Konu:Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:44
Tarih:21/12/2016


Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yakında Genel Kurula gelecek Anayasa değişikliğine ilişkin görüşlerimi sizle paylaşmak istiyorum.

Uzlaşma kültürü çok zayıf olan ülkemizin, bu olumsuz siyasi iklim ve toplum psikolojisi içinde uzlaşma yoluyla anayasa yapma olasılığı zor da olsa bunu başarmalıdır. Bu konuda hepimizin yoğun bir çaba ortaya koyması gerekmektedir.

Toplumsal bir uzlaşma ile yapılacak bir anayasa ülke barışına ve bir yurttaşlık bilincinin gelişmesine katkıda bulunacaktır. Bu nedenle, süreç başlarken, partilerden, ideolojilerden, tercihlerden bağımsız olarak "Türkiye için nasıl bir anayasa" tartışmasına temel olacak, hepimizin uzlaşacağı objektif ve kapsayıcı bir metin ve de eşit yurttaşlık kriterinin altını çizmeliyiz.

1921, 1924, 1961, 1982 anayasaları ve son dönemde 1982 Anayasası'nda yapılan değişiklikler, maalesef -halkın katılımı sağlanmaksızın- halkın görüşlerini içeren bir toplumsal sözleşme temelinde yapılmamıştır. Var olan bunca değişiklik toplumsal sorunlarımızın çözümü için şimdi elimize bir fırsat ortaya koymaktadır. Kötü günler yaşamamıza rağmen yeni bir toplum sözleşmesi yapma koşulları önümüzde bir şans olarak durmaktadır. Ülkemizde ilk kez toplumu öne koyacak toplumcu bir sivil anayasa yapabilir. Bu anayasanın sivil ve toplumsal yönü ağır ve esas olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bu zamana kadar yapılan tüm anayasalar, bildiğiniz üzere, kentleşme seviyemizin en düşük olduğu seviyelerde, sanayi toplumu özelliklerimizin çok zayıf olduğu dönemlerdeki bir toplum sosyolojisinde yapılmıştır. Günümüzde artık, kentleşme oranı yüzde 74, 2020'deyse yüzde 100'e yakın bir kentleşme oranı beklenmektedir. Yani, bu veriler "nasıl bir toplum" sosyolojisine cevap verecek bir anayasa gereksinimini ortaya çıkarmaktadır. ihtiyaç olan toplum sözleşmemiz, sanayi toplumu yanında, kentleşmiş bir toplumun anayasası olmak zorundadır. Burada belirtmek istediğim husus şudur: Günümüze kadar yapılan tüm anayasa çalışmaları ve anayasaların ekonomi ve sanayisi az gelişmiş ya da gelişme düzeyinde, orta sınıfı zayıf ve yaygın olmayan bir ekonomik sosyolojide yapıldığı konusunda hemfikiriz.

Bugünse koşullar farklıdır değerli milletvekilleri. Anadolu'dan başlayarak, ekonomisi gelişen ve dinamik ve orta sınıflaşan bir Türkiye var artık. Yeni toplum sözleşmesi, orta sınıfı yaygınlaşmış, ekonomik dinamizmi çevreden yani Anadolu'dan başlayan bir toplum sosyolojisine yanıt verecek şekilde olmalıdır. Yaşadığımız koşullar itibariyle bugün uygulanan hükûmet ve devlet politikaları nedeniyle Türkiye aşırı kutuplaşmış, kimlikleşmiş, kimlikler ve farklı olanlar arası genel güveni çok az olan bir sorunla karşı karşıyadır. Yeni anayasa, kutuplaşma ve güven sorunlarına yanıt verebilmeli, birlikte yaşamak kültürünü ve genel güveni güçlendirmelidir. Bu durum da eşit yurttaşlık tanımından geçmektedir. Eşit yurttaşlık konumundan kaçmamalı, aksine eşit yurttaşlık anayasanın temeline işaret etmelidir.

Ayrıca, yine ifade edebileceğimiz diğer bir husus da: Bugün Türkiye, hukuka güvenin çok az, neredeyse sıfırlandığı bir ülke konumundadır. Yeni anayasa her alanda sorunların çözümünde hukuka güveni güçlendirecek nitelikte olmalıdır.

Ülkemizin, içinde olduğu sürecin bir ürünü olarak, uluslararası endekslerin ve araştırmaların gösterdiği gibi, Türkiye demokrasisinin özellikle haklar ve özgürlükler alanında demokrasi performansı çok zayıf; otoriterleşme eğilimlerinin çok güçlü olduğu bir demokrasiyle yönetiliyoruz. Yeni anayasa, sadece yeni ve sivil değil, demokratik anayasa da olmalıdır. Askerî vesayetin zayıflatılması, yerine tamamen ortadan kaldırılması Türkiye demokrasisinin gelişmesine hizmet edecektir. Başka bir deyişle, demokrasi sorununa çözüm bulacak yeni ve sivil anayasa yapımı hedeflenilmelidir. Doksan yıldır Türkiye parlamenter demokrasiyle yönetilmesine rağmen, parlamento ve milletvekilleri işlevsiz ve zayıf olan bir demokrasiye maalesef sahip oldu. Bu soruna, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sorunu da eklendiği zaman, ortaya ciddi bir denge ve denetleme sorunu çıkmıştır. Yeni anayasa, yürütme-yasama-yargı arasındaki denge ve denetleme mekanizmaları güçlü ve milletvekillerini işlevsel yapacak nitelikte olmalıdır.

Neoliberal politikalar nedeniyle Türkiye ekonomisi son beş yıldır orta gelir tuzağı ve ekonomik durgunluk sorunlarını yaşıyor. Kişi başına düşen gelir 10 bin doların ilerisine gitmediği gibi sürekli azalmaktadır. Ekonomik büyüme durmuştur. Bu sorunlar ağırlaşarak devam edecektir.

Yeni anayasa, ekolojik toplum yaşamını esas alan istikrarlı, güçlü, sürdürebilir, çevre dostu ve insani kalkınmaya dayalı olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)