktarma. Sadece duazları, deyişleri, Alevi kültürü ve inancının ritüellerini ileri kuşaklara aktarma konusunda yayın yapan bir televizyon maalesef RTÜK tarafından kapatılıyor. Ve şunu da ifade etmek isterim ki -aslında kendime de yakıştıramıyorum diğer yayınları burada eleştirmeyi- o kadar bu ülke barışını sıkıntıya sokacak yayınlar varken, Alevi inancının ve öğretisinin bir kurumu olan Yol TV'nin kapatılmasını şiddetle kınıyorum ve bu durumun da düzeltilmesini istiyorum.

Değerli milletvekilleri, anayasa tartışmaları elli yılı aşkın bir süredir Türkiye siyasal gündeminin önde gelen konusu olarak karşımıza çıkan bir husus. Kısacası, Türkiye'de hep bir anayasa sorunu oldu, hep var olan anayasa sorununa ilişkin olarak maalesef mevcut koşullar nedeniyle kuvvetler ayrılığına dayanan bir Anayasa değişikliği şu anda mümkün değildir. Bana göre, yani nesnel olarak da bu iktidardan demokratik bir anayasa beklemek boş bir hayaldir. Genel Kurula gelmek üzere Komisyonda görüşülen maddeler, anayasalarda devletin bahşettiği, tam da bu nedenle gerek duyduğunda geri alabildiği haklar ve bu sistemi sürdüren bir yapı öngörmekten öteye gidemedi. Bu son değişiklik önerisi de buna açık bir kanıttır.

Her ekonomi politik gerçeklik gibi, anayasa, devletin temel kuruluşunu, işleyişini, kişilerin hak ve özgürlüklerini düzenleyen ana kanun olarak bir toplum sözleşmesi niteliği taşımaktadır. Anayasaların ideolojisiz olması gerektiği yönündeki genel kabul, sosyal, felsefi, iktisadi yapımızın, toplumsal uzlaşmanın hukuki çatısı olarak da değerlendirilebilir. Bu nedenledir ki, anayasa yapma sürecinin de asli öznesi ve aktörünün toplum olduğu hususu tartışmasız bir durumdur. Eğer gerçekten çoğulcu demokratik bir düzende barış içinde bir arada yaşamak istiyorsak, anayasayı da buna hizmet eden bir toplumsal sözleşme olarak görmek zorundayız. Başka bir deyişle, anayasa yapım sürecine toplumun en geniş ve etkili bir şekilde katılımının sağlanması gerekmektedir. Peki, bu süreçte böyle bir durum söz konusu mu değerli milletvekilleri?

Bakın, şu anda tutuklu olan Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş ne diyordu: "'Gelin, anayasa yapalım.' diyorlar. Eğer karşımızdaki zihniyet bu şekilde bir anlayış olmasa biz bundan mutluluk duyardık. Darbe anayasalarından kurtulmak bizim ideallerimiz arasındadır fakat böyle bir devlet 'Gelin, anayasa yapalım.' dediğinde bin defa düşünmek zorundayız. Bunlar nasıl bir anayasa, nasıl bir özgürlük, nasıl bir demokrasi anlayışıyla anayasa yapacaklar?"

Değerli milletvekilleri, demokratik bir tartışma zemininin olmadığı yerde yeni anayasa çalışması yapılamaz ve bunun anlamı olmaz. Türkiye'nin bugün acil olarak demokratik bir anayasaya ihtiyacı vardır. Demokratik katılımcılığın önünün açılması gerekmektedir. Partimiz bu teklifi onlarca kez yaptı ama hiçbirisinden sonuç alamadı. Çıkarılacak yasalarla ilgili, sivil toplum örgütlerinin katılımının sağlanması, Parlamento dışındaki partilerin katılabileceği, halkın katılabileceği bir demokratik anayasa tartışma sürecini hemen başlatma konusunda çağrılarımız oldu -ve bu çağrıyı yineliyorum- ama dikkate alınmadı bu çağrılarımız. Milletvekili çoğunluğunu esas alan, gerektiğinde referanduma götürme çoğunluğunu elde etme yoluyla yapılan çalışmalar nasıl demokratik bir süreç olarak değerlendirilecektir?

Nasıl bir anayasa toplumda yaşayan tüm bireylerin ilgilendiği bir husustur, genel bir paydada nasıl toplanabilir, şöyle ifade edebiliriz: Anayasa kişisel iktidarı değil, toplumu oluşturan yurttaşların özel ve kolektif temel hak ve özgürlüklerini korumalıdır, insan haklarına ve onuruna saygı duymalıdır. Ayrım gözetmeksizin "eşit yurttaş ve eşit haklar" ilkesiyle toplumsal çoğulculuğu barış ve huzur zemininde buluşturmalıdır. Anayasa tüm bunları güvence altına almalıdır. Yani anayasa her bir yurttaşın hakkını korumak ve güvence altına almak zorundadır, 78 milyon yurttaşa eşit ve aynı gözle bakmalıdır.

Eğer niyet gerçekten demokratik bir anayasa ise öncelikle antidemokratik yasal düzenlemelerin acilen kaldırılması ve demokratik bir anayasa için ilk koşulların sağlanması, gerek anayasa kazanımlarını değersizleştirmek ve öğütmek oyununa da gelmeden bu süreci tamamlamamız lazım diye düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Doğan.