Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:41
Tarih:15/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA TACETTİN BAYIR (İzmir) - Yatırım harcamaları başlıklı 9'uncu madde üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış durumdayım.

Bizleri televizyonları başında izleyen değerli yurttaşlarımıza ve yüce Meclisimize saygılarımı ve selamlarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, hatırlayacağınız üzere 9'uncu madde... Daha önce Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesiyle birlikte, iptal ettiği gerekçeyi sizlerle paylaşmak istiyorum önemsediğim için.

"Bütçe hakkı, vergi ve benzeri gelirlerle kamu harcamalarının çeşit ve miktarını belirleme ve onaylama hakkıdır. Bu hak, halk tarafından seçilen temsilcilerden oluşan yasa organına aittir. Bütçe, hükûmetin Meclise karşı temel sorumluluk mekanizmasıdır. Meclis, bütçeyle hükûmete gelir toplama ve gider yapma yetkisi vermekte, uygun kullanılmasını da kesin hesap kanunuyla denetlemektedir.

Yasama organının halk adına kamu gelirlerini toplama ve harcama konusunda sahip olduğu yetkinin, kısmen ilgili bakanlara ya da kurumlara verilerek hiçbir sınırlamaya bağlı olmaksızın geniş yetkiler tanınması, Meclisin sahip olduğu bütçe hakkının, bütçe kanununa bütçe dışı hükümler konularak mevcut kanun hükümlerinin açıkça veya dolaylı olarak değiştirilmesi veya zımnen kaldırılması, bütçe kanuna bütçeyle ilgili olmayan hükümler konulamayacağı ilkesinin ihlalidir."

Anayasa Mahkemesinin bütçe hakkına yani halk tarafından seçilen temsilcilerin oluşturduğu yasama organına ait olan bütçe hakkına aykırı bularak iptal ettiği bir düzenlemede hâlâ ısrar edilmektedir. Yeni anayasayla da Anayasa Mahkemesinin baypas edilmek istendiğini hepimiz biliyoruz.

Bütçeden kamu yatırımları için ayrılan pay son beş yılda artmadı, aksine azaldı. Örneğin, 2011 bütçesinde yüzde 11,97 olan merkezî yönetim bütçesine "sermaye gideri" ve "sermaye transferi" adı altında konulan ödeneğin bütçe harcamaları içerisindeki payının 2016 yılında yüzde 11,60'a indiği tahmin edilirken 2017 yılında 11,95 olacağı öngörülmektedir ancak yatırım tercihlerinde bir yanlışlık söz konusu olmalı ki kamu yatırım harcamalarında gözlenen reel büyüme ne yazık ki özel sektörde yatırımları tetiklemiyor.

Kamu yatırım harcamaları artarken özel sektör yatırımlarının azalması, kamu yatırım projelerinin tercihinde ya büyük hatalar yapıldığını ya gerçekçi olmayan yüksek fiyatlarla yaptırıldığını ya da büyük yolsuzluklar yaptırıldığını akla getiriyor. Bu, şuna benziyor: Örneğin, bir yere liman yapıyorsunuz ancak gemi gelmiyor, köprü yapıyorsunuz ama araba geçmiyor, konut yapıyorsunuz ama alıcısı yok.

Ulaştırma sektöründe gerçekleştirilen projelerde talep kullanım garantisi verilmektedir. Talep gerçekleşmesi projeksiyondan düşükse aradaki fark sözleşmede belirtilen ücretten yani devlet tarafından yatırımcıya ödenmektedir, Osman Gazi Köprüsü'nde olduğu gibi. Bu sözleşmelerde asgari gelir garantisi sağlanmaktadır. 4 ulaştırma projesinde yatırım tutarı 37,2 milyar euro, verilen gelir garantisi ise 22,5 milyar eurodur. Avrasya Tüneli, Üçüncü Boğaz Köprüsü ve Gebze-İzmir Otoyolu, Osman Gazi Köprüsü ve otoyol için verilen borç üstlenim garantisi 8,7 milyar dolardır; Anayasa Mahkemesi bu nedenle bunu iptal etmiştir. Peki, neden böyle oluyor diye baktığımızda, ne yazık ki çok patronlu bir şirket gibi yönetildiğini görüyoruz ülkemizin. Bakan ayrı, Başbakan ayrı, bir de büyük patron var; hepsi ayrı telden çalıyorlar, o zaman sistem doğal olarak çöküyor çünkü Mecliste grubu bulunan siyasi parti milletvekilleri olarak bizler komisyonlarda istediğimiz kadar bu gemiyi doğru yüzdürmeye çalışsak da bizi dikkate almıyorlar.

