Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:40
Tarih:14/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2017 yılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu bütçeleri ve 2015 Yılı Kesin Hesap Kanun Tasarıları üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Tabii ki, şimdi, ben Sayın Bakanın burada olmasını dilerdim, yok. Bizim tenkitlerimiz... Dün de söyledim -gerçi dünkü Sayın Bakan biraz alınganlık gösterdi ama- Yenikapı ruhuyla tenkit ediyoruz dedik, biraz o açıdan bakacağız ama durumun iyi olmadığını da Sayın Bakanım, özelikle ifade etmek istiyorum.

Hakikaten, bu gümrük, ticaret politikalarının ana unsuru, ticaretin daha kolay, daha güvenli bir şekilde, aynı zamanda hızlı ve kaliteli yapılmasını sağlamak. Dolayısıyla dünya ticaretinde değişen şartlara ülkemizin de uyumunu teminen ilgili kurumların hukuki, idari, fiziki, teknik ve mali kapasitesinin dünyadaki gelişmelere uyumlu hâle getirilmesini gerektirmektedir.

Şimdi, gümrük, esasen dış ticaretin bir bileşeni. AKP hükûmetleri ise Gümrük Bakanlığını iç ticaretle ilişkilendirdi. Bu, işe göre kurumsal yapıyı oluşturma değil, Bakana göre kurumları bölme, yapıyı ona göre ne yapmaktır; uyarlamaktır. Bu, doğru bir yaklaşım değildir. Bakanlığın kuruluşunda bizatihi defo vardır.

Şimdi, tabii, bu bütçe görüşmeleri esnasında genel konulara değiniyoruz ama özellikle de bütçenin rakamlarıyla ilgili -dün de bahsettim- bir şeyleri söylemek gerekir. Burada neyi söyleyeceğiz? 2016 yılı Bakanlığın bütçesinin başlangıç ödeneği 2015 başlangıç ödeneğine göre yüzde 37 artmış. Bu yüzde 37 artış, önemli bir olay. Fakat ne getirdiği ne götürdüğü üzerinde ben bir açıklama göremedim. 2017'de 2016'ya göre başlangıç ödeneği yüzde 75 artmış. Buna muhafazakâr bir gelişme falan da diyemeyiz. "İddiasız bir bütçe" olarak bu olayı nitelemek mümkün. Dış ticarette esnafa, KOBİ'ye bu bütçeden ilave bir şey yok. Bu artış zaten bunu gösteriyor, öngördüğünüz enflasyonu da dikkate alırsanız.

Rekabet Kurumu 2015 yılı kesin harcaması başlangıç ödeneğinin yüzde 22 altında, 2016 bütçesi 2015 harcamasının yüzde 36 üzerinde. Bu bütçede kurumun faaliyeti üzerinde müspet bir gelişme görülmüyor. Yani kurumun ciddi bir faaliyet geliştireceği, yapacağı anlamında bir şey yok. Oturmuş bir kurum olarak değerlendirmek mümkün mü? O da değil.

Şimdi, bize göre, gümrüklerde iyileştirilmesi gereken pek çok problemli alan mevcut. Bunlardan bir tanesi, gümrük işlemlerinin yarattığı bekleme ve maddi kayıplar; akaryakıt, sigara ve alkol kaçakçılığı denetim yetersizliği. Özellikle -Sayın Bakanım, Maliye Bakanı olarak sizin burada olmanız iyi- ÖTV artışları sonucunda kaçak ve sahteciliğe karşı tedbirlerin devreye sokulması şart. Bunu millet de görsün, şimdi elimde rapordan alınmış, yapılmış bir tane grafik var. Menşesi, fabrikasından 1 liraya çıkıyor sigara, piyasaya geldiğiniz zaman satışı 5 lira ile 8 lira arasında değişiyor. Şimdi, "Bunun menşesi fabrikası, 1 lirasını alıyor." diyorlar, diğerinden kimler faydalanıyor? Kaçakçı networkleri, PKK, taşıyıcılar, depocular, perakendeciler ve tüketiciler. Bunun detayını göstermek mümkün ama siz ÖTV'yi oradan bastırdıkça bu kaçakçılara doğru gidiyor.

Geçen sene burada, Erkan Bey, bizim Grup Başkan Vekilimiz "Kızılay'da kaçak sigara şu fiyata satılıyor." dedi -belki sizdiniz, belki başka sayın bakan- "Hayır." dediler. Gitti öğle arası Kızılay'dan aldı geldi, birer tane de oraya bıraktı hatırladığım kadarıyla.

Şimdi, bu olaya baktığınız zaman, sıkıntıların arttığını görüyoruz. Bir kere, Gümrük Bakanlığı yerine oturmamış, dış ticaretle ilişkilendirilmiş, kaçakçılıkla ilgili vazifelerini yeterince ifa edemediği ortada. Bu, sadece Bakanlığın bünyesinden kaynaklanmıyor, uyguladığınız genel ekonomik politikalarda, ÖTV artışlarından vesaire buraya doğru geliyor.

