Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:40
Tarih:14/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığı ve bağlı kuruluşların 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'yla ilgili görüşlerimi ifade etmek üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum. Sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, 2017 yılı merkezî yönetim bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini Rabb'imden niyaz ediyorum.

Yoğun bir bütçe dönemi geçiriyoruz, son günlere geldik. Gerek global ekonomide gerekse Türkiye ekonomisinde doğal olarak önemli gelişmelerin de yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Özellikle küresel ekonomideki son dönemde ortaya çıkan oynaklıklar bütün gelişmekte olan ülkeler üzerinde etkide bulunduğu gibi Türkiye ekonomisi üzerinde de tabii ki doğal olarak etkide bulunmaktadır. Tabii, hükûmet olarak bugüne kadar, gerek global ekonomide meydana gelen gelişmelere karşı gerekse kendi ekonomimizde ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak üzere çok sayıda düzenleme yaptık, tedbirler aldık, reform niteliğinde düzenlemeleri Meclisimizden tek tek geçirdik.

Bugün yapılan görüşmelerde, özellikle son dönemde bir reform yapılmadığı, bir yasal düzenleme yapılmadığı şeklinde birtakım değerlendirmelerde bulunuldu. Ben kısaca, gerek 64'üncü Hükûmet döneminde gerekse 65'inci Hükûmet döneminde ekonomiyle ilgili hem yatırımı hem üretimi hem ihracatı hem de istihdamı artırmak ve ülkemizin 2023 vizyonu çerçevesinde hedeflerine ulaşması için hangi düzenlemeleri yaptık, başlıkları itibarıyla sizlerle paylaşmayı da elzem görüyorum, bunu da başta ifade edeyim.

Özellikle ekonomik ortamda, ekonomik ortamın iyileştirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi, hukuk devletinin güçlendirilmesi ve kalkınmanın bileşenlerini oluşturan temel ekonomik faktörlere ilişkin kapsamlı düzenlemelerin yapılması bu dönemin temel özelliği olmuştur. Yapmış olduğumuz düzenlemeleri kısa kısa sizlerle paylaşmak istiyorum.

Makine ve teçhizat yatırımlarının finansmanında kullanılan kredilere banka sigorta muameleleri istisnasını bu dönemde getirdik, son bir yılda.

Yeni iş kuran gençlerimizin üç yıl boyunca 75 bin liraya kadar oluşan kazançlarına gelir vergisi istisnası getirdik.

Tarım kesiminde üretim maliyetlerini aşağıya çekmek amacıyla hem yemde hem de gübrede KDV'yi yine bu dönemde kaldırdık.

Biliyorsunuz, son bir yıl içerisinde yapmış olduğumuz yasal düzenlemelerle AR-GE teşvikleri konusunda âdeta "ikinci nesil AR-GE reformları" diyebileceğimiz düzenlemeleri tek tek hayata geçirdik. Bu kapsamda, özellikle tasarım faaliyetlerini AR-GE teşviklerinin kapsamına almış olmamız son derece önemli. Tasarım faaliyetlerini de aynen AR-GE faaliyetleri gibi teşvik sisteminin içerisine dâhil ettik. Nitelikli AR-GE ve tasarım yapan AR-GE şirketlerine yüzde 50 daha fazla istisna imkânı getirdik.

AR-GE merkezlerinde çalışacak asgari personel sayısını bu dönemde 30'dan 15'e düşürdük.

AR-GE ve tasarım projeleri için ithal edilen eşyaya gümrük vergisi, fon, damga vergisi ve harç istisnasını yine bu dönemde getirdik.

Türkiye özellikle 2002 yılından bu tarafa başlamış olduğu temel reformlarla bölgesinde gerçekten bir cazibe merkezi ülke konumuna geldi. Bu konuda Türkiye'yi özellikle bölgesinde global şirketlerin yönetim merkezlerini kurduğu bir merkez üssü hâline getirmek istiyoruz. Bu amaçla, bölgesel yönetim merkezlerine ilişkin kazanç istisnası getirdik. Bölgesel yönetim merkezlerinde çalışan personele ücret kazancı istisnasını yine bu dönemde sağladık.