Bakın, geçenlerde, bu güzel ülkenin Cumhurbaşkanı "Hepiniz karşı oy verseniz ne yazar!" dedi. Bunu kime dedi? Sıkı durun arkadaşlar, toplam ihracatımızın yüzde 45'ini yaptığımız Avrupa Birliğine. Kime dedi? Ülkemizdeki yabancı yatırımların yüzde 73'ünü yapan Avrupa Birliğine, âdeta posta koyar gibi, fırça atar gibi, devlet ciddiyetinden uzak bir üslupla. Hadi ayıklayın şimdi pirincin taşını. Kim ayıklayacak? Ülke ekonomisine katkı koyan, katma değer yaratan sanayici ve iş adamı, tabii ki üretici.

İçim acıyarak söylüyorum: Bir ülkenin idarecisi kendi ülkesinin ekonomisine böyle bomba koyar mı? En iyi müşterisine böyle kötü davranabilir mi? Nasıl üretimi artıracağız? Ürettiğimizi kime satacağız? Üretimi artıramazsak milyonlarca işsizimize nasıl iş bulacağız? Aslında, ekonomiyi yöneten bakanlarımız, bürokratlarımız da bunu çok iyi biliyorlar ama çareleri yok, ses çıkaramıyorlar çünkü büyük patron ne derse o olur; kimin vekil, kimin bakan, kimin rektör, kimin vali olacağına o karar verir, hatta dolar kurunun ne olacağına bile o karar verir. 3,51'ken çıkar konuşur, "Bozdurun yastıkaltındaki dolarları." der ama yetmez, dolar bugün 3,54. Seçim öncesinde "İstikrar için bize oy verin." diyenler, insanları kandırırlar ama sonra çıkar, "Kandırıldık." derler. Bazen Rusya'ya, bazen Avrupa Birliğine, bazen Amerika'ya, bunlar inandırıcı olmazsa bazen de 15 Temmuz darbesini ısıtıp önümüze koyarak ekonomideki çöküşü buna bağlarlar, sanki o ülkelerle ilişkileri kendileri bozmamışlar gibi, sanki 15 Temmuz darbecileriyle eskiden kol kola girmemişler gibi, onları devlet içinde o kadrolara kendileri yerleştirmemişler gibi. Bırakalım bu bahaneleri arkadaşlar, halk artık buna inanmıyor, halkı saf yerine koymaktan vazgeçin, halkın aklıyla dalga geçmeyin.

Sahi, on dört yıldır bu ülkeyi kim yönetiyor? Güzel ülkemi bu hâle kimler getirdi? Hafızalarımızı tazeleyelim. Soruyorum: Seçim öncesinde "istikrar" dediniz, istikrar nerede; "demokrasi" dediniz, yargı, demokrasi nerede; "insan hakları" dediniz, özgürlükler nerede; "Terör bitecek." dediniz, barış ve çözüm nerede? Soruyorum: "Çağdaş eğitim" dediniz, öğretmenlerimiz nerede; "emekliye ikramiye" dediniz, emekli maaşı nerede; "özgür medya" dediniz, gazetecilerimiz nerede; "Yoksulluk bitecek." dediniz, zenginlik nerede? Dilenen insanlar ülkesi olduk. Soruyorum: "Dış politikada itibar" dediniz, itibarımız nerede; "tarımda kalkınma" dediniz, köylü, çiftçi nerede; "emek, asgari ücret" dediniz, işçimiz ne hâlde; "Türk Silahlı Kuvvetleri" dediniz, askerlerimizin istikbali ne hâlde, nerede; "fedakâr polisimiz" dediniz, polislerimiz şimdi nerede; "üretim, sanayicimiz" dediniz, üretimimiz ne hâlde? Sahi, Başbakan nerede? Bakanlar, yürütme nerede? "Güçlü Hükûmet" dediniz, sahi, Hükûmet nerede?

On dört yılda doğru olarak söylediğiniz tek bir şey vardı bütün halkın onayladığı: "Tulumbanın suyu bitti." dediniz; sahi, tulumba nerede, su nerede, hatta tulumbacı nerede?

Bu nedenle, biz bu bütçeye ret oyu vereceğiz. Tulumbanın suyunun nerede olduğunu sorana da söyleyecek kısa bir ifadem var: Biraz araştırırsanız, 17-25 yolsuzluğunda hortumlayanların orada tulumbanın suyunu bulabilirsiniz, 17-25 Aralıkta bulabilirsiniz tulumbanın suyunu. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu bütçeye ret oyu vereceğimizi ifade ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.