Şimdi, özellikle, Sayın Bakan burada olsaydı söyleyeceğim bir şey vardı, dahilde işleme rejimiyle ilgili Sayıştay raporu epey şey koymuş buraya. Hakikaten ben Ekonomi Bakanlığından dış ticaretle ilgili, dahilde işleme rejimiyle ilgili bilgi almakta sıkıntı çekiyorum. Ben bunu Gümrük Bakanlığıyla ilgili mutlaka öğrenmek istiyorum, Bakan Bey'le de sohbet etmek istiyorum, Sayıştay raporlarına bile girmiş. Ya, ihracatın yüzde 45'i dahilde işleme rejimiyle ilgili olur mu? Bazı sektörlerde, dün söyledim, yüzde 70'lere kadar varmış. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz, görülmez, bu çok sıkıntılı bir alan.

Diğer taraftan, bakın, 5.012 adet yatırım, teşvik belgeleri kapsamında sağlanan destek unsurlarının geri alınmasına ilişkin mevzuat hükümlerini Bakanlık uygulamamış. Bunlar hakikaten problemli bir alan olarak devam ediyor.

Şimdi, esnaf ve KOBİ'lerin sıkıntıları meydanda. Zaten AKP Hükûmeti esnaf, sanatkârların... TOBB'un Başkanını meslek mensuplarının işleriyle, problemleriyle ilgilensin diye bir teşvik vermedi. PKK'ya karşı milletin yüreği yufkalaşsın diye alana sürdünüz o zaman. İş değişti ama gerçekten onların problemi bitmiş değil, devam ediyor.

Gelelim AVM'ye. Kiraların TL'ye çevrilmesi rahatlatır mı? Zor. AVM'lerin artması tüketimi körüklüyor, esnafı AVM tasallutuna karşı koruyamıyorsunuz. Şehir içinde AVM'ler, küçük esnafa verdiği zararın ötesinde ithal ürünlerin satışını artırıyor. Hangi tedbirleri almaya çalışıyorsunuz? AVM'de dövizle kira kontratları var mı? Var. Buna kim müsaade etti? AKP. Şimdi, dövizle kira kontratları toplulaştırılmış, menkulleştirilmiş, yüksek iskontolarla kırılmış; yüzde 7-8 gibi. Bankalar döviz aktifi ve geliri yaratacak, ihracatçı döviz getirmezse ne olacak, dolarla kaynak bulan, borçlanan bankalar ne yapacaklar? Ya, turizme ya da AVM'ye dönecek. Sistem böyle kurulmuş, böyle dönmüş. 53 milyar dolar yatırımdan bahsediyorsunuz. AVM yatırımcısı peşin almış, toplu para almış. Kiracılar "İş yok." diyor; onların işi hepten rezillik, ya çıktı ya çıkacak. Esasen problem, önümüzdeki ay kontratlar yenilenecek. İstanbul birbirine girmiş vaziyette. Bunların çoğu kur 1,8'ken kiralamış, şimdi kur 3,5 lira. Adam "10-20 yılda yatırımı finanse edeceğim." diyor, şimdi 20-40 yıla çıkacak finansmanı. Adam riski almış, çekecek. "Batsın." diyorsanız batsın. Geçen başkanlarıyla görüştüm kiracıların, diyor ki: "Dünyada AVM kiraları cironun yüzde 15'ine kadar olur, bizde bu yüzde 30'a kadar çıktı. Biz bu yükün altından kalkamayız." Haddizatında, bu işi bu kadar genişletip büyüteceğinize ne yapacaktınız? Pazar yerleri gibi bölgelerde ofis kuracaktınız -bin iş yeri, vesaire- bu problemi çözecektiniz.

Yeri gelmişken -Sayın Bakan, bunu vallahi bir dinle- benim evin önüne -on beş sene oturdum, Allah nasip etti, yeşil alandı- bir gün baktım kazık çakılıyor, kazıyor. Diktiler alışveriş merkezini, buradan şurası kadar. Şimdi, ben de bir süt alacağım, ekmek alacağım; misafir gelecek, gazete alacağım; yok, alamıyorum. Ne yapacağım? Gideceğim birkaç kilometre, alıp geleceğim. Çok dua ettim: Ya Rabb'im, şuraya bir büfe açılsın da şunları alayım. Ya makbul bir zamanda dua ettik ya da ayarını kaçırdık Allah affetsin. Böyle bir şey olabilir mi? Orada şimdi otopark derdi var, orada trafik derdi var, her türlü sıkıntı orada. Etrafı rahatsız eden bir çevre. Böyle bir şey olabilir mi? Gerçekten, mesela, Denizli bu yönden çok iyi ha. Bin kişiye düşen metrekare alanı itibarıyla Türkiye de Avrupa'nın AVM şampiyonu. Ne diyorsunuz? 274 metrekare bin kişiye. Şimdi, perakende pazar payı 1998'de yüzde 15'miş bunların, yüzde 73'e ulaşmış 2016'da.