Yine, ülkemizin sahip olduğu nitelikli insan kaynağı, hizmet sektöründe sahip olduğumuz avantajları kullanmak suretiyle, gerek bilişim sektöründe gerek sağlık sektöründe gerekse özellikle servis sektöründe olmak üzere Türkiye'de hizmet ihracatının kapsamını genişlettik ve hizmet ihracatına sağlanan yüzde 50 kazanç istisnasını bu dönemde daha da genişlettik.

Yine bu dönemde yaptığımız düzenlemelerden bir kısmı da finans sektörüne ilişkin düzenlemelerdi. Özellikle finans sektörünün üzerindeki dolaylı vergi yükünün azaltılmasını, işlem maliyetlerinin aşağıya çekilmesini ve bu arada, özellikle finans sektöründe faaliyette bulunan bütün işletmelerin, bütün finans kurumlarının vergi kanunları karşısında eşit muameleye sahip olabilmelerini sağlayacak düzenlemeleri hayata geçirdik. Özellikle finans kurumları ve finansal ürünler üzerindeki vergi yüklerini eşitledik, önemli sadeleştirmeleri bu dönemde hayata geçirdik.

Yine, çok sıklıkla ifade edilen damga vergisi ve Harç Kanunu'nda da bu dönemde önemli değişiklikler yaptık. Biliyorsunuz damga vergisi hayatımızın her alanında var, özellikle sözleşmeler üzerinde yaygın bir şekilde damga vergisi uygulaması var. Yine, bu dönemde yapmış olduğumuz düzenlemelerle damga vergisinde belki de en önemli olan her nüshadan vergi alma hususunu kaldırdık. Birçok konuda; yatırımın, üretimin, ihracatın ve istihdamın üzerinde yük oluşturan damga vergisi uygulamalarını yine bu dönemde kaldırdık.

Yine, tasarrufların teşvik edilmesi için bu dönemde önemli vergisel düzenlemeler yaptık. Gerek bireysel emeklilik sistemi gerekse birikimli hayat sigortalarında daha uzun vadeli tasarrufu teşvik edecek şekilde vergisel düzenlemeler yaptık.

Isı yalıtımı ve enerji tasarrufuna yönelik harcamaları doğrudan doğruya ticari kazançtan gider olarak indirme imkânını bu dönemde getirdik.

Yine, vatandaşlarımızın sıklıkla ifade ettiği vergi dairesine ayrı beyanname, Sosyal Güvenlik Kurumuna ayrı beyanname verme uygulamasını -inşallah- ortadan kaldıracak yasal düzenlemeyi hayata geçirdik. İşverenlerimiz çalışanlarımız için vergi dairelerine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna verecekleri beyannameleri birleştirecekler, bunu sadece Gelir İdaresi Başkanlığına verme imkânına kavuşacaklar.

Yine, bu dönemde, özellikle 15 Temmuz alçak darbe girişimi sonrasında ekonominin ihtiyaçlarını dikkate alarak hızla -biliyorsunuz- vergi borçlarının yeniden yapılandırılması, varlık barışı ve matrah artırımı kanununu getirdik. Bugün uygulamada uygulama sonuçlarına baktığımız zaman, yapmış olduğumuz düzenlemenin vatandaşlarımız nezdindeki kabulünü de görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Yine, bu dönemde Bilirkişilik Kanunu'nu çıkardık. En son, biliyorsunuz Sayın Başbakanımız açıklamasını yaptı, inşallah 2017 yılında asgari ücret prim desteği uygulamasına devam edeceğiz. Asgari ücret prim desteğine tekabül eden sosyal güvenlik primlerini ocak, şubat ve mart aylarında erteleyeceğiz. Bunlar son derece önemli düzenlemelerdir.

