Konu:2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:38
Tarih:12/12/2016


2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Beşiktaş'ta yapılan katliamı şiddetle kınıyorum. Halkımıza başsağlığı diliyorum, yaralılara acil şifa diliyorum.

7 Haziran sonrası Hükûmetin yürüttüğü politikalar nedeniyle yeniden gündemimize giren çatışma ortamı, Meclis iradesine yapılmış siyasi darbe, dokunulmazlıkların kaldırılması, dış siyaseti okuyamama, 15 Temmuz darbe girişimi ve seçilmişlere yönelik operasyonlar ne yazık ki bütçe konuşmamın ve değerlendirmemin önüne geçmektedir.

Bugün ülkemizin yaşadığı süreç, yakın tarihimizde siyasetin üretim anlamında en kısır ve Hükûmetin uygulamaları nedeniyle de Hükûmetin cinnet hâli olarak tarihe geçecektir. Seçilmişlere karşı geliştirilen kayyum, dokunulmazlıkların kaldırılması ülke barışına, demokrasiye ve geleceğimize vurulmuş çok büyük bir darbedir. Toplumsal değeri olan, toplum geleceğini inşa etmek üzere ortaya konulan yeni paradigmanın sahibi Halkların Demokratik Partisinin Eş Genel Başkanları ve milletvekillerinin tutuklanması hiçbir demokrasinin kabul edebileceği bir boyut değildir. Bu durumdan acilen çıkmamız gerekmektedir.

Kürt meselesini çözmeyen, Alevi toplumunun sorunlarını çözmeyen bir ülkenin geleceği olmaz. Birlikte yaşamak zorundayız değerli milletvekilleri, sorunları da birlikte çözmeliyiz. Eşit yurttaşlık ekseninde çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur. Biz her türlü hukuksuzluğa rağmen, sorunlarımızı, iç hukuk temelinde, birlikte yaşadığımız halklar ve inançlarla çözmek istiyoruz. Kadim bağları yeni süreçleri geliştirerek hazırlamalıyız.

Alevi toplumunun inancı ve öğretisinin ibadethanesi olan cemevlerinin yasal bir düzleme alınması artık kaçınılmaz bir durumdur. Hukuki statüleri diğer inanç merkezleri gibi belirgin olmalıdır. Alevi çocuklarına zorunlu din dersi vermekten vazgeçilmesi gerekmektedir. Yeni asimilasyon araçlarının devreye alınmasından vazgeçilmesi gerekmektedir. Alevi gençlerinin kamuda görev almalarını engellememeniz gerekmektedir.

Size sormak istiyorum değerli milletvekilleri, aslında bu soruyu sorarken de üzüldüğümü ifade etmek isterim. Gerçekten, bu soruyu bu Meclise sormamam gerekirdi ama toplumsal olarak nerede olduğumuza ilişkin bazı verileri elde etmek için bu soruyu soruyorum ama üzgün olduğumu da ifade etmek istiyorum.

Bakın, 919 kaymakamdan 1 Alevi kaymakam yok, iddia ediyorum. 81 vilayette bir vali yok.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Ama bakan var!

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Bakın, değerli milletvekilleri, bunları sorarken inanın üzülüyorum çünkü işin nereye geldiğine ilişkin, işin boyutuna ilişkin, kamu idarelerinin nasıl yönetildiğine ilişkin -hatta bazı bakanlıklara, Sağlık Bakanlığına ilişkin de bazı verileri veririm ama burada gereksiz bazı tartışmalara da girmek istemiyorum- işin vahametine ilişkin örneklerdi.

Değerli milletvekilleri, yine bir konuya daha işaret etmek istiyorum. CNN Türk'ün Ankara temsilcisi bir hanımefendi partimizin katliama ilişkin açıklamasını bildiği hâlde partimizi hedef gösteriyor ama aynı hanımefendi kendi televizyonlarındaki bir programda eski bir belediye başkanının ifadesini size okumak istiyorum arkadaşlar. Veli Bey de duysun, kendi belediye başkanı, diyor ki bu eski belediye başkanı: "Türkiye'de Aleviler öldürülse de yakılsa da sineye çekiyor, bu bizim için bir avantajdır."

