Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:39
Tarih:13/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, geçtiğimiz cumartesi günü gerçekleşen alçak terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden polis ve sivil kardeşlerimize rahmet diliyor; bu saldırıyı planlayanları, hoş görenleri ve arkasındaki güçleri nefretle kınadığımı belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bütçe konuşuluyor. Birçok milletvekilimiz bütçeyi mali yönden değerlendirdi. Ben de bir yıllık Hükûmet karnesini, iktidarın siyasi muhasebesini sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, hepinizin bildiği gibi, 1 Kasım seçimlerinden bu yana iki darbe gerçekleşti. Bir zamanlar hoca vardı, "Bir beyin oğlu, zor beyin oğlu." diyordunuz, yere göğe sığdıramıyordunuz, "Davutoğlu Hoca" diyordunuz; emir geldi, tam yüzde 49,5 oy almış hocayı, bir gecede paketlediniz, kenara attınız Yüzde 49 oy alarak Başbakan olan bir insanın görevden çektirilmesi, dünyanın her yerinde açık bir darbedir.

Değerli arkadaşlar, maalesef, demokrasi nutku atan, "millî irade" diye caka satan AKP'nin, AKP Grubunun gerçek yüzü aslında bu darbeyle bir kez daha ortaya çıktı. 29 Nisan gecesi açık bir darbe yaşandı. "Yolsuzluk yapan kardeşim olsa kolunu koparırım." diye geldi; 4 bakanı Mecliste Yüce Divana göndermeyi içinden geçirdiği için, bir gece sarayda onun kafası koparılarak bir kenara bırakıldı. Dün "Yaşa, var ol!" diye alkışladığınız, önünde sıraya girdiğiniz seçilmiş Başbakan, bir kişinin darbesiyle yere serildi.

Değerli arkadaşlar, bakın, bu 12 Eylül askerî darbesi tanklarla, toplarla, silahlarla yapıldı; 29 Nisanda Ahmet Davutoğlu'nun görevden alınması bir adamın, bir parmağıyla yapıldı, "İn." dedi, indirildi. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, siyasi tarihimize bir darbe olarak geçti; bu darbeye göz yumanlar olarak da sizler geçeceksiniz.

Değerli arkadaşlar, bir başka hocanız daha vardı; ona yıllarca "Hoca Efendi" dediniz, eteğini öpmek için sıraya girdiniz; gazetelerini okur, televizyonlarını izler, okullarına giderdiniz; olimpiyatlarda birlikte hasretlik nutukları atar, birlikte ağlar, birlikte gülerdiniz; yıllarca kol kola girdiniz, aynı hedefe, aynı menzile farklı yollarla yürüdünüz. Hoca Efendinin müritleri darbeye kalkıştı, uçaklarıyla, bu bina dâhil birçok mekânı bombaladı, 248 insanımız alçakça şehit edildi ama maalesef, o darbelerin sonucunda hâlâ akıllanmadığınızı, hâlâ bundan ders almadığınızı görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, darbelerin panzehri baskı değildir, darbelerin panzehri insanları tutuklamak, cezaevine atmak değildir; darbelerin panzehri demokrasidir, özgürlüktür, eşitliktir. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine, bu darbelerden ders almadığınız ortaya çıktı. Bakın, devleti bir cemaate teslim ettiniz, ders aldınız mı? Asla. Fetullah gidiyor, başka cemaatler geliyor. Sağlık Bakanlığında filan cemaat; İçişleri Bakanlığında filan cemaat; Çalışma Bakanlığını bilmiyorum, Orman ve Su İşleri Bakanlığını bilmiyorum, oralarda da muhtemelen farklı farklı cemaatler vardır. Aklınızı başınıza alın. Eğer laiklik ilkesini yok ederseniz darbelere bir kez daha hazırlıklı olun değerli arkadaşlar.

Bakın, değerli arkadaşlar, bu ülkeyi yıllardan beri çoğunlukla yönettiniz, çıkardığınız yasalarda -benim de bulunduğum dönemlerde- uzlaşma aramadınız, "Çoğunluk güçtür, biz çoğunluğumuzla her şeyi yaparız." dediniz ama tarihte bunun yanlış olduğunun yüzlerce örneği var. Her çoğunluğun dediği doğru olsaydı "Sokrates'in Savunması"nı bilmezdik, Sokrates baldıran zehri içirtilerek öldürülmezdi. Her çoğunluğun dediği doğru olsaydı Hallac-ı Mansur ipe çekilmez, "Dünya yuvarlak." dediği için Galilei öldürülmezdi. (CHP sıralarından alkışlar) Çoğunluğun her dediği doğru olsaydı yüzde 92 oyla kabul edilen 12 Eylül Anayasası'nı bugün bir tek insan savunabilirdi; HSYK'yı, yargıyı tamamen Fetullah'ın eline teslim ettiğiniz 12 Eylül 2010 referandumu yüzde 58'le kabul edilmezdi.