Yine, 2017 yılında imalat sanayisinde, imalat sanayisinde yatırım yapan işletmelerimizin üzerindeki vergi yüklerini azaltıyoruz, KDV iade imkânı getiriyoruz, kurumlar vergisinde getirmiş olduğumuz istisnaların da oranlarını yukarıya çekiyoruz.

Dolayısıyla, son bir yılda yapmış olduğumuz yasal düzenlemeler neticesinde yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı yukarıya çekecek, işletmelerimizin yatırım kararlarında hukuk güvenliğini sağlayacak çok sayıda reform niteliğindeki düzenlemeleri de teker teker hayata geçirmiş olduk.

Bu süreçte özellikle Varlık Barışı Kanunu'na da değinmek istiyorum. Öncelikle açık yüreklilikle şunu ifade edeyim, baştan beri bu kürsüde aynı şeyi söylüyorum: Türkiye olarak, Meclisten geçen, sizin yüksek kabullerinizden geçen Varlık Barışı Kanunu uluslararası normlara uygun bir kanundur. Uluslararası normlar bir yapılandırma kanununda ne istiyorsa bütün şartları taşıyan bir kanundur. Bu kürsüden bu düzenlemenin bütün normlara uygun olduğunu söylediğim zaman bazı arkadaşlarımız, bunun, birtakım normlara aykırı olduğunu söyledi. Doğru, ben de daha sonra OECD'nin, FATF'nin yapmış olduğu değerlendirmeyi kendileriyle paylaştım. Yani en azından bu noktada, Hükûmet olarak yaptığımız değerlendirmelerin uluslararası kuruluşlar tarafından da kabul edilmiş olması ve aynı şekilde düşünülmüş olmasının takdirle karşılanmasını açıkçası bekliyorum. En azından böyle bir hüsnükabulü bekleme hakkımız olduğunu düşünüyorum.

Diğer taraftan, Varlık Barışı Kanunu yürürlüğe girmekle birlikte uygulanması noktasında yatırımcılarımızdan, finans kurumlarımızdan uygulamanın yönlendirilmesine ilişkin değişik talepler var ve o konuda piyasada yatırımcı kuruluşlar, bankalar finans kuruluşlarıyla bir araya geldik ve bütün bu yapılan görüşmelerden hareketle uygulamaya yön vermek, kanunun söylediklerini daha açık bir şekilde düzenlemek üzere bir tebliğ düzenlemesi yaptık. Bugün yine söylüyorum, yapmış olduğumuz tebliğ düzenlemesindeki bütün hususlar uluslararası normlara uygun hususlardır. Kanunun getirdiği hükümlerden farklı bir hüküm ortaya koymamaktadır. Vatandaşlarımız gönül rahatlığıyla yurt dışında sahip oldukları varlıkları; para, döviz, altın menkul kıymet, ülkemize getirebilirler.

Bakın, 2018'den itibaren bütün ülkeler artık birbirleriyle bilgi paylaşımına başlıyorlar. Bugün her ülke ardı ardına bu tür düzenlemeleri yapıyor. Türkiye olarak da böyle bir düzenleme yapmış olmamız zaman olarak doğru bir düzenlemedir. Vatandaşlarımıza şu imkânı veriyoruz: Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, vatandaşlarımız farklı nedenlerle yurt içinde kazandıkları birtakım varlıkları yurt dışında farklı alanlarda değerlendiriyorlar. Bu sadece Türk vatandaşlarına mahsus bir şey mi? Amerika Birleşik Devletleri vatandaşları da yapıyor, İngiltere vatandaşları da yapıyor, Fransa vatandaşları da yapıyor. Dolayısıyla, ülkeler kendi vatandaşlarının varlıklarını ülkelerine çekmek için bu tür düzenlemeler yapıyorlar.

