Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:41
Tarih:15/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖMER SERDAR (Elâzığ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de bugün, bundan sonraki hayatımızda ciddi bir yara olarak kalacak olan Halep'i konuşmak istiyorum.

"Vuruldun, aklıma güller çiçekler geldi.

Vuruldun, aklıma gül bakışlı çocuklar,

Öfke yüzlü kadınlar geldi.

Vuruldun, anlardan o an,

Aklıma birtakım ayetlerin mutlaka kanla okunmaları geldi."

"Umeyr" adlı kuşu ölen Zeyd'e taziyeye giden bir Peygamber'in, torunları sırtında namaz kılan merhamet abidesi bir Peygamber'in ümmetinden kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeden diri diri yakarak öldüren, kendilerini Müslüman olarak adlandıran barbarların, katillerin postallarının altında Halep şu anda.

Ah Halep, kocaman bir kabristana dönmüş Halep, sen neredesin? Onurlarından ödün vermeden ölmeyi becerebilen bir ümmeti sırtında taşıyan Halep, sen neredesin? Dünya arenada katilleri alkışlamaya devam ededursun; şu anda senin semalarında izzetiyle, namusuyla, şerefiyle şehit olmak için gözyaşı dökerek dua eden kadınların feryatlarını taşıyan Halep, sen neredesin? İşkencesiz bir ölümün, namusu kirletilmeden gelecek bir ölümün hasretini taşıyan, her şeye rağmen mazlumların yıkık duvarlarının yanı başında namaza durdukları yer Halep, sen neredesin? Peygamber'in sırtında taşıdığı yetimleri öldürmekten zevk alan alçakların, aşağılık mahlukların kirlettiği yer Halep, sen neredesin? Bizi bağışla. Tarih şahit olsun ki, gökler şahit olsun ki, toprak şahit olsun ki, çöl şahit olsun ki acımasızca öldürülen kimsesiz her bir çocuğun, acımasızca öldürülen kimsesiz her bir kadının, acımasızca öldürülen kimsesiz her bir yaşlının hesabını sormazsak bunun hesabını eninde sonunda tarih bizden soracak. Dünyanın gözü önünde Ebu Gureyb'de Müslümanlara işkence yapan, mümin kadınların namuslarını kirleten vahşi neoconlar ile zalimlikte yarışan ve Halep'te çocukları, kadınları, yaşlıları diri diri yakarken zafer naraları atan münafıklar arasında fark olmadığını gördük. Garip geldik, garip gidiyoruz ey Halep!

"Zulmü engelleyemiyorsanız en azından onu herkese duyurun." diyen Ali Şeriati, keşke uyansan da müstekbir, zalim ve barbar hemşehrilerinin zulümde kâfirlerle nasıl yarıştığını görsen. Şimdi onlar abdestli kocaman sakallarıyla, cübbeleriyle Esed'in arkadaşları oldular. Şehit Hüseyin'i dillerinden düşürmeyenler şimdi, Haşdi Şabi katillerinin eliyle Kerbelâ'ya çevirdi Halep'i. Her fırsatta "büyük şeytan" dedikleri neoconlarla kol kola oldular. Efendimiz "Kim bir kişinin zalim olduğunu bilerek ona yardım etmek üzere zalimle birlikte yürürse İslam'dan dışarı çıkmış olur." buyuruyor ve zulme karşı bizi uyarıyor. Tam da bu yüzden, Türkiye olarak ağır bir sorumluluk altındayız. Çünkü, böyle giderse Batılı ve Doğulu emperyalist mahfillerin desteğinde bir mezhep faşizmi de Kâbe kapılarına kadar dayanacak, bu tehdit altında İslam coğrafyası. Bunun için, Halep sadece bir şehir hatırlatması değil bizlere; çünkü Halep Müslüman kimliğin direnişinin sembolüdür; çünkü Halep, bizim evimiz.

Ey kimsesizlerin sahibi olan Rabb'im, ey mazlumları koruyan ve gözeten Rabb'im, ey mutlak güç ve kudret sahibi Rabb'im, ey merhametlilerin en merhametlisi Rabb'im, Halepli mazlumların çığlığı hakkına, izzeti ve namusu için kâfirlerle karşılaşmadan önce ölmeyi dileyen Halepli kadınlar hakkına, su, yemek ve ilaç bulamadan ölümü beklerken hiçbir şey yapamadıkları için göz bebekleri kuruyan yatalak Halepli yaşlıların duaları hakkına, sen onları koru. Senden başka kimsemiz yok ki bizim. Sen, zalimleri perçeminden yakala ve onları kahrüperişan eyle.

Rabb'im, nasıl bir zamana kaldık? Dünya kör ve sağırı oynuyor. Parçalanmış Müslüman cesetlerini çiğneyerek sevinç çığlıkları atan alçakların, barbarların, lanetlilerin sevinçlerini kursaklarında koy Rabb'im. Sen Ebabil kuşlarınla, görünmeyen ordularınla Ebrehe'nin ordusunu kırdığın gibi bu zalimlerin ordularını kır, onları hezimete uğrat.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER SERDAR (Devamla) - Sayın Başkanım, bir dakika istirham ediyorum.

BAŞKAN - Kimseye vermedim Sayın Serdar. Bitirin lütfen. Hiç kimseye vermedim, haksızlık olmasın.

ÖMER SERDAR (Devamla) - Ve ey başı koparılan şehit yavru, artık emin ellerdesin, senin yurdunda ekmek de var, su da var, aç da kalmayacaksın, susuz da kalmayacaksın.

Ve ey namuslu şehit olan kadın, artık emin ildesin. Senin yurdunda güvende olacak ve asla ağlamayacaksın çünkü iyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır.

Ve ey Halep halkı, siz kazandınız, herkes kaybetti; hepimiz kaybettik... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Serdar.