Değerli arkadaşlar, geçmişinizde sadece darbeler yok, son bir yıl tam anlamıyla bir katliamlar tarihi. Bugün bu kürsüye çıkardığım resim, fotoğraf AKP'nin bütçesinin kısa bir özeti değerli arkadaşlar, bu kısa bir özet. Eskiden Orta Doğu ülkelerinin başkentlerinde, Bağdat'ta, Kabil'de bombalar atılırdı; bugün Türkiye'nin hiçbir kenti güvenli değil. 10 Ekim'de Gar Meydanı'ndaki Barış mitinginde, Merasim Sokak'ta, İstanbul'un kalbi İstiklal Caddesi'nden Ankara'nın kalbi Kızılay'a, oradan Gaziantep'teki düğüne, birçok yerde katliam yapıldı. Mardin'de, Elâzığ'da, Diyarbakır'da, Atatürk Havalimanı'nda yüzlerce insanımız hayatını kaybetti; çocuklar babasız, analar evlatsız kaldı. En son iki gün önce İnönü Stadı'nın önünde 44 polisimizin ve sivilimizin olduğu insanlarımız katledildi. Son bir yılda 450 insan canlı bombadan dolayı hayatını kaybetti.

Değerli arkadaşlar, bütün bunlar olurken MİT, güvenlik güçleri bu bombacıları, teröristleri değil, Hükûmetle ilgili sosyal medyada eleştirisel paylaşım yapan insanları takip etti; MİT, teröristleri takip edeceğine Türkiye'deki muhalif insanları takip etti. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, son bir yılda 18.257 tane iş cinayeti var. Dünyada 3'üncü, Avrupa'da 1'inciyiz iş cinayetinde. Son sekiz yılda tam 1.692 kadınımız cinayete kurban gitti, 238 kadın ise bu yıl cinayete kurban gitti. Hükûmetin resmî yayın organında "Hamile kadın sokağa çıkamaz." denildi, bir hafta sonra kadına saldırıldı.

Değerli arkadaşlar, bir ülkenin gelişmişliği sadece bütçedeki rakamlarıyla ölçülmez, bir ülkenin gelişmişliği o ülkedeki insanların nasıl öldüğüyle ölçülür. Bakın, bizim ülkemiz farklı ölümler ülkesi, ucuz ölümler ülkesi; dünyada örneği yok bizim ölümlerin değerli arkadaşlar. Her yıl yüzlerce insan soba gazından ölüyor, her yıl yüzlerce insan yüzme bilmediği için ölüyor, her yıl yüzlerce insan mantardan zehirlendiği için ölüyor, her yıl yüzlerce insan farklı sebeplerden ölüyor değerli arkadaşlar.

Sevgili milletvekilleri, terör örgütleri ülkemizde cirit atıyor. Bakın, bugün, PKK, IŞİD güçlüyse Hükûmetin verdiği talimatla güçlüdür. MİT'e "Duyma.", valiye "Görme.", askere "Vurma." dediniz; bütün Türkiye'de oluk oluk kan akmaya başladı değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün, Türkiye'de IŞİD varsa, PKK varsa, IŞİD Türkiye'nin her yanında canlı bombayla insanları katlediyorsa bunun sorumlusu AKP'dir, bunun sorumlusu Hükûmettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) - Eğer bir de teşekkür edebilirsem bir dakika...

BAŞKAN - Bu yöntemi kullanmaya başladık, bu doğru bir yöntem değil.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Olmaz efendim, öyle bir şey olmaz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Yok artık yani, hele bu dile hiç değil.

BAŞKAN - Sonuçta, herkesin belli bir süresi var.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Hemen bitiriyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Yani güzel bir dil kullanılmadı efendim.

BAŞKAN - Herkesin belli bir süresi var.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Hemen bitiriyorum sözümü.

Değerli arkadaşlar, bugün IŞİD varsa, PKK insanlarımızı katlediyorsa bunun sorumlusu Hükûmettir, bunun sorumlusu AKP'dir.

Değerli arkadaşlar, ben sözlerime...

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Ya, sizin hiç sorumluluğunuz yok mu?

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Ülkeyi biz yönetiyoruz(!) Tövbe, tövbe!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, uzunca yıllar sonra insanlar sizleri yaptığınız köprülerden, çılgın projelerden hatırlamayacak, diyecekler ki: "Ölen çocuklar birbirlerinin fotoğraflarını taşırdı." Deniz Gezmiş'in fotoğrafını Ali İsmail Korkmaz taşıdı, Ali İsmail'in fotoğrafını dün katledilen Berkay Akbaş taşıdı ve Berkay Akbaş'ın fotoğrafını da bir başka çocuk taşıyacak. Katledilen çocukların isimlerini anmakla geçiyor ömrümüz. Bu ölüm döngüsünün sebebi sizsiniz. Ölen çocukların analarının, babalarının, eşlerinin ahını aldınız; bu topraklara kin ektiniz, öfke ektiniz, düşmanlık ektiniz.

Türkiye'ye aydınlığa çıkaracak tek çözüm değerli arkadaşlar, toplumsal barışı inşa etmek, hoşgörüyü inşa etmek diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Ağbaba.