Tebliğde ne demişiz: Varlıklarınızı getirebilirsiniz, istediğiniz gibi tasarruf edebilirsiniz. Bankalara ne demişiz, finans kurumlarına ne demişiz: Vatandaşın bu taleplerini yerine getirin demişiz. Yerine getirirken de belgeye boğmayın. Herhangi bir şekilde bir bildirimin gerçeğe uygun olmaması hâlinde kişinin zaten kanunun sonuçlarından yararlanması mümkün değil.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Bu kadar basit değil ya.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Menkul kıymetlerle ilgili olarak tebliğde yapılan düzenleme menkul kıymetler bakımından sadece bildirim yöntemini tek seçenek olarak ortaya koymuyor. Vatandaşımız dilerse yurt dışındaki hisse senedini, tahvilini fiziken de Türkiye'ye getirebilir. Buradaki bir aracı kuruma depo edebilir, bir hesap açabilir. Sadece burada seçeneklerden bir tanesi olarak bildirimi getiriyoruz. Peki, bunu niye getiriyoruz? Piyasada bankalarla, finans kurumlarıyla, yatırımcılarla oturup konuştuğunuzda ister istemez haklı olarak şu tür talepler gündeme geliyor: Herhangi bir şekilde o ülkedeki saklama kuruluşunda kayıtlı olarak saklı bir varlık var, dolayısıyla kayıt altında olan bir varlık. Zaman zaman gündeme getiriliyor: "Türkiye'ye getirilecek bu varlıklar nereden getirilecek?" Nereden getirilecek? Yurt dışında kayıtlı olan menkul kıymetlerin Türkiye'deki bankalara ve finans kurumlarıyla getirilmesi şeklinde olacak. Dolayısıyla, vatandaşımız müsterih olsun, her türlü varlığını getirsin; hiçbir soruşturma açılmayacak, hiçbir araştırma yapılmayacak, hiçbir inceleme yapılmayacak. Çünkü, biz inanıyoruz ki vatandaş buraya getirip parasını beyan ettiğinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kayıtlı sistemine bunu dâhil ediyor. O andan itibaren sisteme kayıtlı bir para oluyor. Nereden getirecek bunu? Yurt dışındaki bir bankadaki hesaptan getirecek. Yurt dışındaki o bankada, çoğunlukla da coğrafyanın batı tarafında yer alan coğrafyada yani nasıl oluyorsa, orada o para durduğu zaman meşru oluyor, o bankada, o finans kuruluşunda meşru oluyor -bana göre meşrudur, sorun yok- ama o para buraya getirilince ona çok farklı saiklerle, farklı adlarla birtakım isnatlarda bulunuyoruz. Dolayısıyla, ben inanıyorum ki vatandaşlarımızın finans sisteminde hâlihazırda kayıtlı olan, var olan varlıkları bu kanundan yararlanmak suretiyle Türkiye'ye getirilmiş olacak. O açıdan, tebliğ düzenlememiz son derece doğru düzenlemedir. Kanunun geneline ilişkin, kanunun içinde mündemiç olan bütün hususlar açık bir şekilde tebliğde ifade edilmiştir. Ayrıca, bundan önceki çıkan varlık barışı kanunlarındaki düzenlemeler de tek tek dikkate alınmıştır. Onu da özellikle ifade edeyim.

Dolayısıyla, burada Varlık Barışı Kanunu'na -bunu daha önce de ifade ettim- inşallah altı ay süreyle süre uzatımı yapıyoruz. Bu arada, Bakanlık olarak Varlık Barışı Kanunu'yla ilgili de vatandaşlarımıza kanunun getirdiği imkânları tanıtacak şekilde yoğun bir kampanya yürüteceğimizi de buradan ifade edeyim.

