Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:43
Tarih:20/12/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ADNAN BOYNUKARA (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizi ve milletimizi oluşturan tüm toplumsal kesimlerin güvenliği için hayatını feda eden, hayatını ortaya koyan, şehit olan herkesi rahmetle anıyorum. Allah tüm insanlığı terör belasından korusun.

Rusya Büyükelçisine yönelik saldırıyı da lanetliyorum. İki ülke yöneticilerinin yapmış olduğu açıklama bu terör saldırısını organize edenlerin planlarını bozmuştur. Bunun çok önemli ve değerli olduğu açıktır.

Değerli milletvekilleri, Meclisin şu an devam eden yasama faaliyetlerini "tek kişinin isteği" şeklinde yorumlamanın, değerlendirmenin doğru olmadığı açıktır. Bir yandan "Kurtuluş Savaşı sırasında Gazi Meclis çalışmıştı." diyeceğiz, diğer yandan şu an devam eden yasama faaliyetlerini küçümseyeceğiz. Bunu anlamak ve kabul etmek doğru bir şey değil. Tartışmayı düzgün bir zemine çekebiliriz, bu anlaşılabilir bir şey. Şu an devam eden bir yasama faaliyeti vardır ama bu yasama faaliyetini tümden yok saymanın doğru olmadığı açıktır.

Son bir yılda yaşadığımız olayları hatırlarsak, özelde Türkiye'nin, genelde ise bölgemizin terör örgütleri üzerinden dizayn edilmek istendiği açıktır, bunu açıkça görürüz; PKK terör örgütü, PKK terör örgütünün üstlenmek istemediği terör saldırılarını üstlenen PKK'nın türevi örgütler, PYD, YPG, DHKP-C, DAİŞ, bunları çoğaltabilirsiniz. Hepimiz açısından, Mecliste bulunan tüm milletvekilleri açısından ifade ediyorum, örgütlerin isminin hiçbir değerinin ve anlamının olmadığına inanıyorum çünkü biz hepsine birden "terör örgütü" diyoruz, terör örgütleriyle mücadele edilmesi gerektiğini ilan ediyoruz ve terör örgütleriyle mücadele ediyoruz.

Terör örgütlerinin hepsi, birbirini besleyen ve aynı düşüncenin ürünü olan tek örgütün, tek anlayışın türevleridir.

Değerli milletvekilleri, terör söz konusu olduğunda yapılması gereken ülkenin ve bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı olan vatandaşların güvenliğini korumaktır. Sivil siyaset yapan tüm partilerin ve siyasetçilerin, bu konunun, üzerinde siyaset yapılacak bir konu olmadığına inandıklarını düşünüyorum. Yaklaşımlarımız ve değerlendirmelerimiz farklı olabilir ama mücadele kararlılığının ortak olduğuna inanıyorum.

Bilmemiz gereken diğer bir konuysa, bu tür terör saldırılarının tek başına olayı gerçekleştiren terör örgütlerinin işi olmadığı gerçeğidir. Bu örgütlerin, bölgemizi dizayn etmek isteyen ülkelere ait istihbarat örgütleri aracılığıyla organize edildiği ve desteklendikleri konusunda kuşkumuz yok, hatta planlamanın da yapıldığına inanıyoruz. Kimi devletlerin açık açık PKK terör örgütüne silah yardımı yapması bunun en somut örneğidir. Türkiye sınırlarına yakın bölgelerde ortaya çıkan PKK, YPG, PYD armalı elbise giymiş ABD askerleri üzerinden de bu mesaj verilmek istendi. Türkiye'nin bölgemizde yapılmak istenen dizayna boyun eğmesi isteniyor. Türkiye bu saldırılar üzerinden hizaya sokulmak isteniyor. Kaosun derinleşmesine sessiz kalmamız bekleniyor. Bakın, Avrupa Birliği Parlamentosu binasında PKK, PYD, YPG adına sergi açılması, bahsettiğimiz bu oyunun tek bir ülkenin işi olmadığının da somut işaretidir. Yani küresel bir kuşatma ve dizayn çabası var, bunu görmekte fayda var.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin, farklı toplumsal kesimlerin taraf olduğu sorunların yaşandığı bir ülke olduğuna inanıyoruz, burada herhangi bir sorumuz yok. Burada asıl konu, bu sorunları nasıl çözeceğimizdir. Toplumsal kesimlerin taraf olduğu sorunları çözme konusunda yapılacak tek şey, ilgili toplum kesimleriyle konuşmaktır. Konuşabildiğimiz müddetçe çözemeyeceğimiz hiçbir sorunun olmadığı açıktır. Bize düşen, terör ile sivil siyaseti birbirinden ayırmak ve konuşmak; silahı ve şiddeti araç hâline getiren kim olursa olsun onunla mücadele etmek ve vatandaşlarımızla da konuşmak.