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Bakan, bunları yanlış anlamışsın herhâlde.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Ya, belediye başkanı, sen ne yapmak istiyorsun? Alevileri nasıl itibarsızlaştırabilirsin? Aleviler hayatın tüm mücadele alanlarında, demokratik alanlarda mücadele vermektedir. Bu senin haddini aşar ve bu hadsizliğin de bedelini -hukuk mahkemelerine başvurduk, hukuki süreçleri başlattı- bunun bedelini hukuk muhakemeleri ölçüsünde verecekler.

Değerli milletvekilleri, yeni anayasa çalışmaları yukarıda anlatmaya çalıştığım sorunlarla ilgili olarak hiçbir gelişmeye olanak vermemektedir. Başkanlık ya da Cumhurbaşkanlığı sistemi bu ülkede hiçbir sorunun çözümü için altyapı oluşturamayacaktır, var olan demokrasi deneyimlerinin ve kazanımlarının heba edilmesinden başka da bir anlam ifade etmemektedir.

AK PARTİ Hükûmetinin uyguladığı rant odaklı inşaat ve emlak politikalarının iflas etmesinin, doların önlenemez yükselişinin sanayi üretiminin ekonomi içindeki ağırlığının azalmasına ve katma değerinin düşmesine neden olduğunu biliyorsunuz. Türkiye sanayisinin ithalata bağımlılığı artmakta ve bağımlılık ekonomisinin kan kaybetmesine yol açtığını da biliyorsunuz. "Ekonomimiz büyüyor." diyorlar, gerçekte durum böyle midir? Son açıklanan rakamı da yine iyi biliyorsunuz.

Ülkemiz kalkınıyor mu sayın milletvekilleri? Ekonomik kalkınma ile ekonomik büyümeyi birbirinden ayıran en temel özellik nicel ve nitel büyüklüklerle ilgili olmasıdır. Diğer bir deyişle, ekonomik büyüme rakamsal bir büyümeye tekabül ederken ekonomik kalkınmayı adil gelir dağılımı, okuma-yazma oranları, altyapı hizmetleri, hasta başına düşen doktor ve öğrenci başına düşen öğretmen sayısı belirlemektedir.

Ülkemizde yaşanan hak ihlallerinin, basın özgürlüğünün, sağlık ve eğitim sisteminin ne durumda olduğunu da görüyoruz.

Tüm bu bilgiler ışığında ekonomimizi ve sanayimizi gelin birlikte yeniden değerlendirelim, öncelikle imalat sanayisine bakalım. Toplam ithalatın yüzde 80'ini imalat sanayisi oluşturmakta. Katma değeri bu kadar düşük, yatırım malına bağımlı bir sanayimiz var. Üstelik dolar bu kadar yükselmişken, ithal girdilerin maliyeti artmaktayken sanayimizin küresel pazarda rekabet etmesini nasıl bekleyebiliriz? Ekonomiyi durgunlaştıran ve belirsizlik ortamı yaratan bir başka neden de piyasalarımızdaki nakit sıkışıklığıdır. Ekonomideki ve sanayideki durgunluğu, yüksek teknolojili katma değeri yüksek ürünleri ihraç ederek aşabiliriz. Bunun için de AR-GE çalışmalarına önem vermemiz gerekmektedir. Dönüp hemen AR-GE çalışmaları için ayrılan bütçeye bakıyoruz. Türkiye ekonomisinin yüzde 1'ine tekabül ediyor. Bu rakamlar, Avrupa Birliğinin genel ortalamasının yarısından daha azına denk düşmektedir. AKP Hükûmetinin 2023 hedefine baktığımızda bu rakamın yüzde 3 olduğunu görüyoruz. Peki, gerçekçi bir hedef midir? Peki, yeterli bir hedef midir? Gelin, o zaman yüksek teknoloji ürünlerinin sanayi ve üretim ihracatındaki paylarına birlikte bakalım. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatının içindeki payı yüzde 3,7; ithalat içindeki payı yüzde 16,1'dir. Rakamlar ortada. Bu mudur sanayi reformu? Sanayimizi geliştirmekten bahsediyoruz. Motoru, makine parçalarını, yazılımı ithal ederken nasıl yüksek teknoloji ürünü geliştireceğiz ve bunu nasıl ihraç edeceğiz? AR-GE konusunda çarpıcı bir rakam vereyim. Yalnızca geçen senenin rakamlarından bahsedersek AR-GE konusunda Toyota 10 milyar dolar, G20 ülkesi Türkiye ise 8 milyar dolar harcama yapmıştır. AR-GE'ye bir otomobil şirketinden daha az kaynak ayırdığımız ortadadır. Dünya ekonomilerinde bir ülkenin sanayisinin gücünü belirleyen şey imalata dayalı ihracattır.

