Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:41
Tarih:15/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin 15'inci maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Yüce heyeti bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

Tabii, yürürlüğü belirli, geçti. Yürütmeyi kimin yapacağı önemli bir olay, o da bu maddeyle detaylandırılmış oluyor.

Şimdi, burada, tabii ki netice itibarıyla son maddesi bütçenin, bir şeyler söylemek lazım genel anlamıyla. Bu işin, öncelikle, ciddi tutulması lazım. Orta vadeli program, orta vadeli mali plan, bütçe çağrısı, yatırım genelgesi; hepsinin aynı gün çıktığı bir altyapısı olan bütçe kanununun çok ciddiye alınır bir tarafı olmaz. Genelgeyi ta eylül, ekimde çıkarıyorsunuz da biliyoruz ki, yatırımların önceden çıkması lazım, sonra genelgenin gelmesi lazım ki herkes hazırlık yapıp gelsin. Bunlar bütçenin basit kuralları. Orta vadeli program, esasen, mayısın sonu, haziranın başında oluyordu. İlgisiz bir yetki kanun hükmünde kararnameyle çıktı -onun hukuku da tartışılır aslında- buna rağmen muhalefet yardımcı da oldu; düzenlendi ama vaktinde buraya getirilemiyor.

Şimdi, şu, 2017 programı; bu, 2017 Yılı Programı Genel Ekonomik Hedefler ve Yatırımlar; şu da Orta Vadeli Program, Temel Makroekonomik ve Mali Hedefler. Bunların içindeki rakamlardan birbiriyle tenakuzlu olanlar var. Hadi bundan geçtim. Sayın Bakan dün millî gelir serisini yenilediniz, evlere şenlik; gelirler bir tarafta, harcamalar bir tarafta. Burada yazdığınız millî gelire oranlar orada çok farklı bir şekle geliyor. Tasarruflar yüzde 13,5'tan yüzde 25'lere geliyor. Harcamalarda farklılık, gelirlerde farklılık... Hiç olmazsa bunun bir zamanlaması olur da açıklamalı ilmihal gibi bir şey yaparsınız, herkes de bunu okur, anlar, mukayese etme imkânı doğar. Biz bu bütçe kanunuyla, bu programla ele güne karşı çıkacağız -hadi bizim uyguladığımız neyse oluyor öyle böyle de- adama diyeceğiz ki: Bizim yatırımımız şu kadar, millî gelire oranı bu kadar, bunun şunu bu kadar. Bir kere söyleyeceksin ki yabancı yatırımcıya istikrarın ötesinde bir de güven telkin edeceksin. Böyle bir şeyi görmüş değiliz, bu son dakika olan bir iş olmaz. Yani bir de tasarruflar millî gelirin yüzde 13,5'undan yüzde 25'ine ertesi gün nasıl çıkıyor, nasıl oluyor bu hesap? Bunu açıklarsınız, herkes bilir, herkes görür, herkes o anlamıyla ne yapar, değerlendirir.

Şimdi, 3 OVP çıkardınız, orta vadeli program, birbirinden arızalı, yakın tarafı yok. Bu bütçede büyüme 2016'da yüzde 3,2'ye düştü, 2017'de 4,4'e çektiniz, bazı bakanlarınız sağda solda hâlâ "5" diye konuşuyor. Tahminleriniz yüksek, 4,5'tan 5'e çıktı.

Şimdi, aynı gün -biraz önce söyledim- yatırım genelgesi, bütçe çağrısı, orta vadeli program, orta vadeli mali plan; Allah ne verdiyse... Orta vadeli program ve bütçe programı, hepsi kadük oldu, bu rakamlar değişti. Yani hesapladığınız ortalama dolar kuru geçti, şu anda 3,5. 2,90'larda olana baktığınız zaman, 3,18'de yaptığınız hesaba baktığınız zaman hiçbir hesabın kitabın tutmayacağını, bunun ortaya konulamayacağını gayet net bir şekilde ifade ediyorum. Neden? Dolar varsayımınız sıkıntılı, bütçe büyüklükleriniz sıkıntılı, millî gelir büyüklüğü hesaplarındaki değişiklik... Şimdi, bütçede 2017 yılında 47 milyar açığa çıkıyorsunuz, oradaki özelleştirmeyi hariç tuttuğunuzda açık 60 milyara çıkıyor. "Enflasyon yüzde 6,5'ta kalacak." diyorsunuz, döviz kurları bir ayda yüzde 15 artmış. Bu yansımadı mı, yansımıyor mu? Yansımak üzere, yansıdı zaten.

Cari açık tekrar burnunu yukarı doğru çevirdi, gidiyor yukarı doğru. Zaten, cari açığın azalması sizin gayretinizden falan olan bir şey değildi. Nedendi? Petrol fiyatlarının azalmasından kaynaklanan bir olaydı büyük ölçüde. Çünkü siz hesabı kitabı da daha önce yüksekken, petrol dışı cari açık, petrol dâhil cari açık diye yapıyordunuz. Şimdi onu da yapacak hâli kalmadı işin.

