Konu:Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:44
Tarih:21/12/2016


Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ALİ ÖZCAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri ve Sayın Bakan; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun 341 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 2'nci maddesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşma yapmak istiyorum.

Sayın Bakan, ben hep şunu merak ediyorum: Bir gün de bizim bu önergelerimize katılın; ne olur, Allah rızası için bir defa. Ya, bu kadar birbirimize karşı olmayalım. Evvela hiç olmazsa burada bir birlikteliği sağlayalım.

Şimdi, bir anayasa hazırlandı ve diyoruz ki: "Yeni bir anayasa taslağıyla geliyoruz." Şimdi, bu gerçekten bir yeni anayasa mı yoksa Recep Tayyip Erdoğan'ı başkan yapmak için bir anayasa değişikliği mi? Buna bir karar vermek lazım.

Hep konuşuyoruz "Anayasa bir toplumsal uzlaşma metni." diye. Ama öyle mi? Hayır, dayatmayla bir totaliter rejimi getireceğiz, sonra da biz bir diktatörle devleti ve Türkiye'yi dar edeceğiz. Anayasa teklifi içerisinde insan hakları yok ise, temel hak ve özgürlükler yok ise, demokrasi ve eşitlik yoksa bu anayasa toplumsal uzlaşmanın değil, sarayın anayasası olur. Bunu bir kere kabul edelim.

Halk güvence içerisinde olmak istiyor, halk daha etkin ve güçlü bir hâle getirilmek istiyor, fakir ve fukaralıktan kurtulmak istiyor, terörden kurtulmak istiyor; can derdine düşmüş, ülke kan gölüne dönmüş, e biz sarayı güçlendirmek için burada yasayı bir an evvel çıkarma mücadelesi veriyoruz.

Şimdi, halkta şöyle bir laf vardır: "Kasap et derdindedir, koyun da can derdindedir." Biz de şimdi ne derdindeyiz? Halk ekonomik istikrara kavuşmak istiyor, terörden kurtulmak istiyor, fukaralıktan kurtulmak istiyor ama bizim derdimiz Recep Tayyip Erdoğan'ı, sarayı güçlendirmek.

Toplum, huzur için bize bir şey sunmak istiyor, "Ben huzur içerisinde olmak istiyorum, barış içerisinde olmak istiyorum, kardeşlik içerisinde olmak istiyorum." diyor ve bunun da şartı olarak yasamanın, yürütmenin ve yargının ayrı olmasını istiyor. Ama biz ne yapıyoruz? İşte, bunu eğer yaparsak zaten, güçlendirilmiş gerçek bir demokratik rejimi kurmuş olacağız. Ama bizim böyle bir anayasaya ihtiyacımız varken biz ne yapıyoruz? Devlet yönetimini tek bir kişinin tasarrufuna, onun yönetmesine münhasır bir anayasa yapmaya çalışıyoruz. Arkadaşlar, koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kişinin iki dudağı arasında asla olmayacak ve biz, bunu, Recep Tayyip Erdoğan'ın, Sayın Cumhurbaşkanının, demokratik rejim içerisinde, parlamenter rejim içerisinde, anayasal sınırlar içerisinde Cumhurbaşkanlığını kabul edeceğiz ama asla bir diktatör gibi ona başkanlık vermeyeceğiz. E başkanlıktan sonra bir dar bölge sistemi getireceksiniz, sonra kafanıza göre üç beş ili bir araya getirip bir bölge, sonra bir federasyon. Diktatörlerin zaten amacı şudur: Bütünleştirmek değildir, birlik değildir, bütünlük değildir; ayrıştırıp yönetmek, ayrıştırıp yönetmek... Emperyalistlerin de zaten taktiği budur. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, burada, bu konuda Anayasa'ya zaten bu şekliyle...

Şimdi, mesela Anayasa'yı, bırakalım 21 maddeyi, tek bir maddeyi referanduma sunsak -millî irade demiyor muyuz, millî irade- halka desek ki "Recep Tayyip Erdoğan başkan olsun mu, olmasın mı?" Bakalım yüzde kaç oy alacaksınız, bakalım yüzde kaç oy alacaksınız? Ama biz ne yapıyoruz? 21 madde, insanların kafasını karıştırıyoruz.

Şimdi, arkadaşlar, eğitim seviyemiz belli. Şimdi, Millî Eğitim Bakanı, PISA'yla ilgili şöyle bir laf etmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Diyor ki: "Eğer fen liselerini koymuş olsaydım, ben Türkiye üçüncü olacak derdim." E be mübarek Bakan, o zaman fen liseleri yanında niye boyuna imam-hatip yapıyorsun ya?

BAŞKAN - Sayın Özcan, teşekkür ederim.

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Nedir bu kadar sizin ihtirasınız, ihtişamınız ve bunun sevdalısı olmanız? Bunun anlamını, bir türlü, anlamakta zorluk çekiyorum.

BAŞKAN - Sayın Özcan...

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Bittiyse bitti, canın sağ olsun. (CHP sıralarından alkışlar)

Yani parlamenter rejimlerde her zaman diktatör yüzde 28'dir; başkanlık sisteminin de -bu somuttur- yüzde 52'si diktatörlüğe gider. Şimdi, etnik, mezhepsel farklardan dolayı...

BAŞKAN - Sayın Özcan, sürenizi aşıyorsunuz, aştınız, lütfen...

ALİ ÖZCAN (Devamla) - Peki, efendim.

Teşekkür ederim Sayın Başkan, teşekkür ederim milletvekili arkadaşlarım.