Değerli milletvekilleri, sanayide sorunlarımız bunlarla bitiyor mu peki? İhracat rakamlarına baktığımızda Türkiye İstatistik Kurumunun eylül ayında açıkladığı rakamlara göre sanayi üretiminin yüzde 3,1; ağustos verilerine göre de 3,8 azaldığını görüyoruz. Geçmiş döneme göre ekim ayı ihracatımız 11,7 milyar dolar gerilemiştir. Peki, istihdam? İstihdam da gerileme trendine uymuş görünüyor. Temmuz 2016 rakamları ile geçen senenin rakamlarını karşılaştırdığımızda, sanayi istihdamında geçen seneye göre işsiz kalmış 80 bin insanımız var. Resmî rakamlara göre işsiz sayısı 3,5 milyona yaklaşmış vaziyettedir. İmalatın ve az olan ihracatın ithalata bağımlı olması demek halkımızın emeğinin ucuza getirilmesi demektir. AK PARTİ Hükûmeti, bu ülkenin iş gücünü sermayenin sömürüsüne terk etmiştir.

Değerli milletvekilleri, organize sanayi bölgeleri için de durum farklı değil. 294 organize sanayi bölgemiz var ama iş yapma seviyesi ve doluluk oranları istenilen seviyelerde maalesef değiller. Mesela İzmir'de 13 tane organize sanayi bölgesi bulunmakta. Tam kapasite çalışıyorlar mı? Hayır. Üstelik organize sanayi bölgelerinin kurulması için belirlenen alanlar rant kapısına dönüştürülmüştür. Nereye, hangi amaçla ve hangi program neticesinde yapılacağı konusunda meslek odalarının görüşleri alınmamıştır.

AK PARTİ Hükûmetinin dillerinden düşürmediği ekonomik istikrar artık sadece bir söylem olarak ortada durmaktadır. Artık ne yerli yatırımcı ne de yabancı yatırımcılar Türkiye'yi güvenilir bir alan olarak görmemektedirler. Yabancı yatırımcılar hızla ülkeyi terk etmekte, yerli yatırımcılar ise günü kurtarma gayreti içerisine girmişlerdir, işsizlik rakamları da bunu doğrular niteliktedir.

Değerli milletvekilleri, yine Bakanlığa bağlı hizmet binası amacıyla özellikle şeyi belirtmek isterim.

Son olarak Bilim ve Sanayi Bakanlığının KOSGEB ve Sayıştay raporları hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Ölçü ve tartı aletlerinin yerinde muayenesinde elde edilen paraların bütçeye gelir kaydedilmeden özel bir hesapta toplanıp harcanması konusu nedir, bunu soruyorum. Nereye harcandı bu paralar, açıklanmalıdır.

Yine Bakanlığa hizmet binası amacıyla tahsisli taşınmazın özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir kooperatifin kullanımına bırakılarak kooperatif tarafından misafirhane olarak işletilmesi ve misafirhanenin giderinin genel bütçeden karşılanması durumu var, bunun da incelenmesi gerekmektedir. Bunun adı devletin kurumlarını yağmalamaktır.

KOSGEB'de de durum farklı değil. KOBİ'leri desteklediğinizi söylüyorsunuz ama bakın Sayıştay raporu ne diyor: "KOBİ bilgi ve beyannamelerinin güncelliğinin araştırılmasında proje başvuruları kabul edilmekte, proje amaçlarına ulaşılmasına...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - ...rağmen projenin kurulca başarılı kabul edilmesi." ifadesi bulunmaktadır. Kim bilir hangi projelere ne destek verildi, bilmiyoruz.

Yine bir son cümle Sayın Başkan.

Yine Sayıştay denetiminde KOSGEB Başkanlığı tarafından 78 adet kadronun ilana verilmeden açıktan atama yapıldığı belirtilmiştir.

Yeni KOSGEB'in organizasyon yapısı içerisinde 10 adet daire başkanlığının bulunmasına rağmen 12 daire başkanının görevlendirilmesini Sayın Bakanın burada açıklaması lazım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)