Kamu maliyesi disiplini kayboluyor. Faiz dışı fazla diyordunuz, en güvendiğiniz, en övündüğünüz alandı, bu negatife döndü, faiz dışı açığa başladı uzun yıllar sonra. Kurdaki hareketlilik, uluslararası ekonomik gelişmeler enflasyonu yukarı çekecek, bu gözüküyor. "Enflasyon burada kalacak." diyorsunuz ama herkes buna inanmıyor. "Bu bütçe, gerçekten, bu iki açığı düzeltecek, büyümeyi sağlayacak." diyordunuz. Şimdi bütçede açık var, cari açık yükseliyor, büyüme de aşağı doğru geliyor. Adım gibi eminim, söylediğine Hükûmetteki bakanlar da inanmıyor. Çünkü onlarla da görüşüyoruz biz, burada da görüşüyoruz, dışarıda da görüşüyoruz, nereye geleceğini biliyor.

Şimdi, tasarrufların yurt içi hasılası dünyada yüzde 25, gelişmişlerde 21,30, gelişmekte olanın diğerinde 31, bizde 13,5'tu. Biraz önce söyledim, Allah razı olsun, evvelki gün TÜİK bu işi halletti, yüzde 25'e çıktı. Aslında, TÜİK'e bir yetki daha vermek lazım, dövize onlar karar vermeli. Çünkü, onlar geriye doğru düzeltiyorlar nasıl olursa ama o imkânları olmuyor baktığınız zaman.

İmalat sanayisi tükenmiş durumda, gerçekten sıkıntılı bir hâli var. Yabancı sermaye girişi 50 milyar dolardan 20 milyar dolara gerilemiş. İşsizlik hedefiniz, geldiğinizden beri biçaresiniz o konuda, hep yüzde 10'ların üzerinde. Tek "digit"e düştüğü nadiren olsa bile, çift "digit"e çok yakın oldu, şimdi 11,5'a geldi. Kaldı ki, bir de orta vadeli programda hiç öngörmüyorsunuz, bu konuda bir düzelme, iyileşme öngörmüyorsunuz. Sokakta 6 milyon işsiz geziyor, OVP'ye göre ben bununla uğraşmayacağım diyorsunuz; bu oran zaten onu gösteriyor. Turizm baş aşağı gitmiş durumda. Zaten Maliye Bakanı burada olsa ona -bir siyasi latife olsun- diyecektim: Siz gelirleri torbayla topluyorsunuz. Hakikaten torba yasa geliyor, anlaşıyorsunuz, öyle topluyor.

Şimdi, yakında her yere birer mültezim atarsınız siz. Kadroları verirsiniz, AKP il başkanlarını da başına atarsınız mültezim, onlar da toplar. Bu iş öyle geliyor, yoksa Vergi Kanunu diye bir şey niye koyuyoruz biz oraya? Torbadan şu kadar alırız, şu kadar veririz, bitiyor.

Adama diyorsun ki: "Sen gel, şu beyanda bulunan matrahını bu kadar artır, geçmiş yıllara ait ben seni incelemeyeceğim." Böyle bir pazarlık olur mu Sayın Bakan? Hakikaten sıkıntılı vatandaş. Gidiyorsun, gırtlağına çöküyorsun "İlla bana şu kadar fazla ver." Bunun anlaşılır bir tarafı yok.

Bakınız, üretim daralıyor. İmalat sanayisinin hem yatırımı hem üretimi sıkıntılı. Şimdi, evvelki gün "Talimatla faiz, seferberlikle kur indiriyorsunuz." diye söyledik. Devlet bankalarının faizlerine narh koydunuz, bunları işte, ne yaptınız, yarışmayın birbirinizle diye. Dolarizasyonu Cumhurbaşkanı gittikten sonra idare edemediniz, herkes dolar hesabı açtırmaya başladı, hakikaten önemli bir kısmı da oraya gitti. Bir de işin garibi kayyumlar var, hani bu atanıyor ya. Kayyumlar bu şirketlerin dolar hesaplarını bozduralım mı, TL'ye çevirelim mi çevirmeyelim mi diye birbirine girdiler, yumruk yumruğa karakolluk oldular, bilmiyorum duydunuz mu? Bir de bu iş çıktı şimdi.

Polis araçları para yok diye köprüden geçemez oldu, onlar da dolarla, yüksek ya, bu da çıktı ortaya, böyle bir sıkıntı var. Allah hayırlısını versin diyoruz.

Zaten süre de bitiyor. İnşallah bütçe hayırlı olur, iyi bir şekilde yürürlüğü devam eder, memlekete de faydalı olur diye düşünüyoruz; hayırlı olmasını diliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.