Biliyorsunuz, bu arada Yeniden Yapılandırma Kanunu'nun başvuru süreleri bitti, ilk taksit ödemeleri yapıldı. Yaklaşık 12 milyar lira vatandaşlarımız ilk takside karşılık olmak üzere, kasım ayı sonuna kadar ödeme yaptılar, ödemeler devam ediyor, günbegün rakam daha da büyüyor. Bu kanun kapsamında yaklaşık 8 milyon 541 bin 577 başvuru aldık. Ben bunu söylediğim zaman, bir ekmek meselesiyle karşılaştırma yapılıyor, buna da hayret ediyorum. Söylediğimiz şey şudur: Vatandaşımız devletinin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Vatandaşımız, devlet olarak getirmiş olduğumuz Yeniden Yapılandırma Kanunu'na büyük bir teveccüh gösterdi, büyük bir ilgi ve alaka gösterdi. Gerçekten, kasım sonu itibarıyla yoğun bir başvuru aldık. Yani, bunu neye dayanarak söylüyorum? Önceki yeniden yapılandırma kanunlarına baktığımız zaman, sayıları karşılaştırdığımız zaman, bu defa vatandaşımız gerçekten büyük bir ilgi gösterdi. İkinci olarak: Başvurularını yapmanın ötesinde, yoğun bir şekilde de geldi, ilk ödemesini yaptı.

Son gün, tabii ki, tabiatıyla bir yoğunluk oldu; bankalarda yoğunluk oldu, vergi dairelerinde yoğunluk oldu. Vatandaşımız son gün de yeniden yapılandırma ödemesini yapmak üzere, gerçekten, vergi dairelerine akın etti. Biz de gün boyunca, gece geç saatlere kadar vergi dairelerimizi açık tuttuk. "Son bir vatandaşımızın işi bitene kadar hiçbir vergi dairesi kapanmayacak." dedik ve çok memnuniyetle ifade ediyorum ki gece geç saatlere kadar Maliye Bakanlığı personelimiz, gerçekten, büyük, özverili bir çalışma göstererek bu tahsilatları yaptı. Ben huzurlarınızda Bakanlığımın personeline de teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Gerçekten, o gün yoğun bir ilgi ve alaka gösterdiler ve bu başarılı uygulama devam etti.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) - O gece internette sorun vardı, giremediler efendim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Dolayısıyla, burada Yeniden Yapılandırma Kanunu'na vatandaşımızın yoğun ilgisini göstermek üzere ifade ettiğim bir cümlenin maksadından farklı bir noktaya da çekilmemesi gerektiğini özellikle ifade ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sonrası gelmiyor, birinci taksitleri ödüyorlar da sonrasını ödeyemiyorlar.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Bakanlık olarak, kayıt dışı ekonomiyle mücadele konusunda yoğun bir çaba içerisindeyiz. Elektronik devlet uygulamalarını, e-devlet uygulamalarını yoğun bir şekilde kullanıyoruz. Özellikle, tahsilat işlemlerinin verimliliğinin artırılması konusunda, etkinliğinin artırılması konusunda yoğun gayretlerimiz var.

Bakanlığımızın taşınmaz yönetimiyle ilgili genel müdürlüğü olarak Millî Emlak Genel Müdürlüğünde, 2/B arazilerinin satışıyla ilgili çok yoğun bir çalışma devam ediyor. İkinci defa başvuru hakkı verdiğimiz vatandaşların başvurularını tek tek alıyoruz. Dolayısıyla, Bakanlık olarak bir bütün hâlinde kayıt dışı ekonomiyle mücadele ediyoruz. Bütçe disiplinine kararlı bir şekilde, özel önem vererek... İnşallah, 2016 yılında da -yıl sonunda göreceksiniz- bütçeyle ilgili ortaya çıkan dengelerimiz gerçekten Hükûmet olarak bütçe disiplinine karalılıkla devam ettiğimizi açık bir şekilde gösterecek. Bir taraftan bütçe disiplinine dikkat ediyoruz, diğer taraftan da vatandaşımızın ihtiyacı olan aşa, işe, yatırıma, istihdama, üretime ve ihracata her türlü katkıyı veriyoruz; eğitimi daha güzel yapıyoruz, sağlığı daha güzel yapıyoruz. Bütün bu hizmetler yapılırken sonuçta bir taraftan faize ayırdığımız bütçeyi aşağı çekiyoruz, diğer taraftan vatandaşa verdiğimiz bütçeyi de artıyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)