Değerli milletvekilleri, bu coğrafyada yaşayan hiçbir toplumsal kesimin diğer toplumsal kesimlerle sorununun olduğuna inanmıyorum. Türk'ün Kürt'le, Kürt'ün Türk'le, Alevi'nin Sünni'yle, Hristiyan'ın Müslüman'la hiçbir sorunu yok ancak toplumsal fay hatlarıyla oynamak isteyenler var, sorun çıkarmak isteyenler var, toplumsal kesimlerimizin ve vatandaşlarımızın arasında sorun oluşturmak isteyenler var. Bizim hepimizin, Mecliste grubu bulunan, Meclis dışında olan tüm partilerin buna karşı çıkması lazım. Engel olmalıyız; bu anlayışı, bu yaklaşımı deşifre etmeliyiz, durdurmalıyız. Bunu ise ancak hep birlikte yapabiliriz.

PKK terör örgütü ve türevlerine akıl ve destek veren herkes iyi bilsin ki toplumsal bir çatışma ve ayrışma alanı oluşturamadılar, oluşturamayacaklar, bu coğrafya buna izin vermiyor. İnsanlığın evrensel birikiminden beslenmiş bu coğrafyanın insanları buna izin vermiyor; kendi değerlerine, kendi ilişkilerine, kendi kardeşliklerine sahip çıkıyorlar. Açıkça diyelim ki: "Bu kirli oyundan vazgeçin." ve devam edelim, diyelim ki: "Siz vazgeçseniz de vazgeçmeseniz de biz hep birlikte terörle mücadele edeceğiz."

Değerli milletvekilleri, hakaret ve terörü yüceltme dili olmadığı müddetçe her şeyi konuşabiliriz. Asıl olan meşru zemini korumaktır, terör örgütlerinin gölgesine sığınmamaktır, Türkiye'yi tehdit eden güçlerle iş birliği yapmamaktır, iddialarımızı, düşüncelerimizi, fikirlerimizi, ülkülerimizi demokratik yollarla meşruiyet içerisinde kalarak kamuoyuna aktarmaktır. Ancak meşruiyetin dışına çıkarak, hukuk dışına çıkarak şiddeti araç hâline getirenler halkımızdan, milletimizden hiçbir karşılık bulamayacaklardır. Çünkü türü ne olursa olsun, kime karşı yapılırsa yapılsın şiddetin ve terörün amaçladığı kaos ortamıdır, kaos ise bu ülkenin geleceğine dinamit koymaktır. Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyenlere ise hep birlikte izin vermemeliyiz, karşı çıkmalıyız. Kısacası, terör yol değildir. Biz ortak değerlerimiz konusunda ortak irade geliştirmezsek, bu tutumu sergilemezsek terörün ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Küçük nüanslarla birbirimize karşı sesimizi yükseltirsek teröre destek vermiş oluruz adı ne olursa olsun. Hepimizin bunu iyi bildiğinden eminim ve buna uygun bir tutum geliştirmenin doğru olduğuna inandığınıza inanıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Boynukara.