Şimdi, son on yılda 1,3 milyon esnaf AVM'ler yüzünden iş yerini kapatmış, kepenk indirmiş. Denizli, İstanbul ve Eskişehir'in arkasından 3'üncü. Bir sürü mahkemelik oldular. İmar değişti, yerine girdi, çıktı; millet birbirine girdi, mahkemelik oldu; bu kadar rezillik, kepazelik de bir tarafa.

Şimdi, sicil affı olayı var, herkes lafını ediyor fakat bu işte tecrübeli bakanlar bu işe girmiyor. Onlar birkaç kere bu sicil affını denediler, demarş yaptılar ama geri geliyor. Ya, bu adamlar, bankalar da bir ticari işletme, siz esnafın hâlini kötülediyseniz, adam bilançosuna bakıp da veriyor. Bu esnafı niye bu hâle soktunuz? Hadi bunu düzeltelim. Düzeltebiliyor musunuz? Düzeltmiyorsunuz. Geçen bu son kararları açıklarken siz, gördüm, hepiniz pas etti -eski bakanlar- kaldı kimin üstüne? Gümrük Bakanının üstüne kaldı. O da hâlâ çalışıyor. Ondan önce çalışanlar bu işin altından kalkamadılar zaten. Şimdi, kalkamadıkları için orada da çok büyük sıkıntı var. Bu sicil affı, bir temizleyin de millet rahatlasın bakalım bankalar kredi veriyor mu, vermiyor mu? Bunun dışında, gerçekten bu sicil affı hususunda vatandaşlar bizar olmuş vaziyetteler.

Diğer taraftan, bakın, bu birlikler falan artık bu piyasayı regüle edemez hâlde. İşin mali büyüklüğü birliklerin gücünü aşmış vaziyette. Çiftçimiz ve ziraat odalarımız bundan çok rahatsız. Sorunun bir an önce çözülmesi gerekiyor. Fındıkta, üzümde, kayısıda, incirde fiyatlar düşüyor. Geçen yılın aynı dönemine göre kilogramda kabuklu fındık 2 lira düştü 10 liraya, kuru kayısı 3 lira düştü 6 liraya, kuru üzüm 1 lira 70 kuruş daha düşerek 3 lira 80 kuruşa, kuru incir 50 kuruş düştü 6,5 liraya. Hani bunlar garantörlük yapacaktı, destekleyecektiniz, özel sektörle beraber iş birliği yapacaklardı? Bunlarla ilgili yaptığınız hiçbir şey de yok. Şimdi onlar sıkıntıda.

Gerçekten, bir de Sayın Bakan, siz buradayken notlarımın arasında sorayım: 2017'de gümrük vergilerini yüzde 37 oranında artırıyorsunuz, ithalden alınan KDV'yi yüzde 11 artırıyorsunuz, diğer dış ticaret vergilerini yüzde 15,5 artırıyorsunuz. Birini hangi dolar kuruyla artırıyorsunuz, ötekini hangi dolar kuruyla artırıyorsunuz? Gerekçelere baktım gerekçeler aynı. Gerekçede bir farklılık olsa diyeceğim ki ne oldu ya hakikaten gerekçesi farklı, bir yerden bu iş patlayacak bu vergi de artacak falan diye. Bunların bir gerekçelerinin anlatılması lazım.

Şimdi, bu kredi kartı taksitlendirilmesi yetmiş iki ay ya, siz bunu yetmiş iki ay yaptınız ya, şöyle bir eşinizin dostunuzun, samimi olduğunuzun bir tanesini bir banka şubesine gönderin bakalım garip gurebanın, fakir fukaranın bu kredi kartı taksitlendirmesi yetmiş iki ay oluyor mu, olmuyor mu? Buna bakmak lazım. Yaptığınız işin, aldığınız kararın bir neticesi olması lazım. Dolayısıyla, bu işlere bakmak lazım.

Rekabet Kurumuna gelince, onun da çok iyi çalıştığını söylemem mümkün değil. Oraya da bu ilave edilen ne var; başkan yardımcısı ve bir başkan yardımcılığı seviyesinde görev ve yetkilere sahip olduğu iddia edilen, üç ayrı makam işgal eden kıdemli koordinatör atamışsınız. Hatta bazılarına da teşekkür yazısı falan gitmiş. Hepsi 15 Temmuzda gitmiş arkasından. Bunlara da dikkat etmek lazım, bir bakmak lazım. Eğer bunlar doğruysa, doğru değilse, bizim de yanlışımız, eksiğimiz varsa lütfen bize söyleyin.

Süre yetmiyor. Ben yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. Bütçenin de hayırlı olmasını diliyorum. Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)